İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/372 E. 2025/662 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/372
Karar No
2025/662
Karar Tarihi

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/372 Esas - 2025/662 T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/372 KARAR NO : 2025/662

GEREKÇELİ KARAR T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

DAVA : İtirazın iptali DAVA TARİHİ : 17/04/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/10/2025

Davacı tarafından davalı hakkında açılan itirazın iptali davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacı ile davalı arasında 4-well strip alt ve üst kısım kalıbın 180.000,00 TL bedel karşılığında satılması konusunda satım sözleşmesi kurulduğunu, davalının banka hesabına kalıp bedeli açıklaması ile 30.000,00 TL avans gönderildiğini, daha sonra kalıbın davalıya teslim edildiğini, davalının kalan 150.000,00 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için ... ... .... .... Esas nolu dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, davalı hakkında ... ... .... .... Esas nolu dosyası ile kısmi itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sonunda itirazın 5.000,00 TL üzerinden iptaline karar verildiğini, kısmi davada verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümünün sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturduğunu, böylelikle davacının davalıdan 150.000,00 TL tutarında alacağının bulunduğunun ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu kararı ile sabit durumu geldiğini, arabuluculuk başvurusundan sonuç alınamadığını ileri sürerek itirazın şimdilik 145.000,00 TL'lik kısmının iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle dava konusu icra dosyasında takibe 29/01/2024 tarihinde itiraz edildiğini, davacının 02/02/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurduğunu, arabuluculuk sürecinin 20/02/2024 tarihinde sona erdiğini, davanın 17/04/2025 tarihinde, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrasındaki 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığını, itirazın iptalinin bölünmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, dava konu malın davalıya teslim edilmediğini, teslim iddiası kabul anlamına gelmemek üzere davalının davacıya gönderilen çıktı numunesinin çizik olduğunu, kalıbın istenilen vasıfta çıktı vermesi durumunda teslim almaya hazır olduğunu davacıya gerek sözlü gerek mesaj yolu ile ileterek ayıp ihbarında bulunduğunu, dava konusu faturanın davalı tarafından kabul edilmediğini, fatura bedelinin yüksek gösterildiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ; ... 6. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün getirilen 2024/3741 Esas nolu dosyasında davacı tarafından davalı hakkında 17/01/2024 tarihinde yapılan tüm uyarılara rağmen ödenmeyen 4-well strip alt ve üst kısım kalıp bedeli bakiyesi 150.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emri davalıya 28/01/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili aracılığı ile 29/01/2024 tarihinde borca ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. Davacı vekili 16/05/2025 tarihli dilekçesi ile icra dosyasında itirazın alacaklıya tebliğ edilmediğini, bundan dolayı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrasındaki 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığını, ... 11. Hukuk Dairesinin 16/09/2024 tarih ve 2024/3074 Esas 2024/6421 Karar nolu bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi kararında itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği durumda zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise itirazın iptali dava açma süresinin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verdiğini bildirerek davanın hak düşürücü sürede açıldığını ileri sürmüştür. ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin getirtilen 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu dosyasında davacı davalı hakkında 31/05/2024 tarihinde davacı ile davalı arasında 4-well strip alt ve üst kısım kalıbın 180.000,00 TL bedel karşılığında satılması konusunda satım sözleşmesi kurulduğunu, davalının banka hesabına kalıp bedeli açıklaması ile 30.000,00 TL avans gönderildiğini, daha sonra kalıbın davalıya teslim edildiğini, davalının kalan 150.000,00 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için ... 6. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2024/3741 Esas nolu dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, arabuluculuk başvurusundan sonuç alınamadığını ileri sürerek itirazın şimdilik 5.000,00 TL'lik kısmının iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebi ile dava açmış, dava dilekçesine başvuranın davacı, karşı tarafın davalı olduğu ... Arabuluculuk Bürosunun 20/02/2024 tarihli 2024/16526 Büro Dosya 2024/1611 Başvurucu Dosya nolu arabuluculuk son tutanağı eklenmiş, yargılama sonunda 07/03/2025 tarih ve 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu karar ile davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir. ... Arabuluculuk Bürosunun ... .... .... Başvurucu Dosya nolu dosyasında davacı 02/02/2024 tarihinde davacı davalı hakkında ... 6. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2024/3741 Esas nolu dosyasına yapılan itirazın iptali talebi ile başvuruda bulunmuş, 20/02/2024 tarihinde görüşme sonucu anlaşamama şeklinde arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ; Dava, davacı ile davalı arasındaki satım sözleşmesine göre davalı tarafından ödenmesi gerektiği ileri sürülen satış bedeli içeren faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacının davalı ile arasındaki satım sözleşmesine göre davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürdüğü satış bedeli içeren fatura alacağının tahsili talebi ile ... 6. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2024/3741 Esas nolu dosyası ile davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, davalının süresi içinde borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu, davacının davalı hakkında itirazın iptali için ... Arabuluculuk Bürosunun 2024/16526 Büro Dosya nolu dosyası ile 02/02/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk sürecinin 20/02/2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, davacının 31/05/2024 tarihinde ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu dosyası ile davalı hakkında davamız ile aynı vakıaya dayanarak itirazın şimdilik 5.000,00 TL'lik kısmının iptali talebi ile itirazın iptali davası açtığı, dava dilekçesine davamız ile aynı arabuluculuk son tutanağı eklendiği, yargılama sonunda 07/03/2025 tarih ve 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu karar ile davanın kabulüne kesin olarak karar verildiği, davacının işbu itirazın iptali davasını 17/04/2025 tarihinde açtığı sonucuna varılmıştır. İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrası gereğince itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 16. maddesinin 2. fıkrasına göre arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrasının başka şekilde anlaşılması mümkün olmayacak derecede açık görünmesine karşın uygulamada karşılaşılan çeşitli durumlarda dava açma süresinin başlama tarihi tartışma konusu olmaktadır. Kısmi davada, dava açılmasının sonuçları doğal olarak dava edilen kısım açısından doğar. Örneğin zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesilir. Hak düşürücü süre de aynı şekilde sadece dava edilen kısım için korunur. ... da bu niteliğe uygun olarak itiraz kendisine tebliğe edilmeyen alacaklının itirazın iptali davasını kısmi dava olarak açması durumunda dava açma süresini kısmi davanın açıldığı tarihte başlatmaktadır. ... kararlarında bu kabulünün gerekçeleri değişik şekillerde açıklanmıştır. Bir kararda kısmi itirazın iptali davası açan davacının dava tarihinde itirazı tebliğ aldığı kabul edileceği gerekçesine dayanılmış, ayrıntıya girilmemiştir: “2-Davacı yan bankacılık hizmetleri sözleşmesine dayalı olarak 74.936,44 TL asıl alacak olmak üzere toplam 93.583,12 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında 01.07.2013 tarihinde talebini toplam 93.358,33 TL olarak ıslah etmiştir. İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. Somut olaya gelindiğinde; davalı borçlunun süresi içerisinde icra dairesine 21.04.2005 tarihinde yaptığı itiraz, davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği için 07.02.2008 tarihinde 10.000 TL'lik kısım yönünden açılan itirazın iptali davası süresinde ise de, davacı alacaklının en geç dava tarihinde davalı borçlunun itirazını tebliğ aldığı kabul edileceğinden dava tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra, 01.07.2013 tarihinde ıslah edilen miktar yönünden itirazın iptali davasına ilişkin 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden, mahkemece bu sürenin resen gözetilerek, ıslah edilen kısım yönünden davanın hak düşürücü süreden reddi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle ıslah edilen kısım yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” (... 19. Hukuk Dairesinin 26/03/2015 tarih ve 2014/7124 Esas 2015/4358 Karar nolu kararı) Başka bir kararda ise dava tarihi ile ıslah tarihi arasında hak düşürücü sürenin geçip geçmediğine bakılmış, başka bir değerlendirme yapılmamıştır: “2-Dava İİK'nın 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davasının dava şartlarından biri, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılmasıdır. Davacı 04/02/2011 tarihinde 5385,43 TL dava değeri göstererek davasını açmıştır. Yargılamanın devamında 05/06/2013 tarihli dilekçesi ile davasını 16.169,15 TL olarak ıslah ettiğini bildirmiş ise de, yapılan ıslahın tarihi dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davaya konu edilen 5.385,43 TL dışındaki talep yönünden hak düşürücü süre dolduğundan istemin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” (... 19. Hukuk Dairesinin 23/01/2017 tarih ve 2016/8970 Esas 2017/314 Karar nolu kararı) Başka bir ... kararında ise gerekçe olarak “ıslah edilen miktar için ıslah tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü süre geçmesi” gösterilmiştir: “2) Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, eksik iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, icra takibinde 20.000,00 TL asıl alacak ve 6.869,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.869,59 TL alacağın tahsilini istemiş, 02.04.2014 tarihli dava dilekçesinde dava değerini 2.000,00 TL olarak göstermiş ve bu miktar üzerinden harcı yatırmıştır. 14.07.2015 tarihli ıslah dilekçesinde ise davayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL üzerinden açtıklarını, taleplerini 7.800,00 TL arttırarak neticeten talebini 9.800,00 TL olarak ıslah ettiğini bildirmiş, aynı hususu son celsede de beyan etmiştir. İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. Somut olayda, ıslah tarihi itibariyle, ıslah edilen miktar yönünden itirazın iptali davasına ilişkin 1 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olup mahkemece bu husus re'sen gözetilerek, ıslah edilen kısım (7.800,00 TL) yönünden davanın hak düşürücü süreden reddi gerekirken, kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.“ (... 23. Hukuk Dairesinin 13/12/2018 tarih ve 2016/4520 Esas 2018/5810 Karar nolu kararı) İtirazın iptali davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olması durumunda, hak düşürücü sürenin ne zaman başlayacağı hususunda bölge adliye mahkemelerinin kararları arasında farklılık oluşmuş ve bu farklılık ... 11. Hukuk Dairesinin 16/09/2024 tarih ve 2024/3074 Esas 2024/6421 Karar nolu bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi kararına konu olmuştur. ... 11. Hukuk Dairesi, bu kararında önce yerleşik içtihadına değinmiş, hak düşürücü sürenin özelliklerini açıklamış, ardından dava açma süresinin başlangıcının arabuluculuk anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih olarak kabul edilmesinin alacaklı aleyhine genişletici yorum yapılması olduğu sonucuna varmış ve uyuşmazlığı “anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağı, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağı” şeklinde gidermiştir. ... 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadında belirtilen durumda itiraz kendisine tebliğ edilmeden icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuran alacaklının icra hukuk mahkemesine başvuru tarihte itirazı tam olarak öğrendiği kabul edilmekte ve itirazın iptali davası açma süresi de bu tarihte başlatılmaktadır. Burada alacaklıya İcra ve İflas Kanununun 21. maddesinin 1. fıkrası gereğince Tebligat Kanununa uygun olarak yapılmış bir tebligat olmadığı, başka bir deyişle aynı Kanun’un 67. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere itirazın tebliğ edilmediği, dolayısı ile dava açma süresinin başlamayacağı tartışmasızdır. Ancak ... Hukuk Genel Kurulunun 28/02/2019 tarih ve 2018/602 Esas 2019/218 Karar nolu kararında itirazın kaldırılması için icra hukuk mahkemesine başvuran alacaklının o tarihte itirazın tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurlarının aynı anda tümüyle gerçekleştiği kabul edilmiştir. Bu durumda bile itirazın Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edilmediği görüşü de savunulabilir. Çünkü burada itirazın tebliğ edildiği sonucuna yorum yolu ile ulaşılmıştır. Kanun'un açık hükmüne göre ise bu durumda itiraz alacaklıya tebliğ edilmemiştir. ... Hukuk Genel Kurulunun 18/06/2019 tarih ve 2017/1651 Esas 2019/707 Karar nolu kararında belirtildiği üzere itiraz kendisine tebliğ edilmeden önce alacaklı itirazın iptali davası açarsa, bu dava yalnızca itiraz alacaklıya tebliğ edilmediği için süresinden önce açılmış bir dava olarak görülemez. Başka bir deyişle alacaklı itirazın iptali davası açmak için itirazın kendisine tebliğ edilmesini beklemek zorunda değildir. ... 11. Hukuk Dairesinin kararında belirtilen yerleşik içtihada konu durumda alacaklı itiraz ile oluşan hukuki sonuçları ortadan kaldırmak için önündeki iki yoldan birine, itirazın kaldırılması yoluna başvurmaktadır. İtiraz ortadan kaldırmak için öncelikle itirazı öğrenmek gerektiğinden bu durumda alacaklının itirazı öğrendiğini kabul etmek mantığa uygundur. Ancak burada Kanun’un aradığı anlamda bir tebliğ olmadığı da açıktır. Tebligatın unsurlarından biri olan öğrenme unsuru gerçekleşmekle birlikte diğer unsuru olan belgelendirme unsuru nasıl gerçekleşmiştir? Tebligatın nasıl belgelendirileceği Tebligat Kanununun 23. maddesinde ve diğer maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu durumda itirazın alacaklıya iletildiği belgelendirilmemiş, alacaklı itirazın kaldırılması dilekçesinde söz ettiği için böyle kabul edilmiştir. Arabuluculuğa başvurmada ise alacaklı itiraz kendisine tebliğ edilmeden önce itirazı öğrenmekte ve itirazın iptali için dava açmadan önce zorunlu veya ihtiyari arabuluculuğa başvurmaktadır. Arabuluculuğa başvuran alacaklı ile itirazın kaldırılması yoluna başvuran alacaklının durumu arasında itirazı tebliğ açısından hiçbir fark bulunmamaktadır. Başka bir deyişle arabuluculuğa başvuran alacaklıya da itiraz Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edilmemiş, alacaklı itirazın kaldırılması dilekçesinde itirazdan söz ettiği için itirazı öğrendiği kabul edilmiştir. İtirazın kaldırılmasını talep eden alacaklı ile arabuluculuğa başvuran alacaklının durumları arasında fark olmadığına göre hukuki durumları arasında da fark olmaması gerekir. ... 11. Hukuk Dairesinin kararında ise farklı sonuca varılmış, bu farkın gerekçesi olarak “dava açma süresinin başlangıcının arabuluculuk anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih olarak kabul edilmesinin alacaklı aleyhine genişletici yorum yapılması olduğu” görüşü ileri sürülmüştür. Bu görüş temel alınırsa aynı genişletici yorum itirazın kaldırılmasını talep eden alacaklı için de söz konusudur. İçtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığına ilişkin ... Kanununun 45. maddesinin 5. fıkrasındaki gibi bir hüküm bölge adliye mahkemelerinin kesin nitelikteki kararı arasındaki uyuşmazlığın giderilmesinin düzenlendiği Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanununun 35. maddesinde bulunmadığından yukarıda belirtilen ... 11. Hukuk Dairesinin 16/09/2024 tarih ve 2024/3074 Esas 2024/6421 Karar nolu kararının bağlayıcılığının bulunmamaktadır. Bu nedenler ile bağlayıcı niteliği de bulunmayan ... 11. Hukuk Dairesinin 16/09/2024 tarih ve 2024/3074 Esas 2024/6421 Karar nolu bölge adliye mahkemelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi kararı, karara esas alınmamıştır. İtiraz kendisine tebliğ edilmeyen davacının davalının ... 6. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2024/3741 Esas nolu dosyasına yaptığı itirazının iptali talebi ile 02/02/2024 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosuna başvurması, 20/02/2024 tarihinde görüşme sonucu anlaşamama şeklinde arabuluculuk son tutanağı düzenlenmesi, davacının 31/05/2024 tarihinde ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/376 Esas nolu dosyası ile davalı hakkında aynı icra dosyasında itirazın 5.000,00 TL'lik kısmının iptali için itirazın iptali davası açması, yargılama sonunda ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/03/2025 tarih ve 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu kararı ile davanın kabulüne kesin olarak karar verilmesi, işbu 17/04/2025 tarihli davada davalının itirazının kalan kısmın için iptaline karar verilmesinin talep edilmesi, 20/02/2004 tarihine başlayan ve kısmi itirazın iptali davasından etkilenmeyen dava açma süresinin davanın açıldığı 17/04/2005 tarihinde dolması, kısmi davanın açılması ile ortaya çıkan sonuçların yalnızca dava açılan kısım için doğması, yukarıda açıklandığı üzere tıpkı itirazın kaldırılması yoluna başvuran alacaklının durumu ile zorunlu arabuluculuğa başvuran alacaklının durumu arasında fark bulunmaması, her iki davacının da Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına göre itirazın kaldırılmasını talep ettiği tarihte ve zorunlu arabuluculuğa başvurma tarihinde İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrasında tebliğ ile amaçlanan bilgilendirme ve belgelendirme unsurlarına başvurusu ile sahip olduğunun kabulünün gerekmesi, aksine durumun mantık kurallarına aykırı olması, bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi kararlarının başka mahkemeleri bağlayıcılığının olmaması dolayısı ile davanın İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 16. maddesinin 2. fıkrası, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 2. fıkrası ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince hak düşürücü süre dolduğundan dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine, davanın reddine karar verilmesi nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, davalının kötü niyet tazminatı talebi olmadığından bu konuda bir karar verilmemiş, aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 16. maddesinin 2. fıkrası, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 2. fıkrası ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince hak düşürücü süre dolduğundan dava şartı noksanlığı nedeni ile USULDEN REDDİNE, Davacının icra inkar tazminatı talebinin İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu 2025 yılı Harçlar Tarifesinin 1 sayılı Yargı Harçları Tarifesinin A,III/2-a maddesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 1.726,24 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.110,84 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde Harçlar Kanununun 31. maddesi gereğince davacıya GERİ VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan 1 adet vekalet harcı 87,50 TL ve 1 adet vekalet pulu 138,00 TL olmak üzere toplam 225,50 TL yargılama giderinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yatırılan avansın kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra İADESİNE, 6-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinin 2. fıkrasına göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk gideri hakkında ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/03/2025 tarih ve 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu kararı ile karar verilmesi nedeni ile karar verilmesine YER OLMADIĞINA,

8-... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyamız arasında aslı bulunan 2024/376 Esas 2025/182 Karar nolu dosyasının karar kesinleşince İADESİNE, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesinin 1. fıkrasının a bendi ve 345. maddesinin 1. fıkrası gereğince gerekçeli kararın tebliğinden başlayarak iki haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.23/09/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/372, K. 2025/662, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-372-e-2025-662-k-ce46b362b03b