İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/565 E. 2026/9 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/565
- Karar No
- 2026/9
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/565 KARAR NO : 2026/9
DAVA : İtirazın İptali (Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2024 KARAR TARİHİ : 08/01/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı kurum ile davalı müşteri arasında abonelik sözleşmesi imzalandığını, imzalanan abonelik sözleşmesine istinaden davalı/borçluya hizmet tahsis edildiğini ve kullandırıldığını, davalı/borçlu ile davacı kurum arasında imzalanan abonelik sözleşmesine istinaden davalının sunulan hizmetlerden faydalandığını, davalı/borçlunun, sözleşmeden doğan borçlarını ödemediğini, abonelik sözleşmesinden kaynaklı ödenmemiş fatura/faturalar bulunduğunu, davalı/borçlunun, abonelik sözleşmesine ilişkin faturalara itiraz etmediğini, ödenmemiş faturalarla birlikte borcun muaccel duruma geldiğini, abonelik sözleşmesi borçlusu aleyhine ----- MTS sayılı dosyası üzerinden davacı kurumun alacağının tahsili amacıyla davalı/borçlu aleyhine icra takibi açıldığını, davalı/borçlunun icra takibine ilişkin ödeme emrine haksız olarak itiraz ettiğini, ödeme emrine itirazla birlikte takibin durduğunu beyanla; davanın kabulü ile, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiştir. Davalı vekili duruşmalarda özetle; abonelik sözleşmesinin firma adına imzalandığını, bu nedenle davalının şahsi sorumluluğu bulunmadığını, görev ve yetki itirazları olduğunu, davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Merkezi Takip Sisteminin ---- esas sayılı dosyası, ----Tip Abonelik Sözleşmesi, Nüfus Kaydı, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ : Dava, Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan borç nedeniyle MTS üzerinden başlatılan takibe vaki itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın ----Tüketici Mahkemesinden verilen 28/05/2025 tarih ve -----Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak mahkememizin yukarıdaki esasına kaydınını yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkememize işbu dava dosyasında; Anayasa'nın 141/4 ve 6100 Sayılı HMK'nin 30.maddesi gereğince usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek; 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115 ve 138. maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında dava şartlarına yönelik yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda aşağıdaki hüküm sonuca ulaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesinde 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır, hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise " (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı ,mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçta dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. " düzenmesi mevcuttur. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin yapılmış olması HMK'nin 114/2 maddesi kapsamında dava şartları arasındadır. 2004 Sayılı İİK' nin 67. maddesi gereğince; itirazın iptali davasının açılabilmesi için gerekli şartların; 1. Geçerli Bir İcra Takibinin Bulunması, 2.Yetkili icra dairesinde takip yapılması “itirazın iptali davası”nın koşullarından biridir, 3. Borçlunun Geçerli Bir İtirazının Bulunması, 4. Davanın Süresinde Açılmış Olması, 5. Hukuki Yarar, 6. Kesin Hüküm ve Derdestlik durumunun bulunmamasının gerektiğidir. Öte yandan Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nın,-----tarih ve sayılı kararları). Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay -----tarih ve sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usûlüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir. 2004 sayılı İİK'nin 50/1. maddesine göre ise "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nin 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Diğer taraftan; ödeme emri tebliği üzerine, borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı 2004 sayılı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca önce icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir. Borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da salt bu nedenle usulden reddine karar vermesi gerekmektedir. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar ve gösterilen yasal nedenler ışığında somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından davalı kişi aleyhinde Merkezi Takip Sisteminin ---- esas sayılı dosyası üzerinden abonelik sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde borca ve yetkiye itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK'nin 66. madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından icra takibine yapılan itiraz da dilekçesinde; yetkili icra dairesinin ---- İcra Dairesi olduğundan----- İcra Dairelerinin ve Mahkememizin yetkili olmadığı dermeyan edilmiştir. Bilindiği üzere ilamsız bir takipte yetkili icra dairesi İİK'nin 50. maddesinin yollaması ile HMK'nin genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nin 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı yasanın" sözleşmelerden doğan davalarda yetki" başlıklı 10. maddesinde , sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup, bu sebeple sözleşmeden doğan alacak için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi ayrıca yetkili kılınmıştır.İİK.50/2 mad.uyarınca akdin kurulduğu yer icra dairesi de yetkilidir. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nin 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. 6100 Sayılı HMK'nin "Yetki sözleşmesi" başlıklı 17.maddesinde ise "Tacirler veya kamu tüzel kişi- leri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmüne yer verilmiştir. Davadaki iddia ve savunmaya göre taraflar arasında ----Tip Abonelik Sözleşmesi bulunduğu sabittir. Bu sözleşmenin 7. maddesinde uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak abonenin ikametğahının bulunduğu yer mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılınmıştır. Buna göre sözleşmedeki yetki şartı ve davalı borçlunun tacir sıfatının ve yerleşim yerinin ------ ili oluşunun çekişmesiz olduğu ve özellikle - sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunda; borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri üzerine, yetkiye, borcun tamamına veya bir kısmına ya da alacaklının takibat icrası hakkına itiraz yolu açıktır. (m.11/7) yönündeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde eldeki olayda Mersin Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğu tespit ve tayin edilmiştir. Şu halde, yetki sözleşmesine aykırı olarak esasen davacı şirketin kendi yerleşim yeri olan ---- İcra Dairelerinde yapılan takip yetkisiz icra dairesinde yapılmış olduğundan dayanak icra takibinin geçerli bir icra takibi sayılamayacağı ve HMK'nin 115/2 maddesi nezdinde eksikliğin giderilmesinin de somut olay yönünden mümkün olmadığı sonuç ve kanaatiyle; 2004 sayılı İİK'nin 50 ve 58. maddeleri gereğince yetkili yerde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın, 6100 sayılı HMK'nin 17, 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (AY.138/1,İİK,50,58, 67, TBK, 89/1, HMK, 6,10,17.18,19, 114,115) (Bkz; -----Sayılı ilamları,)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın, 2004 sayılı İİK'nin 50 ve 58. maddelerine göre "davalı hakkında yetkili icra dairesinde yapılmış/açılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından" 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddeleri gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 992,01 harçtan mahsubuyla bakiye 260,01 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 2.080,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 ve 13 maddeleri gereğince tarifenin II.Kısım, II.Bölüm 10.bendine göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinın Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürü tarafından resen işlem yapılmasına) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.