İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/780 E. 2025/1372 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/780
- Karar No
- 2025/1372
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/780 Esas KARAR NO : 2025/1372
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 21/08/2025 KARAR TARİHİ : 17/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin elektrik dağıtım lisansı kapsamında faaliyette bulunmakta olup, sorumluluk alanı genelinde ana hedefi olan sürdürülebilir ve kaliteli enerji sağlamak adına tüketicilere kaliteli ve kesintisiz enerji sağlamaya ilişkin faaliyetleri tabi olduğu mevzuat hükümleri doğrultusunda yürüttüğünü, dava dışı .... Satış A.Ş.'nin, elektrik perakende satış hizmeti sunmakla, müvekkili Şirket ...'ın ise kendi coğrafi bölgesinde elektrik şebekesinin kurulması ve işletilmesi ve bu minvalde elektrik dağıtım hizmeti sağlamakla yükümlü olduğunu, davalının ... numaralı tesisatına kayden elektrik enerjisi kullanmakta olup, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde 06.03.2025 tarihinde ... Seri No'lu tutulan kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağı ile davalının perakende satış sözleşmesi / ikili anlaşma olmaksızın elektrik enerjisi tüketimi yaptığının tespit edildiğini, yapılan kontrolde EPDK tüketici hizmetleri yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırı hareketle kaçak elektrik kullanıldığının tespit edilmiş olup davalının elektriğinin kesilerek 06.03.2025 tarihinde mühürlendiğini, iş bu faturanın tahsili maksadıyla müvekkili şirketin davalı aleyhine işbu huzurdaki davanın konusu Küçükçekmece İcra Dairesinin ... E. sayısına kayden ilamsız icra takibi başlattığını, ne var ki davalının işbu icra takibine yönelik 16.07.2025 tarihinde itiraz etmiş olup; icra takibinin durdurulduğunu, davalının müvekkili şirket ile arasında herhangi bir perakende satış sözleşmesi yahut ikili anlaşma bulunmamasına rağmen elektrik enerjisi tüketiminde bulunduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 42.maddesinde; “(1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi ... kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.” şeklinde düzenlendiği üzere davalının fiilinde olduğu gibi dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi kullanılmasının bir kaçak elektrik enerjisi tüketimi olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin aynı yönetmeliğin "kaçak elektrik enerjisi kullanımı tespit süreci" başlıklı 43/1 maddesi uyarınca kaçak elektrik kullanımının tespiti üzerine tespit tutanağı düzenleyerek kullanım yerinin elektriğini kestiğini, müvekkili şirketin iş bu davaya konu itirazın yapıldığı icra takibi ile amacının kaçak elektrik tüketimi sebebiyle borçlu davalıya tahakkuk edilen fatura(lar)dan doğan alacakların tahsil edilmesi olduğunu ve söz konusu fatura(lar)dan doğan alacakların hepsinin muaccel olduğu gibi aynı zamanda davalı tarafından bilinen, belirli ve belirlenebilir alacaklar olduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile davalı tarafça Küçükçekmece İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmolunan bedelin %20’den aşağı olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkilinin malik sıfatıyla kiralamak suretiyle kullandığı ve 12.04.2022 tarihinde sattığı ... Mah. ... Sok. No:29 Fatih/İSTANBUL adresindeki taşınmazda kaçak elektrik kullanımı tespit edildiği iddiası ile kaçak elektrik bedeline ilişkin Küçükçekmece İcra Dairesinin ... E. nolu icra takibi başlatıldığını, söz konusu haksız takibe icra dairesi nezdinde itiraz edildiğini, davacının açtığı davanın haksız ve mesnetsiz olduğundan reddi gerektiğini, göreve, yetkiye, icra dairesinin yetkisine, borca ve fer'ilerine itiraz ettiklerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin, ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığını, maddenin (a) bendinde bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağının belirtildiğini, buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiğini, müvekkilinin kaçak elektrik kullanım tutanağı düzenlenen taşınmazın eski maliki olup, mülkiyet süresince taşınmazı kendisinin kullanmadığını, kiraladığını ve nihayet 12.04.2022 tarihinde sattığını ve müvekkilinin taşınmazla ilişkisinin bu tarih itibariyle son bulduğunu, taşınmazın kiralanmasının müvekkilinin ticari faaliyetleri kapsamında yer almadığını, ticari işlerini ilgilendirmediğini ve kaçak elektrik kullanımına ilişkin dava konusu uyuşmazlığın ticari nitelik taşımadığını, müvekkilinin ticari işleriyle ilgili olmayan, ticari dava niteliği taşımayan işbu davanın, HMK m.2 uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerekirken Ticaret Mahkemesinde açılmış olması nedeniyle görev yönünden reddini talep ettiklerini, davacı tarafından başlatılan icra takibinin Küçükçekmece İcra Dairesi nezdinde yapıldığını, ancak kaçak elektrik kullanıldığı iddia edilen taşınmazın bu yargı çevresinde olmadığını, ilgili taşınmazın Çağlayan İcra Daireleri yetki alanında olup, takibin anılan dairede açılması gerekirken yetkisiz dairede açılması nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen kaçak elektrik bedeline ilişkin olarak müvekkilinin herhangi bir şekilde kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirmediğini, kaçak elektrik kullanımının faturalandırılmasının ilgili yönetmelik hükümleri gereğince kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geçmişe yönelik olarak en fazla 1 yıllık dönemi kapsayabildiğini, dosya kapsamındaki tutanağın 06.03.2025 tarihli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ilgili sayaca ilişkin kaçak elektrik kullanımının en fazla 06.03.2024 tarihine kadar faturalandırılabileceğinin açık olduğunu, kaçak kullanıma ilişkin faturalandırılabilecek tarih aralığında müvekkilinin dava konusu taşınmazla bir ilişkisi bulunmadığını, hatta taşınmazın satış tarihi ile arada 2 yılın üzerinde bir zaman dilimi geçtiğinin ortada olduğunu, müvekkiline yöneltilen kaçak elektrik kullanımı iddiasının yersiz olup, dava konusu takibin haksız olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazda mevcut herhangi bir elektrik aboneliği sözleşmesi olmadığı gibi geçmişte de olmadığını, müvekkilinin ilgili taşınmazın maliki olduğu dönemde de kiraya vermek suretiyle istifade ettiğini, kendisinin bizzat kullanmadığını, davacının tek dayanağının usulüne uygun olmayan ve tek taraflı düzenlenmiş bir tutanaktan ibaret olup, müvekkiline haksız ve kötü niyetle yöneltilen iddialarının delilden yoksun olduğunu savunarak; haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; kaçak elektrik bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Uyuşmazlığın; kaçak elektrik kullanım bedeline dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği, davalının işyerinde kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığı, davacı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinin yerinde olup olmadığı; davalı savunması kapsamında davanın görevli ve yetkili Mahkemede açılıp açılmadığı, tespite konu adresteki taşınmazın davalıya ait olup olmadığı, taşınmazın 12/04/2022 tarihinde el değiştirip değiştirmediği, davalının bu taşınmazla ilgisi bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, kaçak elektrik kullanım bedeli kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek 7.946,71-TL kaçak elektrik bedeli, 452,96-TL gecikmiş gün faizi, 90,59-TL Faizin KDV'si olmak üzere toplam 8.490,26-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu vekiline 15/07/2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, borçlu vekilinin 17/07/2025 tarihli dilekçesi ile borcun tamamına, faize, talep edilen faiz oranına, zamanaşımına ve tüm fer’ilerine itiraz ettiği, davalı borçlu vekilinin itirazı üzerine 17/07/2025 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicili ve Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüklerine müzekkere yazılarak; davalının gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevabında; davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif ve komandit şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydının da bulunamadığı, ortağı olduğu iki şirketin bulunduğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında; davalının 0012 GMSİ (Kendine Ait Veya Kiralanan Gayrimenkulün Kiralanması Ve İşletilmesi) mükellefi olduğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. Davacı şirketten; ... seri numaralı zabıt sureti ve ekleri celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2'nci maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Somut uyuşmazlıkta; davanın, kaçak elektrik kullanımından yani haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup davanın 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, 6102 Sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği, dosya içerisine celp edilen ticaret sicili müdürlüğü ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalının tacir olmadığı, elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davalıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı ve davalının tacir sıfatının bulunmadığı, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere davacının kaçak elektrik kullanımı iddiasının sözleşmeye dayalı olmadığı, yine davacının tutmuş olduğu tutanaktaki abone grubuna yönelik tespitinin mahkememizin görevini belirleyemeyeceği, yukarıda ayrıntıları ile anlatıldığı üzere görev husunun nasıl belirlendiğinin açıklandığı; uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğunun belirtilmediği; bu nedenle eldeki davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılı mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin huzurda yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025
Katip .... ¸¸
Hakim ... ¸¸