İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/314 E. 2025/428 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/314
Karar No
2025/428
Karar Tarihi

T.C. ...3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/314 Esas - 2025/428 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/314 KARAR NO : 2025/428

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 18/04/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2025 K.YAZIM TARİHİ : 18/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; HMK`nın “Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki” başlıklı 16.maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olduğunu, HMK`nın “Sigorta Sözleşmelerinden Doğan Davalarda Yetki” başlıklı 15.maddesine göre Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir. İş bu hükümle genel yetkili mahkemeler belirtilmiş olup söz konusu hükümler uyarınca davalının yerleşim yer mahkemesinde işbu dava ikame edildiğini, davacı müvekkili 5684 sayılı Sigortacılık Kanun'unda düzenlenmiş kuruluş ve şekil şartlarının taşıyan; Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen şirketlerin kuruluşlarına ilişkin genel şartları sağlayan sigorta şirketlerindendir. Sigortacının kanuni halefiyetini düzenleyen söz konusu hüküm, TTK. M.1486/1 uyarınca emredici nitelikte olduğunu, davacı sigorta şirketi ile davalı arasında ticari iş bulunduğundan, davalıların tacir olması ve dava konusu olayın dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ticari iş kaynaklı haksız fiil sebebiyle vuku bulmasından dolayı görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kanun kapsamında ...Arabuluculuk Bürosuna arabuluculuğa başvurulduğunu, başvuru sonucu anlaşamaya varılamadığından iş bu davanın ikame edildiğini, davacı sigorta şirketi, 17254889 poliçe numaralı evim garantide plus sigorta poliçesi ile sigortalısı ... .... .... 'ne ait ... .... .... Cadde ... .... .... Posta Kodu: 0 Merkez Mamak / ...adresinde bulunan evini sigortalandığını, olay yerinde yapılan incelemeler sonrasında; görevli dairesi olarak kullanılan meskenin mutfak bölümünde bulunan 4 gözlü ocağın bir gözünün açık konumda olduğu ve gaz kesme emniyetinin bulunmadığını, açık vaziyette unutulan veya ocağın alevinin dış etmenlerle sönmesi sonucu ocaktan çıkan ve ev içerisine dolan gazın; açık ateş kaynağı (çakmak, kibrit vb.) veya elektriksel bir nedenle meydana gelen kıvılcımla buluşması sonucu patlama meydana geldiğinin tespit edildiğini, 29.09.2023 tarihinde söz konusu binanın kot-2 katında meydana gelen doğalgaz patlaması sonucunda, sigortalılarına ait konutta ciddi yapısal hasarlar meydana gelmiş, olayla ilgili düzenlenen ekspertiz ve itfaiye raporlarıyla zarar tespiti yapıldığını, yapılan tespitler sonucunda, sigortalının uğradığı zararların poliçe kapsamında olduğu değerlendirilmiş ve müvekkil şirketince ödeme yapıldığını, bu ödeme ile birlikte müvekkili şirket, Türk Borçlar Kanunu’nun 1472. maddesi gereğince sigortalının yerine geçerek, zarara sebep olan kişi ve kurumlara karşı rücu hakkını kazandığını, olay yeri incelemeleri neticesinde; patlamanın gerçekleştiği görevli dairesinde bulunan doğalgaz ocağının bir gözünün açık bırakıldığı, gaz kesme emniyeti bulunmadığı ve sızan gazın kıvılcımla buluşması sonucu patlamanın meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu durum, doğalgaz hattının bağlı bulunduğu ...Doğalgaz Dağıtım GYO A.Ş.’nin gerek sistemsel, gerekse güvenlik denetimlerinde kusurlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, zira ilgili dairenin gaz tesisatı ve kullanılan cihazlar üzerinde yeterli denetim yapılmadığını, gaz kesici güvenlik mekanizmalarının eksikliği göz ardı edildiğini ve bu ihmalkârlık sonucu can ve mal kayıplarına sebebiyet verildiğini, olay yerinde bir vatandaşın hayatını kaybettiği ve birden çok konutta ağır hasar oluştuğu göz önüne alındığında, davalının kusuru bulunduğunun ortada olduğunu, bu durumda müvekkili şirketin zararı sigortalıya ödediği bedelin tamamının, zarara sebebiyet veren ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalıdan rücuen tahsili gerektiğini, izah edilen sebeplerden dolayı; fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile haklı davanın kabulüne, .... .... .... Esas numaralısına vaki İtirazın iptali ile takibin devamına 86.100,00TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 01/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, müvekkilinin bu alacağa ulaşabilmesi ve dava sırasında hak kaybına uğramaması için dava sonuçlanıp karar kesinleşinceye kadar hasara sebebiyet veren davalıya ait mal varlığına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, 3. Şahıslara devrini önlemek maksadıyla ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesine, davanın kabulüne, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı sigortacının sigortalısı ile davalı müvekkili şirket arasındaki ilişki ticari bir ilişkiye dayanmadığını, olaya ilişkin hazırlanan tüm teknik raporlara göre müvekkili kuruluşun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, onaylı proje bilgilerinde yalnızca ocak kaydının bulunduğu, hermetik kombinin projede yer almadığı ve sonradan müvekkil şirketin bilgisi ve proje onayı olmadan takıldığı tespit edildiğini, ayrıca yapılan incelemede set üstü ocağın bir gözünün açık olduğu ve patlamaya neden olan kıvılcımın, lambanın açık olan anahtarından açma anında kıvılcım oluşmasından kaynaklanabileceği beyan edildiğini, mevzuat hükümleri gereğince doğalgaz iç tesisatından dağıtım şirketleri değil, aboneler sorumlu olduğunu, olayın yaşandığı konutta tesisata projeye aykırı eklemeler yapıldığını, patlamanın olduğu .... ... .... adresindeki konutta, müvekkili şirketin yazılı onayı olmadan, projede bulunmayan kaçak yakıcı cihaz (kombi) bağlantısı yapılarak doğal gaz kullanıldığının açık olduğunu, ayrıca hanede kullanılan gazlı ocağın gece beşeri bir hata ile açık bırakılması ile ortamda dolan gazın dış etkenle reaksiyona girmesi durumu bir çok raporla sabit olup, böylesi bir hadisenin müvekkil kuruluşla bağdaştırılması hukuken mümkün olmadığını, meydana gelen haksız fiile müvekkili şirket arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, somut uyuşmazlık açısından ihtiyati tedbir şartları gerçekleşmediğini, ayrıca konu yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına da hükmedilmesi talebinin de reddi gerektiğini, arz olunan ve resen ele alınacak nedenlerde: mahkemenin görevsizliğine, davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, sigortacının sigortalısına yaptığı ödemenin kusurlu yandan rucüen tazmini için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu anlaşıldı. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişki olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Eldeki davada, davacı şirket sigortalısı dava dışı Mustafa Metinkaya' ile davalı arasındaki hukuki ilişki haksız fiilden doğmuştur. Dava dışı Mustafa Metinkaya tacir olmadığı gibi sigortalı yerin mesken olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi davanın aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Buna göre haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir. Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, mahkemenin görevli olması HMK'nun 114. maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi hakim resen gözetmelidir. Davacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin ...Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ...Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, 4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine, 5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair; davalı vekinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı.18/06/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/314, K. 2025/428, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-314-e-2025-428-k-5d7b9cdac9e3