İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/761 E. 2025/1424 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/761
- Karar No
- 2025/1424
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/761 Esas KARAR NO : 2025/1424
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/08/2025 KARAR TARİHİ : 25/12/2025 YAZIM TARİHİ : 25/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Bağcılar/İSTANBUL mevkinde ve 13.11.2024 tarihinde 1 No'lu davalıya ait, 2 No'lu davalının sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı aracın; davacıya ait ..... plaka sayılı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Mahkemenin görevli olduğunu, işbu kaza neticesinde tanzim edilen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davalı araç, tam ve asli kusurlu olarak tespit edildiğini, kaza neticesinde müvekkilinin ..... plakalı aracın arka tarafı tamamen hasarlandığını, hasar, araç değer kaybı, araç mahrumiyet tazminatı isteminde bulunduklarını belirterek davacı vekili davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..... Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz Mahkemede açıldığını, davacının, dava öncesinde sigorta şirketine başvurma ve akabinde talebin olumsuz karşılanması halinde Sigorta Tahkim Kurulu nezdinde talepte bulunma dava şartını yerine getirmemiş olduğu ortaya çıktığını, davanın süresi içerisinde açılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taleplerinin belirlenebilir olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatın sahip olmadığı uzun dönem araç kilarama sözleşmesi ve ek protokol ile ispatlandığını, kusur yönünden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, aracın işleteninin aracı uzun dönem olarak kiralayarak işleten ..... Endüstri Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, aksi takdirde müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesini istediklerini, davacı yanın kazanın oluşumunda kusur bulunmadığını iddia etmiş ise de trafik kazası tespit tutanağında davacı adına kusur izafe edildiğini, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor aldırılması gerektiğini, müterafik kusur araştırması, kazanın gerçekleştiği esnada, kaza mahallindeki yol şartlarının hali ve yol ile geçitlerde bulunması gereken uyrıcı işaret ve levhaların bulunup bulunmadığının tespitinin yapılması gerektiğini, davacının aracına ilişkin hasar bedeli, dağer kaybı ve mahrumiyet bedeli oluşmasına ilişkin yapılan işlemlerin hasar ile uyumlu olup olmadığı, illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, KDV hariç ve iskonto uygulanmasını, davanın ..... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davalı vekili davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir. Davalı Fatih KARADAĞ cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacıya ait ..... plakalı araç ile davalı ..... Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ait, davalı ..... 'ın sürücüsü olduğu ..... plakalı araç arasında 13/11/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı bedeli ile araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının aracının almış olduğu hasara göre onarım masrafının ne kadar olduğu, aracın, markası, modeli, yaşı, kilometresi, kullanım amacı, önceki hasarları vb. özellikleri dikkate alınarak almış olduğu hasara göre değer kaybının olup olmadığı, varsa ne kadar olduğu, aracın makul onarım süresinin ne kadar olduğu ve buna bağlı olarak bir gün karşılığı ikame araç bedelinin ne kadar olacağı ve kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Dava haksız fiil sorumluluğuna dayanmakta olup, mahkememizce davacının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmıştır. Gelen yazı cevapları incelendiğinde, davacının basit usulde vergilendirildiği, tacir olmadığı anlaşılmıştır. HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir. TTK'nun 4. maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle), nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre, "her iki tarafın tacir olduğu ve iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır. Somut olayda, davalılardan biri ticaret şirketi ise de, mahkememizce davacının tacir olup olmadığı huasusunda araştırma yapılmış, gelen yazı cevapları incelendiğinde, davacının basit usulde vergilendirildiği, tacir olmadığı anlaşılmıştır. Yalnızca aracın kullanım amacının ticari olması, davanın ticaret mahkemesinin görevine girdiği sonucu doğurmamaktadır. Yukarıda belirtildiği, davanın nispi ticari dava olabilmesi için, her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanması gerekmektedir. Görev, dava şartı olması sebebiyle mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. HMK'nın "Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi" başlıklı 2. maddesine göre; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, somut olay değerlendirildiğinde, davanın trafik kazası nedeniyle değer kaybı, hasar bedeli ve mahrumiyet bedeli talebine ilişkin olduğu, davanın temelinin haksız fiil sorumluluğuna dayalı olduğu, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava olabilmesi için ise, her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesinden kaynaklanması gerektiği, somut olayda ise, davacının tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, netice itibariyle açılan davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla ve görev hususunun kamu düzenine ilişkin olaması nedeniyle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiği gözetilerek, Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davada HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen "Mahkemenin görevli olması" dava şartının yokluğu nedeniyle, HMK nun 115/2 maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 2-Görevsizlik kararının istinaf yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda, kesinleşmesinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; -Görevsizlik kararının istinaf yasa yolundan geçmek suretiyle kesinleşmesi durumunda, istinaf başvurusunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE içerisinde talep edilmesi halinde, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için mahkememize süresinde müracaat edildiği takdirde, yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece karara bağlanmasına, 4-Dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için mahkememize süresinde müracaat edilmemesi halinde, HMK 20 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ile HMK 331/2 maddesi gereği talep edilmesi halinde dosya üzerinden davaya bir başka mahkemede devam edilmediği tespiti yapılıp davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğinin İHTARINA, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025 Katip ...... Hakim .... e-imzalıdır