İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/675 E. 2026/770 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/675
Karar No
2026/770
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/675 Esas KARAR NO : 2026/770

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/09/2025 KARAR TARİHİ:12/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ... ... ... Şirketi ile davalı ... A.Ş. arasında çeşitli kaynak işleri kapsamında kaynak personeli teminine dayalı ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına iş ve işçi temin edildiğini ve sözleşmesel edimlerin yerine getirildiğini, yapılan işler karşılığında davacı tarafından davalı adına 03.04.2024 tarihli ... numaralı 950.406,00 TL tutarlı, 30.04.2024 tarihli ... numaralı 7.807.021,20 TL tutarlı, 31.05.2024 tarihli ... numaralı 8.220.093,76 TL tutarlı ve 14.06.2024 tarihli ... numaralı 630.933,00 TL tutarlı e-faturaların düzenlendiğini, davalı tarafından bu faturalara istinaden kısmi ödemeler yapılmış ise de faturaların tamamının eksik ödendiğini, yapılan kısmi ödemeler sonrasında 03.04.2024 tarihli faturadan 79.200,50 TL, 30.04.2024 tarihli faturadan 714.575,10 TL, 31.05.2024 tarihli faturadan 685.007,82 TL ve 14.06.2024 tarihli faturadan 58.265,75 TL olmak üzere toplam 1.537.049,17 TL ana para alacağının ödenmediğini, söz konusu bakiye alacaklara takip tarihine kadar yıllık reeskont avans faizi işletildiğini ve toplam 680.858,84 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğunu, faturaların usulüne uygun olarak düzenlenip davalıya tebliğ edildiğini, davalının kısmi ödeme yapmak suretiyle ticari ilişkiyi ve faturalardan kaynaklanan borcu kabul ettiğini, bakiye borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 12.05.2025 tarihinde borca, faize, faiz oranına, ödeme emrine ve fer’ilerine genel nitelikte itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalının itirazında faturalara ilişkin somut bir açıklama yapmadığını ve borcun ödendiğine dair herhangi bir belge sunmadığını, bu nedenle itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, davacının faturaya dayalı alacağının likit ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, davalının haksız itirazı nedeniyle İİK’nın 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca alacağın tahsilinin güçleşmemesi amacıyla davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine uygun teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasını, davalının .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalının takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle birlikte ödemesine, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı iddialarının kötü niyetli ve somut olayın gerçekliğiyle bağdaşmadığını, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının icra takibi başlatmasında ve işbu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı ile davalı arasında davalıya ait termik santraldeki kaynak işlerinin yapılması amacıyla 23.03.2024 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca davacı alacaklarının %10’unun teminat olarak bloke edildiğini, bu bedelin sözleşmede 1.350.000,00 TL olarak belirlenmiş iken 06.05.2024 tarihli zeyilname ile 1.470.000,00 TL’ye yükseltildiğini, aynı sözleşmenin 7.8. maddesi uyarınca davacının çalışanlarına ait ücret bordroları, banka ücret ödeme dekontları, sigorta prim bildirge ve ödeme evraklarını davalıya ibraz etmesi gerektiğini, söz konusu belgelerin sunulması halinde bloke edilen alacakların davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafından sözleşmede belirtilen belgelerin davalıya sunulmadığını, bu nedenle davacının alacaklarının muaccel hale gelmediğini, davacının icra takibine konu ettiği faturalardaki bakiye tutarların esasen sözleşme gereğince bloke edilen %10 teminat bedellerinden ve davacının payına düşen damga vergisi mahsuplarından kaynaklandığını, 03.04.2024 tarihli ... numaralı faturanın vergiler hariç tutarı üzerinden hesaplanan 79.200,50 TL’nin, 30.04.2024 tarihli ... numaralı faturada 650.585,10 TL teminat bedeli ile 63.990,00 TL damga vergisi mahsubunun, 31.05.2024 tarihli ... numaralı faturada 685.007,82 TL teminat bedelinin, 14.06.2024 tarihli ... numaralı faturada ise 52.577,75 TL teminat bedeli ile 5.688,00 TL damga vergisi mahsubunun davacı tarafından alacak gibi talep edildiğini, davacının ayrıca icra takibine konu ettiği ancak dava dilekçesinde bahsetmediği 14.06.2024 tarihli ... numaralı 672.174,00 TL tutarlı faturaya davalı tarafından süresinde itiraz edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince damga vergisinin taraflarca eşit ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından sözleşme ve zeyilnameye ilişkin damga vergilerinin ödendiğini, bu kapsamda davacıya ... numaralı 22.04.2024 tarihli ve ... numaralı 01.07.2024 tarihli faturaların düzenlendiğini ve bu faturalara itiraz edilmediğini, davacının talep ettiği faiz oranı ve işlemiş faiz tutarının fahiş olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılmış bir faiz oranı bulunmadığını, davacının reeskont avans faizi talep edemeyeceğini, herhangi bir kabul anlamına gelmemek üzere talep edilebilecek faiz oranının ancak yasal faiz olabileceğini, faturaların ödeme ihtarı içermemesi nedeniyle tek başına temerrüt oluşturmayacağını, davacının sözleşmenin 7.8. maddesinde belirtilen belgeleri davalıya sunduğunu ve sonrasında ödeme ihtarı gönderdiğini ispat etmesi gerektiğini, bu şartlar gerçekleşmeden davalının temerrüdünden ve faiz borcundan söz edilemeyeceğini, davalının icra takibine genel nitelikte itiraz etmesinin hukuka uygun olduğunu ve borçlunun itiraz sebeplerini ayrıntılı bildirmek zorunda olmadığını, buna karşılık davacının takibe dayanak delilleriyle bağlı olduğunu, davalının muaccel hale gelmiş herhangi bir borcu bulunmadığından davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... Konstrüksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (VKN: ...)'nin, borçlarının taksitlendirilmesine ilişkin bilgi ve belgelerin çıkartılarak gönderilmesi, taksitlendirilen borcun Mart 2024 ile, Haziran 2024 arası tarihleri kapsayıp kapsamadığı ve ödenen taksitlere göre, bu tarihler arasındaki prim borçlarının tamamının ödenip ödenmediğinin de araştırılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 20.07.2026 tarihinde işçilik alanında nitelikli hesaplama uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 23/03/2024 tarihli sözleşme uyarınca kesilen teminatın iadesine dair başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasında 23/03/2024 tarihinde kaynak personeli temini için sözleşme yapılmıştır. Sözleşme uyarınca davacının hak edişlerinden teminat kesintisi yapılmıştır. Sözleşmenin 7.8. maddesine göre teminatların bordro, dekont, prim bildirgesi ve ödeme evrakları tamamlanınca iade edileceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf iade şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Yapılan işe ve kesintilere ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile SGK kayıtları incelenerek alanında uzman bilirkişiler tarafından hazırlanan rapora göre, sözleşmenin 7.8. maddesine göre tüm belgelerin tamamlanmış olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının uyumlu olduğu ve takibe konu faturalar kapsamında davacının 1.414.793,42 TL alacağının bulunduğu değerlendirilmiştir. Sözleşme kapsamında yapılan teminat kesintilerinin iadesine ilişkin bulunması gereken şartların sağlandığı ve davacının iade talep edebileceği mahkememizce kabul edilerek, ticari kayıtlara göre hesaplanan 1.414.793,42 TL teminat kesintisinin iadesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Ancak takip öncesinde usule uygun olarak temerrüt ihtarı bulunmadığından davacının takip öncesi için faiz talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, dava konusu edilen faturalar ve talepler gözetilerek davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 1.414.793,42 TL’lik kısmının iptaline, takibin 1.414.793,42 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-282.958,69 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 96.644,54 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 22.151,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 74.492,92 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 22.151,62 TL peşin/nisbi harcı, 24.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 130,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 46.897,02 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 29.915,40 TL'nin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 216.071,08-TL nisbi vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 126.467,19-TL nisbi vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 1.665,68 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2.934,32 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12.10.2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/675, K. 2026/770, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-675-e-2026-770-k-246f95d5d438