İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/586 E. 2026/706 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/586
Karar No
2026/706
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/586 Esas KARAR NO : 2026/706

DAVA :İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :12/08/2025 KARAR TARİHİ :29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... A.Ş. ile davalı ... Limited Şirketi arasında internet tabanlı pazarlama teknolojileri hizmeti sunulmasına ilişkin 01/01/2023 başlangıç tarihli abonelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıya ait internet sitesine bulut tabanlı teknolojilerin entegre edildiğini, taraflar arasında 01/01/2024 tarihinde yenileme sipariş formu düzenlenerek hizmetin devamının sağlandığını, davacının sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin 04/02/2025 tarihli ihtarnamesi ile hizmetin ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini bildirdiğini, davacının 10/02/2025 tarihli cevabi ihtarnamesi ile fesih iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve sözleşmenin devam ettiğini belirttiğini, davalının 25/02/2025 ve 14/05/2025 tarihli ihtarnameleriyle haksız fesih iradesini yinelediğini, davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının sözleşmeye aykırı olduğunu, davalının ... 11. İcra Dairesi'nin ... E. numaralı icra dosyası üzerinden başlatılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmede ... Mahkemelerinin yetkili kılındığını, davalının yetki itirazının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, sözleşmede gecikme faiz oranının aylık yüzde 2 olarak belirlendiğini, takibe konu faturalardan bir kısmının davalı tarafından ödendiğini, bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin abonelik sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkil şirketin bu hizmeti ticari amaçla değil kendi kullanımı için aldığını ve tüketici sıfatını haiz bulunduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, görevsizlik itirazlarının bulunduğunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 52/4 maddesi uyarınca süresi bir yılı aşan abonelik sözleşmelerini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin feshetme haklarının mevcut olduğunu, müvekkilin fesih bildirimlerini mail yoluyla ve ... 16. Noterliğinin ...,... ve ... tarihli ihtarnameleri ile davacıya ilettiğini, buna rağmen davacının kötü niyetli şekilde ..., ... ve ... numaralı faturaları düzenlemeye devam ettiğini, söz konusu faturalara karşı ..., ... ve ... numaralı iade faturalarının kesildiğini, takibe konu diğer iki faturanın 2024 yılına ait olup ödendiğini, davacının sözleşmeye koyduğu tek taraflı fesih kısıtlamalarının kanunun emredici hükümlerine aykırı ve haksız şart niteliğinde olduğunu, davacının aboneliğe son verme isteğini yerine getirmekle yükümlü olduğunu, sunulan hizmetin ayıplı ve eksik olduğunu, talep edilen bedellerin fahiş bulunduğunu, ... 11. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasında başlatılan takibin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini, müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere Bilgisayar Mühendisi ve Mali Müşavire tevdi edildiği ve düzenlenen 21/04/2026 tarihli raporda özetle; dosya kapsamındaki teknik verilerin incelendiği, davacı tarafından sağlanan bulut tabanlı yazılım hizmetinin 2023 yılı başından 2026 yılı Şubat ayına kadar aktif ve erişilebilir şekilde çalıştığı, sistemde kullanıcı verisi üretimi ile kampanya yönetimi gibi işlevlerin gerçekleştiği, hizmetin teknik olarak sunulduğunun anlaşıldığı, sistem genelinde süreklilik arz eden bir arıza veya yazılımsal hata bulunduğuna dair somut bir bulguya rastlanmadığı, bu nedenle hizmetin ayıplı veya eksik olduğu yönünde teknik bir tespit yapılamadığı, sözleşmenin 2025 yılında geçerli olduğu varsayıldığında 05.05.2025 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 708.147,89 TL asıl alacak ve 40.025,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 748.173,48 TL tutarında alacaklı olduğu, icra takibi sonrasında 64.384,80 TL tutarındaki asıl alacağın ödendiği hususunun taraflarca kabul edildiği kanaatine varmıştır. Dosyanın ek rapor alınmak üzere Bilgisayar Mühendisi ve Mali Müşavire tevdi edildiği ve düzenlenen 27/07/2026 tarihli ek raporda özetle; 01.01.2025 tarihinden sonraki dönemde sistemin erişilebilir, çalışır ve veri üretmeye devam ettiği, ancak mevcut veri setinin ham kimlik doğrulama, oturum ve işlem bazlı denetim kayıtlarını içermemesi nedeniyle aktif kullanıcı işlemleri ile entegrasyon kaynaklı pasif veri akışının teknik kesinlikte ayrıştırılmasının mümkün olmadığı, mevcut teknik bulguların hizmetin tamamen çalışmaz durumda olduğu, genel bir sistem arızası bulunduğu veya hizmetin ayıplı ya da eksik ifa edildiği yönünde herhangi bir somut teknik tespiti desteklemediği, itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususların kök raporda ulaşılan teknik kanaati değiştirecek nitelikte görülmediği, teknik yönden önceki raporda belirtilen görüş ve kanaatin aynen muhafaza edildiği, sözleşmenin abonelik veya tüketici niteliği, 6502 sayılı TKHK m. 52/4 uyarınca fesih hakkının uygulanabilirliği, feshin geçerliliği ve Ek Protokol Sipariş Formu’nun geçerli biçimde kurulup tarafları bağlayıp bağlamadığı hususlarının hukuki değerlendirme gerektirdiği ve Mahkemenin takdirinde olduğu, heyet tarafından bu hususlarda bir tespit yapılmadığı, 2025 yılına ilişkin mali hesabın yalnızca koşullu olarak sunulduğu, talep edilen bedellerin fahiş olup olmadığı yönünden dosyada emsal karşılaştırmasına elverişli veri bulunmadığından objektif bir tespit yapılamadığı, mali yönden Mahkemece sözleşmenin feshedilmediği ve 2025 yılında da geçerli olduğu değerlendirildiği takdirde ... numaralı faturaya esas alınacak ÜFE/TÜFE oranının sipariş formunda artışın 1 Ocak 2025 tarihinde yansıtılacağının öngörülmesi karşısında bu tarih itibarıyla ... tarafından en son açıklanmış veri olan Kasım 2024 dönemi verisi olması gerektiği, henüz açıklanmamış olan Ocak 2025 verisinin esas alınamayacağı, Kasım 2024 dönemi esas alınarak 05.05.2025 takip tarihi itibarıyla 2025 faturası tutarının 661.069,15 TL ve toplam asıl alacağın 725.453,95 TL olduğu, sözleşmede gecikme faizi oranı kararlaştırıldığından işlemiş faizin aylık %2 ve yıllık %24 akdi oran üzerinden hesaplanması gerektiği, buna göre işlemiş faizin 39.473,25 TL ve toplam alacağın 764.927,20 TL olduğu, bu tutarların takip talebindeki 725.471,40 TL asıl alacağı ve 765.496,99 TL toplam alacağı aşmadığı, icra takibinden sonra ödenen 64.384,80 TL asıl alacağın mahsubuyla kalan asıl alacağın 661.069,15 TL olduğu kanaatine varmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi uyarınca, davacı tarafça davalı aleyhine, fatura alacağı nedeni ile ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde alacaklının davacı ... Anonim Şirketi, borçlunun ise davalı ... Limited Şirketi olduğu, davacı alacaklı tarafça asıl alacak ve işlemiş faiz olmak toplam 765.796,99 TL için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından taraflar arasında internet tabanlı pazarlama teknolojileri hizmeti sunulmasına ilişkin 01/01/2023 başlangıç tarihli abonelik sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça sözleşme kapsamından sunulan hizmet karşılığı olarak takibe dayanak faturaların tanzim edildiği, ödenmemesi üzerine davaya konu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır. Dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve dosya kapsamına uygun, denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile, her ne kadar davalı tarafça ayıplı hizmet iddiasında bulunulmuş ise de; 01.01.2025 tarihinden sonraki dönemde sistemin erişilebilir, çalışır ve veri üretmeye devam ettiği, ancak mevcut veri setinin ham kimlik doğrulama, oturum ve işlem bazlı denetim kayıtlarını içermemesi nedeniyle aktif kullanıcı işlemleri ile entegrasyon kaynaklı pasif veri akışının teknik kesinlikte ayrıştırılmasının mümkün olmadığı, mevcut teknik bulguların hizmetin tamamen çalışmaz durumda olduğu, genel bir sistem arızası bulunduğu veya hizmetin ayıplı ya da eksik ifa edildiği yönünde herhangi bir somut teknik tespiti desteklemediği, mali yönden Mahkemece sözleşmenin feshedilmediği ve 2025 yılında da geçerli olduğu değerlendirildiği takdirde ... numaralı faturaya esas alınacak ÜFE/TÜFE oranının sipariş formunda artışın 1 Ocak 2025 tarihinde yansıtılacağının öngörülmesi karşısında bu tarih itibarıyla ... tarafından en son açıklanmış veri olan Kasım 2024 dönemi verisi olması gerektiği, henüz açıklanmamış olan Ocak 2025 verisinin esas alınamayacağı, Kasım 2024 dönemi esas alınarak 05.05.2025 takip tarihi itibarıyla 2025 faturası tutarının 661.069,15 TL ve toplam asıl alacağın 725.453,95 TL olduğu, sözleşmede gecikme faizi oranı kararlaştırıldığından işlemiş faizin aylık % 2 ve yıllık % 24 akdi oran üzerinden hesaplanması gerektiği, buna göre işlemiş faizin 39.473,25 TL ve toplam alacağın 764.927,20 TL olduğu, bu tutarların takip talebindeki 725.471,40 TL asıl alacağı ve 765.496,99 TL toplam alacağı aşmadığı, icra takibinden sonra ödenen 64.384,80 TL asıl alacağın mahsubuyla kalan asıl alacağın 661.069,15 TL olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından; davanın kısmen kabulüne, davalının ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 725.453,95 TL asıl alacak ve 39.473,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 764.927,20 TL üzerinden devamına, takipten sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Banka cılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacak olan 725.453,95 TL'nin % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, -Davalının ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 725.453,95 TL asıl alacak ve 39.473,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 764.927,20 TL üzerinden devamına, takipten sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Asıl alacak olan 725.453,95 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 52.252,18 TL harçtan peşin alınan 9.245,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 43.006,88 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 120.739,08 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 569,79 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 9.860,70 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 15.165,00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 15.153,71 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 4.596,58 TL'sinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili, 3,42 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 29/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/586, K. 2026/706, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-586-e-2026-706-k-2c656c0fbefc