İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/177 E. 2025/485 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/177
- Karar No
- 2025/485
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... VEKİLİ : DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fazlaya ve talep arttırımına/ıslaha ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile Tohum bedeli olan 250.000.00 TL'nin, tohumların davalı tarafından teslim alındığı 28.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafın , dava konusu ettiği tohumları alma imkanı varken almadığı yönündeki mahkemenin tespit ve değerlendirmesinde hukuka ve dosya içeriğine aykırı bir yan yoktur Açıklanan nedenlerle Davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın bilirkişi ...'a tevdii ile düzenlenen bilirkişi raporundan özetle; Taraflar arasında 27.01.2016 tarihli Sertifikalı Tohumluk Patates üretim Sözleşmesinin mevcut olduğu, Sözleşme gereğince, Tohumlukların TESLİM ve TESELLÜME ilişkin belgelerinin dosya içinde mevcut olmadığı. Davalı şirket tarafından tohumluk patateslerin teslim alınmadığı beyan edilmiş ise de , Konya . Noterliğinin 12.06.2017 tarih ve ... yevmiye no ile çekilen ihtarname ile tohumluk patateslerin ... Doğal deposunda mevcut olduğu beyan ve kabul edildiği. Teslim ve tesellüm belgelerinin olmaması sebebiyle ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapıldığı yönünden bir tespitin mümkün olmadığı. Davanın tarafları ( Dava açılmadan önce veya sonra ) bir hususun ( vakıanın, hukuki işlemin) yalnız belli bir delil ile ispat edileceği hakkında sözleşme yaparlarsa buna; münhasır delil sözleşmesi denilmekte olup , Bu halde © hususun yalnız delil sözleşmesi ile kabule dilmiş olan delil ile ispat edilebilir başka bir delil ile ispat edilemez. Görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmiştir. Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın bilirkişi ... tevdii ile düzenlenen bilirkişi raporundan özetle; Davalı Firma ... . Tic. A.Ş 2016-2017-2018 yılları Ticari defterlerinin E Defter kapsamında olduğu yani elektronik ortamda tutulduğu ve muhafaza edildiği, Muhasebe usul ve esaslarına uygun bir şekilde tutulduğu (TTK md. 64/1) ticari defterlerin kendi içinde birbirini teyit eder nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Tarafların tacir olduğu, karşılıklı mal/alım alım/satımından kaynaklanan, bir ticari ilişkinin var olduğu muhasebe/yevmiye kayıtlardan tespit edilmiştir. Tarafların tacir olmasından kaynaklı açık hesap şeklinde çalışıldığı Davalı yanın Ticari defterinden görülmüştür.Davalı yan ... A. Ş.nin Ticari defterlerinde Davalı yan ... Tic. A.Ş. UŞAK firmasının, 120 Alıcılar (Müşteriler) ve 320 Satıcılar (Bayi) hesap kodunda işlem görmüş olduğu taraflar arasında oluşturulmuş muhasebe/yevmiye kayıtlarından tespit edilmiştir.Davalı yan ... A.Ş nin, Üretici Firma olan ... Tic. A.Ş ye 120 Alıcılar hesabı ile taraflar arasında oluşturulan sözleşme gereğince Patates tohumu satmış olduğu, 320 Satılar Hesabında ise Üretici Firmadan (Davacı yan) yine taraflar arasında oluşturulan Sözleşme gereğince Sezon/hasat sonunda, firma tarafından üretilen Patatesi/Patates tohumlarını satın almış olduğu bu iş/işlemleri Ticari defterlerine kaydettiği/yazdığı Davalı yanın Ticari defterlerinden görülmüştür.-2017 yılında taraflar arasında Nakliye bedeli konusunda Mutabakata varıldığı 10.08.2017 NAKLİYE BEDELİ açıklaması adı altında 29.126,11 TL nin Davacı yana ödendiği böylece taraflar arasında herhangi bir borç/alacak rakamının kalmadığı Davalı yan Konya Şeker A.Ş nin Ticari defterlerinden görülmüştür. Görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmiştir. Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın bilirkişi ... , ... ve ... tevdii ile düzenlenen bilirkişi heyeti raporundan özetle; Davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... A.Ş. ye teslim edilen ve 19.05.2017 tespit tarihinde davalı ... A.Ş. nin deposunda bulunan 225.650 kg Lady ... cinsi patateslerin; hastalık ve zararlı etmeninden ari olduğu, dikim yapılacak hale getirilmesi için filizlendiği ve fire verdiği anlaşıldığından patates tohumluklarının ayıplı olmadığı, Davalı ... A.Ş. tarafından tanzim edilen 30.11.2016 tarih ve ... numaralı 250.697,15 TL iade faturası ile davacı ... A.Ş.'nin borç veya alacak ilişkisinin kalmadığı, Davacı ... tarafından tanzim edilen 01.11.2017 tarihinde ... numaralı 250.697,15.-TL iade faturasının; davalı ... A.Ş. nin ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığı, Davacı ... A.Ş. nin, davalı ... A.Ş. tarafından tanzim edilen 30.11.2016 tarihli 250.697,15. TL iade faturasını kabul ettiği ve ticari defter ve kayıtlarına işleyerek borç ve alacak bakiyesi kalmadığı, daha sonra 01.11.2017 tarihinde ... numaralı 250.697,15.TL iade faturası keserek davalı yanı borçlandırdığı mütalaa edildiği, Davacı ... A.Ş ile davalı ... A.Ş. arasında 27.01.2016 tarihli eser sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmede davalı ... A.Ş. nin kayıtlarının münhasır ve yegâne delil olduğunun kabul edildiğine dair defil sözleşmesi hükmü bulunduğu, “Tarafların sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiği, -Davacı ... A.Ş. tarafından üretilen ve davalı ... A.Ş. ye teslim edilen patateslerden 225.650 kg lık kısmının; davalı ... A.Ş. tarafından, davacı ... 30.11.2016 tarih ve ... numaralı 250.697,15 TL lik lade faturası ile hukuken iade edildiği, ancak fiilen iadenin yapılmadığı, Davalı ... A.Ş tarafından, davalı ... hesaplarının alacak ve borç yönünden işbu iade faturası ile sıfırlandığı, “Davacı ... A.Ş.'nin işbu iade faturasını ticari defter ve kayıtlarına işlemesiyle basiretli bir tacir olarak alacağının kalmadığını kabul ettiği, Davacı ... tarafından daha sonra tanzim edilen 01.11.2017 tarihinde ... numaralı 250.697,15,TL İlk iade faturasının; hukuka ve ticari örf ve adete muhalif olduğu, -Yaptığımız tüm bu tespit ve değerlendirmelere göre davacı ... A.Ş. nin, davalı Konya Şeker A.Ş. den alacağı olmadığı görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmişlerdir. Davacı vekilinin ıslah dilekçesi sunduğu görülmüştür. Mahkememizce verilen 06/10/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi'nin . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 14/07/2023 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla esastan red kararı verildiği ve bu kararın Temyiz edildiği temyiz neticesinde bozularak Mahkememize iade edildiği görülmüştür. Mahkememizce verilen 06/10/2021 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı Yargıtay . Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 23/12/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla bozularak dosya mahkememize iade edilmekle ... esas sırasına kaydı yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine Alacak davası açmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 176-184 maddelerinde ıslah müessesesinin düzenlendiği görülmüştür. Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Islahın zamanı ve şekli(1) MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (1) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. Islah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararının ödenmesi MADDE 178- (1) Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi hâlde, ıslah yapılmamış sayılır. (2) Karşı tarafın zararının kesin olarak tespit edilmesinden sonra, mahkeme veznesine yatırılan miktar eksikse tamamlattırılır, fazla ise iade edilir. Islahın etkisi MADDE 179- (1) Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. (2) Ancak ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz. (3) Şu kadar ki, ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre, bu işlemlerin göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sayılır. Davanın tamamen ıslahı MADDE 180- (1) Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Kısmen ıslah MADDE 181- (1) Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Kötüniyetli ıslah MADDE 182- (1) Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Ayrıca hâkim, kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder. Maddi hataların düzeltilmesi MADDE 183- (1) Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate alınır. Toplu mahkemelerde tahkikat MADDE 183/A (1) Dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra talep edilen delil tespiti, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma tedbirleri de dâhil olmak üzere toplu mahkemenin görevine giren dava ve işlerde tüm yargılama aşamaları heyet tarafından yerine getirilir ve karara bağlanır. (2) Heyet, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, iş veya davanın özelliğine göre tahkikatın, tahkikat hâkimi olarak görevlendirilen bir üye tarafından yapılmasına karar verebilir. (3) Tahkikatın heyetçe yürütüldüğü iş veya davalarda mahkeme başkanı, belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere, üyelerden birini naip hâkim olarak görevlendirebilir. (4) Mahkeme başkanı, mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlar ve bu yolda uygun göreceği önlemleri alır. ALTINCI BÖLÜM Tahkikatın Sona Ermesi ve Sözlü Yargılama Tahkikatın sona ermesi MADDE 184- (1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. şeklinde düzenlemeler yapıldığı görülmüştür. Ayrıca HMK'nın 193. Maddesinde;" Delil sözleşmesi MADDE 193- (1) Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. (2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir. " hükmü bulunmaktadır. TMK'nın 2. Maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü bulunmaktadır. ESER (İSTİSNA) SÖZLEŞMESİ (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Prof Dr. ... - Prof Dr. ... ) Kavram Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. Maddelerinde yer alır. Türk Borçlar Kanunu'nun 470. Maddesine göre, yüklenicinin bedel karşılığında bir şeyi meydana getirme borcunu üstlendiği sözleşmeye eser sözleşmesi denir. Bu sözleşmeyle yüklenici, iş sahibi için bir iş görmeyi üstlenmektedir, fakat buradaki iş görmenin özelliği, yüklenicinin bu iş görmeyle belirli bir sonucu yaratmayı borçlanmış olmasıdır ki, bu sonuç Türk Borçlar Kanunu'nda eser terimiyle anılmıştır. Eser sözleşmesinin kendine özgü olan ve onu öteki işgörme amacını güden sözleşmelerden ayıran da işte bu özelliktir.(syf.463) Öğeleri A.Bir Eser Meydana Getirme 1.Eser Kavramı Sözleşmenin temel kavramı eserdir. Eserin meydana getirilmesi eser sözleşmesinde yüklenicinin temel edimidir. Fakat tek başına eserin meydana getirilmesi yeterli değildir, eserin teslimi de gerekir. Eser sözleşmesine özelliğini veren de yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim etmesidir.(syf. 464) 2.Meydana Getirme Kavramı Eserin meydana getirilmesine ilişkin faaliyet, niteliği itibariyle bir yapma edimidir. (Syf.468) B. Bedel (Ücret) Eser sözleşmesinin ikinci öğesi de, ortaya çıkarılacak eser karşılığında işsahibinin bir bedel ödeme borcu altına girmiş olmasıdır. Sözleşmenin aslî unsurlarından bir diğerinin işsahibinin bedel ödeme taahhüdü oluşturur. (Syf. 470) C. Anlaşma Eser sözleşmesinin üçüncü öğesi de, TBK'nın 470. Maddesinden anlaşılacağı üzere, yüklenicinin, işsahibi adına bedel karşılığında bir eser (sonuç) yaratacağı konusunda bunların anlaşmış olmalarıdır. Rızaî bir sözleşmedir Kural olarak bu sözleşme belirli bir biçime bağlı değildir. Eser sözleşmesi rızaî bir sözleşme niteliğini taşıdığından, işgörme sonucu üzerinde tarafların anlaşmış olmaları sözleşmenin kurulması için yeterlidir. İş sahibinin bedel ödemesine karşılık yüklenicinin bir edim sonucundan sorumlu olmasına ilişkin anlaşma, açıkça veya örtülü olarak yapılabilir. Bu sözleşme kural olarak şekle bağlı değildir. (syf. 473) 3. Sözleşmenin Tarafları Yüklenici ve işsahibi sözleşmenin taraflarını oluşturur. İş sahibi eseri ısmarlayan, sipariş veren kişidir. Diğer işgörme sözleşmelerinde olduğu gibi eser sözleşmesinde de işin görülmesinin talep eden taraflra, ki bu işsahibidir, deyim yerindeyse işin efendisidir. Yüklenici ise ısmarlanan, sipariş verilen eseri meydana getirme borcu altına olan kişidir. Kural olarak hak elyietine sahip herkes eser sözleşmesinin tarafı olabilir. Gerçek kişiler gibi tüzel kişiler de işsahibi veya yüklenici sıfatını taşıyabilir. Taraflar kamu hukuku veya özel hukuk tüzel kişisi de olabilir. Özellikle işsahibinin bir kamu hukuk tüzel kişisi olmasına sık rastlanılır. Buna karşın, yüklenici ile yapılan bu gibi sözleşmeler de özel hukuk karakterlidir. Yüklenici eseri bütünüyle veya kısmen meydana getirme borcu altına girebilir. Yüklenici eserin meydana getirilmesinde kullanılan plan projelerin hazırlanmasını da üstlenebilir. Eserin bütününü tamamlayarak teslimini de borçlanan yükleniciye "genel yüklenici" de denilmektedir. (Syf. 476-477) 4. Eser Sözleşmesinin Hukukî Niteliği ve Benzer Sözleşmelerden Farkları A. Eser Sözleşmesinin Hukukî Niteliği Tarafların edimleri birbirlerinin karşılığını oluşturduğu için eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Gerçekten eser sözleşmesinde yüklenicinin aslî edimi olan meydana getirilen eserin teslimi borcu ile, işsahibinin asl3ı edimi olan bedel ödeme borcu karşılıklılık ilişkisi içindedir. Fakat yüklenicinin aslî edimi yalnızca eserin meydana getirilmesi değil, aynı zamanda sözleşmeye uygun olarak meydana getirilen eserin teslim edilmesidir. Zira eser sözleşmesinde yüklenici sonuçtan sorumludur. Meydana getirme eylemi, sonucun elde edilmesine yönelik bir faaliyettir. Fakat meydana getirme, nitelikli bir işgörme faaliyetidir. Öğretide hakim olan görüşe göre eser sözleşmesi sürekli borç doğuran bir sözleşme değil, ani edimli bir sözleşmedir. (syf. 479) 5. Yüklenicinin Hak ve Borçları A. Borçları Yüklenicinin aslî edimi, meydana getirdiği eseri teslim etmektir. Buna bağlı olarak yüklenicinin borçları eserin meydana getirilmesi ve teslim edilmesiyle doğrudan ilgilidir. Aşağıda yüklenicinin borçları ayrı ayrı incelenmiştir. (Syf. 485) 1.Eseri Meydana Getirme ve Teslim Etme Borcu a. Eseri Meydana Getirme Borcu Bir eser sözleşmesinde, yüklenici, ıslanan eseri sözleşmedeki koşullara uygun biçimde meydana getirerek işsahibine teslim etme borcu altındadır. Yüklenicinin aslî borcu, eseri meydana getirerek işsahibine teslim etmektir. Bu, eser sözleşmesinde yüklenicinin sonuçtan sorumlu olmasının bir sonucudur. Asıl olan ısmarlanan eseri (sonucu) sözleşmeye uygun olarak meydana getirmektir. Eserin meydana getirilmesi yeterli olmayıp, ayrıca işsahibine tesliminin de ana borç olduğu kabul edilmektedir. Eser meydana getirme borcu TBK 470 hükmünde açıkça, eser sözleşmesinin esaslı unsuru olarak düzenlenmiştir. Fakat, yüklenicinin sonuçtan (ve dolayısıyla meydana getirilen eserin tesliminden) sorumlu olduğu ve sonuca ulaşılabilmesi için de eserin meydana getirilmesi gerektiği göz ardı edilemelidir.(syf. 485) b. Eseri Teslim Borcu Yüklenicinin eseri meydana getirerek teslim etme borcu, kanunda açıkça düzenlenmemiştir; ancak teslimden söz eden birçok maddede (TBK 473/I, 474/I, 475, 478, 479/I) bu borcun, yasakoyucu tarafından örtülü olarak (zımnen) kabul edildiği sonucu çıkmaktadır. Açıkça düzenlenmemiş olmasına rağmen, eser sözleşmesinde teslim borcunun yüklenicinin aslî borcu olduğu kabul edilmektedir. Zira işsahibinin sözleşmeye olan menfaati taamlanmış eserin teslimiyle gerçekleşir. aa. Genel Olarak Eseri Teslim Borcu Teslim, tamamlanmış eserin işsahibine ifa olarak sunulması, onun fiilî egemenliğine geçirilmesidir. Eserin meydana getirilmesinin ardından, eserin teslimi ile tamamlanır. Eser bütünüyle tamamlanmadan yaılan teslim önerisini iş sahibi kabul etmek zorunda değildir. Kural eserin bütün olarak tamamlanmasının ardından teslime elverişli hale gelmesidir. Teslimin ve teslim almanın önemli sonuçları vardır. Örneğin teslim ile birlikte ücret alacağı muaccel olur. (TBK 479), ayıptan sorumluluktan doğan zaman aşımı işlemeye başlar. (TBK 478), ayıp ihbarı ancak teslimden sonra yapılabilir vs. Teslimin iki unsuru bulunmaktadır. Bunlardan ilki eserin bütün olarak tamamlanması ve ikinci olarak da işsahibine arz edilmesidir. Kural larak sözleşmeye göre tarafların kararlaştırmış olduğu bütün işlerin bitirilmesi anlaşılır. Fakat eserin ayıplarının bulunması, tamamlanmış sayılmasına ve işsahibine sunulmasına engel değildir. Hatta tamamlanmamış olsa bile, eser, işsahibi tarafından ifa olarak kabul edildiği takdirde yine teslim edilmiş sayılır. Teslim alma kural olarak herhangi bir şekle bağlı değildir; açık örtülü ve farazî olarak gerçekleşebilir. Eserin teslim edildiğini yüklenici kanıtlamalıdır. Tamamlanmamış eserler, kural olarak teslim ve kabule konu olamaz, işsahibi tamamlanmamış eseri kabule zorlanamaz. Eserin bütünü dikkate alındığında küçük bazı işlerin henüz tamamlanmadığını ileri sürerek teslim almaktan kaçınma bazen dürüstlük kuralına (TMK 2) aykırı olabilir. Talî ve önemsiz sayılabilecek işlerdeki eksiklik ise eserin teslim edilmiş sayılmasına engel değildir. (Syf. 486-487-488-489) bb. Teslim Borçlunun İfa Şekli Taşınırlarda teslim borcu, eserin işsahibinin egemenlik alanına geçirilmesiyle yerine getirilir. Yüklenici işsahibinin esere doğrudan doğruya zilyet olmasını sağlamalı ve onun zilyetliğini engelleyici durumları ortadan kaldırmalıdır. (syf. 489) cc. Teslim Borcunun İfa Zamanı Eseri teslim borcunun ifa zamanını taraflar sözleşmede diledikleri gibi belirleyebilirler. Sözleşmede kararlaştırılmadığı takdirde teslim borcunun ifa zamanı TBK'nın 90. Maddesine göre belirlenir. TBK'nın 90. Maddesine göre teslim borcunun, eserin tamamlanması ile birlikte muaccel olduğu kabul edilir. Teslim borcunun ifa zamanı, eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümünde de önem taşımaktadır. Özellikle ayıba karşı tekeffülle ilgili olarak gözden geçirme ve bildirim sürelerinin belirlenmesinde (TBK 474) ve zamanaşımının belirlenmesinde (TBK 478) ücret alacağının muaccelo lmasında (TBK 479) yarar ve hasarın işsahibine geçmesinde (TBK 483) kararlaştırılan ceza koşuluna etkisinde (TBK 179) teslim borcunun ifa zamanı önem taşır. (Syf. 493) dd. Teslim Borcunun İfa Yeri Konusu taşınmazlara ilişkin iş görme olan sözleşmelerde teslim borcunun ifa yeri doğal olarak taşınmazın bulunduğu yerdir. Teslim borcu aranılacak borç sayılır ve yüklenicinin bulunduğu yerde teslim edilmelidir. Fakat taraflar sözleşmeyle bunun aksini kararlaştırabilirler. (Syf. 493) ee. Teslim Borcunu İfada Temerrüt Teslim zamanının gelmesine rağmen eseri tamamlamayan veya tamamladığı halde teslim etmeyen yüklenici temerrüde düşer. Temerrüdün şartları bakımından TBK'nın 117 vd. Hükümleri eser sözleşmesinde teslim borcunu ifada temerrütte de uygulanır. Gerek fiili zarar gerek yoksun kalınan kâr, gecikme tazminatının kapsamına dahildir. Buna göre işsahibi, üretim veya kira kaybından, kredi faizlerinin artmasından veya daha fazla kredi faizi ödemekten doğan veya cezaî şartlar gibi üçüncü kişilere ödediği tazminatlardan kaynaklanan zararının yükleniciden talep edebilir. İşsahibi teslim borcunu ifada temerrüde düşen yükleniciye bir ihtar çekerek vereceği ek sürenin sonuçsuz kalması üzerine sözleşmeden dönerek menfi zararının tazminini de talep edebilir. 2. Eseri Sadakat ve Özenle Yapma Borcu a. Sadakat Borcu İşgörme sözleşmelerinde, kararlaştırılan işi yerine getirecek olan borçlu, işi görürken, alacaklının menfaatlerini de gözetmek zorundadır. Nitekim yüklenicinin, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözetmek zorunda olduğu Türk Borçlar Kanununda açıkça hükme bağlanmıştır. (TBK 471/I). (Syf. 497) b. Özen Borcu aa. Genel Olarak Eser sözleşmesindeki özen borcu, sözlemeye tümden egemen olan genel bir -niteliğe sahiptir ve sadakat borcunun somutlaştırılmış bir şeklidir. Yüklenici, sözleşmenin her safhasında ve yerine getirmesi gereken borçların tamamında işini özenle yapmalıdır.(Syf. 499) bb. Yükleniciden Beklenen Özenin Ölçüsü Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmeside, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. cc. Özen Borcunun Uygulanacağı Haller aaa. Eserin Meydana Getirilmesinden Önceki Safhada Özen Borcu: Yüklenici bir işi üstlenirken öncelikle, mesleki bilgi ve tecrübesinin uzmanlığın mali gücünün o iş için yeterli olup olmadığını iyice tartmalı ve kendisini yetersiz görürse işi almaktan kaçınmalıdır.(Syf. 501) bbb. Eserin Meydana Getirilmesi Aşamasında Özen Borcu: Yüklenici sadece işin başında gerekli tedbirler almakla yetinmemeli, eserin meydana getirilmesinde, hatta teslim aşamasına kadar, özen borcuna uygun hareket etmelidir. ccc. Eserin Meydana Getirilmesinden Sonraki Aşamada Özen Borcu: Eser tamamlanmış olsa bile, yüklenicinin özen borcu, eserin teslim edilmesine kadar devam eder. dd. Özen Borcuna Aykırılığın Hukuki Sonuçları Teslim edilen eserde bir bozukluk veya noksanlık söz konusu ise kural olarak özen borcuna aykırılık değil, ayıptan sorumluluk hükümleri uygulanır. (TBK 474 vd.). (Syf. 506) 3.Eser Bizzat Yapma veya Gözetimi Altında Yaptırma Borcu A. Kural: Yüklenicinin Eseri Şahsen Meydana Getirmesi Türk Borçlar Kanunu'nun83. Maddesinde göre, borçlu kural olarak edimini şahsen yerine getirmek zorunda değildir. Yüklenici işi bizat kendisi yapma ya da kendi yönetimi altında yaptırma borcuyla yükümlüdür. Ancak yapılacak iş, kişisel beceriyi gerektirmiyorsa, o zaman yüklenici işi bir başkasına yaptırabilir. (TBK 471/III). (Syf. 508) B. Yüklenicinin Eseri Başkasına Yaptırma Yetkisi İşin niteliğine göre kişisel yeteneklerin önemli olmadığı işleri yüklenici firma başkasına da yaptırabilir. (TBK 471/III,c.2) (Syf 511) 4. Araç, Gereç ve Malzemeye İlişkin Borçlar A. Araç ve Gereci Sağlama Borcu Aksine adet veya sözleşme yoksa, yüklenici eseri meydana getirmek için kullanağağı araç ve gereci, kendisi temin etmekle yükümlüdür. (TBK 471/ IV) (Syf. 513) b. Malzemeyi Sağlama Borcu Malzeme kavramı araç ve gereçten farklıdır. Eserin meydana getirilmesinde kullanılan ve onun bünyesine dahil olan maddeler malzemeyi oluşturur. 5. Genel Bildirim (ihbar) Borcu Yüklenicinin, ortaya çıkan önemli hususları, işsahibine gecikmeksizin bildirme (ihbar) borcu da vardır. İşsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılırsa veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa -grev ya da ulaşımın, dolayısıyla malzeme gelişinin durması nedenlerle aksama ve gecikme- yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. (TBK 472/III). (syf. 516) 6. Eseri Meydana Getirme Zamanında Başlama ve Eseri Zamanında Bitirme Borcu Yüklenici işe zamanında başlamaz veya sözleşme şartlarına aykırı olarak işi geciktirir ya da işsahibinin kusuru olmadan meydana gelen gecikme işin kararlaştırılan zamanda tamamlanmasına engel olacak derecede bulunursa, işsahibi teslim için kararlaştırılan zamanı beklemeye mecbur olmaksızın sözleşmeden dönebilir. (TBK473/I) (Syf. 519) 7. Ayıbı Üstlenme Borcu Ayıbı üstlenme borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısıdır. Yükleyicinin eseri meydana getiri teslim etmesine ilişkin aslı yükümlülüğüne, eserin ayıpsız olarak meydana getirilmesi de dahildir. Nitekim bu düşünceyle , ayıbı üslenme borcu TBK'da özel olarak düzenlenmiştir. (TBK 474-478). (Syf. 522) A. Ayıptan Doğan Sorumluluğun Koşulları Ayıplı ifa, ifa edememe hallerinden birini oluşturur. Satış, kira gibi sözleşmelerde olduğu gibi, eser sözleşmesinde de sözleşme konusunun ayıpsız biçimde teslimi gerekir. aa. Ayıplı Bir Eser Teslim Edilmiş Olmalıdır. Yüklenicinin ayıptan sorumlu tutulabilmesi için, eser tamamlanarak işsahibine teslim edilmiş olmalıdır. Henüz bitmemiş bir eser teslim edilmiş sayılamayacağı için, mevcut haliyle beklenen nitelikleri taşımasa bile ayıp sebebiyle sorumluluk hükümleri de uygulanmaz. Nitekim TBK'nın 474. Maddesinde eserin teslim edilmiş olması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. (syf. 522-523) bb. Eser Ayıplı Olmalıdır. Sözleşme ile kararlaştırılan niteliklerin bulunmaması veya bulunması gereken niteliklerdeki eksiklik ayıp olarak nitelendirilir. cc. Ayıp İşsahibine Yüklenmemelidir. Yüklenici seri meydana getirirken, işsahibi de genellikle aktif bir role sahiptir. Yasakoyucu TBK'nın 476. Maddesinde yüklenicinin sorumlu tutulabilmesi için, eserdeki ayıbın işsahibine yüklenememesini bir şart olarak hükme bağlamıştır. Başka bir ifadeyle eserdeki ayıp işsahibine yüklenebilecek bir sebepten kaynaklanıyorsa yüklenici sorumlu tutulmaz. (syf524) dd. Eser Kabul Edilmemiş Olmalıdır Açıkça veya örtülü olarak işsahibi eseri kabul ederse yüklenici sorumluluktan kurtulur. Buna karşılık işsahibi eseri kabul etmiş olmasına rağmen ayıp kasten gizlenmişse veya gizli ayıp söz konusu ise yüklenici yine sorumlu olur.(TBK 477/I) Hakim, ayıbın zamanında bildirili bildirilmediğini resen araştıramaz ise de ayıbın geç bildirilmediği sabit olunca bunun sonucunu resen uygular. (syf. 525) ee. Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti Yerine Getirmiş Olmalıdır Eserin ayıplı olması dolayısıyla sahip olunan hakların kullanılabilmesi için gözden geçirme ve bildirim külfetleri de yerine getirilmiş olmalıdır. Gözden geçirme ve bildirim külfetinin yerine getirilmesi öncelikle eserin tamamlanarak ifa amacıyla işsahibine teslimine bağlıdır. (Syf.526) B. İşsahibinin Eserin Ayıplı Olmasından Doğan Hakları TBK'nın 475. Maddesine göre, eserin ayıplı olması durumunda işsahibi sözleşmeden dönebilir ya da bedelin indirilmesini talep edebilir veya eserin ücretsiz onarılmasını isteyebilir. Seçilebilecek hakların her üçü de kullanılmakla tükenir, geri alınması mümkün değildir. Bu haklardan biriyle birlikte işsahibi zararının tazminini de talep edebilir hakların kullanılması için yüklenicinin kusurlu olması şart değilse de tazminat tale edilebilmesi için kusurlu olması şarttır. aa. Sözleşmeden Dönme Hakkı Yukarıda belirlenen koşulların yanında, meydana getirilen eser, kullanılamayacak veya hakkaniyete göre kabulü beklenemeyecek derecede ayıplı olursa işsahibi sözleşmeden dönebilir (TBK 475/I, b.1) (syf.529) bb. Bedelin İndirilmesini İsteme Hakkı İşsahibi eseri alıkoyup, bedelden indirim yapılmasını da isteyebilir (TBK 475/I, b.2) (Syf. 531) cc. Eserdeki Ayıbın Giderilmesini Talep Hakkı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/Ib.3 maddesinde, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, masrafı yükleniciye ait olmak üzere eserin onarılmasının da istenebileceği düzenlenmiştir. dd. Tazminat Talep Etme Hakkı İşsahibi tazminat da talep edebilir TBK m.475/II hükmüne göre işsahibinin, genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. C. İşsahibinin Eserin Ayıplı Olmasından Doğan Haklarının Bağlı Olduğu Zaman Aşımı Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşıman uğrar (TBK 478) yirmi yıl gibi uzun bir zamanaşımı süresinin kabul edilmesinde 1999 depreminden sonra karşılaşılan uyuşmazlıkların etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Hükümde, adi iş - ticari iş ayrımı yapılmamıştır. Zamanaşımı kabulden itibaren değil, eserin işsahibi tarafından teslim alınmasından itibaren işlemeye başlar.(Syf. 534-535) B. Hakları Yüklenicinin ana talep hakkı, teslim ettiği eser karşılığında sözleşmeyle belirlenen ya da sözleşmeyle belirlenmemişse sonrada keşifle belirlenecek (bedelin) kendisine ödenmesini istemektir. Bedel Ödeme Borcunun İfa Zamanı TBK'nın 479/I. Maddesi hükmüne göre işsahibinin bedel ödeme borcu eserin teslim edildiği anda muaccel olur. İşsahibinin ana hakkı, ısmarladığı eserin sözleşmeye uygun biçimde kendisine teslimini istemedir.(Syf. 567) VII. Eserde Meydana Gelen Zararın (Hasarın) Geçişi TBK'nın 483. Maddesinde, eserde meydana gelen zararın (hasarın) kime ait olacağı sorunu yanında, kusursuz imkansızlık nedeniyle eser sözleşmesinin sona ermesi de düzenlenmiştir. (Syf. 567) Tamamlanınca ferdi ile belli olan (parça borcu haline gelen) bir eser söz konusu olmalıdır. (syf.568) Hasarın tesliminden önce yükleniciye ait olması kuralının istisnaları mevcut olmamalıdır. (syf. 570) VIII. Eser Sözleşmesinin Sona Ermesi Eser sözleşmesi de diğer bütün sözleşmelerde olduğu gibi ifa ile sona erer. (syf. 572) A.yaklaşık Keşif Bedelinin Aşılması Yüzünden Sözleşmeden Dönme B.tam Tazminat Karşılığı Sözleşmenin Feshi. C. Karşılıklı Anlaşma ile Sözleşmenin Sona Erdirilmesi D. Haklı(yada önemli) Nedenle Sözleşmenin Feshi Eser sözleşmesinin haklı(önemli) bir nedenle feshedilebileceğine ilişkin bir düzenleme TBK'da yer almamaktadır. Bununla birlikte öğretide taraflar için çekilmez, katlanılmaz hallerin ulunması durumunda, ileriye etkili olarak sözleşmenin sona erdirilebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasında da, eser sözleşmesinin haklı sebeple feshedilebileceği benimsenmektedir. E. Kusursuz İfa İmkansızlığı Yüzünden Sözleşmenin Sona Ermesi. Mahkememizin önceki gerekçesinin devamı niteliğinde; 6100 Sayılı HMK'nın 222. Maddesinde; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde yapılan düzenlemeler ışığında, İade Faturası "İade faturası esas itibarıyla bir fatura değildir. Zira bir mal satımı veya imali veyahut bir menfaat temini karşılığı olarak verilmez. Ancak, bu işlemleri yapan bir şahıs tarafından gönderilen bir faturanın karşı tarafça tamamen veya kısmen kabul edilmemesi veya satılan malların herhangi bir sebeple tamamen veya kısmen iade edilmesi halinde, alıcı tarafından hazırlanan ve söz konusu asıl faturanın kısmen veya tamamen kabul edilmediğini veya malın iadesini göstermek üzere hazırlanarak, söz konusu işlemlerin muhasebeleştirilmesini sağlayan belgeye, uygulamada iade faturası denilmektedir. Bu bakımdan iade faturalarında TTK.m.21(2) hükmünün öngördüğü kanuni karinenin uygulanması da mümkün değildir. Zira bir mal satımı veya imali veyahut bir menfaat temini karşılığı olarak verilmeyen ama şekli olarak faturaya işlenen bir hususta, karinenin doğduğu kabul edilemez. Yargıtay'ın da iade faturasıyla ilgili olmamakla beraber, bir mal satımı veya imali veyahut bir menfaat temini karşılığı olarak verilmeyen faturaya ilişkin verdiği kararı bu görüşümüzü destekler mahiyettedir. Hatta iade faturası asıl faturanın alındığı tarihten itibaren 8 gün içinde kesilip gönderilmekle, asıl faturaya itiraz edildiğini de göstereceği kanaatindeyiz. " (Bilge Yayınevi, Fatura ve Teyit Mektubu, Prof. Dr. ... , Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi) Yüksek Yargıtay . HD. 14/05/2015 tarih, ... Esas, ... Karar (Kararın özeti; Dava maddi tazminat talebine ilişkindir, delil tespitinin konusun maddi vakıalar oluşturur ve raporda belirtilen zarar miktarı davacı lehine kazanılmış hak doğurmaz, başka bir anlatımla; delil tespitinin kesin delil niteliği yoktur, dosya içeriğinden daha önce yaptırılan delil tespitine dayalı olarak dava açıldığı, tespit raporunun davalıya tebliğ edildiği ve rapora itiraz edildiği anlaşılmaktadır, bu durumda yeniden bilirkişi raporu alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken itiraza uğrayan delil tespiti raporu esasa alınarak karar verilmesi hatalıdır.) emsal karar dikkate alındığında delil tespiti hükme esas alınmamıştır. ESER SÖZLEŞMESİNDE İSPAT: Eser sözleşmesinde ispat yükümlülüğü; yapılan işin fen ve sanat kurallarına uygun olarak imal edildiğinin ispat yükümlülüğü YÜKLENİCİYE, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükümlülüğü ise İŞ SAHİBİNE aittir. TİCARİ DEFTERLERİN KESİN DELİL OLABİLMESİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR YARGITAY KARARLARI VE ÖĞRETİYE GÖRE TİCARİ DEFTERLERİN KESİN DELİL NİTELİĞİNİ SAHİP OLABİLMESİ İÇİN BİRTAKIM ŞARTLARIN BİR ARADA BULUNMASI GEREKİR. 1-Uyuşmazlığın çıktığı işin yapıldığı tarihte her iki taraf da tacir sıfatına sahip olmalıdır. 2-Uyuşmazlık her iki tarafın da defterlerine geçirmesi gereken ortak bir ticari işten kaynaklanmalıdır. Bir başka deyişle uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmalıdır. 3-Delil oluşturması istenen defterler kanuna uygun şekilde tutulmuş olmalıdır. Bunun için her şeyden önce zorunlu tüm defterlerin tutulmuş olması gerekir. 4-Uyuşmazlık konusu işle ilgili olarak defterlere geçirilen tüm kayıtların birbirini doğrulamalıdır. 5-Karşı taraf, ileri sürülen iddianın aksini kendi ticari defterleri veya diğer geçerli delillerle ispat edememiş olmalıdır . " Ticari defterler kesin delillerdendir... Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. Maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir." Yargıtay . Hukuk Dairesi 16/05/2018 tarihli ... Esas - ... Karar sayılı ilamı. Aynı dairesinin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı. Yine aynı dairenin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı. Aynı Dairenin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı, "davalının incelenen defterinde açıkça davacıya borç olarak kayıtlı görünen 2.729,54TL üzerindeki alacağın yemin kesin delili ile ispatlanamadığı, davalının kendi defterinde davacıya 2.729,54TL borçlu olduğu kayıtlı olduğundan ve bu kayıt defter sahibi davalı aleyhine ve davacı lehine kesin delil kabul edildiğinden bu miktar üzerinden alacağın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne..." Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 03/04/2013 Tarih ... Esas - 2013/6713 K. Sayılı ilamı, "Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen TTK 82. Maddesindeki hüküm, ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterleri (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla) kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 01/03/2012 tarihli ... Esas - ... Karar sayılı ilamı. "Ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (Maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir." Yargıtay HGK ... Esas ... K. 28/03/2012 tarihli kararı. Somut olayımıza baktığımızda; taraflar tacir olup, aralarındaki ticari ilişki eser sözleşmesine dayanmakta ve bu ticari ilişkiye dayalı faturadan kaynaklı alacak davasında; davacının alacak davasına dayanak fatura kestiği, davalının da iade fatura kestiği, davacının iade faturayı ticari defterlerine işlediği, böylelikle taraflar arasında alacak borç ilişkisinin sonlandığı, diğer taraftan davacı yanın iade faturasına iade faturası keserek davalıyı borçlandırdığı anlaşılmakla bu durumun da hukuka ve ticari örf ve adete aykırı olduğu mahkememizce kanaat getirilerek davacının davasının reddine, ayrıca davacı yanın ıslah dilekçesi ile teslim edilmeyen tohumların aynen iadesi talebinin değerlendirilmesinde; taraflar arasında adelil sözleşmesi yapıldığı (delil sözleşmesini geçersiz kılan bir neden olmadığı anlaşılmakla delil sözleşmesinin geçerli olduğu) delil sözleşmesine göre davacının tohumlarının delil sözleşmesi şartlarına uymadığı davalı yanca tohumların kabul edilmediği, kabul etmeme iradesini de ihtarname ile davacı yana bildirdiği ve tohumları, 7 iş günü içerisinde almaları istenmiştir. Bu durumda davacı yan, ıslah ile dava konusu ettiği tohumları alma imkanı varken almamıştır. Bu nedenle sonradan ıslah ile dava konusu yaparak tohumların aynen iadesi istemek TMK 2. Maddesine aykırı olduğu kanaati ile mahkememizce de bu talebi kabul görmemiş olup, TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu, Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, emsal Yargıtay kararları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 23/12/2024 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı ilamına direnilmesine, davacının, davalı aleyhine açtığı alacak davasındaki taleplerinin ayrı ayrı reddine dair Mahkememizce oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 23/12/2024 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı ilamına DİRENİLMESİNE, 2-Davacının, davalı aleyhine açtığı alacak davasındaki taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın dava başında yatırılan 4.269,38TL peşin harçtan mahsubu ile fazladan alınan 3.653,98-TL'nin davacıya İADESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen davacıya İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/07/2025
Katip ... Hakim ...