İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/437 E. 2026/95 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/437
Karar No
2026/95
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/437 Esas KARAR NO:2026/95

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/06/2025 KARAR TARİHİ:17/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında tedarik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca taraflar arasında mal ve hizmet alım satımına dayalı ticari bir ilişkinin kurulduğunu, davalının bu ilişki kapsamında davacıya olan borcunu ödemediğini, bu nedenle .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının herhangi bir haklı gerekçe ileri sürmeksizin borçlu olmadığını iddia ederek takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, oysa davacıya ait fatura, cari hesap ekstreleri ile ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davacı alacağının gerçek, muaccel ve talep edilebilir bir alacak olduğunun ortaya çıkacağını, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile icra takibinin devamının sağlanması amacıyla işbu davanın açıldığını, alacağın likit nitelikte olduğunu ve davalının sırf borcunu ödememek amacıyla itiraz ettiğini, bu sebeple %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2011/13827 E., 2012/4538 K. ve 20.03.2012 tarihli kararında da cari hesap ve faturadan kaynaklanan alacakların likit kabul edildiğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul Merkez Mahkemelerinin yetkili kılındığını ve bu yetki şartının icra dairelerini de kapsadığını, bu nedenle davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, uyuşmazlığın tacirler arasında ticari işten kaynaklandığını ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava açılmadan önce 20.05.2025 tarihli son tutanakla zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, taraflar arasında imzalanan tedarik sözleşmesi, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalı tedarik sözleşmesi ile mal ve hizmet alım satımı başladığını ve bu suretle bir ticari ilişki kurulduğunu, ticari ilişki kapsamında davalının borcunu ödemediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş ve davayı inkar etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 20/05/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 51.700,47 TL asıl alacak ve 18.672,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.372,60 TL borcun ödenmesi amacıyla 21/04/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 04/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 02/05/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazın; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili mahkeme olarak kararlaştırıldığı ve söz konusu yetki şartı icra dairelerini de kapsadığından HMK 17/1 maddesi gereğince reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı tarafa HMK'nın 222/1 maddesi gereğince, davalı tarafa 2024 yılına ilişkin davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi halinde belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3 maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların, usulüne uygun olarak tutulan ve açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davalılar ticari defterlerindeki kayıtlar ve diğer deliller takdir edilerek davacı ticari defterlerindeki kayıtların uygunluğunun kabul edilebileceği hususunun ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından 02/01/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024, 2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tarihi (21.04.2025) itibariyle davalıdan 51.700,47 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların tamamının, davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının "Toptan Satış Malzemeleri” ne ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bununla birlikte, fatura içeriklerine konu malların sevk irsaliyeleri ile davalı yana teslim edildiği, irsaliyelerde toptan satış malzemelerinin teslim edildiğinin açıkça kayıt altına alındığı, sevk belgelerinin davacı ... A.Ş. tarafından düzenlendiği ve teslim alan bölümünde ...’e ait imzaların bulunduğu tespit edilmiş, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandıı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaların dayanağını oluşturan malların fiilen teslim edildiği ve yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati edinildiği, neticeten rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (21.04.2025) itibarıyla davalıdan 51.700,47 TL asıl ve 17.051,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 68.751,71 TL alacaklı olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında ticari alım satım sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturaların düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, ve faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz olmadığı, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı tarafça sunulan e-irsaliyelerle fatura konusu malların teslim edildiği ispatlanmıştır. Davalı taraf icra takibinde borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturalardan dolayı 51.700,47 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat etmiştir. TTK'nın 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Maddede, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanması öngörülmüştür. Taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi bulunduğundan TTK 1530. Maddesinin uygulanması mümkündür. Bilirkişi raporu ile faturanın son vade tarihinden takip tarihine kadar avans faizi oranında işlemiş faiz hesaplama yapılması dosya kapsamına ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınarak davacının 17.051,24 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 51.700,47 TL asıl alacak ve 17.051,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.751,71 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 51.700,47 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı yüklenmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 51.700,47 TL asıl alacak ve 17.051,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.751,71 TL alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 51.700,47 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si(10.340,09-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 4.696,43-TL nisbi karar harcından peşin yatırılan 849,93-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 3.846,50-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 4.494,20-TL'sinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 105,80-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 849,93-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.465,33-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 6.500,00-TL Bilirkişi ücreti ve 90,00-TL posta giderinden ibaret toplam 6.590,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 6.438,43-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafa re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 17/02/2026

Katip ... e-imzalı*

Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/437, K. 2026/95, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-437-e-2026-95-k-dcb3da755784