İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/960 E. 2025/981 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/960
- Karar No
- 2025/981
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/960 KARAR NO : 2025/981
DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 19/12/2025 KARAR TARİHİ : 24/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı müflis şirket ile müvekkili ... A.Ş. arasında 6361 S. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında ... 27. Noterliğinin... tarihli, ... yevmiye sayılı ve ... sözleşme sayılı finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye istinaden ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1753 Ada, 5 Persel, 6.599,00 m2 Yüzölçümlü anataşımaz üzerinde bulunan 15/810 Arsa Paylı, C Blok, 1. Kat, 3 Bağımsız Bölüm Nolu Taşınmaz taşınmaz satıp geri kiralama yöntemi ile davalı şirkete kiralandığını, davalı müflis kiracının finansal kiralama sözleşmesinden doğan kira bedelleri toplamını ve temerrüt faizlerini vadesinde ödemeyerek temerrüde düştüğünü, kiracı ve diğer borçlulara ... 27. Noterliği’nden ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edilerek gönderildiğini, ihtarnamenin tebliğini müteakip borçların yasal sürede ödenmediği takdirde finansal kiralama sözleşmesinin münfesih olacağı ve bu sebeple de finansal kiralama sözleşmesinin feshinden itibaren sözleşmeye konu taşınmazın boş olarak ve teslim alındığı şekilde müvekkil şirkete iade edilmesi ve vadesi gelmiş ve ileri dönük ihtarnameye derc edilen tüm borçların işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği hususunun ihtar ve ihbar edildiğini, ancak tebliğin yapılamadığını, kiracı tarafından şirketlerine bildirilen bir adres değişikliği olmadığını, ihtarname aleyhine tedbir istenen finansal kiracının bilinen adresine 02.04.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle finansal kiralama sözleşmesinin fesh olduğunu, müflis kiracı ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyasından konkordato talebinde bulunduğunu, mahkemece 27.05.2025 tarihinde konkordato talebinin reddine ve finansal kiracı ... LTD. ŞTİ.'nin iflasına karar verildiğini, Finansal kiracı şirketin iflası üzerine müvekkil şirket tarafından 6361 Sayılı Kanunun 28. Maddesi gereğince, finansal kiralanan malların iflas masasından tefrikine karar verilmesinin talep edildiğini, finansal kiralama sözleşmesine konu malın gayrimenkul olduğunu ve uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklandığını, bu nedenlerle mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan ve üçüncü şahıslara devri yasak bulunan finansal kiralama sözleşmesine konu taşınmazda öncelikle tahliyesinin yapılmasına ve boş şekilde müvekkil şirkete teslimine dair teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, akabinde taşınmazdaki iflas masasının zilyedliğine son verilerek, taşınmazın tahliyesinin yapılmasına ve boş şekilde müvekkili şirkete teslimine dair karar verilmesine, ihtiyati tedbir kararının sayın mahkemece verilecek esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar devamına, 6361 Sayılı Kanunu’nun 31/3 maddesinde finansal kiralama konu mal hakkında kiralayan şirkete teminat göstermek koşuluyla tasarruf etmek hakkını düzenlendiğinden, gayrimenkulün tapu senetlerinde belirtilen toplam bedel olan 10.500.000,00 TL üzerinden mahkemenizce tayin edilecek teminat mektubu mukabilinde işbu gayrimenkul hakkında müvekkil şirkete tasarruf yetkisi verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun hükümlerine dayalı olarak açılmış olup finansal kiralama konusu olan taşınmazın davalı kiracıdan alınarak tahliyesi, finansal kiralama şerhinin terkini istemine ilişkindir. HMK’nın 12. maddesinde taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoymaya ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunun düzenlendiği, davacının ileri sürdüğü gayrimenkulün tahliyesi talebinin ayni hakkın kullanılması niteliğinde olduğu, bu taleplerin gayrimenkulün bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği gözetilerek mahkemenin taşınmazların bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu noktasında Yargıtay'ın ticari davalara bakan dairelerin uygulaması yerleşiktir. (Yargıtay 19. HD ...E. ...K.sayılı; ...E. ...K.sayılı; Yargıtay 17. HD ...E. ...K.sayılı ilamları)" Halihazırda Yargıtayın benimsediği yerleşik uygulamaları, bölge adliye mahkemeleri tarafından benimsendiği gibi mahkememizce de bu uygulama çerçevesinde finansal kiralama sözleşmesine konu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili bulunduğu yönünde uygulama benimsenmektedir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ...Karar Sayılı içtihatları da aynı yöndedir.) Sözleşmede yetki şartı bulunmakta ise de HMK'nın 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkça düzenlemiştir. Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki başlıklı 6100 sayılı HMK'nın 12. maddesinin 1. fıkrasında "Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir", 3. fıkrasında "bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkin ise, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da dava açılabilir” hükmüne yer verilmiştir. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesi yer almaktadır. Yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerlidir. Yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. Bu yeni düzenleme, 01.10.2011 tarihinden sonra açılacak davalar bakımından uygulanmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendi “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü içermektedir. Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. HMK'nın 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. (11. HD ... vb.) Somut olayda davacı 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu hükümlerine dayalı olarak finansal kiralama konusu olan taşınmazların davalı kiracıdan alınarak kendisine teslimi ve beyanlar hanesindeki şerhin kaldırılması talebinde bulunmuş olup dava HMK’nın 12. Maddesi uyarınca ayni hakkın kullanılması niteliğinde olduğu, bu taleplerin gayrimenkulün bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, kesin yetkinin bulunduğu hallerde yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, yapılan yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu anlaşılmakla( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi Dosya No : ... Karar No : ...) Esasen "finansal kiralama sözleşmesi tapu kütüğüne şerh verilmekle eşyaya bağlı borç haline gelmekle, finansal kiralama konusu mülkiyetin el değiştirse de kiracı sözleşmeden doğan hakkını şerhte öngörülen süre içinde yeni malike karşı ileri sürebilmektedir. (..., Finansal Kiralama (Leasing) Sözleşmesi, Ankara, 2017, Sayfa 276'da atıf yapılan ZOBL, D., Grundbuchrecht, 2.,eranzte und nachgeführte Auflage, Zürich-Basel-Genf 2004, S.130.) Nitekim FFFKm.22/f.5 hükmüne göre "Tescil veya şerhten sonra, 3.kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak iktisapları kiralanana karşı ileri sürülemez" Doktrinde kabul olunduğu üzere " buradaki şerh, o taşınmazın finansal kiralama konusu olduğunu göstermektedir... Şerh... 3.kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf etme rolünü üstlenecektir... Finansal kiralama konusu bir taşınmaz üzerinde kiracıdan ayni bir hak elde edilmesi tapu sicilinin yapısı itibariyle oldukça zordur. Zira tapu sicilinde malik olarak kiralayan kişi yer almaktadır. Bu durum bile tek başına 3.kişilerin iyi niyet iddialarının dinlenmemesi için yeterli bir sebeptir... (..., Finansal Kiralama Leasing) Sözleşmesi, Ankara, 2017, Sayfa 278-279-280) Bu itibarla finansal kiralama sözleşmesinde söz konusu tapudaki şerh, 3.kişinin iyi niyet iddialarını bertaraf etme rolünü de üstlenmektedir. Yine FFFK.m.27 hükmü uyarınca kiralayan, malın mülkiyetini üçüncü kişiye devredemez. O halde kiralayanın malın kendisine iadesi talebi bir anlamda, malın mülkiyetini gerektiğinde 3.kişiye devretme hakkını elde etmeye yönelik bir hakkı kazanmaya da yöneliktir. Zaten FFFK.m.22 gereği taşınmazlara ilişkin sözleşmeler de tapu kütüğünün ilgili hanesine ayrıca şerh dahi edilmektedir. Böylelikle kiralayanın, taşınmazın iade talebine konu davası, davacının taşınmazın aynına ilişkin haklarını kullanma amacı ile doğrudan ilgilidir. Böylelikle finansal kiralama sözleşmesi uyarınca taşınmazların üzerine kiracı lehine konulan şerh, 3.kişilerin mal üzerindeki ayni hak iktisaplarına karşı dahi kiracıyı koruduğu gibi kiralayanın da ayni haklarını sınırlandırır. O halde finansal kiralama sözleşmesi uyarınca tapu kayıtlarına konulan şerhin taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin sonuçlar doğuracağı da açıktır. Taşınmaz üzerinde ayni hak sahibine karşı dahi ileri sürülmesi mümkün olan ve dayanağını yasadan alan tapu kaydındaki şerhin kaldırılması talebinin taşınmazın aynıyla doğrudan yakın ilişkili olduğu anlaşılmakla gerek Yargıtay ve gerek doktrin görüşleri ve gerekse yargısal uygulama çerçevesinde "finansal kiralama sözleşmesine konu taşınmazların iadesi ve tapudaki şerhin kaldırılması davalarında" taşınmazların bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere somut talebin taşınmazın aynından doğması ve taşınmazın aynından doğan taleplerde taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olması karşısında bu husus 6100 sayılı HMK m.114/f.1 bend (ç) hükmü uyarınca dava şartı niteliğindedir. Dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması, HMK m.115/f.1 hükmü uyarınca yasal olarak zorunlu olup mevcut dava şartı noksanlığı durumunda ise HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca ise davanın usulden reddi gerekir. Esasen somut olaydaki dava şartı noksanlığının giderilmesi ise bu dava şartının niteliği gereği mümkün bulunmamaktadır. Bu şartlarda davacının davalıya karşı açmış olduğu davanın, dava konusu taşınmazın bulunduğu yer itibariyle, kesin yetki nedeni ile ve dava şartı yokluğundan red olunması yasal zorunluluktur. Yapılan açıklamalar karşısında davacının davalı aleyhine açmış olduğu davanın kesin yetki nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın talep halinde yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. K A R AR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin yetkili olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK 12, 115/2. maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(ç) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE; 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ... Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların yetkili mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, tarafların yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341.madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/12/2025
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza