İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/392 E. 2026/213 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/392
- Karar No
- 2026/213
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/392 Esas KARAR NO : 2026/213
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/04/2025 KARAR TARİHİ : 25/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkili hakkında 13/12/2023 tarihli faturanın dayanak edildiği Bakırköy ..... .İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yaptığını, yapılan takibin açıkça usule aykırı olduğunu, davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiç bir hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, mezkur faturanın konusunun 2.000.000,73 TL değerindeki 24 ayar altın olduğunu, ancak taraflar arasında böyle bir alışveriş olmadığını, söz konusu altının hiçbir zaman müvekkiline teslim edilmediğini, davalı tarafın yalnızca kendisinin düzenlediği faturaya dayanarak alacağını ispat edemeyeceğini, bilindiği üzere faturanın tek başına delil niteliğinde olmadığını, dileyen herkes tarafından her zaman düzenlenebilen adi nitelikte bir belge olduğunu, davalının herhangi bir sözleşme ve mal alım satımı yapıldığına dair bir yazılı belge davaya sunamayacağını, çünkü müvekkilinin böyle bir alışveriş yapmadığını, ticari işlerinde her şeyi usulüne uygun olarak yaptığını, davalının faturaya dayanarak alacaklı olduğunu iddia ediyorsa bunu somut ve inandırıcı ıslak imzalı yazılı delillerle ispat etmesi ve aynı zamanda faturaya konu malların tesliminin kanıtlamasının gerektiğini, faturanın sadece davalı satıcının defterinde kayıtlı olmasının malın teslimine karine teşkil etmeyeceğini, somut olayda benzer mahiyette olduğundan tek taraflı düzenlenen faturayla alacağın varlığının ispatının mümkün olmayacağını, borcu kabul etmediklerini, bununla beraber icra takibine konu işlemiş faize de itiraz ettiklerini, taraflarınca söz konusu hususa ilişkin olarak davalı taraf .... ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak taraflar arasında anlaşma olmadığını, öncelikle müvekkilinin üzerinde doğuracağı telafisi güç zararların önlenebilmesi amacıyla, yargılama sonuna kadar icra dosyasındaki işlemlerin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, işbu davanın kabulüne karar verilerek, müvekkilinin Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyasından davalıyı borçlu olmadığının tespitini, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %20′den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında gerçekleşen ticari ilişki nedeniyle 13.12.2023 tarih ve ..... Nolu 2.000.000,73-TL bedelli faturanın düzenlendiğini, davacının işbu borcunu ödeyeceğinden bahisle uzun süre müvekkilini oyaladığını ve sonrasında bu borcunu ödememesi üzerine davacı/borçlu hakkında Bakırköy ..... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasından 05.09.2024 tarihinde icra takibine geçildiğini ve takibin kesinleştiğini, Bakırköy .... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyasından davacı borçlu .....'ın adresinde hacze gidildiğini ve mahalde yapılan araştırmada hacze kabil mal bulunmadığı tespit edildiğini ve haciz işlemi yapılmadığını, davacı/borçlu hakkında yapılan haciz işlemlerinde borçlu adına gayrimenkul tespit edilmemesi üzerine, borçlunun yapılan TAKPAS sorgusunda, adına kayıtlı 3 ayrı taşınmazı takip konusu alacağın doğumundan sonra kardeşi davacı .....'a devir edildiğinin tespit edilmesi üzerine Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas Sayılı dosyasından İİK md 277 vd. gereğince tasarrufun iptali davası açıldığını, tüm bu cebri icra ve davalardan sonra davacı tarafın, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayılı takip dosyasına konu fatura borcunun gerçekte mevcut olmadığını iddia ederek menfi tespit davasını açtığını, ancak bu iddialar gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında gerçek bir altın satışına dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacıya, müvekkili tarafından 2.000.000,73-TL bedelli 24 ayar altın satışı yapıldığını ve bu altınların fiilen teslim edildiğini, davacı söz konusu faturaya ilişkin borcu bilerek ve isteyerek kabul ettiğini, takibe konu alacağın dayandığı fatura tarihi 13/12/2023 olduğunu ve icra takibinden önce olduğunu, buna göre söz konusu fatura ile BA Formu düzenleyen davalının 8 günlük faturaya itiraz süresi içinde faturaya itiraz etmediğini, itirazının olduğu yönünde bir delilinde bulunmadığını, davacının vergi dairesine böyle bir bildirim yapmasının, faturanın içeriğinin benimsendiği ve faturada yazılı malların alındığını gösterdiğini, faturanın yalnızca tek taraflı düzenlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, vergi kayıtları, KDV beyannameleri ve mali belgeler, söz konusu işlemin davacı tarafından da fiilen yapıldığını kanıtladığını, teslimatın ticari teamüller çerçevesinde yapıldığını, tanık dinletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, tüm bu sebeplerle, davacının açmış olduğu haksız ve dayanaksız menfi tespit davasının reddini, davacının kötü niyeti nedeniyle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi uyarınca %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, davalı tarafından başlatılan ilamsız icra takibinin haksız olduğunu, takibe dayanak olarak gösterilen faturaya konu altınların kendisine teslim edilmediğini, hiçbir zaman böyle bir alışverişin gerçekleşmediğini iddia ederek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Davalı ise, davacı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacıya altın satışı yapıldığını, ürünlerin teslim edildiğini, faturanın düzenlendiğini ve davacı kayıtlarına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkememizce toplanan deliller ve belgeler ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mahkemece resen SMMM bilirkişisi seçilmiştir. Dosyaya sunulan 19/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin 2023 yılında BA formu ile davalı şirketten yapılan fatura alışların iki adet fatura ile KDV hariç 2.021.500,73-TL toplam alışlarının bulunduğu, davalı şirketin 2023 yılında BS formu ile davacı şirkete iki adet fatura ile KDV hariç 2.021.500,73-TL toplam satışlarının olduğunun tespit edildiği, BA-BS beyanları olduğu davacı tarafından ticari defterlere kayıt yapılmama şeklindeki usulsüz yöntem ile ticari ilişkinin gizlendiğini, davalı şirketin borç alacak kaydına esas alınan tutarlarla davalının alacaklı olduğu 2.000.000,73-TL tutarın birbirini doğruladığını, davacının ticari defter kayıtlarında davacı işletmenin 120-Alıcılar Hesabının 120.01.A12-..... hesap konunda/adında kayıt altına alındığı, davacının davalıya icra takip tarihi 06/09/2024 itibariyle icra takibine konu edilen asıl alacak 2.000.000,73-TL borçlu olduğu, fatura tarihinden itibaren TTK 1530.maddesi gereği işlemiş faiz hesaplanabileceği görüş ve kanaatini bildirmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı ile davalı arasında altın ticaretine dayalı ticari ilişki bulunduğu, incelenen taraf defterleri ve celp edilen vergi kayıtları uyarınca satıcı davalı tarafından davacıya hitaben 2023 yılında düzenlenmiş olan 21.500,00-TL ve 2.000.000,73-TL tutarındaki iki adet faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve BA-BS formları ile vergi dairesine bildirilmiş olduğu, buna göre fatura içeriği malın (altınların) davacıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, davacının 21.500,00-TL tutarlı faturaya yönelik olarak aynı tarihte kredi kartı ile ödemede bulunduğu, davacının başkaca bir ödemesinin bulunmadığı anlaşıldığından davacının icra takibine konu faturalar kapsamında 2.000.000,73-TL ana para borcunun bulunduğu anlaşıldığından davacının takipteki asıl alacağa yönelik menfi tespit istemi yerinde görülmemiştir. Ancak takipten önce temerrüt oluşmadığından davacının işlemiş faize yönelik menfi tespit istemi yerinde görülerek bu kapsamda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -Davacının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası kapsamında takipteki işlemiş faize yönelik (710.534,50-TL) menfi tespit isteminin kabulü ile, davacının dosyadaki işlemiş faiz kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine, -Davacının belirtilen icra dosyasındaki 2.000.000,73-TL asıl alacağa yönelik menfi tespit isteminin reddine, takibin asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, -Davanın kabul edilen kısmı yönünden şartları bulunmadığından davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, -Davanın reddedilen kısmı yönünden şartları bulunmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 48.536,61-TL harçtan daha önceden ödenen 46.289,18-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.247,43-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 112.580,18-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım üzerinden A.A.Ü.T (madde-13 üçüncü kısım) göre hesaplanan 298.000,17-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL başvuru harcı, mahkememiz veznesine ödenen 46.289,18-TL peşin harç olmak üzere toplam 46.904,58-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; tebligat, posta, bilirkişi ücreti olmak üzere üzere toplam 15.120,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.963,53-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Arabuluculuk ücretinin kabul ret oranına göre (%26,21 / %73,79) taraflardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2026
Başkan ..... e-imzalıdır Üye...... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Katip ..... e-imzalıdır