İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/36 E. 2026/395 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/36
Karar No
2026/395
Karar Tarihi

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/36 Esas - 2026/395 T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/36 Esas KARAR NO : 2026/395 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/01/2025 KARAR TARİHİ : 28/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/04/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 14/10/2023 tarihinde müvekkiline ait plakalı aracın Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde nizami park halinde iken, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı ...'ya ait ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin 2013 model Mercedes S350 marka aracında hasar ve değer kaybı oluştuğunu, aracın onarımı için 115.819,94 TL ve jant için 1.500,00 TL masraf yapıldığını, kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) poliçe limitinin, yapılan 15.997,82 TL'lik değer kaybı ödemesi ile tüketildiğini, bu miktarın zararı karşılamaktan uzak olduğunu, davalı aracı kaza tarihi itibarıyla davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde İhtiyari Mali Mesuliyet (İMMS) teminatı da içeren Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı olduğundan, bakiye zarardan davalı sigorta şirketinin de sorumlu olduğunu, dava öncesi sigorta şirketine yapılan başvurudan olumlu sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 8.000,00 TL değer kaybı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş. (poliçe teminat limiti dahilinde), ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca davalıların mal kaçırma ihtimaline karşı ... plakalı araç ile diğer malvarlıkları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirketin merkez adresinin İstanbul'da olması nedeniyle mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, davacının delillerini tebliğ etmediğini ve somutlaştırması gerektiğini, İMMS poliçesinin sorumluluğunun ZMMS poliçe limitlerinin üzerinde kalan kısım için başlayacağını, davacının kaza tarihi itibarıyla 120.000,00 TL olan ZMMS limitinin tüketildiğini ispat edemediğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun doğmadığını, davacının dava açmadan önce müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuruda bulunmadığını, özellikle Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) üzerinden atanmış bir eksperden rapor almadan başvuru yaptığı için dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, alacağın belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, talebin zamanaşımına uğradığını, sigortalı aracın hususi olması nedeniyle avans faizi talep edilemeyeceğini, müvekkil şirketin devlet denetiminde olması ve Güvence Hesabı teminatı bulunması nedeniyle mal kaçırma ihtimali olmadığından ihtiyati haciz talebinin de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı,Trafik kazası tespit tutanağı, davalı araca ait İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi, davacı aracına ait geçmiş hasar kayıtları ve ilgili sigorta hasar dosyaları, Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 29/07/2025 tarihli asıl rapor ile 10/03/2026 tarihli ek rapor ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı zararının, araç sürücüsü, maliki ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından müştereken ve müteselsilen tazmini istemine ilişkindir. 14/10/2023 tarihinde davacıya ait ... plakalı aracın park halinde iken, davalı ...'ın kullandığı ve diğer davalı ...'ya ait olan ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazaya karışan aracın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi ile sigortalı olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, davacı vekilinin, kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracında oluşan değer kaybı zararının ZMMS poliçesi ile karşılanamayan kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle bu davayı açtığı, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin, yetki ve zamanaşımı itirazları ile ZMMS limitinin tüketildiğinin ispatlanamadığı ve dava şartı olan usulüne uygun başvuru yapılmadığı savunmalarında bulunduğu, yargılama aşamasında ise tüm davalıların, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davacı aracının yaşı ve çok sayıda geçmiş hasarı bulunması nedeniyle kaza sonucu değer kaybına uğramadığını savunarak davanın reddini istedikleri görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nun 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesi hükmüne göre bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan o aracın işleteni sorumlu olur. Bu maddede düzenlenen sorumluluk hali tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi uyarınca, motorlu araç işletenlerinin üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amacıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) yaptırmaları zorunludur. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası ise, sigortacının, sigortalı aracın işletenine yüklenebilecek hukuki sorumluluğu, ZMMS hadlerinin üzerinde kalan kısmı poliçede yazılı azami miktara kadar temin eden ihtiyari bir sigorta türüdür. İMMS sigortacısının sorumluluğu, kural olarak ZMMS limitinin tüketildiği noktada başlar ve kendi poliçe limitiyle sona erer. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki ikinci el piyasa değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, gerçek zarar kalemleri arasında yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesindeki "genel şartlar" ibaresini iptal eden kararları sonrası, değer kaybı zararının kapsamı ve miktarının, Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri çerçevesinde, aracın markası, yaşı, modeli, kilometresi, hasar geçmişi ve hasarın niteliği gibi hususlar dikkate alınarak serbest piyasa koşullarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 29/07/2025 tarihli raporda, 14/10/2023 tarihinde meydana gelen kazada, davalı sürücü ...'ın park halindeki araca çarparak 2918 sayılı KTK'nın ilgili maddelerini ihlal etmesi nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait aracın ise kusursuz olduğu, davacıya ait 2013 model, 265.070 km'de olan aracın kaza öncesi 6 adet hasar kaydının bulunduğunu, aracın yaşı, kilometresi, geçmiş hasarları ve mevcut hasarın niteliği dikkate alındığında, Yargıtay içtihatları uyarınca 10 yaş ve üzeri araçlarda reel piyasa şartlarına göre değer kaybı oluşmayacağı, bu nedenle aracın kaza öncesi ve onarım sonrası piyasa değerinin yaklaşık 4.000.000,00 TL olarak aynı kalacağı ve kaza nedeniyle bir değer kaybı zararının oluşmadığı görüşü bildirilmiştir. Aynı bilirkişi tarafından, tarafların itirazları ve dosyaya celbedilen davacı aracına ait geçmiş hasar dosyaları incelenerek düzenlenen 10/03/2026 tarihli ek raporda, aracın geçmiş hasarlarının (özellikle 07/09/2018 ve 19/06/2022 tarihli kazalar) dava konusu kazada hasar gören arka bölgeyi de kapsadığı ve bu hasarların önemli boyutta olduğu, aracın orijinal durumunun dava konusu kazadan önce zaten bozulmuş olduğu, bu nedenle mevcut kazanın araçta ilave bir değer kaybına yol açmadığı belirtilerek, ilk rapordaki değer kaybı zararının bulunmadığı yönündeki görüşün korunduğu bildirilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, trafik kazası tespit tutanağı, davacı aracına ait geçmiş hasar kayıtları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 29/07/2025 tarihli asıl ve 10/03/2026 tarihli ek bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; 14/10/2023 tarihinde davacıya ait aracın park halinde iken davalı sürücünün sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu, davacının ise kusursuz olduğu sabit olmakla birlikte, davanın konusunun münhasıran araçta oluşan değer kaybı zararının tazmini talebine ilişkin olduğu, bu hususta aldırılan bilirkişi raporları ve ek raporun bir bütün olarak incelenmesinde, davacıya ait 2013 model aracın kaza tarihi itibarıyla 10 yaşında olduğu, 265.070 km gibi yüksek bir kilometrede bulunduğu ve daha da önemlisi, dava konusu kazadan önce farklı tarihlerde 6 kez daha kazaya karışarak hasar gördüğü, dosyaya celbedilen geçmiş hasar kayıtlarına göre bu hasarlardan bazılarının mevcut kazada hasarlanan bölgeleri de kapsadığı ve aracın orijinal durumunun bu kazalarla zaten bozulmuş olduğu, bu veriler ışığında bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede, aracın yaşı, kilometresi, yoğun ve aynı bölgeleri de kapsayan hasar geçmişi bir bütün olarak ele alındığında, dava konusu kaza nedeniyle aracın ikinci el piyasa değerinde ilave bir düşüşün, yani reel bir değer kaybı zararının meydana gelmediği yönündeki tespitin dosya kapsamına, teknik verilere ve hayatın olağan akışına uygun olduğu kanaatine varıldığı, bu itibarla davacının, değer kaybı zararının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 8.000,00 TL üzerinden takdir edilen 8.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı ve davalılar ... .... .... ve ... vekillerinin yüzüne karşı dava değeri itibarı ile KESİN olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/04/2026

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/36, K. 2026/395, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-36-e-2026-395-k-9269a889f050