İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/230 E. 2026/154 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/230
Karar No
2026/154
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/230 Esas KARAR NO: 2026/154 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ: 13/03/2025 KARAR TARİHİ: 05/03/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu ve davacı sigorta şirketine ----sayılı ve --- sigortalı --- plakalı araç, park halinde bulunan ---- plakalı araçlara çarpması sonucunda --- tarihinde çok taraflı trafik kazası meydana gelmiş ve ----- plakalı araç hasara uğradığını, bunun üzerine --- plakalı araç sahibi; aracında oluşan zararın giderilmesi için KASKO sigortacısı olan ---- başvuruda bulunulduğunu, ----- numaralı hasar dosyası açıldığını, Sigortacılık Kanunu Madde 22/17'ye göre delil niteliğinde olan eksper raporu düzenlenmiş ve araçta meydana gelen hasar miktarının ---- olduğu tespit edildiğini, tespit edilen iş bu tutar ---tarafından --- plakalı aracın hasarı için ilgili yerlere ödenmiş ve ---- plakalı araç sürücüsünün kusurlu olması nedeniyle; ----- poliçesi kapsamında ödeme yapılması için davacı şirkete başvuruda bulunduğunu, bunun üzerine davacı şirket nezdinde ---- hasar dosyası açılmış ve ------ tarihinde müvekkil şirket tarafından ----- poliçe teminat limitinin tamamına karşılık gelen------- dava dışı ------ ödendiğini, açıklanan nedenlerle; davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu ikame edilen dava ----- poliçesinden kaynaklandığından dolayı görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleri olup, davacı tarafından görevsiz mahkemede açılan davanın reddi gerektiğini, davacı yan ikame etmiş olduğu dava öncesinde dosya mündericatından da açıkça anlaşılacağı üzere davalı şirket ile herhangi bir arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirmediğini, işbu davada ileri sürülen talepler öncesinde arabuluculuğa başvuru yapılması zorunlu dava şartı olduğunu, söz konusu dava şartı eksikliğinin sonradan tamamlanabilmesi de mümkün olmadığını, hal böyleyken davalıya karşı açılan davada dava şartı eksikliği sebebiyle usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafından açılan bu davada, davalı şirketin taraf sıfatı bulunmadığını, davacı, açtığı davada davalı şirketin davalı olarak gösterilmesine rağmen, dava dilekçesinde belirtilen olayla doğrudan bir bağlantısı olmayan ve müvekkil şirketin sorumluluğunda bulunmayan bir durumdan bahsedildiğini, davacı tarafından huzurda yer alan dava, süresi içinde açılmadığından dolayı alacağın zamanaşımına uğradığı itirazının dile getirilmesi hasıl olduğunu, izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek gerekçelerle; haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddine, davanın dava dışı ---- ihbar edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Kayıtları, ----- Sayılı Dosyası, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı,----- Tescil Kayıtları, Sigorta Poliçeleri ve Hasar Dosyaları, Makbuz Ve İbraname, Banka Dekontu, Ekspertiz Raporu, Kaza Yeri ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Kira Sözleşmesi, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava , davacı sigorta şirketinin, davalı malik/işleten şirket adına kayıtlı dava dışı sürücü ---- sevk ve idaresindeki --- plakalı hususi otomoilin karıştığı/sebep olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda zarar gören dava dışı üçüncü kişiye yaptığı ödemenin; ZMMS Genel Şartlarının B.4-c fıkrası uyarınca araç sürücüsünün mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması kuralının ihlaline bağlı olarak 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri ve genel şartlar gereğince davalı malik/işletenden tahsili için başlatılan ------ sayılı takip dosyasına karşı yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında davalı yönünden açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince işbu davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü ve zamanaşımı defi de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek mevcut ve toplanan deliller nezdinde tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak başka bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davanın temel yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; --------- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.------ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. ------Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde“ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK'nin 61.maddesi gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde sigortalısı araç malikine/işletene rücu nedeni olarak; ZMMS genel şartları B.4-c maddesi uyarınca; aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması sırasında meydana gelen zararlar kuralının ihlaline dayanmaktadır. Bu anlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık temelde sigortalı araç sürücüsünün kazada sırasında mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki alıp almadığı ve bunun kazaya münhasıran etkili olup olmadığı ve bu kapsamda gerçekleşen rizikonun ve üçüncü kişiye ödenen zararın, sigortalı davalı işletenden rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır. 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ise "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f) Bedeni Hasara Neden Olan Trafik Kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Yukarıda rücu sebepleri arasında sayılan hususlardan olayımızı ilgilendiren kısmı koyulaştırılmış durumdadır. Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; ----- tarihinde saat 05.30 sularında -------önünde davalı şirketin malik işleteni olduğu, ihbar olunan ---sevk ve idaresindeki ---- plakalı sayılı hususi otomobilin cadde üzerinde park halindeki ---plakalı minibüse ve ---- plakalı otomobile çarpması şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği trafik kazası tespit tutanağı başta olmak üzere dosya kapsamınca sabittir. Davacı şirketin kaza tarihinde zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen otomobilin---- başlangıç ve bitiş tarihli araç başına maddi ---- limitli ---- olduğu ve bu kapsamda zarar gören ----plakalı araç için malikine ödenen tazminat yerine sigortacısı ----- ödeme yapıldığı ortada olup takibe konu edilen miktar üzerinde esasen bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı şirket tarafından -------- genel şartları B.4-c maddesi uyarınca aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması nedeniyle sigorta sözleşmenin tarafı olan davalıya rücu ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce bu kabulden hareketle, taraf vekillerinin gösterdiği tüm deliller toplanmış ve resen getirtilmesi gereken bilgi, belge ve deliller de dosyaya kazandırılmıştır. Ayrıca davalı vekilinin vaki talebi kabul edilerek dava 6100 sayılı HMK'nin 61 vd.maddeleri gereğince ------ ihbar edilmiştir. Anılan kişiler davaya katılmadığı gibi dosyaya herhangi bir beyanda sunmamışlardır. Somut olayda davalının aracının kaza tarihi itibarıyla davacı sigorta şirketine ----- olduğu ve davacının dava dışı zarar görene tazminat ödemesi yaptığı ve rücuya konu miktarının da sabit olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bilindiği üzere ------ Sayılı ilamı ile 2918 sayılı KTK'nın 48/1 hükmünün ---- tarihindeki değişiklikten sonra ve ------ tarihinde yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan --------- B.4.c bendinde yapılan değişiklikten sonra da "güvenli sürüş yeteneğini kaybetme" kavramına yer verilmemiş ise de sorumluluk hukukunun genel prensipleri nazara alınarak, alkollü durumla zararın doğumuna neden olan trafik kazası arasında uygun uygun illiyet bağı bulunması gerektiği (sonuç ile sonucu ortaya çıkaran olgu arasındaki neden sonuç ilişkisi bulunması gerektiği) yönündeki genel ilkeden hareketle sigorta şirketleri tarafından sigortalı akidi aleyhine açılan rücuan tazminat davalarında, sorumluluk için illiyet bağının bulunması zorunlu olduğundan, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesinin aranması gerektiğine yönelik-------aynen korunması içtihat edilmiştir. Bu kapsamda HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince konu hukuki bilgi dışında- usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek hukukçu bilirkişiye gerek görülmemiştir - teknik ve özel bilgi de gerektiğinden dosya alanında uzman bir trafik ve bir nöroloji uzmanı bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı ile özellikle kazaya münhasıran alkolün etkisi olup olmadığı hakkında hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. ----- listesinden resen seçilen ---- ve Nöroloji uzmanı ---- tarafından düzenlenen ---- tarihli raporda sonuçta;---- plakalı araç sürücüsü ---- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller başlıklı Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında; “l) Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma,” Hallerinde asli kusurlu sayılırlar, maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı ASLİ DERECEDE KUSURLU OLDUĞU, Yüzde Yüz (%100),------ plakalı minibüssürücüsü/sahibi/işleteninin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Park etmenin yasak olduğu yerler ve haller: başlıklı. Madde 61’de belirtilen kural ihlali tespit edilmediği ve kazaya sebebiyet vermediğinden dolayı KUSURUNUN OLMADIĞI,----- plakalı otomobil sürücüsü/sahibi/işleteninin 2918 sayılı Karayolları Trafik kanununun Park etmenin yasak olduğu yerler ve haller: başlıklı. Madde 61’de belirtilen kural ihlali tespit edilmediği ve kazaya sebebiyet vermediğinden dolayı KUSURUNUN OLMADIĞI, Davalı araç sürücüsü ------ promil alkol ile yasal sınırı 5.5 kat aşmış, güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiştir. Kazada tam ve asli kusurlu olduğundan, kazanın oluşumuna etki edecek, yol, hava durumu v.s gibi başkaca bir sebep de olmadığından, kazanın münhasıran alkol etkisinde olduğu yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve davalı vekili tarafından ileri sürülen itirazlar da değerlendirilmiştir. Buna göre bilirkişi raporunun başta kaza tespit tutanağı olmak üzere kazanın meydan geliş şekline ve maddi gerçeğe uygun olduğu, sürücünün alkol oranı ve kazanın oluşuna göre sürücünün güvenli sürüş yeteneğini sırf alkol nedeniyle kaybettiği ve kazaya sebebiyet verdiği , raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilmiştir. (TBK,74, HMK,187/1,2,198,281,282) Buradan hareketle tazminatı gerektiren işbu olayda araç sürücüsü mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış olarak araç kullandığı ve kazanın sebebinin de sırf bu olduğu anlaşıldığından sigortacı davacının üçüncü kişiye zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı sözleşmenin tarafı (akidi) olan sigorta ettirene kuşkusuz rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Görüldüğü üzere olayda olduğu gibi zarar veren aracın kiralanmış olmasının davalının sorumluluğuna ve/veya davalı sıfatına hiçbir etkisi yoktur. Kira sözleşmesi kiracı ile kiralayan arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir, haksız fiil nedeniyle zarar gören üçüncü kişilere ve olayda olduğu gibi sigorta sözleşmesinin diğer tarafına karşı ileri sürülemez. Filvaki, sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ZMMS genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de; olayda olduğu gibi sürücünün ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış olması hususudur. Somut olayda gerçekleşen bu durumun ------- fıkrası gereğince rücu sebebi olduğu, davalının icra takibine yaptığı itirazda; haksız eyleme, doğan zarara, yapılan ödeme miktarına ilişkin somut bir itirazı bulunmadığı anlaşılmakla ödemenin üçüncü kişice yapılan başvuru sonucunda sigortacılık mevzuatına göre ödenmek zorunda kalınması ve ödemenin başta ekspertiz raporu ve banka dekontu olmak üzere yazılı delil niteliğindeki belgelere dayanması, zararın ve ödemenin sabit olması, olayda esasında kusur tartışması bulunmaması bir yana, mahkememizce de kusur ve kazaya alkolün etkisi yönünden benimsenen bilirkişi raporuna göre kazada sürücünün doğrudan alkolün etkisine bağlı olarak gerçekleştirdiği kazada tam ve asli kusurlu oluşu karşısında rücu koşullarının her yönüyle oluştuğu ve böylece davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde davasını ispat ettiği; davalının ise genel şartlara göre rücu sebebinin oluşmayacağını ispat edemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi nazarında poliçe limiti, faiz tür ve oranı ile rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin dava konusu zarar nedeniyle üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin de ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekeceğinden ------ ödeme tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz uygulanması hususu ile takipte işletilen faiz miktarının dava dilekçesindeki harçlandırılan toplam miktar doğrultusunda denetlenmesi ve gözetilmesi sonucunda davanın kabulü ile, davalı-borçlunun ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir. ------2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönündenyapılandeğerlendirmede ise; ----- kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve güvenli sürüş yeteneği ve alkolün kazaya etkisi yönünden hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ----- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun -----Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptali ile icra takibinin aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.344,73 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 2.536,22 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 1.049,97 TL harcın mahsubuyla bakiye 10.758,54 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı 2.536,22 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, 682,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 15.921,62 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen toplam 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle -----Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/230, K. 2026/154, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-230-e-2026-154-k-a1cfa8edc2be