İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/153 E. 2026/223 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/153
- Karar No
- 2026/223
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/153 Esas KARAR NO : 2026/223
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/10/2024 KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 12/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkilim olan davacının, basımdan kağıda sektöründe öncü konumda olan, Türkiye'deki en büyük ilk 500 sanayi şirketi arasında yer alan ve yaptığı ihracatlarla ülkesine ciddi döviz girdisi sağlayan ve istihdam yaratan bir şirket olduğunu, davalı ile olan faturalardan kaynaklı ticaret ilişkisi neticesinde faturalar ve hesap ekstresinde de görüleceği üzere davacının borçlu .... Çözümleri A.Ş. 'den 176.865,25-TL alacaklı konumunda olmasına rağmen borçluya bu durum defalarca belirtilmesine rağmen borçlu tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığından taraflar arasındaki faturalı ticaretten kaynaklı açık hesap alacağımızın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... icra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borcu olmasına rağmen borçlu firma dosyaya, alacağın tahsilini geciktirme gayesi ile itiraz ettiğini ve bu sebeple takibin durmasına neden olduğunu, borçlu tarafından faturalara itiraz edilmediğini, itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davanın kabulü ile davalı tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri , vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; İhtilafın konusunun faturalar veya cari hesap sözleşmesi olmadığını, müvekkili olan davalının adresinin "... Sit. B1 Blok No: 35-37-39 Başakşehir/İstanbul " olduğunu, İkamet adresinden kaynaklı aleyhlerine açılan davada Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkisiz olduğunu, Davayı kabul manasına gelmemek üzere icra takibinde takipten önce faiz talep edilmesinin işlemi usule ve hukuka aykırı olduğunu, davalının davacıya bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konsuu uyuşmazlığın taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin bulunup bulunmadığı, fatura konusu ürünlerin teslim alınıp alınmadığı, dava konusu icra takibinde mevcut itirazın haklı olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının tetkikinde alacaklı davacı tarafından borçlu aleyhine cari hesap ekstresinden kaynaklı 176.865,25 TL asıl alacak ve 1.162,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.028,20 TL alacak için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. İş bu dava 6100 sayılı TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olup, davacı tarafından başvurulan arabuluculuk süreci, anlaşmama ile sonuçlanmıştır. Bu kapsamda davacı tarafından TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da yerine getirildiği anlaşılmıştır. Davalı borçlu tarafından sunulan cevap dilekçesinde yetki itirazının herhangi bir cari alacak ilişkisinin bulunmadığı belirtilerek itiraz edildiği, İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E ... K sayılı ilamında yetkisizlik kararı verilerek mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (4721 sayılı TMK m. 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (6100 sayılı HMK m. 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümlenebilmesi maksadı ile taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği ancak tarafların yerinde inceleme talepleri kapsamında bilirkişiye yetki verildiği ancak davalının defterlerini sunmadığına yönelik rapor hazırlandığı davalının işbu kök raporda defterlerinin incelenmediğine yönelik itiraz etmediği, gibi ticari defterlerinin sunulmamasına ilişkin beyanda da bulunmadığı anlaşılmıştır. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih 2022/2881 E. 2023/5134 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı taraf, usulüne uygun ihtara rağmen ticari kayıt ve defterlerini sunmadığından yerinde inceleme yetkisinde de ticari defterlerin hazır edilmediğinden bilirkişi tarafından yalnızca davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılmış olup davacı şirket cari hesap ekstresi ve ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde davalıdan dava konusu borç miktarı kadar alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi kök raporuna davalı tarafın " Müvekkil şirket dava konusu yapılan mal ve hizmeti almamıştır. Bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmiyoruz. ve Bilirkişi raporuna göre ; "Davalı yanın bağlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilmiş BA BS Bildirimine rastlanmamış olduğu, Sayın Mahkeme tarafından ihtiyaç duyulması halinde tarafların bağlı oldukları Vergi Dairelerinden karşılaştırmalı BA BS Bildirimlerinin talep edilebileceği Değerlendirilmiştir. " Bilirkişi raporunda işaret edilen eksikliğin Sayın Mahkemece giderilmesi gerekmektedir." şeklindeki itirazı dikkate alınarak ilgili vergi müdürlüklerinden karşılaştırmalı bildirim ve ba/bs formları istenmiş olup dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi tarafından hazırlanan 30/11/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda "1-) Davacı yanın bağlı olduğu Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkemeye 13.11.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazı ekleri olan karşılaştırmalı 2022,2023 ve 2024 yılları BA BS Bildirimlerine göre, tarafların BA BS Bildirimlerinde fark olmadığı, 2-) Davalı yanın bağlı olduğu İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkemeye 04.10.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazı ekleri olan karşılaştırmalı 2015,2016,2017,2018,2019,2020,2021,2022,2023 ve 2024 yılları BA BS Bildirimlerine göre, tarafların BA BS Bildirimlerinde fark olmadığı," tespit edildiği BA/BS bildirimlerinin aynı olduğu herhangi bir farkın bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu minvalde davalının BA formlarında davacının düzenlemiş olduğu faturaları vergi dairesine bildirdiği, faturalara ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, hizmet ve malların teslim alınmış olduğunu işbu bildirimlerle kabul ettiği ve bu kapsamda faturalar ve mevcut borcu kayıtlarına işlediği anlaşılmakla faturaya konu hizmetin verildiği karine olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından işlemiş faiz talebi icra takibinde istenmiş ise de dosyada mübrez bilgi ve belgeler kapsamında davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin TTK kapsamında herhangi bir ihtarın bulunmadığı bu nedenle işlemiş faiz talebinde bulunmayacağı anlaşılmakla birlikte icra inkar tazminatına ilişkin yapılan değerlendirmede ise alacağın likit olduğu ve davalı tarafça haksız itiraz edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile Davalının İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın 176.865,25 TL bedel yönünden İPTALİNE, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE Asıl alacak bedeli 176.865,25TL nin üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı olan 35.337,05 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.081,66.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 2.150,14..-TL peşin harç ile icra veznesine yatırılan 890,14.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 9.041,38.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60.-TL başvurma harcı ile 2.150,14.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti 296,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.296,00.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.254,87.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.162,95 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.576,48.-TL'sının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır