İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/573 E. 2025/516 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/573
Karar No
2025/516
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/573 Esas - 2025/516

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/573 KARAR NO: 2025/516

DAVA : Delil Tespiti DAVA TARİHİ : 18/11/2025 KARAR TARİHİ : 23/12/2025 Yazım Tarihi: 23/12/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; "Müvekkil ... markasını 2009 ... Beyannamesi ile .... aracılığı ile yayınlamıştır. İşbu ... beyannamesi ile ... markası ....ŞİRKETİ adına halka lanse edilmiştir. Müvekkil, ... markası ile sunulan hizmet çalışmalarını 2009 yılından günümüze kadar aralıksız/kesintisiz, yaygın ve özgün bir şekilde marka olarak kullanmaktadır. Marka sektörde hatırı sayılır bir bilinirlik düzeyine ulaşmış, kamuoyu nezdinde müvekkil ile özdeşleşmiştir. Müvekkil şirket, 21.12.2006 tarihinde sektöründe öncü olması dolayısıyla ... başvuru numaralı "... " isimli markasını ... tescil numarasıyla ... nezdinde tescil ettirmiştir. Müvekkilin 41 nice sınıfta tescilli olan markası, uzun süredir aralıksız ve kesintisiz olarak faaliyet göstermektedir. Müvekkil, “...” markasını, gerek internet sitesi, gerek sosyal medya kanalları, gerekse basılı içeriklerinde tanıtım ve ticari ayırt edici unsur olarak kullanmakta olup bu marka yıllar içinde ilgili sektör ve tüketici grubu nezdinde ayırt edici bir kimlik kazanmış, müvekkilimle özdeşleşmiş, bilinirliği yüksek ve tanınmışlık eşiğini zorlayan bir hale gelmiştir. Tüm bu kullanımların kapsamı, sürekliliği ve etkisi, somut veri ve kayıtlarla kanıtlanabilir durumdadır. Gerekliliği halinde 2009 yılından itibaren yapılmış olan faturalandırmalar, çıkarılmış/basılmış gazete ekleri ve her türlü delil tarafımızca sunulacaktır. Ne var ki, müvekkil ilgili marka adına 2022 yılında yenileme işlemi süreci markanın vekil takibinde olmaması sebebi ile atlanmış ancak bu durum, markanın fiili kullanımını ve sektördeki yerleşikliğini ortadan kaldırmamaktadır. Bu süreçte faaliyetleri ve marka kullanımı ciddi olarak devam etmekte olup süresi dolan marka tescilinin zamanında yenilememesini fırsat bilen davalının müvekkilin markasına birebir aynı (veya iltibas oluşturacak ölçüde benzer) “...” ibaresini kendi adınıza marka olarak başvuruda bulunduğu ve bu başvuruya dayanarak fiili kullanımda da bulunduğu tarafımızca tespit edilmiştir.Davalının kötü niyet ile marka için tescil başvurusunda bulunması dahilinde ilgili markanın hali hazırda o süreçte müvekkil tarafından kullanımda olduğu faaliyetlerine devam ettiği de göz önüne alındığında ... sayı ile kazanılmış hak sebebi ile marka başvurusunu yeniden tamamlamış olup, marka süreci bu şekilde devam etmekte olduğu için davalının yapmış olduğu işlemin hükümsüz kılınacak olması kuvvetle muhtemeldir. Sadece hükümsüzlük davası ile değil, aynı zamanda müvekkilin ticari itibarına ve pazar payına verdiği zarardan ötürü ayrıca tazminat sorumluluğu doğacaktır. Bu durumun, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde marka hukukuna ve dürüst ticaret ilkelerine tamamen aykırı olduğunu hatırlatmak isteriz. Davalı tarafça “...” markasını tescil için başvuru yapılması kötü niyetli bir başvuru niteliğindedir. Zira müvekkilin faaliyet alanı ile davalının faaliyet alanı da örtüşmektedir. Müvekkile ait olan markamızdan dolayı sahip olduğumuz haklarımıza vaki tecavüzün durdurulması için gönderdiğimiz ihtarname davalıya ulaşmasına rağmen ... isimli marka ibaresini kullanmaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Davalı tarafın ilgili markanın tüm kullanım alanlarından cizremgazetesi.com adresinden yönlendirilme yapılarak ve isim değiştirilerek kullanılan ... isimli siteyi faaliyete kapatmadığı sosyal medya, logolar, tanıtım metaryellerini vs. kullandığı anlaşılmaktadır. Yalnızca mevzu bahis internet sitesi değil, yazılı ve yazılı olmayan tüm kullanımlara ilişkin kullanımlar tecavüz teşkil etmektedir. SMK m. 156’nın 3. fıkrasında ise bu davalara bakmakla yetkili mahkeme düzenlenmektedir. Buna göre, hak sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemenin seçimi, seçimlik hak olarak düzenlenmiş olup davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. Müvekkilin yaptığı araştırmalarda nüfüs oranına bakıldığında en çok .... ilinden .... gündemi takip edildiği anlaşıldığından davanın ....'dan açılması nın en doğru yol olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu davacının yerleşim yeri olduğunda bunun tespiti oldukça kolaydır. Buna karşın, tecavüz fiillerinin internet aracılığıyla gerçekleştiği hallerde “hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi” ve “fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi”’nin neresi olacağı, davanın yetki bakımından reddedilmemesi açısından önem arz etmektedir. Marka, tasarım ve buna benzer, hak sahibine ait tüm sınai hakların internet ortamında ihlal edilmesi halinde fiilin etkilerinin yer bakımından nerede görüldüğünün tespiti gerekmektedir. Nitekim konuyla paralellik arz eden televizyon yayını hakkında verilen Yargıtay kararı şu şekildedir: “…mahkemece, televizyon yayınının mahkemenin kaza sınırları içerisinde de yapıldığı, haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinin de yetkili olduğu nazara alınarak, davalı tarafın yetki itirazının reddi ile uyuşmazlığın esasına girilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Bu bakımdan, tecavüz fiili, Türkiye’de bulunan kişiler tarafından ulaşılabilen bir internet sitesi aracılığıyla gerçekleştirildiği takdirde, yani ihlal konusu marka, tasarım vb. ürünler Türkiye’den ulaşılabilen bir internet sitesinde hak sahibinin rızası alınmaksızın kullanıldığı takdirde, bu fiilin etkilerinin her yerde görülebileceğinin ve hak sahibinin hakkı kötüye kullanmaması şartıyla herhangi bir yer mahkemesinde dava açabileceğinin kabulü gerekir. Yukarıda belirtilen sebeplerle müvekkilimizin marka hukukundan kaynaklanan hakkına yapılan tecavüzün tam anlamıyla önlenebilmesi adına ileride başvuracağımız cezai ve hukuki tüm yollarda delil mahiyetinde kullanılmak üzere ve HMK ve TTK’deki haksız rekabet ilkeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ilgili maddesindeki hükümleri doğrultusunda, müvekkilin belirtilen markasına vaki tecavüz gerçekleştirildiğinin bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilmesi zarureti doğmuş olup gereğinin yapılmasını saygılarımızla vekaleten talep ederiz. " şeklinde asıl dava ile birlikte DELİL TESPİTİ talep etmiştir. Mahkememizce 20/11/2025 tarihli ilk inceleme hazırlık tensip tutanağında " Davacı vekili dilekçesinde " 1-Delil Tespiti, 2- Marka Tecavüzü, Tespit, Önleme, Durdurma, Maddi -Manevi Tazminat" şeklinde 2 AYRI DAVA AÇMIŞ olmasına rağmen başlangıçta 18.11.2025 tarihli TEVZİ FORMU ve ekli SAYMAN MUTEMEDİ ALINDI belgesi ile Marka Tecavüzü, Tespit, Önleme, Durdurma, Maddi - Manevi Tazminat davası için HARÇ yatırdığı (18.11.2025 tarihli makbuz) DİĞER dava olan DELİL TESPİTİ için HARÇ yatırmadığından; Delil Tespiti davası için 615,40 TL BAŞVURMA HARCI, 1.013,90 TL PEŞİN HARÇ olmak üzere toplamında 1629,30 TL. ; HARCI AYRI yatırması için 10 GÜNLÜK KESİN SÜRE VERİLMESİNE, AKSİ HALDE Delil Tespiti davasının USULDEN REDDİ kararı verileceğinin ve davaya sadece Marka Tecavüzü, Tespit, Önleme, Durdurma, Maddi Manevi Tazminat davası açısından devam edileceğinin İHTARINA; .... Davacı taraf vekili dilekçesinde aynı zamanda DELİL TESPİTİ talebinde de bulunmakla 6100 sayılı HMK 401/4 maddesine göre " Dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir. " hükmünden hareketle; Dosyaya sunulan delil ve belgelere göre yukarıda HARÇ YATIRILMASI HALİNDE DAVACININ DELİL TESPİTİ TALEBİNİN KABULÜ ile HMK 400 ve devamı maddelerine göre resen seçilerek MARKA UZMANI bilirkişi aracılığı ile "..." adlı internet sitesi üzerinde inceleme yapılarak davacıya ait ... sayılı marka kapsamında AYNEN veya İLTİBAS DÜZEYİNDE BENZERİ MAL/HİZMET üretim,satış,tanıtım ,reklam yapılıp yapılmadığı konularında DELİL TESPİTİ YAPILMASINA, Bilirkişiye bu sitede İNCELEME YETKİSİ VERİLMESİNE;" şeklinde ara kararı tesis edilmiştir. Dava dosyasında delil tespiti için gerekli harç ve masraflar ihtara rağmen yatırılmadığından asıl dosyadan tefrik kararı verilmiştir. GEREKÇE: Her e kadar DELİL TESPİTİ talepli iş bu dava açılmış ise de; 20/11/2025 tarihli ilk inceleme hazırlık tensip tutanağında " 1-Delil Tespiti, 2- Marka Tecavüzü, Tespit, Önleme, Durdurma, Maddi -Manevi Tazminat" şeklinde 2 AYRI DAVA AÇMIŞ olmasına rağmen başlangıçta 18.11.2025 tarihli TEVZİ FORMU ve ekli SAYMAN MUTEMEDİ ALINDI belgesi ile Marka Tecavüzü, Tespit, Önleme, Durdurma, Maddi - Manevi Tazminat davası için HARÇ yatırdığı (18.11.2025 tarihli makbuz) DİĞER dava olan DELİL TESPİTİ için HARÇ yatırmadığından; Delil Tespiti davası için 615,40 TL BAŞVURMA HARCI, 1.013,90 TL PEŞİN HARÇ olmak üzere toplamında 1629,30 TL. ; HARCI AYRI yatırması için 10 GÜNLÜK KESİN SÜRE VERİLMESİNE, AKSİ HALDE Delil Tespiti davasının USULDEN REDDİ kararı verileceğinin İHTARINA " şeklinde ara kararına rağmen davacı tarafca süresinde herhangi bir masraf ve harç yatırılmadığından 6100 sayılı HMK 402/2 maddesine göre DELİL TESPİTİ davasının usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DELİL TESPİTİ davasında HARÇ ve MASRAFLAR yatırılmadığından davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu başvuru harcı ile 1.013,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 1629,30 TL. 'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3- Kararın sadece talep eden davacıya tebliğine , Bu karara yönelik 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar verildi. 23/12/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/573, K. 2025/516, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-573-e-2025-516-k-390822066a23