İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/221 E. 2026/459 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/221
Karar No
2026/459
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/221 Esas - 2026/459 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/221 Esas KARAR NO : 2026/459 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 20/05/2021 KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili Haydar Çelik'in 29/04/2018 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın çarpması sonucu yaralandığını, kazanın davalının asli kusuru ile meydana geldiğini, müvekkilinin maluliyet oranının daha önce %7 olarak belirlendiğini, ancak ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 13/07/2023 tarihli raporuyla bu oranın %12'ye yükseldiğini, bu artan maluliyet nedeniyle oluşan sürekli iş göremezlik zararının tazmini gerektiğini ileri sürerek, HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10,00 TL artan maluliyete bağlı kati iş göremezlik zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalılar ... (Aslan) ve ... Katılım Sigorta A.Ş.'den tahsilini istemiştir. CEVAP : Davalı ... Katılım Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçelerinde, davacının aynı taleplerle daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurduğunu, komisyon nezdinde tarafların sulh olduğunu ve 89.181,23 TL ödeme yapıldığını, davacının müvekkil şirketi ibra ettiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğunu, davacının alacağı bilinebilir durumda olduğundan belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin tedavi gideri kapsamında olup 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar gereği SGK'nın sorumluluğunda bulunduğunu ve teminat dışı olduğunu, faiz başlangıcının dava tarihi olması ve faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın öncelikle kesin hüküm ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden, aksi halde esastan reddini savunmuştur. Davalı ... (Aslan) vekili cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle, davacının kaza esnasında alkollü olduğunu ve kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, ceza dosyasında alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, davacının maluliyet oranına ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ve zenginleşme amacı taşıdığını, ihtiyati tedbir talebinin şartlarının oluşmadığını, ceza yargılamasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri taleplerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, sürekli iş göremezlik tazminatı ve faizi yönünden sigorta şirketi ile sulh olunduğundan ve bu taleplerin mükerrer olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, sigorta şirketine başvurunun geç yapılmasından kaynaklanan faizden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, trafik kazası tespit tutanağı, hasar dosyası, ... 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/959 Esas sayılı dosyası, tanık beyanları, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2021.E.98049 sayılı dosyası ve sulh belgeleri, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 23/01/2023 tarihli kusur raporu, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 05/03/2021 tarihli, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 13/07/2023, 12/10/2023 ve 10/07/2024 tarihli raporları ile hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 15/04/2026 tarihli maluliyet raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan ve daha önce tazminata konu olan maluliyet oranında artış olduğu iddiasına dayalı sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 29/04/2018 tarihinde davalı Melisa Aslan'ın sevk ve idaresindeki, davalı ... Katılım Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın, yaya olan davacı Haydar Çelik'e çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, davacı vekilinin, müvekkilinin daha önce %7 olarak tespit edilen maluliyet oranının %12'ye yükseldiğini ileri sürerek artan maluliyet nedeniyle oluşan sürekli iş göremezlik zararının tazmini istemi ile bu davayı açtığı, davalı Melisa Aslan vekilinin davacının kusurlu ve alkollü olduğunu, maluliyet oranının arttığının ispatlanamadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı sigorta şirketi vekilinin ise daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde sulh ile uyuşmazlığın sona erdiğini ve kesin hüküm bulunduğunu, maluliyette bir artış olmadığını savunarak davanın reddini talep ettikleri görülmüştür. Dosyanın, ... 29. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21/01/2025 tarih ve 2025/32 E., 2025/31 K. sayılı kararı ile "davanın davalı sigorta şirketine de yöneltilmiş olması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85. maddesi uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin yaralanmasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni doğan zarardan sorumlu olur. Aynı Kanun'un 91. maddesi gereğince, işletenlerin bu sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) yaptırmaları zorunludur. Bu kapsamda sigortacı, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti dahilinde üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan sorumludur. Trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarara ilişkin tazminat talebi, kural olarak, zararın öğrenildiği tarihte kesinleşir. Ancak, zarar görenin sağlık durumunda sonradan bir kötüleşme (maluliyet oranında artış) meydana gelmesi halinde, bu yeni ve ek zarar için ayrı bir dava açılması mümkündür. Bu durumda, önceki yargılama veya sulh ile kesinleşen durumun "artan" veya "gelişen" zarar bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği kabul edilmektedir. Ancak, artan zarara dayalı yeni bir dava açılabilmesi için, önceki tazminatın kesinleşmesinden sonra maluliyet oranında bir artışın meydana geldiğinin ve bu artışın kaza ile illiyet bağının bulunduğunun tıbben ve kesin olarak ispatlanması gerekmektedir. Farklı bilirkişilerce aynı durumun farklı oranlarda değerlendirilmesi, maluliyetin arttığı anlamına gelmez. Artışın, önceki rapora konu olan durumun objektif olarak kötüleşmesi şeklinde ortaya çıkması gerekir. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 13/07/2023 tarihli maluliyet raporunda, davacının 29/04/2018 tarihli yaralanması neticesinde sol ayak bileğindeki hareket kısıtlılıkları nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engel oranının %12 (yüzde on iki) olduğu, 9 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 1 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu belirtilmiştir. Aynı kurum tarafından düzenlenen 12/10/2023 ve 10/07/2024 tarihli ek raporlarda da bu tespitler teyit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 15/04/2026 tarihli raporunda, davacının 29/04/2018 tarihli kazası nedeniyle oluşan maluliyetinin, olay tarihinde yürürlükte olan ilgili yönetmelik kapsamında %6 (yüzde altı) olduğu, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği ve mahkemece sorulduğu üzere, dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığı, maluliyet oranında artış veya herhangi bir azalmanın meydana gelmediği oy birliği ile mütalaa olunmuştur. Davacı vekili 04/05/2026 tarihli dilekçesinde, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun maluliyet oranını %6 olarak belirleyen 15/04/2026 tarihli raporuna, dosyadaki diğer raporlarla (%7 ve %12) arasında fahiş fark bulunduğu, davacının sağlık durumundaki kötüleşmenin göz ardı edildiği ve ölçümlerin tutarsız olduğu gerekçeleriyle itiraz ederek, çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'na gönderilmesini talep etmiştir. Davalı ... Katılım Sigorta A.Ş. vekili 04/05/2026 tarihli dilekçesinde, 15/04/2026 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna karşı, öncelikle kesin hüküm itirazlarını tekrar ettiğini, tahkim yargılamasında %7 oran üzerinden sulh olunduğunu ve yeni raporda oranın %6 olarak belirlendiğini, dolayısıyla artan bir zarardan söz edilemeyeceğini, raporun davacının fiziki muayenesi yapılmadan ve eksik heyetle düzenlendiğini belirterek rapora itiraz etmiştir. Davalı Melisa Aslan vekili 22/08/2023, 01/11/2023 ve 13/08/2024 tarihli dilekçelerinde, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen ve maluliyet oranını %12 olarak belirleyen raporlara, dosyadaki önceki %7 oranlı raporla çeliştiği, maluliyet hesabında esas alınması gereken yönetmeliğin hatalı olduğu, geçici iş göremezlik süresinin belgelendirilmediği ve davacının kaza öncesi sağlık durumunun araştırılmadığı gerekçeleriyle itiraz ederek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini istemiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, trafik kazası tespit tutanağı, hasar dosyası, ... 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/959 Esas sayılı dosyası, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2021.E.98049 sayılı dosyası ve sulh belgeleri, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 23/01/2023 tarihli kusur raporu, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 05/03/2021 tarihli, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 13/07/2023, 12/10/2023 ve 10/07/2024 tarihli raporları ile hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 15/04/2026 tarihli maluliyet raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın, 29/04/2018 tarihli trafik kazası sonucu oluşan ve daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde %7 maluliyet oranı üzerinden sulh ile sonuçlanan cismani zarara ilişkin olarak, maluliyet oranının sonradan arttığı iddiasına dayalı ek tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan ve maluliyet oranını %12 olarak tespit eden rapora dayanarak bu davayı açtığı, yargılama sırasında dosyada bulunan farklı oranlardaki (%7, %12) maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davacının maluliyet durumunun kesin olarak tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na gönderildiği, Kurul tarafından tanzim edilen 15/04/2026 tarihli nihai ve gerekçeli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan tüm vücut engellilik oranının %6 (yüzde altı) olduğu, bu oran Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde tespit edilen %7 maluliyet oranından daha az olduğu gibi, dava açısından önemli olan davacıda dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığı, maluliyet oranında artış veya herhangi bir azalmanın meydana gelmediği hususunun tespit edildiği, bu raporun alanında uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından, dosyadaki tüm tıbbi belgeler ve davacının fiziki muayenesi de yapılarak düzenlendiği, davanın temelini oluşturan "artan maluliyet" iddiasının, konunun en yetkili ve en üst bilirkişi kurumu olan Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu raporu karşısında yerinde olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, 59,30 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 672,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 10,00 TL üzerinden takdir edilen 10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2026

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/221, K. 2026/459, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-221-e-2026-459-k-131bbc91b529