İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/545 E. 2026/384 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/545
Karar No
2026/384
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/545 KARAR NO : 2026/384

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 30/07/2025 KARAR TARİHİ : 18/05/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE İSTEM : Müvekkili ile davalı arasında bulunan ticari ilişkinden kaynaklı 807.714,00-TL alacaklarının bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine borçlu - davalının haksız yere itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir; ancak icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde takibe, yetkiye, faize, ödeme emrine ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, e-fatura, arabulucuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı... Dava konusu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyası incelenmekle; Alacaklının davamızın davacısı, borçlunun davamızın davalısı olduğu, davacı/ alacaklının, davalı / borçlu hakkında ticari ilişkiden kaynaklı bakiye fatura alacağına dayalı olarak 754.200,00 TL asıl alacak, 15.334,00-TL işlemiş faiz, 38.180,00-TL İşlemiş faiz olmak üzere toplam 807.714,00-TL alacağın tahsili için 27.06.2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu - davalıya 03/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu - davalının da 10/07/2025 tarihinde takibe, yetkiye, faize, ödeme emine ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durduğu görülmüştür. Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, iddia, savunma, toplanan tüm deliller ile tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter, dayanağı belge ve kayıtlar üzerinde davacı yönünden Mahkememiz nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce konuda uzman bilirkişi SMMM ...'den alınan 23/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ".) Davacı şirket tarafından, ticari defterleri ibraz edildiğinden ve davacının ticari defterlerine göre; davalı şirketten 27.06.2025 takip tarihi itibariyle 754.200,00 TL tutarınca alacağının raporlandığı görülüp, Sayın Mahkemenin 06.02.2026 tarihli bilirkişi inceleme zaptı, davalı şirketten ... imzasına 13.02.2026 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı şirket tarafından yerinde inceleme talebinde bulunmadığından, davalı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığından, ayrıca takibe konu olan 2 adet faturanın davacıya iade edildiği ( kabul edilmediği ) ile ilgili dosya kapsamında delil bulunmadığından, ayrıca davalı tarafından icra dosyasında malların teslim edilmediği ile ilgili itirazlarının bulunmadığı görüldüğünden, davacının davalıya hitaben düzenlediği 09.05.2025 tarihli ve 589.500,00 TL tutarındaki fatura temel fatura olarak düzenlendiğinden ve temel fatura mal teslim edildikten sonra düzenlendiğinden, bu durumda davacı şirketin, davalı şirketten 27.06.2025 takip tarihi itibariyle 754.200,00 TL tutarınca alacağının bulunduğu kanaati edinilmiş olup, bu konuda takdir, hukuki yorum ve nihai kararın Sayın Mahkemeye ait olduğu, 2.) Bir alacağa faiz istenebilmesi için; taraflar arasında faiz istenebileceği ile ilgili hüküm bulunan yazılı bir sözleşme, alacaklının borçlu temerrüde düşürücü ihtar ve / veya ihbarı, taraflar arasında teamül heline gelmiş faiz uygulaması ve TTK. 1530. Maddesinin uygulama alanı bulmasının gerektiği, Huzurdaki davada yukarıda sayılan şartlardan hiç birisinin gerçekleşmediği görüldüğünden, davacı tarafın takipten önce istediği 53.514,00 TL tutarındaki faizinyerinde olmadığı, temerrüt takip ile oluştuğundan, davacının davalıdan takip tarihinden itibaren faiz isteyebileceği kanaatinin edinildiği, Bu durumda; davacı şirketin 754.200,00 TL tutarındaki matrah üzerinden borç tamamen ödeninceye kadar takipte yıllık % 44,25 ve sonraki dönemlerde değişen oranlarda avans faizi isteminin mümkün bulunduğu, davacı tarafın takipte istediği yıllık % 49,25oranındaki faizin tespitlerimizi aşan kısmının yerinde olmadığı kanaatinin edinildiği, 3.) Tarafların masraf, inkâr tazminatı, vekâlet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığ" şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır. GEREKÇE : Dava; 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takiplerine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Davacının ilgili icra dosyasındaki alacak iddiasının, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturadan kaynaklandığı ileri sürülen alacak yönünde olduğu, Davalının ise cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiği anlaşılmakla; Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı ve davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından fatura, ticari defter ve kayıtları ile arabuluculuk tutanağı, ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır. ... İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde alacaklının davamızın davacısı, borçlunun davamızın davalısı olduğu, takibin 754.200,00 TL asıl alacak, 15.334,00-TL işlemiş faiz, 38.180,00-TL İşlemiş faiz olmak üzere toplam 807.714,00-TL olduğu, ödeme emrinin davalı - borçluya 03/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı -borçlu tarafından 10/07/2025 tarihide takibe, yetkiye faize ve ferilerine itiraz edildiği ve 10/07/2025 tarihinde takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından 30/07/2025 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalının icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itirazı bakımından incelemede ise; davalının yetki itirazında bulunurken açıkça yetkili icra müdürlüğünü bildirmemesi nedeni ile usulüne uygun yetki itirazında bulunmadığı anlaşıldığından davalı tarafın bu kapsamdaki itirazına itibar edilmemiştir. Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davacının ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterlerinin Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporun dosyamıza sunulduğu, davalının ise davaya cevap vermediği gibi ticari defterlerinin yerini de bildirmediği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme uyarınca taraflar arasındaki 2025 yılına ilişkin ticari defterler incelendiğinde, davacının davalı adına 17/04/2025 tarihinde 377.700,00 TL ve 09/05/2025 tarihinde 589.500,00 TL olmak üzere toplam 967.200,00 TL tutarında fatura alacağını işlediği, davalının ise davacıdan yapılan ticari ilişkiden kaynaklı olarak 29/01/2025 tarihinde 123.000,00 TL, 06/02/2025 tarihinde 50.000,00 TL ve 08/04/2025 tarihinde 40.000,00 TL olmak üzere toplam 213.000,00 TL alacağının bulunduğu, yapılan mahsuplaşma işlemi neticesinde davacının davalıdan 754.200,00 TL (967.200,00 TL - 213.000,00 TL) alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişilerden alınan rapordaki hukuki yorum ve nitelendirilmeler Mahkememize ait olmakla; mali yönden yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış ve hukuki yorum ve nitelendirmeleri Mahkememize ait olmak üzere yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından hükme esas alınmasına karar verilmiştir. Davacının davalıdan icra takibinde faturadan kaynaklı asıl alacak ve faiz talebinde bulunduğu, Mahkememizce yapılan hesaplama uyarınca 17/04/2025 tarihli 377.7000,00 TL bedelli faturadan önce davacının davalıya borcunun bulunduğu ve söz konusu borç ile davacının alacağı üzerinde yapılan mahsuplama işlemi neticesinde davacının söz konusu faturadan kaynaklı alacağının 164.700,00 TL kısmının tahsilini talep edebileceğinin anlaşıldığı, söz konusu faturanın son ödeme tarihinin 18/04/2025 tarihi olduğu ve takip tarihi olan 27/06/2025 tarihine kadar talep edilen avans faizi üzerinden yapılan hesaplamada (asıl alacak x faiz işletilen gün sayısı x avans faizi /36000) 14.177,66 TL faiz alacağının oluştuğu, 09/05/2025 tarihli 589.500,00 TL bedelli faturanın ise son ödeme tarihinin 10/05/2025 tarihi olduğu ve takip tarihi olan 27/06/2025 tarihine kadar talep edilen avans faizi üzerinden yapılan hesaplamada (asıl alacak x faiz işletilen gün sayısı x avans faizi /36000) 34.780,50 TL faiz alacağının oluştuğu, bu durumda toplam faiz alacağının 48.958,16 TL olduğu anlaşılarak davacının davalıdan söz konusu icra takibi bakımından 754.200,00 TL asıl alacak, 14.177,66 TL işlemiş faiz ile 34.780,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 803.158,16 TL alacağının bulunduğu, davacının söz konusu alacağını sunulan evraklar uyarınca ispat ettiği, davalı tarafından borcun ödendiğine dair bilgi ve belgenin sunulmadığı ve buna ilişkin delil ibraz etmediği anlaşıldığından davacının icra takibinde yaptığı alacak bakımından davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK, ... E.,...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır : "...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..." Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir. İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Davanın KISMEN KABULÜNE, ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, Takibin 754.200,00 TL asıl alacak, 14.177,66 TL işlemiş faiz ile 34.780,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 803.158,16 TL üzerinden DEVAMINA, Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 754.200,00 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %44,25 oranında avans faizi ile sonraki dönemlerde değişen oranda avans UYGULANMASINA, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarlarının %20'si oranına isabet eden 160.631,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 54.863,73-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 9.755,17-TL harçtan mahsubu ile bakiye 45.108,56-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına, Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 9.755,17-TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 615,40 TL, posta masrafı 786,00 TL olmak üzere toplam gideri 1.401,40-TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.393,41 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 126.473,72-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 3.181,76 TL'sinin davalıdan, 18,24 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına İADESİNE, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen kararda reddedilen miktar bakımından HMK'nun 341. Maddesi uyarınca miktar bakımından istinaf sınırının altında bulunması nedeni ile kesin, kabul edilen miktar bakımından ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18.05.2026

KATİP e-imzalıdır

HAKİM e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/545, K. 2026/384, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-545-e-2026-384-k-dd93495c665a