İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/177 E. 2026/606 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/177
Karar No
2026/606
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/177 Esas KARAR NO : 2026/606

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/03/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davalı ... Otelcilik Turizm ve Ticaret A.Ş. ile davacı ...A.Ş. Arasında abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafça abonelik sözleşmesine uygun olarak tahakkuk ettirilen hizmet bedelleri sözleşmeye aykırı şekilde ödenmemiş, davacı şirket tarafından ilgili bedellere ilişkin icra takibi başlatıldığını, İstanbul... Sistemi 2024/... E. sayılı dosya üzerinden ödenmeyen fatura bedelleri ve bu bedellere işlemiş gecikme faizleri talep edildiğini, ancak davalı tarafından haksız şekilde ilgili icra takibine itiraz edilmiş ve borca itiraz neticesinde takip durdurulduğunu, tarafınca her ne kadar arabuluculuk başvurusu yapılmışsa da arabuluculuk süreci anlaşmama olarak sonlandırıldığını, tarafınca başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız şekilde itiraz edilerek takip durdurulduğundan huzurdaki davayı ikame etme zarureti ortaya çıktığını, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla; haklı davamızın kabulünü, haksız ve hukuka aykırı itirazın iptalini ve İstanbul Anadolu MTS 2024/... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibin devamını, davalı tarafından haksız şekilde takibe itiraz edildiğinden, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davalı şirket, İştigal konusu olan turizm ve otelcilik alanında dünyada büyük başarılara imza atmış olup, tüm dünyada ve özellikle Türkiye’de sektörel anlamda adından söz ettirdiğini, davalı şirket her zaman müşteri memnuniyeti ve en güvenilir hizmeti verme anlayışı içerisinde hizmet verdiğini, hal böyleyken davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediği yönündeki beyanlar ancak ve ancak itibar zedelemek niyetiyle söylenmiş olacak olup daha ötesine gidemeyeceğini, dava dilekçesinde mahkemenize davacı yan tarafından sunulan dava konusu ödenmemiş faturalardan hiçbiri davalıya tebliğ edilmediğini, bu sebeple huzurdaki davada ispat yükü davacı yan üzerinde olup fatura konusu hizmetin verildiğinin ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından ikame olunan haksız ve mesnetsiz davanın reddine ve yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, haksız ve kötüniyetli takip başlatıldığından davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SMMM bilirkişinin 27/04/2026 tarihli raporunda özetle; Huzurdaki davanın somut olayında, Davacı ... A.Ş. ile davalı ... Otelcilik Turizm ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen abonelik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya telekomünikasyon hizmetleri sunulmuş olup, bu hizmetler karşılığında düzenlenen faturaların davalı tarafından ödenmediği, Bunun üzerine davacının, alacakların tahsili amacıyla İstanbul Anadolu Merkezi Takip Sistemi’nin 2024/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı; ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğu, zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığı, bunun üzerine davacı tarafın işbu davayı açarak: İcra takibine yapılan itirazın iptalini, Takibin devamını, Davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini karar verilmesi ettiğini belirttiği işbu dava dosyası için yapılan mali incelemede; Davacı ...A.Ş.’nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; İbraz edilen 2021, 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılına ait ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK’nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış-Kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, envanter defter tasdik bilgileri ve yevmiye kayıtları ibraz edilmediği için, kayıtlar incelememiş olup, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu ve usul yönünden davacı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıması hususunda karar Sayın Mahkemeye aittir. Davalı ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş olduğundan ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; 15.12.2005 tarihli tutanak ile İstanbul ili ... ilçesi ... Caddesi No:279 ... Han ... adresinde mukim, ... vergi numaralı ... Otelcilik Turizm Ltd. Şti. tarafından 1 port, 100 adet ... (...–...) hattı kurulumu talebinde bulunulduğu ve söz konusu adreste çağrı merkezi kurulacağının tespit edildiği, 16.12.2005 tarihinde, ... Otelcilik Turizm Ltd. Şti. adına vekâleten hareket eden ... ...’in, “1 Port ... ...” aboneliği kapsamında teminat karşılığı kontör limitine yaklaşılması halinde ara fatura düzenlenmesini ve son ödeme tarihinin 3 gün sonrası olarak belirlenmesini kabul ettiğine dair beyanda bulunduğu; bu yetkinin ... 24. Noterliği’nin 13.12.2005 tarih ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesine dayandığı, Buna karşılık, dosyaya ibraz edilen faturaların, hizmetin kurulacağı adres ve başvuru sahibi ... Otelcilik Turizm Ltd. Şti. adına değil; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi Tekelioğlu Caddesi No:.. adresinde mukim ... Otelcilik Turizm ve Ticaret A.Ş. Adına düzenlendiği, ancak faturalarda yer alan referans hat numarası ... ile kurulum tutanağındaki hat numarasının örtüştüğü, Davacı tarafça ticari defter ve belgelerin eksik ibraz edilmesi nedeniyle, yevmiye kayıtları ile davalıya ait muavin hesap kayıtlarının incelenmesi mümkün olmamış; inceleme yalnızca icra takibine dayanak faturalar ve ödenmemiş fatura listesi ile sınırlı olarak yapılmıştır. Bu kapsamda faturaların “...” tarifesi çerçevesinde dönemsel kullanım bedeli ve gecikme faizi içerecek şekilde düzenlendiği, Dosya kapsamındaki hesaplamalar incelendiğinde; 35.328,65 TL kullanım bedeli ile 9.703,60 TL gecikme faizinin toplamı 45.032,25 TL olup, bu tutarın ‘asıl alacak’ kalemi içerisinde gösterildiği, buna karşılık icra takip talebinde 45.032,25 TL asıl alacağa ek olarak 491,00 TL ‘diğer asıl alacak’ ve ayrıca 7.224,47 TL gecikme faizi talep edildiği görülmüştür. Bu durumun, gecikme faizinin hem asıl alacak kalemi içinde yer alması hem de ayrıca faiz kalemi olarak talep edilmesi suretiyle mükerrer hesaplamaya yol açma ihtimali olduğu; ayrıca 491,00 TL tutarındaki ‘diğer asıl alacak’ kaleminin mahiyetinin anlaşılamadığı, Öte yandan, icra takip talebinde dayanak olarak gösterilen faturanın tarihinin 03.06.2024 ve son ödeme tarihinin de 03.06.2024 olduğu belirtilmiş ise de, dosya kapsamında 2024 yılına ait bu nitelikte bir faturanın yer almadığı tespitleri yapılmış olup, Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından ticari defter ve kayıtların eksik ibraz edilmesi, davalı tarafın ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş olması, hizmetin verildiği şirket ile faturaların düzenlendiği şirket arasındaki uyumsuzluk, alacak kalemlerine ilişkin tutarsızlıklar ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin yetersizliği dikkate alındığında, davacının davalıdan olan alacak miktarının sağlıklı, denetlenebilir ve kesin şekilde tespit edilemediği değerlendirilmiştir.

DELİLLER: -Merkezi Takip Sisteminin 2024/... Esas Sayılı icra dosyası -Bilirkişi raporu. -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca açılmış, abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen alacağa ilişkin olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki dava ve cevap dilekçeleri, İstanbul ...Takip Sistemi’nin 2024/... Esas sayılı icra takip dosyası, zorunlu arabuluculuk son tutanağı, taraflarca ibraz edilen abonelik evrakı, faturalar, ticari kayıtlar ile dosya kapsamında alınan 27/04/2026 tarihli SMM bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmiştir. Uyuşmazlık; davacı tarafından davalıya telekomünikasyon hizmeti sunulup sunulmadığı, taraflar arasında dava konusu alacağı doğuran abonelik ilişkisinin bulunduğunun ispat edilip edilemediği, icra takibine konu edilen alacağın varlığı ve miktarının usulüne uygun, denetlenebilir ve kesin delillerle ortaya konulup konulamadığı, buna bağlı olarak davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. İtirazın iptali davalarında mahkemece yapılacak inceleme, takip tarihi itibarıyla davacının takip konusu alacağının mevcut olup olmadığı ve miktarının belirlenmesine yöneliktir. Bu davalarda davacı, takip dayanağı alacağın hukuki sebebini, doğumunu ve miktarını genel hükümlere göre ispat etmekle yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca, ispat yükü iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olup, davacı taraf takip konusu alacağın varlığını ve miktarını kesin ve denetlenebilir delillerle ortaya koymak zorundadır. Dosya kapsamındaki abonelik evrakları incelendiğinde; 15.12.2005 tarihli kurulum tutanağı ile İstanbul ili ... ilçesi ... Caddesi No:279 ... Han ... adresinde faaliyet gösteren ... Otelcilik Turizm Ltd. Şti. tarafından ... numaralı ... hattının kurulmasının talep edildiği, 16.12.2005 tarihli başvuru evrakının da aynı şirket adına, vekâleten hareket eden ... tarafından imzalandığı, söz konusu işlemlerin ... 24. Noterliğinin vekâletnamesine dayandırıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık icra takibine dayanak yapılan faturaların ise ... Otelcilik Turizm ve Ticaret A.Ş. adına ve ... ili ... ilçesindeki adrese düzenlendiği görülmektedir. Dosya kapsamında ... Otelcilik Turizm Ltd. Şti. ile davalı ... Otelcilik Turizm ve Ticaret A.Ş. arasında unvan değişikliği, nev’i değişikliği, birleşme, devir, kül halinde halefiyet veya başkaca bir hukuki devamlılık bulunduğunu gösterir herhangi bir ticaret sicili kaydı, tescil belgesi ya da resmi kayıt bulunmamaktadır. Her ne kadar abonelik evrakındaki referans hat numarası ile faturalarda yer alan referans hat numarasının aynı olduğu görülmekte ise de, aynı telefon numarasının kullanılması tek başına abonelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini veya hizmetten davalı şirketin yararlandığını ispata yeterli değildir. Zira tüzel kişiliklerin ayrı hukuki varlıkları bulunduğundan, borç ilişkisinin davalı şirket bakımından doğduğunun hukuken kabul edilebilmesi için bu hukuki bağın somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Davalı taraf cevap dilekçesinde, dava konusu faturaların kendisine tebliğ edilmediğini ve hizmetin verildiğinin ispatlanamadığını savunmuştur. Gerçekten de dosya kapsamında dava konusu faturaların davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini gösteren herhangi bir teslim kaydı veya elektronik tebligat kaydı bulunmadığı gibi, telekomünikasyon hizmetinin fiilen sunulduğunu gösteren ayrıntılı kullanım dökümleri, sistem logları, görüşme kayıt özetleri veya hizmet kullanımını doğrulayan teknik veriler de dosyaya ibraz edilmemiştir. Fatura tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmayıp, özellikle itiraz edilen alacak bakımından faturanın dayanağı olan hizmetin gerçekten sunulduğunun da davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafça bu hususta yeterli teknik ve ticari delil sunulamamıştır. Mahkememizce alınan 27/04/2026 tarihli bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamındaki mevcut belgelerle uyumlu, tarafların iddia ve savunmalarını değerlendiren ve denetime elverişli nitelikte görülmüş; raporun aksini ortaya koyan teknik veya yazılı başka bir delil de dosyaya sunulmadığından rapor hükme esas alınmıştır. Anılan bilirkişi raporunda; davacı şirketin ticari defterlerinin usul yönünden incelenebilmiş olmakla birlikte envanter defteri tasdik bilgileri ile yevmiye kayıtlarının ibraz edilmemesi nedeniyle muhasebe kayıtlarının esas yönünden denetlenemediği, davalı şirketin ise ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için usulüne uygun tutulmaları yanında içeriklerinin denetlenebilir olması ve diğer delillerle doğrulanması gerekir. Somut olayda davacı tarafından yevmiye kayıtları, muavin hesap hareketleri ve alacağın oluşumunu gösterecek muhasebe kayıtları eksiksiz şekilde ibraz edilmediğinden ticari defter kayıtlarının davacı lehine kesin delil niteliği kazandığından söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bilirkişi incelemesinde ayrıca icra takibine konu edilen alacak kalemlerinin kendi içerisinde de çelişkili olduğu tespit edilmiştir. Buna göre 35.328,65 TL kullanım bedeli ile 9.703,60 TL gecikme faizinin toplamı olan 45.032,25 TL’nin "asıl alacak" kalemi içerisinde gösterildiği, buna rağmen aynı takipte ayrıca 7.224,47 TL gecikme faizinin yeniden talep edildiği, bu durumun gecikme faizinin mükerrer şekilde istenmesine yol açabilecek nitelikte olduğu, ayrıca 491,00 TL tutarındaki "diğer asıl alacak" kaleminin hukuki dayanağı ve hangi borçtan kaynaklandığının açıklanamadığı belirlenmiştir. Bunun yanında takip talebinde dayanak gösterilen 03.06.2024 tarihli faturanın dosya içerisinde bulunmadığı da tespit edilmiştir. Bu haliyle takip talebi ile takip dayanağı belgeler arasında da önemli çelişkiler bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce de bu tespitler benimsenmiş olup, davacı tarafından takip konusu alacağın oluşumuna ilişkin hesaplamaların denetlenebilir olmadığı, talep edilen alacak kalemlerinin kendi içerisinde tutarsızlık içerdiği, takip konusu miktarın hangi fatura ve hangi hizmetten kaynaklandığının açık biçimde ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş ise de, davalının defter ibraz etmemesi davacının ispat yükünü ortadan kaldırmayacağı gibi, ispat edilemeyen bir alacağın varlığının kabulünü de gerektirmez. İspat yükü davacı üzerinde olup, mevcut deliller davacının bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini göstermemektedir. Bu kapsamda; dava konusu abonelik ilişkisinin davalı şirket bakımından hukuken kurulduğu, dava konusu telekomünikasyon hizmetlerinin davalıya sunulduğu, düzenlenen faturaların davalıya ait hukuki ilişkiye dayandığı ve icra takibine konu edilen alacak miktarının doğru, denetlenebilir ve kesin biçimde oluştuğu hususları davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilememiştir. Ayrıca takip konusu alacak kalemlerinin kendi içerisinde çelişkili olması nedeniyle alacağın belirlenebilir ve likit nitelikte olduğundan da söz edilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle, davacının ispat yükünü yerine getiremediği anlaşıldığından davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın davası reddedildiğinden, İİK’nın 67. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. Davalı taraf her ne kadar davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de; dosya kapsamından davacının gerçekte mevcut olmadığını bildiği bir alacak için takip başlattığı veya takip ve davayı sırf davalıyı zarara uğratmak amacıyla kötü niyetle ikame ettiği hususu ispat edilememiştir. Alacağın yargılama sonucunda ispatlanamamış olması tek başına kötü niyetin varlığını göstermeyeceğinden, davalının kötü niyet tazminatı isteminin de koşulları oluşmadığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 900,80-TL harçtan mahsubu ile bakiye 168,80-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/177, K. 2026/606, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-177-e-2026-606-k-9511b474e376