İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/110 E. 2026/751 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/110
Karar No
2026/751
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/110 Esas KARAR NO:2026/751

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/02/2025 KARAR TARİHİ:16/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 17/02/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Kooperatifi ile davalı ... Tic.Ltd.Şti. arasında 20.05.2024 tarihli “... Elektrik Güç Arttırım Hizmet Sözleşmesi” yapıldığını, sözleşme içeriği madde 2 de belirtildiğini, tüm bu işlerin karşılığı karşılığında ise 1.489.291,20-TL ödeme yapılması kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre iş teslimi 24.07.2024 tarih olduğunu, ancak müvekkili tüm ödemeleri yapmasına rağmen davalı şirket taahhüdünü yerine getirmediğini, davalı firmanın talebi ile ... Güvence Bedeli kendilerine gönderildiği halde, idareye bu bedelin yatırılmadığı anlaşıldığını, davalı ... Tic.Ltd.Şti. yaptığı projeyi usulüne uygun olarak elektrik idaresi ...’a onaylatmadan işe başladığını ve hatalı bir sistem kurduğunu, projenin istenilen işe uygun olmaması ve idarece onaylanmadan işleme konulması ile kurulan tüm sistem atıl kaldığını, projedeki usulsüzlükler nedeniyle onay alamayacağı ... tarafından müvekkiline bildirildiğini, ...’ın onayı olmadan kurulan sistem kullanılamadığı gibi idare tarafından usulsüz işlem nedeniyle müvekkili kooperatifin üyelerine karşı idari ceza tehdidi doğduğunu, davacı kooperatifi yanıltmak amacıyla internet üzerinden başvuru yapılmış gibi belgeler şirket yetkilisi Engin Merduvan tarafından iletildiğini, şirket işin başından itibaren kötü niyetli olduğunu, “Elektrik Güç Arttırım Hizmet Sözleşmesi” ile 25.07.2024 tarihinde 315 kw güç kullanılır şekilde sistemi teslim etme edimi davalı tarafından yerine getirilmediğini, sözleşme tarihinden itibaren müvekkilince davalı şirkete 1.636.218-TL ödeme yapıldığını, işin teslim edilmemesi nedeniyle ... 2.Noterliğinin 11.10.2024 tarih ve .... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile paranın iadesi istenmiş ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını, ....İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, icra takibine itiraz ettiğini, yapılan arabuluculuk toplantısında da anlaşmaya varılamadığını, yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, itiraz kötü niyetli olduğundan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, masraf ve avukatlık ücretinin de karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 27/05/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı ile yazılı sözleşme akdedildiği ve sözleşme hükümlerinin davalı tarafından ihlal edildiği iddiasıyla açılan davada, öncelikle ödeme emrinin usulsüz şekilde mahalle muhtarına tebliğ edildiği, bu nedenle tebligatın 15.05.2025 tarihinde öğrenildiği tarihten itibaren süresinde cevap verildiği, öte yandan taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dosyaya sunulan sözleşme örneğindeki kaşe ve imzaların davalı şirkete ait olmadığı, bu nedenle imza ve belgeye açıkça itiraz edildiği, davalının işini ... Fen Bölümü onayına uygun biçimde tamamladığı ve karşılığında fatura düzenleyerek hak ettiği ödemeleri aldığı, davacının ise söz konusu güç artırım işlemi sonrası kendi sorumluluğundaki sözleşme ve beyanname işlemlerini yerine getirmediği, tapu kayıtlarındaki tarla vasfı ve kaçak yapı gerekçesiyle işlemlerin sonuçlanmadığı, davalının güvence bedeline ilişkin herhangi bir ödeme almadığı, ödemelere dair faturaların içeriklerinden bu durumun açıkça görülebildiği, davacının kendi kusurlu işlemleri nedeniyle cezai sorumluluğa uğraması sonucu davalıyı sorumlu tutmaya çalıştığı ve bu nedenle kötü niyetli olduğu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyası, e-faturalar, Whatsapp yazışmaları, hizmet sözleşmesi, BA/BS formları, ihtarname, ticaret sicil kaydı, bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamından ibarettir. Mali Müşavir bilirkişi ... ile Elektrik Mühendisi bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı şirkete yapılan toplam 1.636.218,00 TL tutarındaki ödemelere rağmen sözleşme konusu için ifa edilmediği iddiası ile ödenen bedellerin davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu... HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davacının 2024 yılı ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup sahibi lehine delil olma vasfi Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre... davacının takip tarihi (04.11.2024) itibariyle davalı yan ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edildiği, davalı defterlerini... HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalının 2024 yılı ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup sahibi lehine delil olma vasfi Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının incelenen ticari defterlerine göre... takip tarihi (04.11.2024) itibariyle davacı yandan 84.720,00 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, tespit edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırılmalı olarak incelendiğinde, takip tarihi (04.11.2024) itibariyle davacı yanın davalı ile borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı, buna karşılık davalı yan kendi ticari defterlerinde davacıdan 84.720,00 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, buna göre cari hesap farklılığının 84.720,00 TL olduğu anlaşıldığı, Taraflar arasındaki cari hesap mutabakatında ortaya çıkan 84.720,00 TL tutarındaki farkın, iki temel sebepten kaynaklandığı tespit edilmiştir. Birinci neden; davalı tarafından düzenlenen ve kendi kayıtlarında yer alan 17.04.2024 tarihli .... numaralı 30.600,00 TL tutarındaki fatura ile 10.07.2024 tarihli ... numaralı 100.320,00 TL tutarındaki faturaların, davacı şirketin ticari kayıtlarına yansıtılmamış olmasıdır. İkinci neden ise, davacı tarafından 27.08.2024 tarihinde gerçekleştirilen 46.200,00 TL tutarındaki ödemenin davalı kayıtlarında bulunmasına rağmen davacı kayıtlarında yer almamasıdır. Bu üç kalem arasındaki farkın neticesinde (30.600,00 + 100.320,00 - 46.200,00 =) toplamda 84.720,00 TL tutarında bir cari hesap uyuşmazlığı oluştuğu, Bununla birlikte, somut dava bakımından davacının talebinin, yaptığı ödemelerin iadesine yönelik olduğu, dolayısıyla bu talebin esasen davacı kayıtları çerçevesinde ileri sürüldüğü değerlendirilmiştir. Davalı kayıtlarında davacıya ait daha fazla ödemenin yer alması, başka bir ifadeyle davacı lehine fazla kayıt bulunması nedeniyle, taleple bağlılık ilkesi gereği takipte talep edilen tutarın üzerinde bir bedelin hüküm altına alınmasının hukuken mümkün olmadığı dikkate alındığında, bahse konu cari hesap farklılıklarının maddi sonuca etkisi bulunmadığı ve bu hususların ayrıca irdelenmesine gerek bulunmadığı kanaatine varildiği... neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, tarafların incelenen ticari defter kayıtlarına göre -taleple bağlılık ilkesi gözetilerek- süregelen ticari ilişkide davacı yan tarafından davalı hesabına toplamda 1.636.218,00 TL tutarında ödeme yapıldığı sabit hale geldiği, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği üzere davalı tarafın sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda sektörel yönden incelemelerimize rapor içeriğinde yer verilecek olup takdiri ve hukuki değerlendirmesi mahkemenize ait olmak üzere, davacının davasında haklı görülmesi halinde yapılan ödemelerden kaynaklı davacının takip tarihi (04.11.2024) itibariyle davalı yandan 1.636.218,00 TL asıl ve 351.127,35 TL işlemiş faiz olmak üzere genel toplamda 1.987.345,35 TL alacaklı olacağı; Sektörel Yönden İncelemelerde; Davalı şirketin, ...’a projeyi onaylattığı, projeye uygun olarak işi yaptığı düzenlenen faturalarla davacı şirketin ödemeleri yaptığı, davacı şirketin, güç talep ettiği yerin tarla vasfında ve üzerindeki yapıların kaçak olması nedeniyle ...’ın sözleşme yapmadığı, davalı şirketin bu konuda kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı, güvence bedelinin davacı şirket tarafından davalıya gönderildiğine ilişkin dosyada evrak bulunmadığı anlaşılmaktadır. Netice olarak, davalı şirketin yüklendiği işi yaptığı, karşılığında davacı şirketin davalının yaptığı işlerin bedelin davalıya ödediği, davalı şirketin davacı şirkete iade edeceği herhangi bir bedel bulunmadığı, davacı şirketin, ... ile elektrik sözleşmesi yapamaması davalı şirketten kaynaklanmadığı anlaşıldığından davalı şirketin davacı şirkete iade etmesi gereken bir bedel bulunmadığı kanaatine varıldığı... şeklinde sonuç ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Elektrik Mühendisi bilirkişi Mehmet Şen tarafından hazırlanan bilirkişi ek raporunda ise özetle; ...Dosya içeriği belge, bilgi, tarafların itirazlarının inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davalı ... ile davacı ... arasındaki faturaya konu işlerin yapıldığı, ayıplı ifanın bulunmadığı, yapılan işler nedeniyle ... A.Ş. ve davacı ... Yapı Kooperatifi arasında güç artışına ilişkin yeni bir elektrik sözleşme kurulmasına engel bir ayıbın bulunmadığı, yeni sözleşme kurulamamasının davalı ... Ticaret Limited Şirketi’den kaynaklanmadığı, yeni sözleşme kurma hükümlülüğü davacı Sınırlı Sorumlu Denet Konut Yapı Kooperatifi tarafında olduğu kanaatine varılmıştır... şeklinde sonuç ve kanaatini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, itirazın iptali davasında .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret olduğu tespit edildi. 2004 sayılı İİK madde 67’de “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenen itirazın iptali davası borçlunun itirazını hükümsüz kılarak duran icra takibinin devamının sağlanmasına ve takibe konu alacağın varlığının teyit edilmesi amacı ile açılarak alacaklının alacağına kavuşması sağlanır. İtirazın iptali davasının açılabilmesi için özel dava şartları bulunmaktadır. Bu dava şartlarının bulunmaması davanın usulden ret sebeplerini oluşturmaktadır: Bunlar; 1-Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunması: İtirazın iptali davası geçerli bir icra takibinin yapılmış olmasına bağlıdır. Yetkili icra dairesinde, usulüne uygun bir şekilde yapılmış bir icra takibi olmadıkça itirazın iptali davasının açılması mümkün değildir. 2-Borçlu tarafından süresinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması: Borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi (7) gün içerisinde itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz borca itiraz veya imzaya itiraz olabileceği gibi yetki itirazı da olabilir. Borçlu imzaya yaptığı itirazı ayrıca ve açıkça belirtmelidir. Bunun yapılmadığı durumlarda senet altındaki imza ikrar edilmiş sayılır. Yapılan itiraz yetki itirazı ise ayrıca ve açıkça esasa itiraz edilmemişse itirazın iptali davası açılamaz. 3-Davacının hukuki yararının bulunması: Genel dava şartı olan hukuki yararın bulunması itirazın iptali davası için de söz konusudur. İİK madde 68 ve 68/a’da sayılan belgeleri elinde bulunduran alacaklı itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir. Fakat itirazın kaldırılması yolu maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden alacaklının itirazın iptali yoluna gitmesi hukuki yarar açısından değerlendirildiğinde yerindedir. 4-Davanın itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir (1) yıl içinde açılması: İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden sonraki bir (1) yıl içerisinde açılmalıdır. Bahsedilen bu süre hak düşürücüdür ve süre geçirildiğinde artık itirazın iptali davası açılması mümkün değildir. Bu durumda normal bir alacak davası açılabilir. 5-Kesin hüküm ve derdestlik bulunmaması: Açılan dava hakkında daha önceden mevcut olan bir kesin hüküm bulunmaması gerekmektedir. Kesin hüküm davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve hakim tarafından resen gözetilir. İtirazın iptali yolu ile elde edilecek hüküm kesin hüküm olduğundan alacaklının icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep etmesi mümkün değildir. Önce icra mahkemesine başvuran alacaklı sonrasında genel mahkemeden itirazın iptalini isteyebilir ve bu durum derdestlik hükümleri içinde değerlendirilmez. Bununla birlikte alacaklı aynı alacak için kısmi olarak hem itirazın iptali hem de itirazın kaldırılması yoluna başvuramaz. Dosyaya getirtilen .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 1.636.219,20-TL asıl alacak, 351.858,28- TL avans faiz olmak üzere toplam 1.988.077,48- TL borcun ödenmesi amacıyla 04/11/2024 tarihinde 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca itiraz ettiği, itirazın ve davanın süresinde olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı bakımından yapılan değerlendirmede; davacı ile davalı şirketler arasında elektrik gücünü arttırmak için şifahi hizmet sözleşmesi yapıldığı, sözleşmede kompanzasyon ve harici panoların kurulması, trafo merkezinden kablo çekilmesi, elektrikli cihazların montajı, sayaç panosunun kompanzasyon sistemi ile birlikte yeniden tesis edilmesi, direk dikilmesi, dağıtım panolarının topraklaması, proje yapılması, malzemelerin sağlanması, testlerin gerçekleştirilmesi kararlaştırıldığı, davacı şirketin, davalı şirkete yaptığı işlere karşılık tüm ödemelerini yaptığı, fakat belirtmek gerekir ki davalı şirketin, dosyadaki yazı cevaplarından da anlaşıldığı üzere ...’a projeyi onaylattığı, projeye uygun olarak işi yaptığı düzenlenen faturalarla davacı şirketin ödemeleri yaptığı, davacı şirketin, güç talep ettiği yerin tarla vasfında ve üzerindeki yapıların kaçak olması sebebiyle ... A.Ş.’nin sözleşme yapmadığı, bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere davalı şirketin bu konuda kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı, bu noktada sorumluluğun davacı üzerinde olduğu, güvence bedelinin davacı şirket tarafından davalıya gönderildiğine ilişkin dosyada evrak bulunmadığı, nitekim davalı şirketin ...’ın bağlantı gücü şartlarına elektrik gücü artırımı altyapısı tesis ettiği bu aşamadan sonra davacı şirketin ... ile artımı yapılan güce göre elektrik sözleşmesi yapması gerektiği, bu noktada davalı şirketin yetkisi ve yükümlülüğü de bulunmadığı, sonuç olarak davalı şirketin yüklendiği işi yaptığı, karşılığında davacı şirketin davalının yaptığı işlerin bedelini davalıya ödediği, davalı şirketin davacı şirkete iade edeceği her hangi bir bedelin de bulunmadığı, davacı şirketin ... ile elektrik sözleşmesi yapamamasının sebebinin kendisinden kaynaklığı, davalı şirketten kaynaklanmadığı anlaşıldığından tüm bu hukuki nedenler ışığında davanın reddine, davalı yanın kötüniyetli olduğuna dair herhangi bir delil dosyada bulunmadığından tazminat şartları oluşmadığı anlaşılmakla davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı yanın kötü niyet tazminat talebinin şartlar oluşmadığından reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 23.279,01-TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacı tarafa resen iadesine, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 296.330,85-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilerek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 16/10/2026 09:24:28

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/110, K. 2026/751, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-110-e-2026-751-k-72324698a1c2