İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/149 E. 2025/510 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/149
Karar No
2025/510
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/149 Esas KARAR NO : 2025/510

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/02/2025 KARAR TARİHİ : 10/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;07/08/2020 tarihinde müvekkili ile ... A.Ş. arasında "...'' (yeni adı ile ...) Projesi'nde yer alan Gayrimenkul için, ... 48. Noterliği’nin ... yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde ‘’Ticari Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi’’ imzalandığını, sözleşmenin ''TAŞINMAZIN SATIŞ BİLGİSİ VE ÖDEME PLANI'' başlıklı sayfasında, ... ili , ... ilçesi , ... Mah., 791 ada, 2 parsel, A Blok Kapı No:99, 1. Bodrum Kat, dükkan şeklinde belirtilen gayrimenkulün; sözleşmenin diğer maddelerinde belirtilen şartlar dahilinde alıcı olan müvekkilime satışı ve teslimi yapılacağının belirtildiğini, söz konusu dükkan bedelinin ödeme şekline ilişkin husus, sözleşmenin ''ÖDEME LİSTESİNDE'' düzenlenmiş olup müvekkilimiz sözleşmenin gereği olan yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirdiğini, tarafların, sözleşmenin ''TAŞINMAZIN SATIŞ BİLGİSİ VE ÖDEME PLANI'' başlıklı sayfasında gayrimenkulün teslim tarihini ''Nisan 2021'' olarak açıkça kararlaştırdıklarını, dosyaya sundukları teslim formunda da görüleceği üzere, söz konusu gayrimenkul müvekkillerime fiilen 08.02.2022 tarihinde teslim edildiğini, dolayısı ile sözleşme gereği müvekkillerinin davalılardan toplamda 9 ay 8 günlük kira alacağı hakkı doğduğunu, davalının, sözleşmeye konu ''...'' projesine ilişkin gerek yazılı gerekse görsel tüm basın ve yayın organlarındaki reklamlarında projenin içerisinde '...' durağı olacağını bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin metro katına yakın olarak 1. bodrum katından yatırım amaçlı ilgili dükkanı satın aldığını, davalı, tüm satış stratejisini ''...'' üzerine kurmuş ve bu avantajdan kaynaklı olarak projedeki taşınmazlarının satış değerini, emsallerinin çok üzerinde belirlendiğini, doğal olarak müvekkilim de bu reklam stratejisi çerçevesinde, içerisinde metro durağı olacak bir proje 'hayali' ile davaya konu taşınmaz için satış vaadi sözleşmesi imzaladığını ve teslimini beklediğini, ancak müvekkilinin, taşınmazın teslim edildiği tarih olan 08.02.2022 tarihi itibari ile projede metronun olmadığını gördüğünü, üstelik taşınmaz teslimlerin başlaması ile birlikte şantiye aşamasında projenin hemen içerisinde var olan ''...'' (... durağını gösterir) tabelalarının kaldırıldığını da farkettiğini, keşif aşamasında da görüleceği üzere metronun olmamasından dolayı 1. bodrum katında yer alan dükkan, deyim yerindeyse ölü bir noktada kaldığını, bu durum dahi ayıbın varlığının ve ilgili taşınmazın değerinde düşüş olduğunun bir göstergesi olduğunu, Borçlar Kanunu m. 219 'da da belirtildiği üzere satıcının taahhüt ettiği vasıfların bulunmaması ''ayıp'' olarak nitelendirildiğini, dolayısıyla zemin katında olup içerisinde metro durağı olan ile metro durağı olmayan dükkanlar arasındaki değer farkını düşündüğümüzde; davalının taahhüt ettiği teslim tarihinde ve sonrasında metronun olmaması hizmetin/malın değerini düşüren bir husus olduğunun izahtan vareste olacağını, ''Ekonomik Ayıp'' olarak da nitelendirebilecek bu durum sonrasında müvekkilinin, Borçlar Kanunu gereği ''Hizmetteki ayıp oranında bedelden indirim'' talep etme hakkına sahip olduğunun da ortada olduğunu, her ne kadar teknik şartname veyahut sözleşmede belirtilmese bile satıcının, tüm reklamlarındaki vaatlerinden sorumlu olduğunu belirterek, davanın kabulü ile HMK m.107 çerçevesinde ve daha sonra arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL kira bedelleri toplamı ile metronun olmamasından kaynaklı olarak 100,00 TL ayıp oranında indirim olmak üzere toplamda 10.100,00 TL belirsiz alacağın, taşınmazın teslim edilmesi gereken tarihten itibaren en yüksek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada davacı tarafın, tacir sıfatına sahip olmadığını, ayrıca davacının ilgili dükkanı ticari işi için almadığını, davacının taksi işletmesi olduğu görülmekle davacı yanın esnaf olup dava konusu dükkanın ise taksi işletmesinden bağımsız olarak satın alındığını, bu nedenle huzurdaki davanın nispi ticari dava olmayıp asliye ticaret mahkemesinde ikame edilemeyeceğini, davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, HMK uyarınca yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki tarafın da tacir olması gerektiğinin ifade edildiğini, bununla beraber davacı tacir olmadığından sözleşmede yer alan yetki maddesinin geçersiz olduğunu belirterek, öncelikle, belirsiz alacak davası şartları bulunmayan davanın usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Uyuşmazlığın, davacının, davalı şirketten proje, reklam ve tanıtımları doğrultusunda bağımsız bölüm satın aldığı, ön ödemeli satım vaadi sözleşmesi ile aldığı yerin dükkan niteliğinde olup, teslim tarihinin sözleşmede yazılı bulunduğu ancak, taahhüt edilen sürede teslim edilmediği ve ayrıca tüm satış stratejisine metro üzerine kurup, bu reklam ve satış planı çerçevesinde satın alma kararı verdiği, görsellerin bu doğrultuda olduğu, ancak teslim tarihinde metronun olmadığını gördüğü, proje içerisinde var olan metro durak talebinin teslimler sırasında kaldırıldığı, buna göre hukuki ayıplı satış yapıldığı ve bu taahhüde dayalı aldığı evin ölü noktada kaldığı, değerini yitirdiği, kiraya vermek zorlandığı iddialarıyla geç teslim ve hukuki ayıplı satış olgusu nedeniyle doğan zararların tazmini istemine karşın, davalının süresinde teslim yapıldığı, kovid sebebiyle oluşan mücbir sebepten ilaveli sürenin değerlendirilmesi gerektiği, metro çalışması olduğu yerle projenin uyumu için beklenen belediye cevaplarının geç gelmesi, imar yönetmeliğinin yönetmesini durdurulmasına dair idare mahkemesinin kararları nedeniyle plan ve proje onaylarının gecikmesi ve bundan kaynaklanan fiili imkansızlık nedeniyle oluşan bir kısım aksaklıklardan müvekkilin sorumlu olmadığı, metro bağlantısının proje bazında yapıldığı, logoların kaldırılma sebebiyle, logo sahibi ile yaşanan uyuşmazlıktan kaynaklandığı, teslim için metronun biteceği taahhüdünün bulunmadığı savunması sebebiyle, geç teslim ve ayıplı ifa olup olmadığı, varsa bundan davacının mevcut zararının ne olduğu hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda; HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın "...'' (yeni adı ile ...) Projesi kapsamında imzalanan Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'ne dayalı olarak açılan belirsiz alacak istemine ilişkin olduğu, ... Vergi Dairesinin cevabı yazılarına göre davacı ...'un VUK 177. Maddesinde belirtilen esnaf işletme sınırını aşmadığı, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ile de ...'un gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, 6102 Sayılı TTK'nun 5/1. maddesinde “aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevli” dir hükmünü havi olduğu, 6102. Sayılı TTK nun 4. Maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4.maddenin a,b,c,d, e,f bentlerinde sayılı davaların ticari dava olduğu belirtilmekle; davacı tacir olmadığından ve uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenmediğinden uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığı, HMK 2. Maddesinin (2). Bendine göre " Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." hükmü uyarınca huzurdaki dava dosyasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu anlaşıldığından iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen görev dava şartının sübut bulmadığı kanaatiyle davanın, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10/07/2025

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/149, K. 2025/510, T. 10.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-149-e-2025-510-k-0aca0d8c084f