Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1469 E. 2025/1625 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1469
Karar No
2025/1625
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1469 KARAR NO : 2025/1625

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/599 Esas - 2025/410 Karar KARAR TARİHİ : 24/04/2025 DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 22/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2025

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait iş yerinin de bağlı olduğu ve zemin kısmında olduğu ..... Apartmanı yönetimi ile davalı .... Şirketi arasında binanın dış cephe ısı yalıtımı, boya vs ve aralarındaki sözleşmede belirtilen hususların yapımı konusunda anlaşıldığını, işin yapımı esnasında hiçbir önlem ve tedbir alınmadığını, mezkur sözleşmede belirtilen ve çevre temizliğini ilgilendiren şartların yerine getirilmediğini, bunun sonucunda davacıya ait tente, tabela ve pergola sisteminin ciddi zarar gördüğünü ve kalıcı hasarlar meydana geldiğini, ayrıca çalışanların üzerinde gezmesinden dolayı tentenin hasar gördüğünü ve bu sebeple çalışmadığını, tentenin kumaşlarında delikler oluştuğunu, ışıklı büyük tabelanın kablo ve sisteminin zarar gördüğünü, tentedeki deliklerden su sızdığını, bu hususta İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/28 Değişik iş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda toplam zararının malzeme+işçilik+nakliye+kdv olmak üzere 347.250,00-TL olarak belirlendiğini, bu zarar miktarının tahsili için İzmir 18. İcra Dairesinin 2024/4990 Esas sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına sepep olduğunu, itirazın iptali davası açmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığından arabuluculuk toplantıların dava dilekçesi ekinde sunulan anlaşmama tutanağı ile kapatıldığını, dava konusu alacağın likit olduğunu belirterek, davalı tarafından yapılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının haksız itiraz nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/28 D. İş. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ve bu rapora dayanarak mahkemece verilen kararı kabul etmediklerini, tespit edilen zarar ve hasarların davalı şirket ile apartman yönetimi arasında imzalanan sözleşme gereği yapılan iş neticesinde olup olmadığına ilişkin somut bir delil bulunmadığını, davalı şirket ile ..... Apartmanı Yönetimi arasında imzalanan sözleşmede işverenin sorumluluklarının belirtildiğini, buna göre işverenin iş süresince yükleniciye işi tamamlaması için gerekli kolaylığı ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme gereği iskele kurarak sözleşmeye konu işleri tamamlamayı kararlaştırdığını, ancak davacı şirketin hizmet vermekte olduğu dükkanın bulunduğu kısıma iskele kurulmasına izin verilmediğini ve müvekkiline uygun koşulların sağlanmadığını, müvekkilinin taahhüt edilen işin tamamlanma süresinin gecikmemesi ve yüklendiği işi tamamlamak üzere vinç kiraladığını ve sözleşme konusu işleri vinç ile apartmanın dış cephesine uyguladığını, bu sebeple davacının dükkanının üzerine dökülen malzemenin müvekkili tarafından temizlenmesinin mümkün olmadığını, zira bu temizleme işlerine davacı firmanın da izin vermediğini, müvekkili uygun koşulların sağlanması amacıyla apartman yönetimi ve davacı firmayı defalarca sözlü olarak bildiri yapmış ise de; çalışması için uygun koşullar sağlanmadığından TBK'nun 476. maddesi gereğince gerçekleşmiş olabilecek herhangi bir zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacı firmanın zarar gördüğünü iddia ettiği tente, tabela ve pergole sisteminin yapılan iş sırasında zarar gördüğüne dair herhangi bir delil bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere oluştuğu öne sürülen hasar müvekkilinin faaliyeti esnasında meydana gelmiş olsa dahi uygun çalışma koşullarının sağlanmamış olması ve üçüncü kişilerin müdahalesi sebebiyle müvekkilinin kusursuzluk halinin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin meydana gelen zararda herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin çalışmaya başlamadan önce gerekli tüm güvenlik önlemlerini kendisine verilen şartlar doğrultusunda yerine getirdiğini, işini dikkat ve özen içerisinde yerine getirdiğini, davacının dükkanına bitişik birden fazla dükkan olup, diğer dükkanlarda zarar meydana gelmediğini, bu yönde müvekkiline herhangi bir şikayet veya bildirim gelmediğini, talep edilen zarar miktarının fahiş olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, bu sebeplerle İzmir 18. İcra Dairesinin 2024/4990 Esas sayılı icra takibine itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Bilirkişi raporu, Keşif, İzmir 18. İcra Dairesi Dosya No: 2024/4990 E. numaralı dosyası, İzmir 6.Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/28 değişik iş dosyası, fotoğraflar, videolar, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Davanın adam çalıştıranın sorumluluğundan doğan tazminat istemine ilişkin olup iddiaya konu zararın belirlenmesi için mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bilirkişi tarafından zararın hangi tarih baz alınarak hesaplandığı raporda belirtilmediğinden ve bir kısım zarar kalemleri mahkemece resen seçilen bilirkişinin uzmanlık alanı dışında yer aldığından, taraflara öncelikle dava dışı yönetim ile davalı arasındaki sözleşmeye konu işin yapıldığı tarihi açıklamak üzere mehil verildiğini ve davalı vekili sözleşmenin tarafı olduğundan 14/03/2025 tarihinde beyanda bulunduğunu, sunulan beyan dilekçesi doğrultusunda iddiaya konu zarar kalemlerinin makul süre içerisinde giderilmesi gerekeceğinden (zararın miktar itibari ile artmasında veya daha uzun süre onarım yapılmamasında davalının kusuru bulunmayacağından) mevcut bilirkişiden ek, yeni seçilecek elektrik mühendisi bilirkişisinden ise kök rapor aldırılmasına karar verildiğini ve bilirkişi ücretleri kalem kalem gösterilerek dosyada var olan tüm gider avansının mahsubu sonucu eksik kalan bilirkişi ücretinin ve yine gider avansı mahsup edildiğinden eksik gider avansının yatırılması için davacı vekiline celse tarihi itibari ile kesin mehil verildiğini, verilen kesin mehile rağmen davacı vekili tarafından eksik kalan bilirkişi delil avansı kesin mehilden sonra ve talik edilen celseden altı gün önce yatırıldığından, HMK' nun 94. maddesine göre mahkemelerce verilen kesin süreler taraflar ile birlikte hakimi de bağlayıcı nitelikte bulunduğundan ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin tespit dosyasında alınan 27.02.2024 tarihli raporda ve yargılama sırasında alınan 08.01.2025 tarihli kök raporda zarar oluştuğuna yönelik değerlendirmeleri dikkate almadığını ve eksik kalan bilirkişi delil avansını kesin mehilden sonra ve talik edilen celseden altı gün önce yatırıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verdiğini, Yerel mahkemenin bu kararının hukuka aykırı olduğunu, mahkeme sürenin geçtiğini kabul etse bile en azından kök raporun giderleri yasal süre içerisinde tam yatırıldığından bu kök rapor üzerinden karar vermesi gerektiğini, her ne kadar eksik kalan 2.689-TL 2 hafta içerisinde kötü niyetli olmayarak duruşma yoğunluğundan geç yatırılmışsa da duruşma günü gelmeden 1 hafta öncesinde ödeme yapıldığından mahkemece bilirkişiden duruşma gününe kadar ek rapor alınabileceğini, nitekim ek rapor gelmiş olsa bile yazılı beyan için süre isteneceğinden duruşmanın bir sonraki celseye kalacağını belirterek, mahkemece usule aykırı olarak verilen davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın İzmir 18. İcra Dairesinin 2024/4990 Esas sayılı dosyası ile talep etmekte olduğu ve davaya konu edilen, müvekkil şirketin sebep olduğu iddia edilen zarar bedelinin haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu iş ile gerçekleştiği iddia edilen zararların tarihleri, aralarında bağ olup olmadığı ve yapılan işin söz konusu zararı meydana getirmesinin fiziksel olarak mümkün olup olmadığı hususlarının belirlenemediğini, kesin süre içerisinde davacı tarafından gerekli masraf yatırılmayarak hem dava sürecinin uzamasına sebebiyet verildiğini, hem de dava konusunun usulüne uygun şekilde aydılantılmasının engellendiğini belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, TBK'nun 66. maddesine dayalı adam çalıştıranın sorumluluğundan kaynaklanan haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. -6100 Sayılı HMK'nun 266/1.fıkraya göre; mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. 6100 Sayılı HMK'nun 120/2. maddesinde gider avansının yatırılması için mahkemenin davacıya iki haftalık kesin süre vermesi ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı olan gider avansının yatırılmaması halinde, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedileceği düzenlenmiştir. 6100 Sayılı HMK’nun 324. maddesine göre ise “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. 6100 Sayılı HMK’nın gider avansına ilişkin 120. maddesi ile delil avansına ilişkin 324. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; gider avansının yatırılmamasının ve delil avansının yatırılmamasının farklı hukuki sonuçlara bağlandığı dikkate alındığında; gider avansının tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderleri kapsayacak şekilde yorumlanmasına olanak yoktur. Bu durumda; dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderlerini ifade ettiği kabul edilmelidir. Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK'nun 94. maddesine göre; Hakim, süre verirken bu sürenin kesin olduğunu kararında belirtebilir. Ancak hakim bu konudaki takdir yetkisini kullanırken somut olayın özelliklerini, tarafların durumunu, objektif hukuk kurallarını ve yargılamanın amacını dikkate almak zorundadır. Somut olayda; davacının işyerinin bulunduğu...Apartmanı yönetimi ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereğince apartmanın dış cephe, ısı yalıtımı, boya vs. işlerinin yapılması sırasında davalı tarafça gerekli tedbirler alınmadığından ve özen gösterilmediğinden davacıya ait işyerinin tente, tabela ve pergole sisteminin ciddi zarar gördüğü iddiasıyla davacı tarafından İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/28 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti sonucunda inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 27/02/2024 tarihli raporda; "... davacıya ait .....adlı işyerinin bulunduğu binanın dış cephe su yalıtımı, boya vs. işlerini ile ilgili yapılan imalatlar sırasında gerekli önlemlerin alınmaması ve çalışmalarda gerekli özen ve titizliğin gösterilmemesi neticesinde davacının işyerinin tente, tabela ve pergole kısımlarında hasarların oluşmasına sebebiyet verildiği ve bu hasarların giderilerek işyerinin eski hale getirilmesi için malzeme+işçilik+nakliye+kdv dahil olmak üzere yaklaşık 347.250,00-TL'ye ihtiyaç olabileceğinin belirtildiği", davacı tarafından tespit dosyasında alınan bu rapora dayalı olarak davalı şirket ile dava dışı .....Apartmanı Yönetimi aleyhine İzmir 18. İcra Dairesinin 2024/4990 Esas sayılı dosyasında 23/05/2024 tarihinde 347.250,00-TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 28/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının süresi içinde 28/05/2024 tarihinde takip konusu borca ve ferilerine itirazı üzerine 28/05/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekilince İİK'nun 67. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, taraflarca dava ve cevap dilekçelerinde bilirkişi deliline dayanıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davacıya ait işyerinde yapılan keşif sonucu inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 08/01/2025 tarihli raporda ise; "... Toplam zarar miktarının 149.000,00 TL olarak hesaplandığı (elektrik işlerine dair sunulan faturanın hükme esas kabul edilmesi halinde zarar miktarının toplamda 295.112,00 TL olacağı) ve bu zararın davalı yüklenicinin fen ve sanat kurallarına ve sözleşme şartlarına aykırı olarak gerekli özen ve dikkati göstermemesi neticesinde oluştuğu kanaatine varıldığının belirtildiği, davacı vekili 17/01/2025 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna itirazlarını bildirerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiş, davalı vekili de 27/01/2025 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna itirazlarını belirtmiş ve ek rapor alınmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince 20/02/2025 tarihli duruşmada; " 1-Taraf vekillerine dava dışı yönetim ile davalı arasındaki sözleşmeye konu işin yapıldığı tarihi açıklamak üzere 2 hafta mehil verilmesine, 2-1 nolu ara kararın ikmalinden sonra; dosyanın resen seçilecek bir elektrik mühendisi mühendisi bilirkişisine ve mevcut inşaat mühendisi bilirkişisine tevdi ile, davalı tarafın itirazları ile birlikte bir önceki bilirkişi ara kararı doğrultusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine (elektrik sistemi yönünden de illiyet bağı incelenerek), zarar hesabının ise 1 nolu ara karar sonucu sunulacak dilekçede belirtilen tarihten makul bir süre sonra ki tarih itibari ile hesaplanmasının istenilmesine, -yeni eklenecek bilirkişiye 5.000,00 TL mevcut bilirkişiye ise ek 1.500,00 TL olmak üzere toplam 6.500,00 TL ücret taktirine, dosyada var olan 3.811,00 TL gider avansı mahsup edildikten sonra eksik kalan 2.689.00TL bilirkişi ücretini mahkememiz veznesine yatırması için davacı vekiline bugün tarihinden itibaren 2 hafta kesin mehil verilmesine, kesin mehile rağmen bilirkişi gideri yatırılmadığı taktirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak dosyanın mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin davacı tarafa ihtarına ( ihtarat yapıldı), -ilgili; defter, kayıtlar üzerinde ve ilgili kurum ile kuruluşlarda dava konusuyla sınırlı olmak üzere inceleme yapmak ve gerektiğinde rapora eklemek üzere belge almak konusunda yetkilendirilmek suretiyle HMK'nun 278(4) maddesi uyarınca bilirkişilere yerinde inceleme yapmak üzere yetki verilmesine, rapor ibraz edildiğinde taraflara tebliğine, 2-Davacı tarafın dosyada gider avansı bulunmadığından 500,00TL gider avansını mahkememiz veznesine yatırması için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde istenilen gider avansı yatırılmadığı takdirde HMK 120/2. ve 114/g. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan ret edileceğinin ihtar edilmesine, (huzurda kesin mehil ihtaratı yapıldı) Bu nedenle duruşmanın 24/04/2025 günü saat 09:45 bırakılmasına" " 1-Taraf vekillerine dava dışı yönetim ile davalı arasındaki sözleşmeye konu işin yapıldığı tarihi açıklamak üzere 2 hafta mehil verilmesine, 2-1 nolu ara kararın ikmalinden sonra; dosyanın resen seçilecek bir elektrik mühendisi mühendisi bilirkişisine ve mevcut inşaat mühendisi bilirkişisine tevdi ile, davalı tarafın itirazları ile birlikte bir önceki bilirkişi ara kararı doğrultusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine (elektrik sistemi yönünden de illiyet bağı incelenerek), zarar hesabının ise 1 nolu ara karar sonucu sunulacak dilekçede belirtilen tarihten makul bir süre sonra ki tarih itibari ile hesaplanmasının istenilmesine, -yeni eklenecek bilirkişiye 5.000,00 TL mevcut bilirkişiye ise ek 1.500,00 TL olmak üzere toplam 6.500,00 TL ücret taktirine, dosyada var olan 3.811,00 TL gider avansı mahsup edildikten sonra eksik kalan 2.689.00TL bilirkişi ücretini mahkememiz veznesine yatırması için davacı vekiline bugün tarihinden itibaren 2 hafta kesin mehil verilmesine, kesin mehile rağmen bilirkişi gideri yatırılmadığı taktirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak dosyanın mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin davacı tarafa ihtarına ( ihtarat yapıldı), -ilgili; defter, kayıtlar üzerinde ve ilgili kurum ile kuruluşlarda dava konusuyla sınırlı olmak üzere inceleme yapmak ve gerektiğinde rapora eklemek üzere belge almak konusunda yetkilendirilmek suretiyle HMK'nun 278(4) maddesi uyarınca bilirkişilere yerinde inceleme yapmak üzere yetki verilmesine, rapor ibraz edildiğinde taraflara tebliğine, 2-Davacı tarafın dosyada gider avansı bulunmadığından 500,00TL gider avansını mahkememiz veznesine yatırması için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde istenilen gider avansı yatırılmadığı takdirde HMK 120/2. ve 114/g. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan ret edileceğinin ihtar edilmesine, (huzurda kesin mehil ihtaratı yapıldı) Bu nedenle duruşmanın 24/04/2025 günü saat 09:45 bırakılmasına" denilmek suretiyle ara kararı oluşturulduğu ve kesin mehil ihtaratlarının duruşmada hazır bulunan davacı vekiline yapıldığının duruşma tutanağında belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili 18/04/2025 tarih ve 88907 özel nolu makbuz ile 2.700,00-TL gider avansı ve 18/04/2025 tarih ve 88910 özel nolu makbuz ile 500,00-TL gider avansını mahkeme veznesine yatırmış ve 24/04/2025 tarihli duruşmada tutanağa geçirilen beyanında; önceki beyanlarını ve rapora karşı itirazlarını tekrar ettiklerini, delil avansını yatırdıklarını belirterek, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istemiş, inceleme yapılmayacak ise davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Aynı tarihli duruşmada hazır bulunan davalı vekili de tutanağa geçirilen beyanında; önceki beyanlarını ve rapora karşı itirazlarını tekrar ettiklerini, süresinde delil avansı yatırılmadığından rapora yaptıkları itirazlar da değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasanın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. ve 1982 Anayasasının 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 27. maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapmasını da içerdiği belirtilmiştir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi kararlarında, mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği, kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Eldeki davada; mahkemece ek bilirkişi raporu alınması için yatırılması istenen eksik delil avansı davacı vekilince kesin süre bittikten sonra yatırılmış ise de; delil avansının kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği, ilk derece mahkemesince 20/02/2025 tarihli (1) numaralı ara kararında davacı tarafa ek bilirkişi raporu alınması için eksik kaldığı belirtilen 2.689,00-TL bilirkişi ücretini (delil avansını) yatırması için 2 hafta kesin süre verildiği ve kesin süre içerisinde bilirkişi gideri yatırılmadığı takdirde bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılarak mevcut delil durumuna göre karar verileceği, başka bir anlatımla bilirkişiden ek rapor alınmadan karar verileceği ihtar edilmesine rağmen ve ara karar gereği keşif sonucu alınan 08/01/2025 tarihli kök bilirkişi raporu ve dosya kapsamında toplanan diğer delillerin de değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi mümkün olmasına rağmen, ara kararına aykırı olacak şekilde delil avansının verilen kesin süreden sonra talik edilen celseden 6 gün önce yatırıldığından 6100 Sayılı HMK'nun 94. maddesine göre mahkemelerce verilen kesin süreler hakimi de bağlayıcı nitelikte bulunduğundan ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bilindiği üzere; 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, deliller toplanmış olmasına rağmen delilleri değerlendiren bir karar verilmemiş olması delillerin kısmen eksik toplanması ve bu kısmının değerlendirilmemesi, hükmün esasını etkileyen en önemli delilin toplanmaması madde kapsamında değerlendirilmelidir. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/599 Esas - 2025/410 Karar sayılı, 24/04/2025 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İzmir 2. Asliye Ticaret Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacının peşin yatırdığı 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 22/09/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1469, K. 2025/1625, T. 22.09.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1469-e-2025-1625-k-1be812f203d3