İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/301 E. 2025/316 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/301
Karar No
2025/316
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/301 Esas

KARAR NO : 2025/316

DAVA : İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 30/09/2024

KARAR TARİHİ : 26/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacı banka ile davalı ... Ambalaj Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalıların kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı ... Ambalaj Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne kullandırılan kredilerin zamanında ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek Beyoğlu ... Noterliği'nin 02/04/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine alacağının tahsili için İzmir Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu, davalıların itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, kötüniyetli olarak icra takibini geciktirmeye yönelik olduğunu, davalı Buğra Alan'ın yetki itirazının kredi sözleşmesinde İzmir Mahkemelerinin yetkili kılınması nedeniyle yerinde olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulü ile İzmir Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesiyle; davalının "..." adresinde ikamet ettiğini, yerleşim yeri itibariyle yetkili icra dairesi ve mahkemenin Denizli İcra Daireleri ve Denizli Mahkemeleri olduğunu, kredi sözleşmesinde İzmir Mahkemeleri yetkili kılınmış ise de yetkiye dair hükmün HMK'nın 17. maddesi uyarınca davalı yönünden bağlayıcı olmadığını, sözleşmede yetkiye dair hükmün tacir olmayan gerçek kişiler hariç tutulmak suretiyle düzenlendiğini, ihtarnamedeki bileşik faiz uygulamasının geçersiz olduğunu, asıl alacak ve fer'i alacak miktarlarınında yanlış olduğunu, 09/08/2022 tarihli 5.000.0000,00 TL bedelli sözleşmede kefalet şartının geçersiz olduğunu, zira genel kredi sözleşmesinde el yazısı ile yazılması gereken yerlerin maktu olarak düzenlendiğini ve TBK'nın 583 maddesine aykırı olduğunu beyan ederek davanın öncelikle yetki yönünden usulden reddine, aksi kanaatte esastan reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında 26/03/2025 tarihli duruşmada davalı yönünden davanın tefrikine karar verilmiş, dosyanın Mahkememizin yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline ilişkindir.

Davacı banka ile ... Ambalaj Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında akdedilen ve davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesinin yetkili mahkemelerin düzenlendiği 13.4.e maddesinde "Bu sözleşmenin (tacir olmayan gerçek kişi olanlar hariç olmak üzere) tüm tarafları, bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, Türk Hukunun uygulanacağını ve İzmir Mahkeme ve İcra Daireleri ile bankanın genel müdürlğünün bulunduğu yerdeki mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağını, kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerinin saklı olduğunu kabul ederler" düzenlemesinin yer aldığı, Mahkememizce yapılan araştırmaya göre davalının tacir sıfatının olmadığı, gerçek kişi davalının tacir olduğuna ilişkin davacı tarafça herhangi bir belge sunulmadığı, davalının tacir gibi hareket ettiğinin iddia ve ispat edilmediği, müteselsil kefil davalının tacir olduğunun kanıtlanamadığı, tacir olmayan gerçek kişi davalının yetki sözleşmesinden ayrık tutulduğu, bu nedenle TTK'nın 7. maddesinde düzenlenen teselsül karinesinin somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı, HMK'nın yetkiye ilişkin kurallarının uygulanacağı kabul edilmiştir.

(Emsal İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 15.01.2021 tarihli, Dosya No : 2020/1372 Karar No : 2021/39 sayılı ilamı)

Davalının tacir sıfatının bulunmaması halinde 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Yasanın 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. Davalının yerleşim yerinin dava dilekçesinde de gösterildiği üzere Denizli olduğu, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğinden davacı bankanın merkez adresi itibariyle İstanbul Mahkemeleri, kredi sözleşmesini düzenleyen şube adresi itibariyle Denizli Mahkemeleri olduğu anlaşılmıştır.

Davalı vekili tarafından yasal süresinde sunulan cevap dilekçesinde davalının adresinin Denizli olması nedeniyle yetkili mahkemenin Denizli Mahkemeleri olduğu beyan edilerek yetki itirazında bulunulmuştur.

Davayı görmeye İstanbul ve Denizli Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu, dava bu mahkemelerden hiçbirinde açılmadığından seçme hakkı kendisine geçen davalı tarafından yetkili mahkemenin Denizli Mahkemeleri olduğu beyan edilmekle davayı görmeye Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğu anlaşılmakla HMK'nın 116. maddesi uyarınca davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

"... Davacı, genel kredi ve teminat sözleşmesine dayalı olarak icra takibine başlamış olup, sözleşmenin 13.4/e maddesi "sözleşmenin (tacir olmayan gerçek kişi olanlar hariç olmak üzere) tüm tarafları, bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkların çözümlenmesinde ... İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin ... yetkili olacağını kabul ederler" hükmünü içermektedir. Genel kredi sözleşmesini davalılar ... ve ... müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Gerçek kişi davalıların tacir olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmamıştır. HMK'nın 17. maddesi uyarınca taraflar arasındaki yetki sözleşmesi geçerli olmadığı gibi, anılan davalılara ödeme emrinin tebliğ edildiği adresler itibarı ile genel yetki kuralı uyarınca takipte Karşıyaka İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. ..."

(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2019 tarihli, Esas No : 2019/190 Karar No : 2019/1637 sayılı ilamı)

"... Yine genel kredi sözleşmesinin yetkili mahkemelerin düzenlendiği 13.2-a maddesinde "Bu sözleşmenin (tacir olmayan gerçek kişi olanlar hariç olmak üzere) tüm tarafları, bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Türk Hukukunun uygulanacağını ve İstanbul mahkeme ve icra daireleri ile Bankanın genel müdürlüğünün bulunduğu yerdeki mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağını, kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerinin saklı olduğunu kabul ederler " düzenlemesinin yer aldığı, söz konusu yetki sözleşmesinde gerçek kişi olan tarafların yetki sözleşmesinden ayrık tutulduğu, ayrıca yetki sözleşmesinde kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkisi de saklı olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davalı müteselsil kefil gerçek kişidir. Buna göre davalı sözleşmedeki yetki koşulundan ayrık tutulmuş, ayrıca kanunen yetkili olan icra dairelerinin de yetkisinin devam ettiği kararlaştırılmıştır. Davalı hakkında açılacak dava ve takiplerde HMK'nın yetkiye ilişkin kuralları uygulanacaktır.

Mahkemece takip dayanağı yetki sözleşmesinde öngörülmüş ayrık düzenleme dikkate alınmaksızın yetki sözleşmesinin müteselsil kefiller hakkında da geçerli olduğundan ve yetki sözleşmesinde belirlenen yer icra dairesinde takip başlatılmadığı gerekçesi ile usulden red kararı verilmesi hatalı olmuştur. ..."

(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2019 tarihli, Dosya No : 2018/1952 Esas Karar No : 2019/1566 Karar sayılı ilamı)

"... Yargıtay 19. H.D'nin kararlarında belirtildiği üzere kefaletin fer'iliği ilkesi ve 6102 sayılı TTK'nın 7. maddesindeki ticari teselsül karinesi uyarınca genel kredi sözleşmesindeki yetki şartı müteselsil kefil tacir olmasa bile müteselsili kefili bağlayacak ise de dava konusu sözleşmelerdeki yetki şartında parantez içinde "(tacir olmayan gerçek kişi olanlar hariç olmak üzere)" ibaresine yer verilmekle davalı gerçek kişinin tacir olmaması halinde yetki sözleşmesi dışında tutulduğu açıktır.

TTK'nın 14. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtalarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi,ister kendi adına,ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına (Ortak sıfatıyla) muamelelerde bulunan kimse, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olur." hükmüne yer verilmiştir. Kural olarak davalının şirket ortağı olması sırf bu nedenle tacir sayılması sonucunu doğurmaz. (Nitekim Yargıtay 11. H.D'nin 03.05.2016 tarih 2015/11066E - 2016/4996 K, 25.11.2013 tarih 2013/11299 E - 2013/21309 K sayılı kararları da bu yöndedir.) Davacı tarafça da davalının tacir gibi hareket ettiği başkaca delillerle iddia ve ispat edilmediğinden mahkemece davalı tacir olarak kabul edilmeyerek sözleşmedeki yetki hükmünden ayrık tutulduğu da gözetilerek HMK'daki diğer yetki hükümlerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ..."

(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 09/11/2023 tarihli, Dosya No : ... Karar No : ... sayılı ilamı)

HÜKÜM:

1-Davada yetkili mahkemenin Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın USULDEN REDDİNE,

2-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin talepte bulunulması halinde dosyanın Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde resen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

3-Harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,

Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 26/03/2025

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/301, K. 2025/316, T. 26.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-301-e-2025-316-k-2e0f6d203dc2