İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/584 E. 2026/202 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/584
Karar No
2026/202
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/584 Esas KARAR NO :2026/202

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/09/2025 KARAR TARİHİ:10/03/2026

Mahkememizde görülmüş olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesi ile; Davacı tarafından davalı/borçlu aleyhine .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası ile fatura ve cari hesaptan kaynaklı örnek 7 ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından asıl alacağa ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu, bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, takibin devamı ve asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi amacıyla eldeki davanın açıldığını, davacının enerji panosu, sayaç panosu, çeşitli paneller ve sokak aydınlatma sayaç panoları ticareti yaptığını, davalının ise Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne yönelik sipariş, alım, sevk ve ihracat faaliyetleri kapsamında davacı ile ticari ilişki içinde bulunduğunu, taraflar arasındaki ilişki çerçevesinde düzenlenen fatura ve imzalı sipariş formlarında yer alan ürünlerin davacı tarafından davalıya satıldığını, davalı tarafından kısmi ve peyderpey ödemeler yapıldığını ancak fatura bedellerinin hiçbir zaman tam ve eksiksiz ödenmediğini, icra takibi tarihi itibarıyla davacının cari hesaptan 50.090,16 ABD Doları alacağı bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla 12.08.2025 tarihinde aynı icra dairesinde takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, dava öncesinde zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, alacağın e-fatura ve teslimi taraflarca kabul edilen satışlara dayalı olup likit ve muayyen nitelikte olduğunu, bu nedenle icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğunu, Yargıtay İçtihatlarında da benzer durumlarda icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili mahkememiz sunduğu cevap dilekçesi ile; Davacı şirket tarafından iddia edilen cari hesap alacaklarına dayanılarak .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası ile 50.090,16 USD tutarında alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu takibe davacı aleyhine haklı itirazda bulunulduğunu, davacının bu itirazın iptali amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, iddia edilen hiçbir borcun kabul edilmediğini, tarafların cari hesap ilişkisi kapsamında çalıştığını, cari hesabın hesap kesim döneminin henüz gelmediğini ve cari hesap sözleşmesinin sona erdirilmediğini, bu nedenle muaccel olmayan bir borcun talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının sunduğu cari hesap ekstresinin tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, icra takibinde yalnızca davacıdan sadır belgelerin dayanak yapıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2021 tarihli ve 2017/1299 E., 2021/779 K. sayılı kararında da itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğunun ve takipte dayanılan belgeler dışında başka belgelere dayanılarak alacağın tespit edilemeyeceğinin vurgulandığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, cari hesap bakiyesinin hukuki sonuç doğurabilmesi için hesap devresi sonunda mutabakat sağlanması gerektiğini, dava tarihi itibarıyla hesap kesim döneminin gelmediğini ve herhangi bir mutabakat bulunmadığını, 6102 sayılı TTK’nın 94. maddesi uyarınca cari hesap devresinin yıl sonunda kapanacağını, bu aşamaya gelinmeden bakiye talep edilemeyeceğini, ayrıca TTK’nın 90/1-(d) ve 98/1-(b) maddeleri gereği devreden bakiyenin talep edilebilmesinin cari hesap sözleşmesinin sona ermesine bağlı olduğunu, somut olayda sözleşmenin sona erdirildiğine ve mutabakat sağlandığına ilişkin TTK 18/3 kapsamında yapılmış herhangi bir bildirimin bulunmadığını, bu nedenlerle davacının alacak talebinin haksız olduğunu, alacak muaccel ve likit hale gelmediğinden icra inkâr tazminatı koşullarının da oluşmadığını, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 25.09.2014 tarihli ve 2014/1155 E., 2014/5943 K. sayılı kararında da temerrüt ihtarı bulunmayan hallerde icra inkâr tazminatının reddedilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, tüm bu sebeplerle davacının açtığı davanın ve fer’i taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşbu dava konusu uyuşmazlık; .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası kapsamında taraflar arasında süregelmekte olan ticari ilişki sonucu doğduğu iddia edilen cari hesap alacağına davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi (BK'nun 83 md.) uyarınca; “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Alacaklı takip talebinde (vade veya takip talebi günündeki rayice göre ödeme yerine) fiili ödeme günündeki rayice (döviz kuruna) göre alacağının Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bunun için alacaklı yabancı para alacağının (takip tarihindeki kur üzerinden) Türk parası karşılığını takip talebinde göstermesi ve ayrıca yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kurdan talep ediyorsa bu hususu da takip talebinde belirtmek zorundadır. Bu halde alacaklı vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yabancı para üzerinden faiz (3095 S.K. M. 4/a) talep edebilir (İİK. m. 58/3). (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013 s. 2010 vd., Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet/Özkan, Sungurtekin Meral; İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2022 s. 95 vd.) Alacaklının aynen ödemeyi tercih etmesi hâlinde borçlunun borcunu yabancı para üzerinden ödemesi gerekir. Ancak İcra İflas Kanununun 58/3 ncü maddesi gereğince konusu yabancı para alacağı olan icra takiplerinde İcra İflas Kanunu'nun 58/3 ncü maddesi gereğince yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği gösterilmek zorundadır. Alacaklının yabancı para birimiyle ifayı talep etmesi hâlinde borçluya aynen veya fiili ödeme tarihi TL karşılığı ödeme biçimindeki sınırlı seçimlik yetkiyi de verir. Dolayısıyla yabancı para üzerinden icra takibi yapılması doğrudan doğruya yabancı paranın borçludan alınıp alacaklıya yabancı para olarak teslim edilmesi mümkün olmadığından, yabancı para alacağının aynen ödenmesini istemiş olan alacaklının fiili ödeme günü üzerinden TL karşılığını tahsilini talep etmesi gerekmektedir. (Prof. Dr. Serkan Ayan -Yabancı Para Borçlarının İfası dergipark.org.tr sayfa 554) İİK’nın 58/3. maddesi ile ilgili 4949 sayılı Kanun'un hükümet gerekçesinde “…Yapılan yeni düzenlemede, alacaklının yabancı para alacağının Türk parası karşılığını takip talebinde göstermesi yanında bu alacağın hangi tarihteki kur üzerinden tahsilini istiyor ise bunu da açıkça göstermesi ve yine yabancı para ile ilgili faiz alacağına ilişkin talebini belirtmesi esası getirilmiştir.” denilmektedir. Bu bilgilere göre takip talebi ile ödeme emri incelendiğinde takibe yabancı para alacağı olarak konu edilmiş alacağın, harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının ve fiili ödeme günündeki merkez bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı ile ödenmesi hususunun usulüne uygun şekilde gösterildiği, davalı tarafın bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Esasa ilişkin ihtilafın, davacı alacaklının davalıdan, cari hesap ekstresine dayalı takip sebebi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup taraflar arasındaki ticari defter kayıtları ve sair belgelere göre alacak miktarının tespiti için takip dayanağı belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan HMK'nun 266. maddesi uyarınca dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi raporunda da ayrıntılı ve açık şekilde belirtildiği üzere; davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tarihi (14.08.2025) itibariyle davalıdan 50.090,16 USD (1.609.060,60 TL) tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı 2024, 2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davalı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 320 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının faturalardan kaynaklı takip tarihi (14.08.2025) itibariyle davacıya 50.000,00 USD (1.987.120,00 TL) tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, tarafların arasındaki cari hesap farklılığının, (50.090,16 USD - 50.000,00 USD) 90,16 USD olduğu, söz konusu farkın tarafların kendi muhasebe sistemlerinde uyguladıkları dönem sonu döviz kuru değerleme işlemlerinin farklı kur esasları üzerinden yapılmasından kaynaklanan teknik bir muhasebe farkı olduğu anlaşıldığı, Davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların davacı ve davalı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde "Sayaçlı Elektrik Panosu, Sayaç Panosu, Aydınlatma Sayaç Panosu, Merkezi Elektrik Dağıtım Panosu”na ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, HMK'nın 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturalara, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durumun faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, sonuç olarak (tarafların arasındaki 90,16 USD olan cari hesap farklılığının, tarafların kendi muhasebe sistemlerinde uyguladıkları dönem sonu döviz kuru değerleme işlemlerinin farklı kur esasları üzerinden yapılmasından kaynaklanan teknik bir muhasebe farkı olduğuna dair bilirkişi tespiti de göz önüne alınarak) tarafların usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğu tespit edilen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak cari hesaba göre takip tarihi itibariyle davalıdan 50.090,16-USD (2.042.015,53 TL) alacaklı olduğu, dolayısıyla takip tarihi itibariyle davacı tarafça icra takibi başlatmakta haklı olduğu ve davalı tarafça icra takibine yaptığı itirazın isabetli olmadığı, icra takibine işlemiş faiz kalemi konu edilmediğinden bu hususta ayrıca değerlendirme yapılmadığı, talep edilen faiz oranı yönünden yapılan değerlendirmede ise 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince talebe konu alacağın yabancı para (USD) olması sebebiyle takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek kamu bankalarınca dolara uygulanacak en yüksek mevduat faiz oranının talep edilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik olmadığı, sonuç olarak yerinde görülen davanın kabulü ile, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası kapsamında takip borçlusu davalı tarafından yapılmış itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, itirazın iptaline karar verilmiş olan asıl alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle, İİK'nun 67/2. maddesi kapsamında %20'sine isabet eden 408.403,10-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine ve sair hususlara ilişkin tüm dosya kapsamına yönelik aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası kapsamında takip borçlusu davalı tarafından yapılmış itirazın İPTALİNE ve icra takibinin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın (2.042.015,53-TL) %20'sine isabet eden 408.403,10-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Alınması gereken 139.490,08-TL karar ve ilam harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 104.617,56-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanmış olan 303.882,17-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından dava açılışında yapılmış olan harç, tebligat masrafı ve bilirkişi delil avansından ibaret toplam 36.958,53-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılmış ve kullanılmamış bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.10/03/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/584, K. 2026/202, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-584-e-2026-202-k-69f18824cccc