İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/320 E. 2025/415 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/320
- Karar No
- 2025/415
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/320 KARAR NO : 2025/415
DAVA : Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti) DAVA TARİHİ : 30/04/2025 KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davalının alacaklısı olduğu ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına sunulmak üzere ...Bankası T.A.O. ... Şubesine ait,...tarihli ve ... sayılı teminat mektubu aldığı, söz konusu teminat mektubu ... Adliyesi'ne getirilirken müvekkil şirketin personeli tarafından kaybedilmiş ve tüm aramalara rağmen bulunamadığı, teminat mektubunun kaybedilmesi üzerine müvekkil şirket aynı icra dosyasının teminatı olarak ... Bankası T.A.O. ... Şubesine ait,... tarihli ve ... sayılı teminat mektubunu alarak icra müdürlüğüne ibraz ettiği, izah edilen ve resen nazara alınacak sebeplere binaen; banka teminat mektubunun kaybolduğu, ortaya çıkmadığı ve riskin sona erdiği sabit olduğundan teminat mektubunun zayi olması nedeniyle; ... Bankası T.A.O. ... Şubesine ait, ... tarihli, ... sayılı, kesin ve süresiz teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitini, teminat mektubunun iptalini ve yargılama giderlerinin davalıya tahmilini talep etmiştir. Davalı taraf davaya cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK m.128'e göre dava konusu maddi vakıaları inkâr etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, banka teminat mektubunun hükümsüzlüğün tespiti istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK. 4. maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 26.06.2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2. maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5. maddesinin başlığı "2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde değiştirilmiştir. Mutlak ticari davalar; TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Tüm bu açıklamalar ışığında 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerektiği ve Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu açıktır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. (Yargıtay 3. HD 05.04.2017 tarih ... E.,... K. sayılı kararı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun... esas,...karar sayılı, 20/12/2013 tarihli ilamı ile "davanın tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından usulden reddedilmesinde HMK 30.maddesi de gözetildiğinde bir isabetsizlik olmadığı kabul edilmiştir." Mahkememizce bu sebeple usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek tensiben dava şartlarından olan mahkemenin görevli olması hususu değerlendirilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 10/06/2021 tarih,... esas ve ... karar sayılı ilamında; ".... taraflar arasında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında ilişki bulunmadığı gibi herhangi bir genel kredi sözleşmesine dayalı talep de yoktur. Davacının TBK satım hükümlerine dayalı olarak gizli ayıp iddiası ile satıcıya karşı dava açmıştır. TBK satım hükümlerine göre dava görülmüş ve karar verilmiştir. Bu husus yukarıdaki aşamalarda izah edildiği üzere ilk derece mahkemesi, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin ...tarihi kararın da açıklanmış ve benimsenmiştir. Teminatın iadesi istemlerinde görevli mahkeme ve görevli Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi teminatın garanti ettiği hukuki ilişkiye bakmakla görevli mahkeme veya Dairedir. Zira teminatın iade koşulları oluşup oluşmadığı ancak esas ilişkideki hukuk çerçevesinde çözümlenir...." şeklindedir. (Benzer şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ... Esas ve... Karar sayılı ilamı ) Somut uyumazlıkta kaybolma nedeniyle banka teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti isteminin TTK’da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davanın her iki tarafı tacir olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesidir. Uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-6100 sayılı HMK m. 114/I-c ve 115'e göre mahkememizin görevsiz olması nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyanının görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepde bulunulmaması ve süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK 331 md gereğince harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024
Katip ... ¸
Hakim ... ¸