İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/382 E. 2025/382 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/382
- Karar No
- 2025/382
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/382 Esas - 2026/386 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/382 Esas KARAR NO : 2026/386
HAKİM : .... KATİP : ....
DAVACI :... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ....
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/05/2025 KARAR TARİHİ : 05/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yürütülen iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri kapsamında çeşitli tarihlerde hizmet verildiğini, karşılığında 02.10.2024 tarihli 273 nolu, 04.11.2024 tarihli 299 nolu, 02.12.2024 tarihli 322 nolu, 06.01.2025 tarihli 017 nolu 3.060,00 TL tutarlı faturalar düzenlendiğini, fatura bedelleri toplamı 12.240,00 TL'ye 02.10.2024-06.03.2025 tarihleri arası işlemiş 1.8.2,32 TL reeskont avans faizi eklenerek toplamda 14.052,32 TL alacağın tahsili talep edildiğini, alacağın tahsili amacıyla ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/15371 esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine takip başlatıldığını ancak davalının borca haksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu beyanla, itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin Kahramankazan/... adresinde mukim olduğunu, yetkili mahkemenin ... Batı mahkemeleri olduğunu, davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında davalının işyerinde bulunan çalışanlarına davacı tarafından iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri yönetmeliği doğrultusunda işyeri hekimliği hizmeti verileceğinin kararlaştırıldığını,bu kapsamda davacı tarafından müvekkili nezdinde çalıştıtırlmak üzere işyeri hekimi görevlendirildiğini ancak görevlendirilen işyeri hekiminin müvekkili şirket işyerinde bulunması gereken sürelerdebulunmadığını zaman zaman işyerine dahi gelmediğini, anlaşmaya aykırı şekilde farklı şirketler bünyesinde hizmet vermeyi tercih ettiğini, dolayssıyla davacı yanın görev ve yükümlülüklerini anlaşmaya uygun yerine getirmediğini hizmet verilmeyen döneme ilişkin tek taraflı olarak düzenlenen faturaların kabul edilmediğini beyanla davanın reddini ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Ticari defter ve kayıtlar -Tarafların ba/bs formları, -Faturalar, -Takip Dosyası, -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; tacirler arası hizmet sözleşmesi çerçevesinde tanzim edildiği belirtilen faturalara dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyamız kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 18/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle:"...Davacı tarafından Dava dilekçesi ekinde sunulan 02.10.2024 tarihli, .... numaralı; 04.11.2024 tarihli, ... numaralı; 02.12.2024 tarihli, .... numaralı ve 06.01.2025 tarihli, .... numaralı, 3.060,00-TL bedelli faturaların tamamının Davalı Defterlerinde kayıtlı olduğu...Davacı yanın Davalı yandan defter son kayıt tarihi olan 06.01.2025 tarihi itibarı ile 12.480,00 TL alacağının bulunduğu,...06.01.2025 tarihi itibarı Davalı yanın Davacı yana defter son kayıt ta ile 9.780,00 TL borcunun bulunduğu, " hususları belirtilmiştir. Tarafların hesap bakiyelerindeki farkın sebebine ilişkin ek rapor alınmış, 03/03/2026 tarihli ek raporda özetle; "...Davacı ve Davalı yan arasındaki 2.700,00 TL fark tutarının ise Davacı tarafından Davalı yana düzenlenmiş olan 02.09.2024 tarih ve .... numaralı Vergiler Dahil 3.060,00 TL tutarındaki faturaya Davalı yan tarafından 02.09.2024 tarih ve 562 fiş numarası ile 2.700,00 TL iade işlemi yapıldığı, yapılan bu iade tutarının Davacı yanın kayıtlarında yer almadığı,..." belirtilmiştir. Taraflar arasında; davalının işyerinde görevlendirilmek üzere işyeri hekimi ve iş yeri güvenliği uzmanı sağlanmasına dair akdi ilişki kurulduğu ihtilaflı olmayıp, uyuşmazlığın takibe konu faturalar yönünden davacının sözleşmeyi gereği gibi ifa edip etmediği, akdi ilişkiye konu edimini yerine getirip getirmediği hususunda toplandığı görülmüştür. Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21/2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. ... ...., Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda; taraflar arasında akdi ilişki kurulduğu sabit olup, defter kayıtlarına göre tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, takibe konu faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, takip konusu faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, HMK'nın 222. maddesi uyarınca usulüne uygun tutulan taraf defterlerinin birbirini doğruladığı/örtüştüğü kalemlerin tarafları bağlayacağı, öte yandan davalı taraf kayıtlarında davalı tarafından kısmen iade edilen 241 nolu faturanın ise takibe konu edilmediği, bu nedenle sonuca etkili olmadığı hususları hep birlikte gözetildiğinde davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacının takibe konu 4 adet fatura yönünden teslim olgusunu ve alacağın varlığını ispatladığı kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Yapılan açıklamalar kapsamında davacının takibe dayanak fatura içeriğinin teslim olgusunu ve bu suretle faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilmiş, bununla birlikte davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla asıl alacak üzerinden, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/15371 Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, takibin 12.240,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (12.240,00-TL'nin), %20'si oranında hesaplanan 2.448,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Alınması gereken 836,11 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 220,71 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının karşıladığı 145,00 TL tebligat gideri, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.645,00 TL yargılama giderinin, 6.659,03 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 985,97 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 12.240,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.812,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 593,26 TL'sinin davacıdan, 4.006,74 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026
Katip .... Hakim ... BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR