İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1039 E. 2026/308 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1039
Karar No
2026/308
Karar Tarihi

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/1039 Esas KARAR NO : 2026/308

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ....

DAVALI :.... ... VEKİLİ : Av. ... -...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2025 KARAR TARİHİ : 05/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili, Davalı ile müvekkil şirket arasında akdedilmiş olan hizmet sözleşmesi kapsamında, müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini ve fatura tanzim ederek davalıya gönderdiğini ancak fatura bedellerinin davalı tarafça ödenmediğini, davalı adına tanzim edilmiş olan faturaların ödenmemesi üzerine davalı taraf aleyhine ... Batı İcra Müdürlüğü 2024/51536 E Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili davanın reddini istemiştir. YARGILAMA ve GEREKÇE : Davadaki uyuşmazlığın, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesine istinaden davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiği halde davalının fatura konusu borcun ödemediği iddiasıyla yapılan takibe davalının vaki itirazının iptali konularına ilişkin olduğu anlaşıldı. Eldeki davada öncelikle, mahkememizin görevli olup olmadığı hususu irdelenmiştir. Davalı dernek olup, davacı tacir olmakla birlikte bu haliyle davanın ticari dava olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda, hemen belirtmek gerekir ki; hizmet sözleşmesinden davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin olarak pozitif hukukta herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle hizmet sözleşmesinden kaynaklanan işbu davanın TTK 4 maddesi gereğince mutlak ticari dava olarak kabulü mümkün olmadığından, TTK 5 maddesi gereğince nispi ticari davanın koşullarının mevcut olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Davanın nispi ticari dava olarak Mahkememiz görev alınında değerlendirilebilmesi için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması ve ayrıca tarafların tacir sıfatını haciz olmaları zorunludur. Bilindiği üzere; 6102 sayılı TTK'nın "II - Tüzel kişiler başlıklı 16.maddesinin 1.fıkrasında; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Yine, TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca; devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya, ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından davalı il özel idaresinin tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Söz konusu yasal düzenlemeler bağlamında davalı derneğin tacir sayılabilmesi için maddenin açık lafzı gereği vakfın işlettiği bir ticari işletmenin mevcut olması zorunludur. Somut olayda, davalı derneğin ticari işletmesi mevcut olduğuna ve davada vakfın ticari işletmesine husumet yöneltildiğine ilişkin olarak dava dilekçesinde gerek başlık kısmında gerekse de dilekçe içeriğinde bir açıklık yoktur. Öte yandan,; ara buluculuk tutanağında da karşı yan olarak dernek gösterilmiş, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmede dernek tüzel kişiliği ile yapılmıştır. Ayrıca takibe dayanak faturalar da dernek yönünden tanzim edilmiştir. Bu durumda ise; açılan davanın nispi ticari dava niteliğinde olmadığı tartışmasızdır. Açıklanan nedenlerle; somut uyuşmazlıkta hizmet sözleşmesinden kaynaklanan işbu davayı nispi ticari dava niteliğinde olmadığı sabit olmakla Mahkememizin davaya bakmaya görevli olmadığı, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; görev dava şartı niteliğinde olup davanın her aşamasında davaya bakan Mahkeme tarafından re’sen gözetilir. Bu itibarla, açıklanan gerekçelerle; açılan davada Mahkememizin görevsizliği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c.m. delaleti ile 115/(2). m.. uyarınca Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davaya bakmaya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren tarafların 2 hafta içerisinde müracaatı halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verilmesine, 4- Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. md.gereğince bir karar verilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026

Katip ... e-imzalıdır.

Hakim ... e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1039, K. 2026/308, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1039-e-2026-308-k-caf8eb28defb