İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/947 E. 2025/1445 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/947
- Karar No
- 2025/1445
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/947 Esas KARAR NO : 2025/1445
DAVA : Tanıma ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 03/03/2022 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile karşı taraf arasında imzalanan 21 Şubat 2020 tarihli ..... Satışına ilişkin sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlık hakkında sözleşmede düzenlendiği üzere tahkim kuruluna tazminat talebinde bulunuluğunu ve karar verildiğini, taraflar 21 Şubat 2020 tarihli ..... Satışına ilişkin sözleşmede belirtildiğini ve uyuşmazlık çıkması halinde tahkim yoluna başvuracaklarını belirlemiş olduklarını, bunun üzerine satıcı taraf olan .... Sanayi Anonim Şirketi işbu satımdan kaynaklı olarak davacı şirket aleyhine tazminat talebi için Fosfa Tahkim kuruluna başvurduğunu, tahkim kurulunun yaptığı inceleme neticesinde; satıcı tarafın iddialarında haksız olması sebebiyle davacı şirket aleyhine tazminata hükmedilmediğini, ayrıca kurul kararının 6.3. Maddesinde tarafların her birinin kendi yasal masraflarını üstleneceği ve 6.4. Maddesinde verilen bu kararın 17.607,50 İngiliz Sterlini tutarındaki ücretin Satıcılar olan .... Yağ Sanayi Anonim Şirketi hesabından alınacağı kararı verildiğini, fakat tahkim masrafı 09.06.2021 tarihinde davacı şirket tarafından ödendiğini, işbu tazminat talebi ile ilgili 29 Nisan 2021 tarihli .... nolu tahkim kurulu kararı ve İstanbul ..... Noterliğinin 24 Kasım 2021 tarih ..... yevmiye nolu tercümesinin de ekte mevcut olduğu, tahkim kurulu kararının Türkiye'de hüküm ifade edebilmesi için tanınmasını ve icra olunabilmesi için tenfizini talep ettikleri, yukarıda izah edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle; 29 Nisan 2021 tarihli ..... nolu tahkim kurulu kararının Türkiye'de tanınması ve tenfizine, Tahkim yargılama gideri olarak ödenen 17.607,50 İngiliz sterlini miktarın ödeme tarihi olan 09.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya ödemesine, tercüme gideri, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki mesnetten yoksun davacı talepleri doğrultusunda ikame edilen davanın reddi gerektiğini, davalı şirket "......." adı altında toplanan ve petrokimya, enerji sektöründe, stratejik biyolojik yakıt üreten sanayici şirketler grubuna dahil şirketlerden biri olduğunu, İkitelli OSB’nin en büyük fabrikalarından biri olarak 150’ye yakın personel çalıştırırken 22.05.2017 tarihinde ürettiği stratejik ürünlerden dolayı geçirmiş olduğu sabotaj kaynaklı yangın sonrasında yatırımlarını en baştan yapmak zorunda kaldığını, akabinde 2018 yılı sonunda yaşanılan ödeme dengesizliğinden kaynaklı olarak vade konkordatosu kararı aldırmak zorunda kaldığını ve konkordato sürecine girdiğini, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi 29.06.2021 Tarihli, .... E - ... K. Sayılı dosyası üzerinden, IIK ‘nın 305’ci maddesinde belirtilen tüm kosulların yerine getirildigini, konkordatonun tasdik sartlarının olustuğu, borçlular tarafından sunulan konkordato projeleri ve revize projelerin uygulanabilir olduğunu, komiser heyetinin gerekçeli raporu, bilirkisi raporu ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden konkordatonun basarıya ulasabilecegi gerekçesiyle, borçlu sirketlerin ve gerçek kisilerin konkordatosunun adi ve rehinli alacaklılar yönünden IIK 306. maddesi uyarınca tasdikine, borçlular tarafından konkordatoya tabi adi borçların 20.000,00’TL’ye kadar olan borçların 31.12.2021 tarihinde, kalan borçlardan 30.12.2022 tarihinde 1/3 ‘ü, 29.12.2023 tarihinde 1/3’ü, 30.12.2024 tarihinde 1/3’ü olmak üzere borçlular tarafından sunulan ödeme takvimi uyarınca ödenmesine, borçlular tarafından yapılandırmaya tabi rehinli borçların 30.06.2021 tarihinden başlamak üzere diger krediler yönünden 35 taksitte ve en son taksidin 31.12.2029 tarihinde sona erecek sekilde ödenmesini, İİK 308/c maddesi uyarınca konkordatonun tasdik kararıyla birlikte bağlayıcı hale geldiğinin karar altına alınmasına karar verildiğini, işbu yerel mahkeme kararınun ana para üzerinden vade konkondato kararı 17.02.2022 Tarihinde, İstanbul BAM .... HD. Nin ..... E,- .... Sayılı kararı ile onandığını, süreç bu şekilde devam ederken işbu kere de 31.10.2021 tarihinde gerçekleşen siber saldırı ile; tüm iş ve işlemlerin yapılıp kaydedildiği sunucuları kriptolayarak kullanılmaz hale geldiğini, söz konusu yaşanan duruma ilişkin Küçükçekmece ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin .... D.İş Bilirkişi Raporunda da açıkça yazılı olduğu üzere davalı davacı şirket yönünden mücbir sebep oluşmuş olduğunu, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı ..... E. Sayılı Bilişim Suçlarına yönelik yürütülen soruşturma dosyasında ..... Laboratuvarları tarafından tanzim edilen Teknik Uzman Mütlaası da sunulmuş olduğunu, Küçükçekmece ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin .... D.İş dosyasında tespit edilen hususların devam ettiğine yönelik Küçükçekmece ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D.İş dosyasının da celbini talep ettiklerini belirterek; haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ettikleri, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, tanıma ve tenfiz istemine ilişkindir. Mahkememiz 27/02/2023 tarih ve .... Esas -..... Karar sayılı kararı ile "İş bu dava 29/04/2021 tarihli ....numaralı tahkim kurulu kararının tanıma ve tenfiz şartlarının oluşup oluşmadığının ,ödenen masrafın davalıdan isteminin yerinde olup olmadığının tespitine yönelik olup, Davacı şirketin Malezya menşeeli olduğu ancak New York Konvansiyonuna göre mütekabiliyet şartı aranmayacağı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki asit yağı satışına yönelik sözleşme tercümesi dosya arasına alınmış ve aralarında çıkabilecek uyuşmazlıkta tahkim şartının benimsendiği,davalının davacı aleyhine tazminat talepli ..... Kurulu'na başvurduğu anlaşılmıştır. Dosyaya tercümesi ve apostil şerhli örneği sunulan hakem kararı incelendiğinde davalı başvurucunun tazminat taleplerinin reddedildiği ve kararın 6.4 maddesinde 17.607,50 İngiliz Sterlini masrafın satıcılar hesabından alınmasına karar verildiği,alıcıların masrafı ödemesi halinde derhal geri ödeme alma hakkına sahip olacağı karara bağlanmıştır. Tahkim kurulu kararı doğrultusunda dosyaya tercümesi ibraz edilen 09/06/2021 tarihli davacının 17.607,50 İngiliz Sterlini ödeme belgesi sunulmuştur. Davalı tarafça konkordato ilan edildiği sebebi ile ödeme güçlüğü sebebi ile davanı reddini savunmuştur. Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır. Davalı savunması karşısında tenfiz şartları incelendiğinde tahkim kararının tanıma ve tenfizine yönelik engel bulunmadığı anlaşılmış,tenfizine karar verilen hakem kararı doğrultusunda davacının ödediği tutarı geri isteminde de hukuki yararı olup kabulüne karar verilmiş ancak davalı tarafın temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyaya belge sunulmadığı görülmekle, davalının dava tarihinden itibaren mütemerrit olduğu anlaşılmakla dava tarihinden itibaren işletilmek üzere faize hükmedilerek davanın kabulüne" şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi'nin 24/10/2024 tarih ve .... Esas ..... Karar sayılı ilamında "...Yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizine ilişkin dava tek hakim tarafından görülerek sonuçlandırılmıştır. Söz konusu düzenleme iş bölümüne ilişkin olmayıp kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan resen nazara alınması gerekir. Bu nedenle eldeki uyuşmazlık yönünden tüm yargılama safhalarının heyetçe yürütülüp, sonuçlandırılması gerekirken davanın tek hakimle yürütülüp karara bağlanması doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden heyet halinde görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" gerekçesi ile dosyanın mahkememize gönderildiği, işbu esasına kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu görülmüştür. İstinaf ilamı doğrultusunda dosyanın mahkememiz heyetine tevzi edildiği, uyuşmazlık konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup dosyaya sunulan 23/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Türkiye Cumhuriyeti'nin 1 Ekim 1992 tarihi itibariyle yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizini düzenleyen “1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında 10.6.1958 tarihli New York Sözleşmesi”ne taraf olduğu, New York Sözleşmesi'nin I/3 maddesinin tanıdığı imkân çerçevesinde, bu sözleşmenin uygulama alanını konu ve coğrafi bakımından sınırlandırdığı; bu sınırlamalar nedeniyle New York Sözleşmesi'nin karşılıklılık esası çerçevesinde, sadece diğer bir akit devlet ülkesinde ve Türk hukukuna göre ticari nitelikteki uyuşmazlıklara ilişkin olarak verilen hakem kararlarının tenfizine uygulanacağı, tenfizi talep edilen yabancı hakem kararının Sözleşmeye taraf devletlerden biri olan İngiltere'de verilmiş olduğu ve hakem kararına konu uyuşmazlığın ticari niteliği haiz olduğu, bu itibarla huzurdaki tenfiz davasının New Yok Sözleşmesi hükümlerine tâbi olacağı, huzurdaki davaya konu yabancı hakem kararının tenfiz edilebilmesi için, New York Sözleşmesi'nin V. maddesi uyarınca tenfize engel bir durumun bulunmaması gerektiği, bununla birlikte tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında ihtilafın temel olarak üç tenfiz şartının takdiri noktasında toplandığı,New York Sözleşmesi'nin V/2-a bendinde, mahkemece re'sen incelenmesi öngörülen; “hakem kararının tenfiz devleti hukukuna göre tahkim yoluyla çözümü mümkün bir uyuşmazlığa ilişkin olması” şartı bakımından, Türk hukukunda, prensip olarak tarafların iradesine tâbi ve üzerinde kabul veya sulh yolu ile serbestçe tasarruf edilebilen konulardan doğan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğu, bu itibarla huzurdaki davada tenfizi talep edilen yabancı hakem kararına konu ..... satışına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, davalı tarafın 18.04.2023 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürülen, mühlet süresi içerisinde verilen tenfize konu yabancı hakem kararında, davalı şirketin bahse konu konkordato sürecine ilişkin durumunun göz ardı edilmiş olmasının, tenfiz şartlarından kamu düzenine aykırılık şartını ihlal ettiğine yönelik beyanları çerçevesinde, New York Sözleşmesi'nin V/2-b bendinde yer alan “hakem kararının tenfiz devleti hukukunun kamu düzenine aykırı olmaması” şartı bakımından değerlendirme yapılması gerektiği, bununla beraber davalı tarafından bu yönde bir itirazda bulunulmuş olmasaydı dahi bu şartın mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, huzurdaki davada tenfizi talep edilen 29.04.2021 tarihli yabancı hakem kararının, kesin mühlet süresi içerisinde verildiği, İcra İflas Kanunu'nun konkordatoya ilişkin hükümlerinde, mühlet süresi içerisinde borçluya karşı açılacak davalar hakkında özel bir düzenleme yer almadığı, doktrinde ise borçlu hakkında mühlet kararı verilmesinin, hakkında açılacak veya derdest hukuk yargılamalarına herhangi bir etkisi bulunmayacağının kabul edildiği, bu itibarla huzurdaki tenfiz davasının davalısı hakkında kesin mühlet kararı süresi içerisinde hakem kararının verilmesinin Türk hukukunun emredici düzenlemelerine aykırılık teşkil etmediği, davalı vekili tarafından sunulan 18.04.2023 tarihli istinaf dilekçesinde, tenfizi talep edilen yabancı hakem kararının mühlet süresi içerisinde verilmiş olmasının kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği iddiasının, konkordatonun kamu düzenine ilişkin bir konu olmasına dayandırıldığı, ancak ..... tarafından ifade edildiği üzere, usul hukuku alanında ancak “bireysel olmayan menfaatlere hizmet eden ve sadece bireylerin menfaatlerini korumak için kabul edilmiş olanların dışında kalan emredici usul hukuku kurallarının ihlal edilmesi hâlinde” kamu düzenine aykırılık doğabileceği, konkordato müessesesinin borçlu ve alacaklının menfaatlerini korumasının yanı sıra kamu menfaatlerine de hizmet ettiği kabul edilmekle beraber; borçluya, borçlarını alacaklılarla yaptığı anlaşma çerçevesinde ödeme imkânı sağlama amacı taşıdığı için borçlunun menfaatinin ön planda olduğu, bu itibarla Türk kamu düzenini ihlal edilmediği, davalı vekili tarafından sunulan 18.04.2023 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürülen, “tahkim yoluna başvurunun taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygunluğunun, tenfiz kararı verilmesi noktasında dikkate alınması gereken bir ayrıntı olmasına karşın mahkemece değerlendirilmediği” beyanı ile; New York Sözleşmesi'nde yer alan “Hakem mahkemesinin teşkili ve tahkim prosedürü taraflar arasındaki anlaşma hükümlerine, anlaşmada hüküm yoksa, tahkim prosedürünün cereyan ettiği devlet hukukuna uygun olmalıdır. (m.V/1-d)” şartına işaret edildiği, ancak New York Sözleşmesi uyarınca anılan şarta yönelik değerlendirme yapılabilmesinin davalının itirazına bağlı olduğu, davalının ilk derece yargılaması sırasında bu yönde herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu sebeple davalı tarafın iddiasının isabetsiz olduğu, kaldı ki ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında dinlenemeyeceği, istinaf incelemesinden sonra dosyanın tekrar ilk derece mahkemesinde gönderildiği durumda davalı tarafa ıslah hakkı tanınıp tanınmayacağının mahkeme takdirinde olduğu, mahkemece bu şart bakımından değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine varıldığı taktirde, huzurdaki davada tenfizi talep edilen hakem kararına konu ihtilafın kaynaklandığı 10.10.2019 tarihli sözleşmenin, “Tahkim ve Uygulanan Kanun” maddesi ve anılan tahkim şartına dayanan Tahkim Kurulu kararının ilgili hükümleri çerçevesinde, tahkim yoluna başvurunun taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunun anlaşıldığı, New York Sözleşmesi'nin III. maddesinde, Anlaşmada düzenlenmeyen konular bakımından “tenfiz ülkesinde yürürlükteki usul kurallarına” atıf yapıldığı, bu nedenle izlenecek usulün; MÖHUK, HMK ve konu ile ilgili sair mevzuat hükümleri çerçevesinde belirleneceği, huzurdaki davada görev, yetki, husumet yönünden bir itilaf bulunmadığı ancak dava şartlarını düzenleyen HMK m.114/1-ğ hükmünde öngörülen teminat şartı bakımından yapılan değerlendirme uyarınca, tenfiz talebinde bulunan davacı “.....” isimli şirketin, Malezya tâbiiyetinde olan yabancı tüzel kişi olduğundan, MÖHUK m.48/1 hükmü uyarınca teminat mükellefiyeti bulunduğu, MÖHUK m.48/2 hükmü çerçevesinde karşılıklığın sağlanmadığının anlaşıldığı, bu itibarla davacı yanın teminat yatırarak dava şartı eksikliğinin giderilmesi gerektiği, huzurdaki davada tenfiz talebinde bulunan davacı tarafın, New York Sözleşmesi IV.Maddesi uyarınca ibraz etmesi gereken belgelerin, dosya münderecatında bulunduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir. 718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. HMK madde 84 ve devamı maddelerde düzenlenen teminat, hukuki nitelik açısından HMK madde 114/1-ğ’de açıkça belirtildiği gibi bir ilk itiraz değil dava şartıdır. Dava şartları mahkeme tarafından esas hakkında incelemeye girişmeden önce araştırılır ve dava şartlarının varlığı tespit edildikten sonra esas hakkında tahkikata başlanılır. Buna göre davacının teminat yükümlülüğünün bulunup bulunmadığına mahkeme, davanın esasına girişmeden önce re’sen karar verecektir. Mahkeme tarafından davacının teminat yatırması gerektiğine karar verildikten sonra hakim tarafından re’sen belirlenecek olan teminat miktarı belirlenen kesin süre içerisinde davanın esasına girilmeden önce yatırılmak zorundadır. Aksi halde dava usulden reddedilir. 10/09/2025 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile davacı vekiline MÖHUK 48/2.maddesi uyarınca tenfize konu 17.607,50-İngiliz Sterlin'i alacağın %15'i oranında teminat yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmediği, 12/11/2025 tarihli celsede ise teminat eksikliğinin giderilmesi amacıyla kesin sürenin sonuçları da hatırlatılarak davacı vekiline yeniden 2 haftalık kesin süre verildiği, ancak belirtilen süre içerisinde teminatın mahkememiz veznesine depo edilmediği anlaşıldığından, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL karar harcının, peşin ve tamamlama harcı olmak üzere yatırılan 5.709,39-TL harçtan mahsubu ile fazlaca alınan 5.093,99-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini yargılama sırasında vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 53.491,58-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansı konusunda HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra karar verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/12/2025
Başkan ..... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye .... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır