İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/81 E. 2026/246 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/81
- Karar No
- 2026/246
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/81 Esas KARAR NO : 2026/246
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 27/01/2025 KARAR TARİHİ : 02/03/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 16/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Çelik boru kaynak işi'nde uzmanlaşmış bir firma olan davacı şirket'in, halihazırda Kayseri Yahyalı İlçesi sınırları içinde DSİ'ye ait kaynak işinin yüklenicisi olarak çalıştığını, çelik kaynak işinin gerektirdiği enerji ihtiyacının jeneratörler ile sağlandığını, şirketin jeneratör ihtiyacına binaen 22.05.2024 tarihinde davalı şirketten 200.000.- TL bedel ile ....-105 Model Kabinli Otomatik Dizel Jeneratör satın alındığını, satın alanın jeneratörün 105 kw olarak sipariş edildiğini ve ödemenin de buna göre yapılarak dekontuna 105 kwa jenarator ödemesi kaydının düşüldüğünü, işbu siparişe dair davalı şirket tarafından düzenlenen 31.05.2024 tarih ve .... sayılı 200.000.- TL bedelli faturada da ..... MODEL KABİNLİ OTOMATİK DİZEL JENERATÖR SETİ açıklamasının kayıtlı olduğunu, satın alınan dizel jeneratör setinin fatura tarihini müteakip davalı şirket tarafından teslim edildiğini ve kullanılmaya başlandığını, ancak kullanım esnasında jeneratörün taahhüt edildiği gibi 105 kw olmadığı, fiilen ürettiği elektriğin 35 kw'yı geçmediğinin tespit edildiğini, ve durumun derhal satıcı firmaya bildirildiğini, siparişe uygun 105 kw jeneratör teslim edilmesinin ya da ödenen bedelin iade edilerek jeneratörün iade alınmasının talep edildiğini, bu süreçte Ankara merkezli olan davalı/satıcı firma tarafından servis yönlendirilerek jeneratöre bakılacağı şeklinde oyalamaya başlanılmakla beraber nihayetinde Temmuz 2024 başı gibi cihazın satıcıya iade edilerek satış bedelinin şirkete iadesi konusunda anlaşmaya varıldığını, satıcı/davalı şirketin yönlendirdiği ...... plaka No.lu araçla jeneratörün sevk ve tesliminin yapıldığını, jenaratör bedelinin ödenmesi için davalı tarafından iade faturası talep edilmesi üzerine 01.08.2024 tarihinde ..... Numaralı ve 200.000.- TL bedelli iade faturası düzenlenerek davalı şirketin ....@......com.tr adresine gönderildiğini, jeneratörün tesliminden sonra davalı şirketin .....@.....com.tr adresinden gönderilen e-postada iletisinde "Jeneratör tamir ve tespit için tarafımıza gönderilmiştir, raporu da tutulmuştur, mülkiyet iadesi söz konusu değildir, İade fatura kabul edilmeyecektir" mesajı ile bedel iadesinden cayıldığının bildirildiğini, davaya konu jeneratörün hala davalı uhdesinde olduğunu, cihaz ve ya bedel iadesi yapılmadığını, bu sebeple jeneratör bedeli olarak ödenmiş 200.000.- TL'nin tahsili için davalı/satıcı şirket hakkında Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyasında icra takibini başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla, itirazın iptaline ve asıl alacağın %20’sinden az olmayacak şekilde icra inkar tazminatı ödenmesine hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Jeneratör setinin anıldığı şekilde davacı şirkete satıldığını ve satışa konu ürün 3 aydan fazla süre ile kullanıldıktan sonra arıza meydana geldiği iddiası ile satıcı şirkete başvuru yapılarak iade faturası düzenlendiğini, TKK madde 23. madde gereği alıcının "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü" olduğunu, bu noktada basiretli bir tacir olarak gereken sürede gereken aksiyonu almadığını, süresinde iddia edilen arızayı tespit etmediğini, satıma konu ücretin tamamının istenmesi ile satıcı şirketin ürününü karşılıksız kullanmaya çalıştığını, kötü niyetle icra takibine başvurulduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmeye çalışmasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, konu jeneratörün incelenmesinden, sorunun üretimden ya da satıcıdan kaynaklanmadığı, jeneratörün üretiminin faturada yazılı olduğu gibi gerçekleştiğini, üründe meydana gelmiş sorunun davacı tarafından kullanım sınırları ve limitleri dışında kullanıldığı yani kullanımdan kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, 105 kw olan jeneratörün 35 kw olmasının sonradan ortaya çıkabilecek kusur olmayacağını, ilk kullanımda anlaşılabilecek ağır bir kusur olduğunu, 3 ay kullanım sonrasında "35kw güç bile etmemektedir" şeklindeki beyanın sabit olduğu düşünülse bile bu durumun 3 ay sonrasında değil, derhal anlaşılabilecek bir durum olacağının izahtan vareste olduğunu, kanunda belirtilen sürelere uyulmaması ve davacının niyetinin açıkça sebepsiz zenginleşmek olması göz önüne alındığında, davacının somut dayanaktan uzak iddialarının edilebilir olmadığını, Jeneratörün davalı şirkete gönderilmesi akabinde rapor tutulduğunu, bu raporla kullanıcı hatası olduğunun kanıtlandığını, kullanımından kaynaklı arıza içermesi hasebiyle davacı yana bilgi verildiğini, lakin davacı şirketin tamir ve onarım masraflarını karşılamadığı için davacı şirket tarafından onarım süreci oluşturulmadığını, davacı şirketin ürünü de geri almak da istemediğini, bu nedenle satıcıya atfedilecek bir kusur yahut temerrüd durumunın mevcut olmadığını, davalı şirket jeneratör üretimi ve satışı işlemlerini gerçekleştirdiğini, nakliye ve transfer işlemlerinin alıcıya ait olduğunu, davacı tarafın rızası ile gönderilen jeneratör üzerinde yapılan incelemeler sonrası onarım masrafı ve onayı sunmayan davacı yanın, davaya konu jeneratörü geri alması gerektiğini, satıcıya atfedilecek bir kusur olmadığından ürünün geri gönderimine dair nakliye bedelinin davalı/satıcı tarafından karşılanmasının söz konusu olmadığını, davacı şirket tarafından iade edilen jeneratör bedelinin ödenmesinin kabul edilmediğini, takibe konu alacak talebinin faiz başlangıcının bile kötü niyetle yanlış talep edilmesinin ayrı bir hukuka aykırılık yarattığını beyanla, davanın reddine ve alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın davacı tarafça davalıdan satın alınan jeneratörün taahhüt edilen gücü sağlayamaması sebebi ile davalı tarafça iade alınıp alınmadığı, jeneratörün iade edilmesine rağmen, jeneratör bedelinin davacıya ödenip ödenmediği ile jeneratör bedelinin ödenmesine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın, yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davacı tarafından davalı ile jeneratör alımına ilişkin sözleşmesel ilişki kurulduğu ve akabinde davalı tarafından düzenlenmiş olan 31/05/2024 tarihli e fatura düzenlendiği faturaya konu bedelin "105 kwa jenarator ödemesi " "açıklaması ile davacı şirket hesabından davalı hesabına 200.000,00 TL bedelin 22/05/2024 tarihinde gönderildiği, temmuz başında davalıya jeneratörün gönderildiği, akabinde 12/07/2024 tarihli whatsapp uygulmaası konuşmalarından jenaratorün 105 kw güç üretememesi nedeniyle para iadesinin talep edildiği, 01/08/2024 tarihinde iade faturanın düzenlendiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde beliritlen ayıbın açık ayıp olduğu bu nedenle ihtar süresine uyulmadığı, jeneratörün kendilerinde olduğunu yapılan incelemede davalı kullanımından kaynaklı arızanın bulunduğu ancak davacının emtiayı kendilerinden teslim almadığını belirttiği görülmüştür. Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin ...... Esas, ..... Karar sayılı ilamında " Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK 190 ve TMK 6. madde gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. Eksik işler yönünden ise ihbar yapılmasına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür. " demek suretiyle ayıp bildiriminde herhangi bir sürenin bulunmadığının belirtildiği, BK’nın 474. maddesi ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumluluğunu düzenlemektedir. Buna göre açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur-bulmaz eseri gözden geçirmek, ayıpları varsa, bunu uygun-bir-süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğunun bulunduğu, olayımızda jeneratörün kullanıldığı işlerin farklı ve zor koşullara tabi olduğu olduğu bu nedenle eksik güç üretiminin fark edildiği anda davalı tarafa mesaj yolu ile bildirimde bulunulduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Tarafların sunmuş olduğu tanıklar dinlenmesine karar verilmiş olup dinlenen davacı tanığı ..... beyanında "... jeneratör haziranın 22'si civarında bize teslim edilmiştir, fakat davalı taahhüt ettiği gibi kurulumu ve jeneratörün çalışmasını gerçekleştirmedi, bize kendi başımıza jeneratörü çalıştırmamızı söylediler, biz de onların isteği üzerine temmuz ayı döneminde jeneratörü çalıştırdık, fakat farkettikki bizim kazaltı makinelerimizden sadece bir tanesi çalışmaktaydı, bu hususu telefon ve telefon mesajları ile davalı müdürü Türkan hanıma ilettik, bizden iade faturası kesmemizi istediler, iade faturasını kestik, kendilerinin gönderdiği bir araca jeneratörü yükleyerek iadeyi gerçekleştirdik fakat yüklemeyi yaparken bedeli sadece 1000 TL olan bir jeneratör ayağı kırılmış, bize gönderilen aracın kapalı kasa olması sebebi ile bu zarar meydana gelmiştir, jeneratör ayrıca arazide kullanıldığından üzeri tozlanmıştır, ..." demek suretiyle jeneratörün teslim ve çalışmasına ilişkin beyanda bulunmuş ve güç üretiminin düşüklüğü hususunun belirlenme zamanını paylaştığı, tanık beyanı haricinde de mevcut deliller kapsamında ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabul edilmesi nedeniyle tanık beyanının hükme esas alınmadığı ancak davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde de dava konusu eşyanın kendilerinde olduğunun kabul edildiği ve arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığının ileri sürüldüğü görülmekle eşya üzerinde inceleme yapılması gerektiğine ilişkin kanaate varılarak mahkememiz ikinci celsesinde "2-Davalı vekilinden dava konusu ve iade edilen jeneratörün bulunduğu yeri 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize bildirilmesinin istenmesine, aksi halde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının tebliğ ile ihtarına, ihtarın iş bu ara kararın tebliği ile yapılmasına, 3-2 numaralı ara karar kapsamında jeneratörün bulunduğu yerin bildirilmesi sonrasında dosya bütün halinde mahkememizce re'sen seçilecek bir mali müşavir ve bir makine mühendisi bilirkişiden oluşan 2 kişilik bilirkişi heyetine tevdii edilerek dosya kapsamı itibariyle rapor tanzim edilmesinin istenmesine, Her bir bilirkişi için 7.000,00.-TL olmak üzere toplam 14.000,00 TL ücret takdirine, buna göre eksik kalan bilirkişi ücretinin davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz dosyasına yatırmasının istenmesine, (DAVACI VEKİLİNE İHTAR EDİLDİ)" hükmolunan ara kararlar ile jeneratörün bulunduğu adresin mahkememize bildirilmesi için davalıya süre verildiği, işbu ara kararların 08/06/2025 tarihinde tebliğ edildiği, sunulan beyan dilekçesinde " ..... Mahallesi .... Bulvarı No: 34 Kahramankazan Ankara" şeklinde beyanda bulunulması üzerine talimat yazılarak bilirkişi görevlendirmelerinin yapıldığı, 15/12/2025 tarihli yerinde inceleme tutanağı ve 17/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda "Davaya konu jeneratörün bulunduğu adres olarak davalı vekili tarafından beyan olunan iş yerinin, terk edilmiş boş ve kapalı bir alandan ibaret olduğunu, Bildirilen adreste, davaya konu jeneratör de dahil olmak üzere, incelenebilecek her hangi bir nesnenin mevcut olmadığını, Dosyaya beyan edilen iş yerinin, en az 6 ay öncesinden beri davalı şirket tarafından terk edilmiş olduğunun mülk sahipliğince beyan edildiğini, Belirtilen nedenlerle, davalı şirket tarafından beyan edilen adreste amade bulundurulmayan davaya konu jeneratör üzerinde fiili bir inceleme yapılmasının mümkün bulunmadığını, " denilerek belirtilen adreste dava konusu eşyanın bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından bildirilen adrese ilişkin beyanda bulunarak adresin davalı şirket yetkilisi tarafından yanlış olarak bildirildiği bu nedenle yeniden süre verilmesini talep ettiği, verilen kesin süre içinde adres bildiriminin davalıdan kaynaklanan işlem olması ve davacı vekilinin duruşmadaki "davalı vekilini talebi yargılamayı uzatmaya yöneliktir bildirilen adrese bilirkişi gitmiş dava konusu eşya adreste bulunamamıştır, öncelikle davamızın kabulüne karar verilsin mahkemeniz aksi kanaatte ise ek süre verilmesine muvafakatimiz yoktur" beyanları kapsamında yeniden süre verilmemiş olup davalıya yemin deliline dayanıp dayanmadığı sorulmuş ise de davalı tarafından yemin deliline dayanılmayacağı belirtilmiştir. Somut olay yönünden ispat yüküne ilişkin açıklama yapılması gerekmektedir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1). Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. (Yargıtay H.G.K 2017/19-1633 Esas, 2017/1633 Karar) Kural olarak satış sözleşmeleri satışa konu malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti davacı tarafa düşmektedir. Davacı taraf alacağın dayanağı olan satışa konu malı teslimi hususunu usulünce ispat etmelidir. Somut olayımızda teslime ve son olarak jeneratörün kimin elinde olduğuna ilişkin bir tartışma bulunmadığı, ayıp ihbarına yönelik davaıc tarafından ilgili delilleri mahkememize sunduğunun anlaşıldığı davalı tarafından ileri sürülen jeneratör arızasının kullıcı hatasından kaynaklandığı iddiasına ilişkin ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğunun anlaşıldığı, davalıya süre verilerek eşyanın adresinin bildirilmesinin istendiği, bildirilen adreste bilirkişi incelemesi yapılmasının istendiği ancak adresin boş olduğunun anlaşıldığı, geçerli bir mazeret ileri sürülmeksizin davalı tarafından yeniden adres bildirimi için süre istenildiği ancak davacının bu duruma karşı muvafakatinin bulunmadığı ve yargıda hedef süre ile taraflarca getirilme ilkeleri dikkate alınarak mahkememizce ek süre verilmediği davalı tarafa yemin delili hatırlatılmasına karşın işbu delile dayanılmadığı da anlaşılarak davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiği kabul edilmekle birlikte ispat yükü ve delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılması nedeniyle davanın kabul edildiği dikkate alınarak asıl alacağa bağlı feri olan icra inkar tazminatını şartlarının oluşmadığına kanaat getirilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile Bakırköy ...... İcra Dairesinin ..... E sayılı dosyasında mevcut itirazın iptali ile takibin DEVAMINA, Takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine İcra İnkar tazminatı talebinin şartları oluşmaması nedeniyle REDDİNE 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.662,00.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 3.415,50.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 10.246,50.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40.-TL başvurma harcı ve 3.415,50.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan 14.000,00 TL bilirkişi ücreti 222,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 14.222,50.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 58-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 69-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/03/2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır