İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/66 E. 2026/339 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/66
Karar No
2026/339
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/66 Esas - 2026/339 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/66 Esas KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 23/01/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA :Davacı ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili, davalılar aleyhine açtığı davada özetle; İdareleri Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 2015/160944 İKN sayılı "36 Aylık (200.000.000 adet) Su Bardaklama Hizmet Alımı İşi" ihalesine ilişkin yapılan soruşturma neticesinde 07/11/2024 tarihli rapor düzenlendiğini, raporda; yaklaşık maliyetin 7.280.000,00 TL olarak belirlenen ihalenin 06/01/2016 tarihli kararla KDV hariç 5.994.000,00 TL bedelle davalı ... Grup Dış Ticaret A.Ş.'ye verildiğini ve aynı gün sözleşme imzalanarak işe başlandığını, ancak soruşturmada, alınan hizmetin maliyetle ölçülmesinin mümkün olmadığının, yaklaşık maliyetin hangi kritere göre belirlendiğinin tespit edilemediğinin, tekliflerde tarih bulunmadığının, işin personel çalıştırmaya dayalı olmasına rağmen götürü bedel usulüyle yapılmasının birim fiyatlara ulaşmayı engelleme amacı taşıdığının değerlendirildiğini, önceki ihalelerle karşılaştırıldığında maliyetler arasında fahiş farklar bulunduğunu, hizmet işleri kabul tutanaklarında tarih olmadığını, muayene ve kabul komisyonu üyesi olarak görünen ...'ın durumdan haberdar olmadığını beyan ettiğini, sözleşmenin aşırı ifa güçlüğü ve olası kamu zararı nedeniyle 16/02/2016 tarihinde feshedildiğini, fesih öncesi davalı şirkete 08/02/2016 tarihli tek faturayla KDV dahil 169.497,00 TL ödendiğini, oysa bu dönemde şirket tarafından SGK'ya bildirilen prim hizmet bedelinin sadece 3.018,30 TL olduğunu, aradaki 166.478,70 TL'lik fahiş farkın, şirketin yeterli personel istihdam etmediğinin göstergesi olduğunu, ayrıca alınan tanık ifadelerinde, işin davalı şirketin personeli tarafından değil, İdare bünyesindeki başka bir firma olan ... Tic. Ltd. Şti. personeli veya İdarenin kadrolu çalışanları tarafından yapıldığının tespit edildiğini, bu nedenlerle davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediği ve ödenen tutar karşılığında hizmet alınamadığı, dolayısıyla kamu zararına sebep olunduğunu, bu zarardan ihaleyi alan davalı şirket ile ihale sürecinde görev alan ve usulsüzlüklerde sorumluluğu bulunan yaklaşık maliyet ve ihale komisyonu üyesi diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 169.497,00 TL kamu zararının komisyon karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ...vekili cevap dilekçesinde, davacının yaklaşık maliyetin fahiş olduğu iddiasını somut delillerle ortaya koyamadığını, müfettiş raporunun önceki ihalelerle yaptığı karşılaştırmanın hatalı olduğunu, zira dayanak alınan ihalelerde de benzer usulsüzlüklerin bulunduğunun raporda ikrar edildiğini, günlük maliyet hesabının birim fiyat olarak kabul edilemeyeceğini, davacı kurumun ödenen 169.497,00 TL'nin tamamını kamu zararı olarak talep etmesinin, karşılığında hiçbir hizmet alınmadığı iddiası anlamına geldiğini, bu durumda zarara sebebiyet verenin, hizmet alınmadığı halde gerçeğe aykırı kısmi kabul tutanağı düzenleyen şahıslar olduğunu, bu nedenle müvekkilinin eylemleri ile iddia edilen zarar arasında illiyet bağının kesildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, zira zararın 16/02/2016 tarihinde öğrenildiğini, davanın ise 23/01/2025 tarihinde açıldığını, ayrıca davalı şirketin ticari niteliği nedeniyle diğer davalılar yönünden dosyanın tefrik edilerek asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek görev itirazında bulunduğunu, müvekkilinin ihale komisyonunda mali üye olarak görev yaptığını, iddia edilen zararın oluşumunda sorumluluğunun bulunmadığını belirterek husumet itirazında bulunduğunu, alacağın derdest bir başka dava nedeniyle muaccel olmadığını, esasa ilişkin olarak ise davacı idarenin iddialarının teftiş raporuyla çeliştiğini, sözleşmenin feshinden sonra 9 yıl boyunca işlem yapılmamasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, zararın sübut bulması halinde dahi sorumluluğun ihale yetkilisi ile muayene ve kabul komisyonuna ait olacağını, müvekkilinin içinde bulunduğu ihale komisyonunun sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. Davalı ... Grup Dış Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, ortada bir kamu zararı bulunmadığından davacının hukuki yararının olmadığını, zira sözleşmenin müvekkilinin kusuru olmaksızın davacı tarafından "aşırı ifa güçlüğü" nedeniyle feshedildiğini, aynı ihalenin daha önce ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/23110 soruşturma sayılı dosyasında incelenerek takipsizlik kararı verildiğini, diğer davalılar yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 5018 sayılı Kanun uyarınca müvekkilinin kamu zararına sebebiyet vermesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının dayandığı teftiş kurulu raporunun çelişkili ve siyasi saiklerle hazırlandığını, farklı ihalelerin karşılaştırılmasının hatalı olduğunu, sözleşmenin idare tarafından haksız feshedildiğini, iddia edilen hususların kurum içi işleyişle ilgili olup müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının zararı 16/02/2016 tarihinde öğrenmesine rağmen davayı 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açtığını, müvekkilinin ihale komisyonunda düz memur olarak yer aldığını ve ihale yetkilisi olmadığını belirterek husumet itirazında bulunduğunu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olmaması nedeniyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, alacağın muaccel olmadığını, müvekkilinin görevi gereği sorumluluğunun bulunmadığını, davaya dayanak teftiş raporunun çelişkili olduğunu ve avans faizi talep edilemeyeceğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış ise de davalılar davaya cevap vermemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 2015/160944 İKN sayılı ihale işlem dosyası, 06/01/2016 tarihli sözleşme, 08/02/2016 tarihli fatura ve ödeme belgeleri, davacı kurumun 07/11/2024 tarihli Teftiş Kurulu raporu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşturma sayılı dosyası, bu dosyadaki 18/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ve 28/04/2025 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, bu karara itiraz üzerine verilen ret kararı, mahkememizce aldırılan 27/05/2025, 20/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporları ve 23/01/2026 tarihli ek rapor, tarafların ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kamu ihalesi sürecindeki usulsüzlükler ve hizmetin gereği gibi ifa edilmemesi nedenleriyle oluştuğu iddia edilen kamu zararının tazmini istemine ilişkindir. Davacı ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile davalı ... Grup Dış Ticaret A.Ş. arasında 06/01/2016 tarihinde 2015/160944 İKN sayılı "Su Bardaklama Hizmet Alımı" sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında davalı şirkete 169.497,00 TL ödeme yapıldığı ve sözleşmenin 16/02/2016 tarihinde davacı tarafından feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, ihale sürecinde usulsüzlükler yapıldığını, ödeme karşılığı hizmetin alınmadığını, bu nedenle oluşan kamu zararından ihaleyi alan şirket ile ihale sürecinde görevli olan diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek zararın tazmini istemiyle bu davayı açmış, davalılar vekilleri ise zamanaşımı, görev ve husumet itirazlarında bulunarak, ihale sürecinin ve yapılan ödemenin usulüne uygun olduğunu, herhangi bir kamu zararı bulunmadığını, iddiaların soyut ve ispattan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini talep ettikleri görülmüştür. Dava, haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı kamu zararı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için hukuka aykırı bir fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesinde kamu zararı; "kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması" olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında "mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması" ve "iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması" halleri sayılmıştır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 5. maddesinde ihalelerin temel ilkeleri arasında saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenilirlik ve kaynakların verimli kullanılması yer almaktadır. Aynı Kanun'un 60. maddesi uyarınca, ihale komisyonu başkan ve üyeleri ile diğer ilgililer, görevlerini kanuni gereklere uygun veya tarafsızlıkla yapmadıklarının, taraflardan birinin zararına yol açacak ihmalde veya kusurlu hareketlerde bulunduklarının tespiti halinde, haklarında ilgili mevzuatları gereğince disiplin ve/veya ceza kovuşturması yapılır. İspat yükü, 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ve 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi uyarınca, iddiasını dayandırdığı olguları ispatla yükümlü olan tarafa aittir. Somut olayda davacı, kamu zararının varlığını, miktarını, davalıların kusurlu eylemlerini ve zararla eylemler arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür. Mahkememizce aldırılan 27/05/2025 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda; davalı şirkete 169.497,00 TL bedelli fatura karşılığı ödeme yapıldığı ve faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davacının teftiş raporunda dahi fatura kapsamı hizmetin verilmediğine veya eksik verildiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı, davalı şirketin işi alt yükleniciye devrettiği, ihalenin fahiş fiyatla yapılıp yapılmadığı ve hizmetin eksiksiz teslim edilip edilmediği hususlarının uzmanlık alanı dışında kaldığı belirtilmiştir. Mahkememizce oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan 20/10/2025 tarihli raporda; yaklaşık maliyet çalışmasının yönetmeliğe uygun olduğu, ancak fiyat araştırması için yazılan yazılara dosyada rastlanmadığı, ihalenin personel çalıştırmaya dayalı hizmet alımı olarak kabul edilemeyeceği, farklı ihalelerle yapılan maliyet karşılaştırmasında birim adet üzerinden gidilmesi gerektiği ve bu durumda birim fiyatların birbirine yakın olduğu, ancak davalı şirkete yapılan 169.497,00 TL'lik hakediş ödemesine esas teşkil eden kısmi kabul tutanağında ne kadar iş yapıldığına (kaç adet su bardaklandığına) dair bir tespit bulunmadığı, bu şekilde yapılan ödemenin sözleşme ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'ne uygun olmadığı görüşü bildirilmiştir. Aynı bilirkişi kurulundan alınan 23/01/2026 tarihli ek raporda ise, tarafların itirazlarının kök rapordaki tespitleri değiştirecek nitelikte olmadığı belirtilerek önceki raporun geçerliliğini koruduğu ifade edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 2015/160944 İKN sayılı ihale işlem dosyası, 06/01/2016 tarihli sözleşme, 08/02/2016 tarihli fatura ve ödeme belgeleri, davacı kurumun 07/11/2024 tarihli Teftiş Kurulu raporu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşturma sayılı dosyası, bu dosyadaki 18/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ve 28/04/2025 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu kararın kesinleşmesine ilişkin ... 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 30/01/2026 tarihli kararı, mahkememizce aldırılan 27/05/2025, 20/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporları ve 23/01/2026 tarihli ek rapor, tarafların ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı idarenin, 2015/160944 İKN sayılı su bardaklama hizmet alımı ihalesi sürecindeki usulsüzlükler ve hizmetin ifa edilmemesi nedeniyle 169.497,00 TL kamu zararı oluştuğu iddiasını HMK'nın 190. maddesi uyarınca somut ve yeterli delillerle ispatlayamadığı, davacının temel dayanağı olan kendi teftiş kurulu raporundaki iddiaların, yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporları ile çürütüldüğü, özellikle ceza soruşturması kapsamında alınan ve karara esas teşkil eden 18/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda, ihalenin personel çalıştırmaya dayalı bir hizmet alımı olmadığı, götürü bedel sözleşme niteliği taşıdığı, bu nedenle çalıştırılan işçi sayısının kamu zararı hesabında bir ölçüt olamayacağı, yaklaşık maliyetin usulüne uygun olduğu ve farklı ihalelerle yapılan kıyaslamanın teknik olarak doğru olmadığı, en önemlisi de işin yapılmadığına veya eksik yapıldığına dair somut bir tespit bulunmadığı ve kamu zararından bahsedilemeyeceğinin açıkça belirtildiği, bu rapor doğrultusunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın da kesinleştiği, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında da benzer şekilde, ihalenin personel çalıştırmaya dayalı olmadığının ve farklı ihalelerle kıyaslamanın hatalı olduğunun tespit edildiği, 20/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, yapılan ödemeye ilişkin hakedişin düzenlenmesinde, ne kadar iş yapıldığının (bardaklama adedinin) belirtilmemesinin usule aykırı olduğu tespit edilmiş ise de, bu usuli eksikliğin tek başına hizmetin hiç ifa edilmediği ve ödenen bedelin tamamının kamu zararı olduğu sonucunu doğurmayacağı, davacının hizmetin hiç veya gereği gibi ifa edilmediği yönündeki iddiasını somut delillerle ispatlaması gerektiği, ancak dosya kapsamında bu yönde yeterli delil sunulamadığı, aksine ceza soruşturması dosyasındaki bilirkişi raporunda çalışan ifadelerinin işin yapıldığının ikrarı niteliğinde olduğunun değerlendirildiği, bu durumda davacının kamu zararının varlığını, davalıların kusurunu ve zararla eylemleri arasındaki illiyet bağını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığı anlaşıldığından, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, 2.894,59 TL peşin harçtan düşümü ile artan 2.162,59 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.900,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... Grup Dış Ticaret Anonim Şirketi, davalı... .... .... a verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin, Davalı ... vekilinin, Davalı ... Grup Dış vekilinin, Davalı ...vekilinin, Davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/04/2026

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/66, K. 2026/339, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-66-e-2026-339-k-ca62942f139b