İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/868 E. 2026/179 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/868
Karar No
2026/179
Karar Tarihi

T.C. ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/868 Esas - 2026/179 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/868 Esas KARAR NO : 2026/179

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/10/2025 KARAR TARİHİ : 25/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava tarihi itibariyle ... .... .... Efektif Satış Kuru; 1,00 Amerikan Doları = 41,9116 TL olduğunu, buna göre dava değeri olan 1.785,10 Amerikan Dolarının harca esas Türk Lirası karşılığı 74.816,40 TL olduğunu, davacı tarafından davalıya yapılan mal satışına istinaden; 09/04/2025 tarihli GUN2025000001677 nolu 336,00 Amerikan Doları bedelli, 11/04/2025 tarihli GUN2025000001690 nolu 96,00 Amerikan Doları bedelli, 15/04/2025 tarihli GUN2025000001704 nolu 864,00 Amerikan Doları bedelli, 16/04/2025 tarihli GUN2025000001707 nolu 336,00 Amerikan Doları bedelli ve 30/04/2025 tarihli GUN2025000001768 nolu 810,00 Amerikan Doları bedelli olmak üzere beş adet fatura tanzim edilerek davalıya e-fatura sistemi aracılığıyla tebliğ edilmiş, davalı tarafından faturalara karşı yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunu, davalı tarafından, içeriğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla 16/05/2025 tarih ve BSS2025000000114 nolu 25.962,42 TL tutarlı iade faturası tanzim edilerek davacıya gönderilmiş olduğunu, davalı tarafından kabul edilen faturalar gereği ödeme yapılmaması üzerine, davacı alacağının tahsili amacıyla, bir önceki maddede yer alan iade faturası tutarı mahsup edilmek suretiyle davalı aleyhine ...6. Genel İcra Dairesinin 2025/49689 Esas sayılı dosyasından 23/07/2025 tarihinde icra takibi başlatılmış, Ödeme emrinin davalıya 30/07/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, davalı 29/07/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrine itiraz etmiş olduğunu, Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamamış olduğunu, ...6. Genel İcra Dairesinin 2025/49689 Esas sayılı dosyasında vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı dilekçesinde ileri sürülen iddialar, davacı tarafça düzenlenen faturalar ve kendi ticari kayıtları ile sınırlı olduğunu, alacağın varlığı ve miktarı yönünden kesinlik arz etmediğini, faturaların e-fatura sistemi üzerinden tebliğ edilmiş olmasının, tek başına alacağın doğduğunu ve talep edilen tutarın doğru olduğunu göstermeye yeterli olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı, yapılan teslimatlar, iadeler, mahsuplar ve hesap mutabakatları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın iddialarının yargılamaya ve ayrıntılı incelemeye muhtaç olduğunu, taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında cari hesap uygulaması bulunmadığını, müvekkili şirketin, davacı ile cari hesap ilişkisi bulunduğunu kabul etmekle birlikte, davacı tarafından ileri sürülen tutar ve içerikte bir borcun varlığını kabul etmediğini, cari hesap ilişkisi bulunan taraflar arasında, tekil faturalara dayanılarak kesin bir alacak sonucuna varılması mümkün olmadığını, cari hesabın kesinleşip kesinleşmediği, taraflar arasında mutabakat sağlanıp sağlanmadığı ve hesabın hangi kalemlerden oluştuğu yargılama sırasında yapılacak inceleme ile ortaya konulabileceğini, bu kapsamda taraf ticari defterlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi, iade ve mahsup işlemlerinin değerlendirilmesi ve cari hesap bakiyesinin bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini, davacı dilekçesinde de belirtildiği üzere, müvekkili tarafından iade faturası düzenlenmiş olduğunu, bu iade faturasının kapsamı ve gerekçesi alacak hesabının ayrılmaz bir parçası olduğunu, bunun yanında, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında başka iade, mahsup ve mutabakata konu işlemler de bulunmakta olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın açık, belirli ve likit olması gerektiğini, somut olayda ise alacak, cari hesap ilişkisine dayanmakta, iade faturaları ve mahsup işlemleri içermekte ve taraf ticari defterlerinin incelenmesini zorunlu kıldığını, alacağın miktarı yargılama sonunda belirlenecek olduğunu, dava tarihinde kesin ve tartışmasız bir alacaktan söz edilemeyeceğini, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacı taraf, iddia ettiği alacağın varlığını ve miktarını hukuka uygun delillerle ispatlamakla yükümlü olduğunu, yalnızca davacı defter ve kayıtlarına dayanılması mümkün olmayıp, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini, yargılama sırasında, taraf defterleri, BA-BS formları, cari hesap ekstreleri ve sair ticari belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu olduğunu, davacı tarafça gerek icra takibinde gerekse eldeki davanın açılışında alacak Amerikan Doları (USD) cinsinden ileri sürülmüş olmasına rağmen, alacağın TL karşılığı, dava değeri ve harca esas tutar ödeme veya muacceliyet tarihindeki kur yerine takip ve dava tarihindeki kur esas alınarak belirlenmiş olduğunu, yabancı para alacaklarında alacaklının seçimlik hakkı bulunmakta olup, alacak ya aynen yabancı para olarak talep edilebilir ya da ödeme/muacceliyet tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek istenebileceğini, somut olayda davacı, bu seçimlik hakkını hukuken tutarlı ve açık bir biçimde kullanmamış; hem alacağı yabancı para olarak talep etmiş hem de takip ve dava tarihindeki kurlar üzerinden TL karşılığı belirleyerek dava değerini oluşturmuş olduğunu, takibe ve davaya konu faturaların tamamı Nisan 2025 tarihli olduğunu, alacağın muacceliyet tarihi bu tarihler olduğunu, buna rağmen davacı, gerek icra takibinde gerekse işbu davanın açılışında, ödeme veya muacceliyet tarihindeki kur yerine, takip ve dava tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kurlarını esas almak suretiyle alacak miktarını artırıcı bir yöntem izlemiş olduğunu, bu durum borçlu aleyhine haksız kur farkı yaratmakta olup, talep edilen dava değerinin gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, alacağın hangi tarihli kur üzerinden ve hangi tutar üzerinden talep edildiği hususu dahi belirsiz hale gelmiş olduğunu, faizin hukuki niteliğinin sözleşmesel faiz mi, ticari faiz mi yoksa temerrüt faizi mi olduğu açıkça belirtilmemiş; faiz oranının hangi hukuki düzenlemeye dayanılarak ve hangi tarihten itibaren işletildiği netleştirilmemiş olduğunu, bu haliyle faiz talebi muğlak, hesaplanamaz ve denetime elverişsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE 20/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda dosya içeriğinde taraflar arasında yazılı olarak kurulmuş bir sözleşme metni ve yine yazılı olarak düzenlenmiş cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, taraf vekillerinin kabulünde olduğu, bu konuda ihtilaf bulunmadığını, davacı şirket tarafından davalı şirket adına yukarıya aynen alınan 5 adet e-fatura düzenlenmiş olup, fatura altında “İrsaliye Yerine Geçer” şeklinde not bulunmakla fatura içeriği ürünlerin alıcısına teslim edildiği, faturanın ise e-fatura senaryosu ile düzenlenmekle, düzenlendiği anda alıcısına tebliğ ve teslim edilmiş olduğu, dosya içeriğinde davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı gibi tarafların bağlı bulundukları Vergi Dairesi Müdürlüklerince dosyaya kazandırılan ve birbiriyle uyumlu olan Karşılaştırmalı Alış Satış Analizlerinde de bu faturaların aynen yer almış olmasından, faturaların davalı tarafından sistem üzerinde de iade işlemine tabi tutulmadığı belirgin olup, faturaların kesinleşmiş olduğunu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalar ABD Doları cinsinden düzenlenmiş olup, yasal zorunluluk gereği davacı ticari defterlerine TL olarak kayıt edilmiş olduğu, davacı vekili tarafından ...6. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2025/49689 e sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatılmış olup, dosya kapsamında 24.07.2025 tarihinde düzenlenmiş olan Ödeme Emrine göre (336,00 + 96,00 + 193,52 + 336,00 + 810,00) 1.771,52 USD asıl alacak (2,90 + 0,81 + 1,57 + 2,71 + 5,59) 13,58 USD işlemişl faiz olmak üzere toplam 1.785,10 USD üzerinden takip başlatılmış olduğu, icra takibine dayanak olarak gösterilen GUN2025000001704 nolu 864,00 ABD Doları fatura için icra talebi 193,52 USD olarak gösterilmiş olduğu, bunun nedenin davalı tarafından davacı adına düzenlenen 16.05.2025 tarih ve 25.962,42 TL bedelli iade faturası olup, buna göre davacı icra takibinde iade faturasının mahsup ettikten sonra kalan bakiye üzerinden icra takibi başlatmış olduğunu, ancak iade faturası ile 710 kg ürün iade edilmiş, bu ürünün satış fiyatı 0,80 USD olduğunu, buna göre iade edilen ürün tutarının ( 710 x 0,80) = 568,00 USD + % 20 KDV (568 x 1,20) = 681,60 USD olarak hesaplandığı, kalan borun (864,00 – 681,60) = 182,40 USD olarak hesaplandığını, davacı bu fatura bakiyesi olarak 193,52 USD talep etmiş olduğu, davacı GUN2025000001704 nolu 864,00 ABD Doları bedelli fatura bakiyesi olarak, davacı şirket talep etmesi gereken bedelden (193,52 – 182,40) = 11,12 USD daha fazla talepte bulunmuş olduğunu, yukarıya aynen alınan faturalar üzerinde ödeme tarihine, vade tarihine ilişkin herhangi bir not işaret bilgi bulunmadığından, taraflar arasında kararlaştırılmış olan ödeme süresinin belirsiz olmasından, yani hangi tarihler arası için vade farkı hesaplanacağı belirgin olmadığından ve davacı tarafından düzenlenen faturalar altında “vadesinde ödenmeyen borçlara aylık % 8 Vade Farkı Uygulanır.” Şeklindeki nota rağmen icra takibinde % 3 oranında işlemiş faiz hesap edildiğinden, davacının icra takibinde talep etmiş olduğu işlemiş faiz miktarlarının hesaben kontrolü mümkün olmadığını, davacı şirketin 2025 yılında Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu, Vergi Usul Kanunu Uygulama Genel Tebliğlerinde belirlenen usul ve kayıt sistemine uygun olarak yasal defter ve kayıtlarını tutmuş olduğu, Ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi, yasal usul ve esaslara uygun olduğunu, davalı şirket tarafından, 17.12.2025 tarihli İbraz Emrine rağmen sahibi bulunduğu ticari defterlerin dosyaya ibraz edilmemiş veya defterlerin bulunduğu yerin adresi ile irtibat kişisine ait iletişim bilgileri de beyan edilmediğinden davalı şirket ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığını, yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere, davacı taraf ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirketin 24.07.2025 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 67.373,85 TL alacaklı olduğunu, ancak faturaların ABD Doları cinsinden düzenlendiği göz önüne alındığından yukarıya TL Cinsinden çıkarılan hesap ektresi ABD Doları cinsinden aşağıya çıkarılmış olup, buna göre davacı şirketin davalı şirketten 24.07.2025 icra takip tarihi itibariyle 1.760,60 USD alacağı olacağı sonucuna ulaşıldığını bildirmiştir.

Davacı taraf taraflar arasında faturadan kaynaklı alacaklarının ödenmediğini iddia etmektedir. Davacı defterlerinin incelenmesinde sahibi lehine delil vasfı taşıyan davacı yasal defter kayıtlarına göre davacının davalıya konaklama hizmeti verdiği bedeli faturalandırdığı, davalının bir kısım ödeme yaptığı, davacının davalıdan takip miktarınca alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Davalının usulüne uygun olarak defterlerini ibraz emri tebliğine rağmen defterlerini ibraz etmediğinden incelemesi yapılamamıştır. Taraflar arasında yazılı anlaşma olmadığı, ancak taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, taraf vekillerinin kabulünde olduğu, bu konuda ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 13.06.2017 tarih 2016/2310 E ve 2017/2537 K sayılı ilamında ticari defterlerin sunulmaması hususunu şu saptamalarla değerlendirmiştir ; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.06.2017 tarih 2016/9523 E ve 2017/5233 K sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 24.01.2018 tarih 2016/6668 E ve 2018/635 K sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 08.01.2018 tarih 2016/12814 E ve 2018/50 K sayılı ilamı) Davacı şirket tarafından davalı şirket adına yukarıya aynen alınan 5 adet e-fatura düzenlenmiş olup, fatura altında “İrsaliye Yerine Geçer” şeklinde not bulunmakla fatura içeriği ürünlerin alıcısına teslim edildiği, faturanın ise e-fatura senaryosu ile düzenlenmekle, düzenlendiği anda alıcısına tebliğ ve teslim edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirketin bağlı bulunduğu Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğünün 23.10.2025 tarih ve 610465 sayılı cevabi yazıları ekinde davacı şirkete ait 2025 yılı Karşılaştırmalı Alış Satış Analizleri bulunmakta olup, buna göre, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2025 yılında 5 adet fatura düzenlenmiş olduğu, faturaların KDV hariç toplam tutarının 77.779,82 TL olduğu, buna mukabil davalı şirket tarafından davacı şirket adına 1adet fatura düzenlenmiş olduğu, faturanın KDV hariç tutarının 21.635,35 TL olduğu görülmüştür. Davalı şirketin bağlı bulunduğu İvedik Vergi Dairesi Mi n 23.10.2025 tarih ve 611239 sayılı cevabi yazıları ekinde davalı şirkete ait 2025 yılı Karşılaştırmalı Alış Satış Analizleri bulunmakta olup, buna göre, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2025 yılında 5 adet fatura düzenlenmiş olduğu, faturaların KDV hariç toplam tutarının 77.779,82 TL olduğu, buna mukabil davalı şirket tarafından davacı şirket adına 1 adet fatura düzenlenmiş olduğu, faturanın KDV hariç tutarının 21.635,35 TL olduğu görülmüştür. Somut olaya gelince davacının defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz emrine rağmen ibraz etmediği anlaşılmıştır. Yukarıda Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ilamında ayrıntılı izahı yapılmış olduğu üzere tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan davalı, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, davacı defterindeki kayıtlara uygunluğu mahkememizce kabul edilmiştir. Dosya içerisinde davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı gibi tarafların bağlı bulundukları Vergi Dairesi Müdürlüklerince dosyaya kazandırılan ve birbiriyle uyumlu olan Karşılaştırmalı Alış Satış Analizlerinde de bu faturaların aynen yer almış olmasından, faturaların davalı tarafından sistem üzerinde de iade işlemine tabi tutulmadığı belirgin olup, faturaların kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere 1.760,60 USD asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafça icra takibinde faiz talebinde bulunulmuş ise de, davalının icra takibinden önce temerrüde düştüğüne dair delil bulunmaması nedeniyle faiz istemin reddine karar verilmiştir. Bu nedenlerle davalının davaya konu alacağı sabit görüldüğünden davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline ve alacak likit olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına (icra takip tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplamaya göre) hükmetmek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın kısmen kabulü ile, -Davalının ...6. Genel İcra Dairesinin 2025/49689 sayılı dosyasındaki ödeme emrine itirazının 1.760,60 USD asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine -Hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında 14.249,90 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.041,57 TL harçtan peşin alınan 916,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.125,09TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.012,05 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 916,48 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 100,00 TL posta masrafı, 615,40 TL başvurma harcı ve 6.000,00 TL bilirkişi ücreti toplamı olan 6.715,40 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 6.624,56 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin kabul-ret oranına göre 62,23 TL'sinin davacıdan, 4.537,77 TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflarca tarafından yatırılan gider ve delil avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/868, K. 2026/179, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-868-e-2026-179-k-7934d2da4fb2