İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/254 E. 2026/196 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/254
- Karar No
- 2026/196
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/254 Esas KARAR NO : 2026/196
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 10/04/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraf şirketler arasında ... tarihinde ... nolu kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalı ...'un dosyaya müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, borçlu şirketin verilen kredi ile araç aldığını ve müvekkili şirket lehine MK 940 md. uyarınca aracın kullanım hakkının borçluda kalmak kaydı ile araca rehin konduğunu, kredi sözleşmesinin gereği olan kredi taksitlerinin ödenmemesinden kaynaklı olarak ... 34.Noterliği tarafından ... tarihinde ... yevmiye numaralı evrak ile borçluya ihtar çekildiğini ancak borçlunun ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, bu sebeple taraflarınca kredi taksitlerini ödemeyen borçlu hakkında rehinli araç müvekkil şirkette olmadığı için ... 19.İcra Müd.'nün... Esas numarası ile rehin takibi yapıldığını ve rehinli aracın muhafaza altına alnması için 15.000,00-TL yakalama avansının rehin dosyasına yatırıldığını, borçlu ve kefil hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ... 19.İcra Müd.'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ve borçluların haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini ve alacaklının alacak hakkını sürüncemede bıraktığını, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak davada talep edilen alacak kalemleri hususunda anlaşmanın sağlanamadığını beyanla ... 19.İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından yürütülen takipte itirazın iptali ile icra takibinin istem gibi devamına, alacak belli ve belirlenebilir (likit) olduğundan alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına, dava masrafları ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Davalılara yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmedikleri gibi, yazılı bildirimde de bulunmadıklarından, HMK'nın 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettikleri varsayılmıştır. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili davasıdır. ... 19.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası kapsamından; davacı tarafın davalılar/borçlular hakkında toplam 673.781,74-TL alacağın ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu ve fakat davalılar/borçlular tarafından yasal süresi içinde vaki itirazları sonucu, icra takibinin İİK'nun 62.maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazların davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur. HMK'nun 320/2 maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının icra takibine dayanak ve davaya konu Ticari Kredi Sözleşmesi nedeniyle davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağının varlığı ve miktarı, temerrüt ve icra-inkar tazminatı talep koşullarının oluşup oluşmadığı, uygulanan ve talep edilen temerrüt faizi oranlarının Ticari Kredi Sözleşmesine ve kanuna uygun olup olmadığı ile davalıların icra takibine vaki itirazlarının haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ''Dava Şartı olarak Arabuluculuk'' başlıklı md.5/A-f.1: ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' şeklindedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2 maddesi uyarınca, ''Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu, bu nedenle eldeki davanın dava tarihi itibariyle "dava şartı olarak arabuluculuk" kapsamında olduğu ve Mahkememizin 11/04/2025 tarihli tensip tutanağının (24) numaralı ara kararı ile; ''6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. fıkrası gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının ıslak imzalı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için davacı vekiline işbu tutanağın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulmaması halinde davanın usulden reddedileceğinin davacı vekiline işbu tutanağın tebliği ile birlikte ihtarına (ihtar edilemedi, tebliğ ile ihtarın yapılmış sayılmasına)" karar verildiği, işbu tensip tutanağının davacı vekiline 16/04/2025 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, yine Mahkememizin 09/10/2025 tarihli duruşma tutanağının (11) numaralı ara kararı ile; ''6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. fıkrası gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının ıslak imzalı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için davacı vekiline işbu tutanağın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulmaması halinde davanın usulden reddedileceğinin davacı vekiline işbu tutanağın tebliği ile birlikte ihtarına (ihtar edilemedi, tebliğ ile ihtarın yapılmış sayılmasına)" karar verildiği, davacı vekilinin iş bu duruşmada hazır bulunduğu, davacı vekilince arabuluculukta anlaşılamadığına ilişkin anlaşamama SON tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; eldeki davanın dava tarihi itibariyle arabuluculuk dava şartının arandığı davalardan olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde tarafların dava konusu uyuşmazlık hakkında anlaşamadığına ilişkin son tutanağı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dosyaya sunmayıp ilk oturuma ilişkin tutanağı sunduğu, Mahkememizce davacı tarafa arabuluculuk son tutanağını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dosyaya sunmasına ilişkin iki kez kesin süre verilmesine ve karar tarihi olan son duruşma tarihine davacı vekilince arabuluculukta anlaşılamadığına ilişkin anlaşamama SON tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulmadığının görüldüğü, yukarıda yer alan yasal düzenlemelerin ise kanunun emredici hükümlerden olduğu anlaşılmakla Mahkememizce davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-Davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 7.649,20-TL harçtan mahsubu ile kalan 6.917,20-TL'nin hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin huzurunda, davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸