İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/606 E. 2026/268 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/606
- Karar No
- 2026/268
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/606 Esas KARAR NO : 2026/268
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/06/2025 KARAR TARİHİ : 13/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı aleyhine başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .../... E sayılı ilamsız takibe, davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında doğan alacağının ödenmemesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .../.... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkilinin cari hesap ve ödenmeyen faturalar kaynaklı olarak davalı borçludan 256.273,81-TL alacaklı olduğunu, açıklanan davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ..../... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, kötüniyetli davalı tarafın %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı yana borcu bulunmadığını, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davalı tarafın davacı tarafa icra takibinde talep edilen şekilde borcunun bulunmadığının ortaya çıkacağını, borcu kabul etmemekle birlikte davacı tarafın takip öncesi faiz talebinin de yersiz olduğunu beyanla, takip öncesi faiz talebinin de reddine karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle davacının haksız olan davasının reddini,davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 256.273,81 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "Cari Hesap" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. .../...-... Esas - .../.... Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası "taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında satışı yapılan ürünlere ilişkin fatura düzenlendiği, fatura bedellerinin ödenmediği" hususuna dayanmaktadır. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih .../....E. ..../...K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (...., ....; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi ... (...), s. .... vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih .../... Esas .../... Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 02/01/2026 tarihli raporda özetle; davacı ve davalı 2023-2024 yılı .../... dönemi yevmiye ve kebir defterini Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, defterlerin davanın esasını kapsayan kısımların birbiriyle uyumlu olduğu ve denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, davacıyla davalı arasında yazılı bir sözleşme olmadığı dosya genelinde sunulan deliller incelenmiş ve taraf beyanlarından anlaşılmış olup, davacı davalının kumaş tedarikini üstlendiği ve davalıya ürünleri e-temel irsaliyeyle gerçekleştirdiği görülmüş, davacı ürün bedellerini davalıya e-ticari faturayla yansıttığı, takip dayanağı alacağı oluşturan ve elektronik ortamda gönderilen ticari faturalara TTK.21-2 maddesince davalıca noter huzurunda veya iade fatura şeklinde düzenlenerek yasal 8 gün süre içerisinde de bir itiraz dosya içeriğinde ve yapılan ticari defter incelemelerinde görülemediği, dava konusu fatura-cari hesap alacağın; 18.11.2024 tarihli ............... n.olu 129.898,74 TL’sı kumaş bedeli açıklamalı fatura,19.11.2024 tarihli ............ n.olu 62.375,18 TL’sı kumaş bedeli açıklamalı fatura,19.12.2024 tarihli .................. n.olu 60.472,47 TL’sı kumaş bedeli açıklamalı fatura,31.12.2024 tarihli ............ n.olu 4.527,42 TL’sı- kumaş bedeli açıklamalı faturalardan oluştuğu, dava konusu alacağı oluşturan faturalardan sadece 4.115,54 TL’lik faturanın davalıca bağlı olduğu vergi dairesine BA formunda beyan edilmediği, diğerlerinin tamamının beyan edildiği, beyan edilmeyen faturanın davalıda kayıtlı olduğu, davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları 2023-2024 yılı ve .../.. dönemi defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 24.03.2025 icra takip tarihi itibariyle 256.273,81 TL’sı defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin davacı firma ile ilgili faturaları 2023-2024 yılı ve .../... dönemi defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 24.03.2025 icra takip tarihi itibariyle 256.273,80 TL’sı defter ve kayıtlarında davacıya borçlu gözüktüğü, dava tarihinden sonra davalı davacıya 10.11.2025 tarihli ....... numaralı 261.387,50 TL’sı tutarında iade faturası düzenleyerek yansıttığı ve faturayı davalı lehine hesaba borç kaydedildiği, işbu faturanın davacıda kayıtlı gözükmediği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi edilerek tarafların hukuki nitelikte olmayan teknik itirazlarının değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 14/02/2026 tarihli raporda özetle; tarafların kök rapora itiraz dilekçeleri tek tek okunmuş olup kök rapordaki tespit edilen hiçbir madde ve tespite itiraz olmadığı, dosyaya ibraz edilen ihtarname incelenmiş, netice davalıca dava tarihinden sonra (10.11.2025 tarih ve .......... nolu ) düzenlenen fatura olduğu için dava tarihi itibariyle davacının alacağının varlığını değiştirmediği, faturaya noter huzurunda yasal sürede itiraz edildiğinden 256.273,81 TL’sı davacı alacağı taleple bağlılık ilkesi gereği dava tarihi itibariyle ödenebileceği görüşü oluşmuş nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Ticari defterlerin incelendiği bilirkişi kök ve ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu .../. gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen alacağın 256.273,81-TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça ticari defter kayıtları ile ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu alacağın 256.273,81-TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davalı tarafın takip konusu alacağın yukarıda belirtilen miktarını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davalı taraf kayıtlarında, davacı taraf aleyhine düzenlenen 10.11.2025 tarihli ...... numaralı 261.387,50 TL’sı tutarında iade faturası mevcut ise de davalı tarafın işbu iade faturasının takip ve dava tarihinden sonra düzenlendiği, davalı tarafın cevap dilekçesinde işbu faturaya delil olarak dayanmadığı gibi, işbu iade faturasına dayanak olabilecek ayıp-eksik iddiasında bulunmadığı, bu haliyle işbu iade faturasının mevcut şartlarda dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla bu yönde ayrıca bir araştırma yapılmamıştır. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .../.... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 51.254,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 17.506,06-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.095,15-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.410,91-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 3.095,15-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40 TL başvurma harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 196,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 10.811,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun .../..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2026
Katip ..... e-imzalıdır
Hakim ....... e-imzalıdır