İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/465 E. 2026/422 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/465
- Karar No
- 2026/422
- Karar Tarihi
T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/465 Esas - 2026/422 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/465 Esas KARAR NO : 2026/422 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2025 KARAR TARİHİ : 05/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/05/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı arasında antrepo, ardiye ve depolama hizmeti ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin edimlerini kusursuz ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bu hizmetlere istinaden OYA2024000004593 numaralı ve 28/06/2024 tarihli, OYA2024000005859 numaralı ve 09/08/2024 tarihli, OYA2024000005516 numaralı ve 31/07/2024 tarihli faturaların düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Akyurt İcra Dairesi'nin 2025/19 Esas sayılı dosyası ile 128.493,93 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, usule ilişkin olarak görev, yetki, husumet ve zamanaşımı itirazlarında bulunduğunu, esasa ilişkin olarak ise müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında aynı konudan kaynaklı önceki aylara ilişkin ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/550 Esas sayılı dosyasında derdest bir dava bulunduğunu, davaya konu malların müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında davacı tarafından kendi antreposuna çekildiğini, söz konusu malların TSE denetimi sonucunda yurda girişine uygun bulunmaması nedeniyle ithalatının gerçekleştirilemediğini, bunun üzerine malların gümrüğe terk edilerek tasfiye sürecine girdiğini, müvekkilinin tasfiye sürecine kadar olan ardiye bedellerini ödediğini, tasfiye anından itibaren malların kamu malı sayıldığını ve müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, bu nedenle tasfiye sonrası dönem için düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların haksız olduğunu, davacının takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Akyurt İcra Dairesi'nin 2025/19 Esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, Muratbey Gümrük Müdürlüğü'nün yazıları ve tasfiye belgeleri, 24/12/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 25/03/2026 tarihli ek raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, antrepo hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 128.493,93 TL asıl alacağın tahsili amacı ile Akyurt İcra Dairesi'nin 2025/19 Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 14/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nun 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 14/01/2025 tarihinde icra dairesine başvurarak, borcun tamamına itiraz ettiği, İİK'nun 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nun 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 29/05/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir. İİK'nın 67. maddesinde, takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, faturaya süresinde itiraz edilmemesi yalnızca fatura içeriğindeki miktar ve fiyat gibi bilgilerin kabul edildiğine karine teşkil eder, tek başına temel borç ilişkisinin varlığını ve malın teslim edildiğini ispatlamaz. Faturayı düzenleyen tacirin, faturanın dayandığı temel hukuki ilişkiyi ve edimini ifa ettiğini (hizmeti verdiğini) ayrıca ispat etmesi gerekir. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir .... .... .... 'dan oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenen 24/12/2025 tarihli raporda, davaya konu eşyanın TSE tarafından yapılan analiz sonucunda ithalatının uygun olmadığının belirlenmesi üzerine davalı firma tarafından gümrük idaresine terk dilekçesi verildiği, 01/03/2024 tarihi itibarıyla eşya hakkında Tasfiye Tespit ve Tahakkuk Belgesi düzenlendiği, bu tarih itibarıyla eşyanın fiili sahipliğinin davalı firmadan çıkarak Gümrük idaresine geçtiğinin anlaşıldığı, bu nedenle 01/03/2024 tarihine kadar oluşan ardiye hizmeti ve diğer masraflardan davalının sorumlu olduğu, bu tarihten sonra doğacak ardiye ücretinden ise sorumlu olmayacağı, davacının tasfiye tarihine kadar olan ardiye ücreti olarak bildirdiği 36.447,00 TL'nin davalı tarafından 15/05/2024 tarihinde ödendiği, ancak tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde, bu ödeme sonrası davalı defterinde davacıya 17.356,15 TL bakiye borç göründüğü, bu nedenle takip tarihi itibarıyla davalının 17.356,15 TL borçlu olduğu bildirilmiştir. Aynı bilirkişi kurulunca düzenlenen 25/03/2026 tarihli ek raporda, tarafların itirazları değerlendirilerek, kök rapordaki tespit ve görüşlerin tekrarlandığı, eşyanın gümrüğe terk edilmesi sonrası doğacak ardiye ücretine ilişkin davacı tarafından sunulan Yargıtay kararlarının, eşyanın terk edilmesi haline ilişkin bir hüküm içermediği, bu nedenle kök rapordaki görüşlerin değiştirilmesini gerektirir yeni bir bilgi ve belge bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/4088 E., 2019/1137K. Sayılı ilamında; "4458 sayılı Gümrük Kanununun 101. maddesi hükümlerine göre derdest dava konusu emtia, önceden tescil ettirilmiş antrepo beyannamesi olmadığından "antrepo rejimi" altına girmemiş ve bu nedenle gümrüklü ardiyede bekleme süresi sınırsız hale gelmemiştir. Gümrük Kanununun 46. maddesi gereğince kara yolu ile gelen emtia için özel beyanın verildiği tarihten itibaren 20 gün içinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım belirlenmesine ilişkin işlemlerin tamamlanması gerekmektedir. Özel beyanın verildiği tarihten itibaren 20 gün içinde gümrük işlemlerinin davalı tarafından tamamlanmaması nedeniyle emtia 21.10.2004 tarihi itibariyle davacının işlettiği antrepoda tasfiyelik hale gelmiştir. Gümrük Kanunu 50. maddesi gereğince de aynı Yasa'nın 177. ile 180. maddeleri gereğince emtianın tasfiyesi gerekmekte olup, davacı antrepo işletmecisi 30 gün içinde tasfiyelik eşyanın tespit ve tahakkuk belgelerini Tasfiye İdaresine intikal ettirecek, idare de 30 gün içinde tasfiyeye konu eşyayı teslim alacaktır. Bu halde, 30.09.2004 tarihinde davacının işlettiği antrepoya tevdi edilen, 21.10.2004 tarihi itibariyle tasfiyelik hale gelen eşyanın 21.12.2004 tarihinde kural olarak Tasfiye İdaresine intikal etmesi gerekmektedir. Davacı antrepo işletmecisi 21.12.2004 tarihine kadar geçen süre için antrepo ücretine hak kazanmakla birlikte bu tarihten sonraki dönem yönünden Gümrük Mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etiğinden, davacı, davalının zararının artmasına sebebiyet verdiği için 6098 sayılı TBK 114 maddesi delaletiyle TBK 52 maddesi hükümleri uyarınca 21.12.2004 tarihi sonrası dönem için davacının hakettiği ücretten indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde davacının müterafik kusuru bulunmadığı gerekçesiyle belirlenen antrepo ücretinin tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir." denilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Akyurt İcra Dairesi'nin 2025/19 Esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, Muratbey Gümrük Müdürlüğü'nün yazıları ve tasfiye belgeleri, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 24/12/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 25/03/2026 tarihli ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı adına ithal edilen eşyanın TSE denetiminden geçememesi üzerine davalı tarafından gümrük idaresine terk edildiği, 01/03/2024 tarihi itibarıyla eşya hakkında tasfiye kararı verildiği, bu tarihten sonra eşya üzerindeki fiili ve hukuki tasarruf yetkisinin davalıdan çıkarak Gümrük idaresine geçtiği, davalının tasfiye tarihine kadar olan 36.447,00 TL tutarındaki ardiye borcunu davacıya ödediği, davacının icra takibine ve davaya konu ettiği faturaların ise tamamının eşyanın tasfiyelik hale geldiği 01/03/2024 tarihinden sonraki döneme ilişkin ardiye hizmet bedelleri için düzenlendiği sabit olduğu; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere, davalının eşyayı gümrüğe terk etmesiyle birlikte taraflar arasındaki ardiye (saklama) sözleşmesi davalı yönünden sona ermiş olup, bu tarihten sonra davacının antreposunda bulunan eşya ile ilgili hukuki muhatabın Gümrük idaresi olduğu, davalının bu tarihten sonraki ardiye bedellerinden sorumluluğunun bulunmadığı, davacının bu yöndeki Yargıtay kararlarına dayalı itirazlarının ise somut olaydaki "eşyanın malik tarafından gümrüğe terk edilmesi" olgusu karşısında yerinde görülmediği; bilirkişi raporunda her ne kadar tarafların ticari defterlerinde 17.356,15 TL bakiye alacak göründüğü belirtilmiş ise de, bu kaydın hukuki dayanaktan yoksun olan ve tasfiye sonrası döneme ilişkin düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, tek başına muhasebe kaydının, temelindeki hukuki ilişki sona erdikten sonra alacak doğurmayacağı, bu itibarla davacının takibe konu ettiği alacağın varlığını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, 1.551,89 TL peşin harçtan düşümü ile artan 819,89 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 128.493,93 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/05/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır