İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/661 E. 2026/248 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/661
- Karar No
- 2026/248
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/661 Esas KARAR NO : 2026/248 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/09/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 22/09/2025 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket alacağın tahsili amacıyla ... 37. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiği ve takibin durduğu, arabuluculuk bürosuna başvuru yapıldığı ve taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı ve itirazın iptali amacıyla işbu davanın açıldığı, edimini ifa etmeyen davalı borçlu bilinçli olarak davacının haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalıştığı ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz ettiği, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacağının haklılığı ortaya çıkacağını belirterek, davanın kabulünü, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkı saklı kalmak kaydı ile; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının 34.795,11 TL üzerinden iptalini ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket yetkilisi ... 10.03.2026 tarihli beyanında; Davacı tarafın gerek icra dairesine gerek işbu dosyaya fatura ve malların teslim edildiğine ilişkin bir delil sunmadığını, faturaya dayalı alacaklarda temel hususun fatura konusu malın teslim edilmiş olması olduğunu, teslim edildiği ispatlanamamış fatura alacaklarına ilişkin açılan itirazın iptali konulu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf, davalıdan cari hesap alacağının bulunması sebebiyle davalı aleyhine ... 37. İcra Dairesi ... E.Sayılı Dosyası ile davalı taraf aleyhine icra takibi başlattıklarını davalının bu takibe itiraz etmesi sebebiyle itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf, faturaya ilişkin malların teslim edildiğinin ispatlanamadığından davanın reddini talep etmiştir. ... 37. İcra Dairesi ... sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...Ltd. Şti,borçulunun dosyamız davalısı ...Ltd. Şti. olduğu, olduğu alacak kaleminin faturadan kaynaklı 34.795,11 TL cari hesap alacağı,8.787,68 TL işlemiş faiz olmak üzere 43.582,79 TL olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacı taraf davalıdan alacağı olduğunu ve davalıya hizmet sunduğunu ispatlamak durumundadır. Dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu 12/02/2026 tarihli raporda; Davacı 2024-2025 yılları ticari defterlerine ait Ocak ayı beratları ile Aralık ayı beratlarının TTK 64/3.maddesi gereği kanuni süreleri içinde oluşturulup imzalanarak Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklendiği, envanter defterlerinin kanuni süreleri içinde noter açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, davacı 2024- 2025 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil teşkil edebileceği,takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalının davaya cevap vermediği, ticari defter ve hesap incelemesinin yapılamadığı,Tarafların 20/05/2024 tarihinden itibaren ticari ilişki içinde oldukları, cari hesap çalıştıkları, Davaya konu cari hesabı oluşturan faturalar ile ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Takip tarihinden sonra davalı ödemesinin bulunmadığı, davacı ticari defterlerinde 10/01/2025 tarihi itibariyle davacının davalıdan 34.795,11 TL alacaklı olduğu, Davalının cari hesaba ve dayanağı faturalara iptal itirazına, ihtarname ve iade faturasına dosya içinde rastlanmadığı, Davacının takipte 34.795,11 TL asıl alacak ile 8.787,68 TL işlemiş faiz olmak üzere 43.582,79 TL toplam alacak talep ettiği, davacının cari alacağı veya dayanağı faturalar için ihtarname ile tebliğ mazbatasına, sözleşmeye dosya içinde rastlanmadığı, Davacı ile davalı 2024 yılı Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizlerinin birbirini doğruladığı, davacı tarafından davalıya 33 adet ve 194.062,69 TL fatura düzenlendiği, 2021-2022-2023-2025 yıllarına ait verinin bulunmadığı yönünde rapor ibraz etmiştir. Davacı taraf itirazın iptali davasını asıl alacak üzerinden açmıştır ve faize yapılan itiraz için itirazın iptali talebinde bulunmamıştır. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E....K....sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Davalı taraf defter incelemesinde ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacının ticari defterleri HMK 222/3 maddesi gereği davacı lehine kesin delil niteliğine haiz olup, davacının defterleri üzerinden yapılan incelemede ise takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 34.795,11 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olması karşısında davacı taraf üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmiştir ve icra takibi tarihinde davacının davalıdan 34.795,11 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış ve davanın kabulü ile, davalının ... 37.icra müdürlüğünün.... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 34.795,11 tl asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 34.795,11 tl'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan %20 oranındaki 6.959,02 tl icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 37.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 34.795,11 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 34.795,11 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, %20 oranındaki 6.959,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.376,85 TL karar harcından peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.761,45 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcının 615,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 34.795,11-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 7.715,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 11/03/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır