İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/66 E. 2026/107 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/66
- Karar No
- 2026/107
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/66 Esas KARAR NO : 2026/107
DAVA : FSEK’den Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi DAVA TARİHİ : 27/03/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK’den Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların “...” olarak bilinen müzik grubu olduğu, dava konusu “...” isimli albüm ve albümde yer alan icralar üzerinde FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi bulundukları, davalı tarafından söz konusu albüm ve içeriğindeki eserlerin herhangi bir hak devri veya izin bulunmaksızın ... ve benzeri dijital müzik platformlarında umuma iletildiği, bu suretle davacıların mali ve manevi haklarına tecavüz edildiğini, FSEK m.25 ve m.80 hükümleri uyarınca umuma iletim hakkının münhasıran eser sahibi ve bağlantılı hak sahiplerine ait olduğunu, fonogram yapımcılarının ise ancak eser sahibi ve icracı sanatçıdan mali hakları devralmaları halinde bu hakları kullanabileceklerini, somut olayda davalı ile davacılar arasında dijital hakları kapsar nitelikte usulüne uygun bir mali hak devir sözleşmesinin bulunmadığını, Davacılar (...) /.a ait eserlerin (...) dijital platformlarda izinsiz kullanıldığı iddiaları kapsamında eserlere yönelik tecavüzün tespiti, men ve ref' i ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava itmişlerdir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların “... – ...” isimli albümde yer alan eserlerin davalı tarafından izinsiz olarak dijital platformlarda kullanıldığı yönündeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davalı şirketin dava konusu albümlerin fonogram yapımcısı olduğunu ve FSEK m.80/1-B kapsamında fonogram üzerindeki mali haklara münhasıran sahip bulunduğunu, fonogramın müzik eseri ve icradan bağımsız bir hak konusu olduğunu, ilk tespiti yapan fonogram yapımcısının çoğaltma, yayma ve umuma iletim haklarını haiz olduğunu, bu hakların eser sahibi veya icracı sanatçıdan ayrıca devralınmasına gerek bulunmadığını, bu kapsamda dava konusu albümlerin nerede, ne zaman ve ne şekilde yayınlanacağı hususunun davalının tasarrufunda olduğunu, albümlerin yaklaşık 30 yıl önce piyasaya sürüldüğünü, uzun yıllardır dijital platformlar dahil çeşitli mecralarda kullanıldığını, davacıların bu kullanımlardan haberdar olmalarına rağmen uzun süre herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, gelirlerden meslek birlikleri aracılığıyla faydalandıklarını, davacıların sessiz kalmak suretiyle haklarını zımnen kaybettiklerini, ayrıca, fonogram yapımcısının sahip olduğu haklar gereği eserlerin davalının izni olmaksızın hiçbir platformda kullanılamayacağını, davacıların iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirtilerek davanın reddine, karar verilmesi talep etmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; Davacılar (...) /.a ait eserlerin dijital platformlarda izinsiz kullanıldığı iddiaları kapsamında eserlere yönelik tecavüzün tespiti, men ve ref' i ihtiyati tedbir kararı verilmesi kapsamında açıldığı anlaşılmaktadır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar sessiz kalma itirazında bulunulmuş ise de bu itirazlar yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 24/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Uyuşmazlığın davacılara ait eserlerin dijital platformlarda izinsiz kullanıldığı iddiasına ilişkin olduğu, FSEK m.52 uyarınca mali haklara dair sözleşmelerin yazılı olması ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği, dijital iletim hakkını da kapsayan bir mali hak devrinin açıkça sözleşmede yer almasının zorunlu olduğu, FSEK m.80/1-B kapsamında fonogram yapımcısının, eser sahibi ve icracı sanatçının izniyle gerçekleştirdiği ilk tespit üzerinden çoğaltma, yayma ve umuma iletim haklarına sahip olduğu, ancak bu hakların kapsamının sözleşme ile belirlenmesi gerektiği, dijital iletim hakkının ise 2001 tarihli 4630 sayılı Kanun değişikliği ile FSEK kapsamına alındığını, dosyada bulunan 04.07.1995 tarihli “Müzik Eseri İşletme Belgesi” ile buna dayanak teşkil eden 07.06.1995 tarihli noterlik “Yayın İzni ve Taahhütnamesi” incelendiğinde; söz konusu belgelerde dijital iletim hakkına ilişkin açık ve ayrı bir düzenleme bulunmadığı, bu belgelerin düzenlendiği tarihte dijital iletimin hukuken öngörülmüş bir hak olmadığı, FSEK m.51 uyarınca “ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşme hükümlerinin batıl olduğu” hükmü karşısında, söz konusu belgelerin dijital hakları kapsar şekilde yorumlanamayacağı kanaatine varıldığını, bu kapsamda, dava konusu eserlerin dijital platformlarda kullanımına ilişkin olarak davalı tarafın geçerli ve usulüne uygun bir mali hak devrine dayandığının kabul edilemeyeceği, dolayısıyla davalının dijital ortamdaki kullanımının hukuki dayanağının bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. İkinci bilirkişi heyeti..., ..., ... tarafından düzenlenen 28/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının dava konusu albümler üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla komşu hak sahibi olduğunu, İcracı sanatçının FSEK m. 10/2, c.3 tek başına da dava açabileceğini, FSEK m. 25 hükmünde 21.02.2001 tarihinde yapılan değişiklikle ihdas edilen yeni hakkın icracı sanatçıya ait olduğu, bu tarihten sonra bu hakların kullanımı için sözleşme yapılması gerektiği, dosyada bu yönde bir sözleşme bulunmadığından bu hakkın davacılara ait olduğu, eser işletme belgelerinde yer alan hakların FSEK m. 11/1 hükmü gereğince eser işletme belgelerinde isimleri yer alan yapımcılara ait olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan şarkı linklerinin hali hazırda aktif olduğu, ekran görüntülerinde “...” ibaresinin görüldüğü, dilekçe ekindeki ekran görüntülerindeki... profillerinde ... ibaresinin görülmesine rağmen ilgili albümün yayıncısının hali hazırda ... olarak değiştirilmiş olabileceği, davacının sunduğu ekran görüntülerinin geçmişe ait olması nedeniyle güncel durumda teyit edilemediği,...olarak yüklenen parçaların daha sonra ... adıyla değiştirilmiş olabileceğini, şarkıları yükleyenlere ilişkin bilgilere ise yalnızca ilgili platform kayıtlarından ulaşılabileceğini takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Toplanan deliller, Meslek birliklerinden gelen yazı içerikleri, ticari sicil kayıtları,Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilen 2.4.2024 tarihli yazı ekindeki eser işletme belgesi , alınan HMK 266 madde kapsamındaki bilirkişi raporları, yüksek yargı uygulamaları, taraf iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde: YASAL MEVZUAT ve DELİLLERİN GEREKÇELENDİRİLMESİ ; Dava da tartışılması gerekli uyuşmazlık konuları; dava konusu edilen müzik eserlerine ilişkin davacıların icracı sanatçılıktan kaynaklı haklarının izin alınmadan digital alanda davalılarca yayınlanıp yayınlanamayacağı, davalı fonogram yapımcısı haklarının niteliği, 2001 yılı değişikliği sonrasında icracı sanatçının haklarının ve fonogram yapımcısının haklarının niteliğine göre davacının huzurdaki davada tecavüzün tespiti ve önlemeye yönelik taleplerin haklı olup olmadığı incelenecektir. Huzurdaki uyuşmazlık da HMK 266 kapsamında teknik olarak inceleme yapılmış, ancak hukuki nitelendirmemenin mahkemeye ait olduğu hususu bilirkişilerce tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 inci maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporundaki hukuki nitelendirme ve gerekçeler Mahkememizi bağlamamaktadır. Mahkememizce uyuşmazlık ihtisas Mahkemesi sıfatıyla yüksek yargı uygulamalarına ve yasal düzenlemelerin amaç ve ruhuna göre incelenmiş ve gerekçelendirilmiştir. ...Birliğinin (...) 24.04.2024 tarihli yazı cevabında davacıların ... üyesi oldukları belirtilmiştir. Müzekkere cevabı ekinde yer alan üyelik sözleşmelerine göre ...18.11.1998, ... 18.11.1999 tarihinde meslek birliği üyesi oldukları anlaşılmıştır. 5846 sayılı yasının 80. Maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar”başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır (Yargıtay 7. CD, Tarih, 05.05.1988, 1988/ 20198 E., 1988/5637 K., Bkz.: Güneş, s. 175). 5846 sayılı yasının 80. Maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir. FSEK m. 80 / B uyarınca “ Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir. (1) Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir. (2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir. (3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez. Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Y. 11. HD T: 20.4.2006, E:..., K: ...). Ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için “icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden” olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler (Kılıçoğlu, s. 242-243). Komşu Haklar Yönetmeliği m. 7 uyarınca daha önce tespit edilmemiş icraların tespitinde icracı sanatçının izni aranır. Yönetmelik m. 8 uyarınca bir icracı sanatçı ile yapımcı arasında yapılan sözleşmeyle “çoğaltma, kiralama, icranın telli ve telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili yolu ile faydalanma hakkı uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredilmişse, icracı ve yorumcu sanatçıların yazılı izni aranmaz. 5846 sayılı yasının 25. Maddesi 2001 yılında 4630 sayılı kanunla değiştirilmiştir. Madde başlığı “İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı”şeklinde içeriği ise “Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece görüntü nakline yarayan araçlarla ve yine bu kapsamda dijital platformlar yoluyla umuma iletim hakkı eser sahibine tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir. 5846 sayılı yasının 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre ilerde çıkarılacak kanun ile tanınacak mali hakların peşinen devrine ya da başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmeler batıldır. Hüküm şu şekildedir: “İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir.” Kanun koyucu FSEK m. 51 ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlar yaptırımına tabi tutulmuştur (Kılıçoğlu, s. 320). Davacıların icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahibi olduğu müzik eserlerinin internet üzerinden ve dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletimine ilişkin mali hakkın 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas ettiği, dosya kapsamında celp edilen eser işletme belgesi kapsamına göre: 95/295 4.7.1995 tarihli Müzik Eseri İşletme Belgesi kapsamına göre; ... ibareli albümün Tespit Aracı olarak ... olarak, eser sahibi olarak ..., ...A.Ş, icracı sanatçı olarak ... (ikili grup düet) şeklinde Bilgilerin yer aldığı, 12.5.2000 tarihli ...ibareli eser işletme belgesinde ise icracı sanatçı olarak davacıların adının yer aldığı, eser sahibi yapımcı olarak ... Tic Aş nin yer aldığı, ... 7. Noterliği'nin ... sayılı anlaşması ile eserin kullanım hakkının 1.12.2011 tarihinden itibaren ... Aş ye devir edildiği eser işletme belgeleri kapsamından anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulu muvafakatname, yayın izni-muvafakatname tarihlerinde FSEK m. 25 internet yoluyla umuma iletim hakkı (FSEK m.25/2) düzenlemesi mevcut olmadığından ,eserin icracı sanatçının izni olmaksızın internet sitesine yüklenmesi ve umuma açılması eylemlerinin icracı sanatçının umuma erişilebilir kılma hakkını ihlal ettiği, zira dava dışı yapımcının da 2001 yılındaki değişiklikten once compack disc üretim ve dağıtım ve yayımı için o anki umuma iletim vasıtaları olanlar yönünden eser işletme belgesi aldığı, Mahkememizce alınan teknik raporda dava konusu eserlerin digital alanda yayında olduğunun ,bir kısmının ise yayından kaldırıldığının ve eserlerin dava tarihinden önce davalı tarafından umuma iletildiğinin teknik inceleme kapsamındaki raporlar ile tespit edildiği, anlaşılmıştır. Davalı yan cevap dilekçesinde eserlerin davalı tarafından platformlara yüklenmediğini ileri sürmemiş, aksine fonoğramlar üzerinde kendilerinin hak sahibi olduklarını ve cevap dilekçelerinin 2.sayfalarında albümlerin ne zaman ve nerde yayınlanacağı yönündeki insiyatifin davalı üzerinde olduğunu ileri sürerek mahkeme içi ikrarda bulunmuştur. İlk Bilirkişi raporu geldikten sonra içeriklerin platforma davalı tarafından yüklenmediği savunması ise yerinde görülmemiştir. Zira Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır, ana kuralı karşısında davalının davadan sonra dava konusu albümlerin ... tarafından yayınlandığı iddiası ile sorumluluktan kurtulmaya çalışması yerinde görülmemiştir. HMK md.187/2 madde düzenlemesinde de açıkça işaret edildiği üzere davalının cevap dilekçesindeki beyanları Mahkeme içi ikrar olduğundan ikrar edilen vakıa çekişmeli sayılamaz ve davalı mahkeme içi ikrandan ıslah ile dahi dönemez. Dosyaya sunulu davaya cevap dilekçelerinde kendisinin albümün yapımcısı olduğu, albümü devir aldığı, cevap dilekçelerinin 2.sayfalarında albümlerin ne zaman ve nerde yayınlanacağı yönündeki insiyatifin tamamen kendilerinde olduğunu ileri sürerek mahkeme içi ikrarda bulunmuştur. Kaldiki dava dışı firmanın dava açıldıktan sonra linklerde güncelleme yapması dava dışı firmayı da sorumluluktan kurtarmamaktadır. Toplanan delillere göre davalı tarafından icracı sanatçılardan izin alınmadan digital alanda umuma iletim yapıldığı, davalılarca davacıdan izin aldığına dair belge sunmadığı, keza eserin digital iletimine ilişkin mali hakkın 5846 ayılı FSEK'in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin dava dışı firma ile yapılan sözleşmenin umuma iletim yönünden verilen muvafakatin 2001 yılı değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK'in 51. maddesinin ileride çıkarılacak Mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada değerlendirildiğinde, davacıların umuma iletim hakkının ihlal edildiği , yasa değişikliğinden sonra davalının davacılara ait eserin(Davacılar (...) /.a ait eserlerin (..., ...,...,...,...,...) digital platformlarda yayınlanması için icracı sanatçıdan izin aldığı yada mali hakları devir aldığı yönünde de belge sunmadığından , ispat hukuku kurallarına göre sunulu bilirkişi raporu ve eser işletme belge içeriği ile HMK 266 madde kapsamında sunulan rapor içerikleri dikkate alındığında; Davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalı eyleminin davacının haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; 2- Davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalı eyleminin davacının haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, 3-732 TL ilam harcının yatırılan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,4 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 427,60 TL başvuru harcı 427,60 TL peşin harç 178 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 14.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.033,2 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar davacı, davalı vekilinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 16/04/2026
Katip ¸
Hakim ¸