İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/851 E. 2026/248 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/851
Karar No
2026/248
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/851 Esas KARAR NO : 2026/248

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 07/09/2023 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.03.2022 tarihinde müvekkilinin yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı seyir halindeyken ... Cd. ... Hastanesi yakınlarında ... plakalı araç ile kaza yaşandığını, müvekkili ön yolcu koltuğunda kemeri takılı bir vaziyette bulunup yaşanan kaza neticesinde bedeni zarara uğradığını, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın 2.45 promil alkollü olduğu da tutanaklara geçtiğini, sürücü ... kazaya ilişkin kusurlu olduğunu, bu noktada ön yolcu koltuğunda bulunan müvekkilinin kaza ile ilgili atfı kabil bir kusuru bulunmadığını, izah edilen nedenlerle davanın 6100 sy. HMK md. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak kabulü ile fazlaya ilişkin haklar ve sonradan ortaya çıkacak zararlara ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydıyla; davalı ... ve ...'dan maddi ve manevi tazminatın toplam zararından sorumlu olmak üzere, davalı ... Ve .... sigorta hakkında başvuru tarihinden itibaren ve manevi tazminat hariç poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere, işletilecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili .... için; yaralanması sebebiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 900,00TL maddi tazminatın(Beden Gücü Kaybı Zararı (Geçici ve Sürekli İş Görmezlik) Bakım/Bakıcı Gideri ve Tedavi/Tedavi Yol Gideri), olay tarihi olan 26.03.2022 tarihinden itibaren işlemiş ve işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta, davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline, yaralanması sebebiyle 100.000TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.03.2022 tarihinden itibaren işlemiş ve işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı müvekkillerin hastaneye sevki ile AYM iptal kararı doğrultusunda özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre maluliyetinin tespiti işlemlerinin yapılmasını, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin ZMSS sigortacısı olduğunu, sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kaza tespit tutanağı ile mezkur kazada araç sürücüsünün mezkur kazada sorumluluğu bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle öncelikle davanın reddini, aksi kanaat halinde dosyanın kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne sevk edilmesini davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş cevap dilekçesinde özetle;davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre maluliyet raporu alınması amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Dairesi’ne sevkine, kusur raporu alınması için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne sevkine, davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin sigorta teminatı kapsamı dışında olması nedeni ile reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Söz konusu trafik kazasında; davacının araçta yolcu konumunda olduğu, davalı ...'ın araç sürücüsü, ...'ın ise araç sahibi olduğu anlaşılmıştır. 26/03/2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumunun incelenmesinde; Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile .... Caddesi üzerinde seyir halinde iken olay mahalli kavşağına geldiğinde otomobilinin sol yan ön kısımlarına, istikametine göre sol tarafından gelip, kavşağa giren sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin çarpması sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'un yaralandığı trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında olay mahalli kavşağına geldiğinde, istikametine hitaben kavşak girişinde DUR trafik levhası olması nedeniyle durup, istikametine göre sol tarafından gelmekte olan sürücü idaresindeki otomobile ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, bu otomobilin hızını ve konumunu dikkate almadan, mevcut hızıyla kontrolsüzce kavşağa girmesi neticesi meydana gelen olayda asli derecede kusurludur. Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile azami hız sınırının 30 km/h olduğu mahalde kavşağa yaklaşırken hızını tehlike anında tedbir alabileceği asgari seviyeye düşürüp, kavşak kollarındaki trafik akışını dikkate alarak kontrollü bir şekilde kavşaktan geçişini gerçekleştirmesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, kazanın oluşumunu önlemek için zamanında etkin tedbir almadığı olayda alt düzeyde tali derecede kusurludur. Davalı sürücü ...’ın % 85, sürücü ...’in % 15 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Maluliyete ilişkin alınan ATK raporunda maluliyet oranının %0, geçici işgörmezlik süresinin 3ay, ancak radyoloji görüntülerinin sunulması üzerine yapılan ek değerlendirmede 1,5 ay olduğu, bakıma muhtaç olmadığı tespit edilmiştir. Raporun hükme elverişli olması nedeniyle davacı itirazları reddedilerek işgörmezlik talebi ve tedavi giderleri talebi yönünden hesaplama yapmak üzere bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bu sebeple davacı vekiline kesin süre verilmişse de kesin süre içerisinde delil avansı yatırılmamıştır. HMK'nun 324. maddesi gereğince taraflardan her birinin ikame ettiği delil için mahkemece verilen süre içerisinde delil avansını ödemesi, aksi halde sunulu delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Mahkememizce verilen kesin süreye rağmen bilirkişi avansının yatırılmaması nedeni ile bilirkişi incelemesinin yapılamaması nedeni ile bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı anlaşılmakla davacının maddi tazminat talebi yönünden ispatlanmayan davasının reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Manevi tazminat miktarının nasıl belirleneceği konusu Yargıtay HGK.'nun 24.12.2014 tarih ve 2014/21-872 E., 2014/1086 K. sayılı kararında belirtilmiştir. Gerçekten de söz konusu karara göre; “...Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.” Somut olayda davacının söz konusu olay nedeniyle geçici işgörmezliğinin oluşması, kusur oranı, işgörmezlik süresi, kaza nedeniyle duyduğu elem gibi hususlar dikkate alındığında manevi tazminat talebinde haklı olduğu görülmüş ve tarafların sosyal ekonomik durumu, paranın alım gücü kapsamında hakkaniyete göre 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-Maddi tazminat talebi yönünden davanın REDDİNE, 2-Manevi tazminat talebi yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile 30.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 26/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.049,30TL ilam harcından peşin alınan 344,63TL harcın mahsubu ile bakiye 1.704,67TL'nin davalılar ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 269,85TL başvuru harcı, 344,6TL peşin harç olmak üzere toplam 614,48TL'nin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 3.120,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 927,65TL'nin davalılar ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 3.120,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 2.192,34TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 2.161,50TL posta masrafından kabul red oranına göre hesaplanan 642,66TL'nin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davalılar ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... Sigorta Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren işbu davalılara verilmesine, Manevi Tazminat yönünden; 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/851, K. 2026/248, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-851-e-2026-248-k-1013f8773998