İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/999 E. 2025/582 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/999
- Karar No
- 2025/582
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/999 KARAR NO : 2025/582 DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/11/2024 KARAR TARİHİ : 24/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında müvekkilinin satış ve dağıtımın yaptığı meşrubatların muhafatası, soğutulması ve teşhirleri için "Geçici Kullanım İzin Belgesi" imzalandığını, bu belgeye göre davaya konu olan 1 adet... seri numaralı soğutucu dolabın ariyet koşullarına uygun olarak kullanılmak üzere sağlam ve amaca elverişli bir şekilde 02.08.2022 tarihinde ariyeten davalı tarafından teslim alındığını ancak müvekkili tarafından yapılan rutin müşteri ziyaretleri esanasında mülkiyetinin müvekkili şirketi ait olan ve davalıya ariyeten teslim edilmiş olan soğutucu dolabın davalının “..."” tabela ünvanlı işletmesinde bulunmadığını, davalının taraflar arasında mevcut "Geçici Kullanım İzin Belgesi"ne uygun hareket etmediğinih tespit edildiğini, soğutucu dolabın davacı şirketin veya bayisinin yazılı onayı olmadan yerinin değiştirilmiş olması "Geçici Kullanım İzni Belgesi" hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, bunun üzerine davacı şirketin davalıya soğutucuyu iade etmesi için iadeli taahhütlü olarak ihtarname gönderdiğini, ihtarnamenin davalının "adreste yok/kapalı" ibaresi düşülerek tebliğ edilemediğini, müvekkili şirketin alacağını tahsil etmek amacıyla İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, ödeme emrinin 23/10/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı tarafından takip tarihinden itibaren asıl alacak için ticari işlerde uygulanan yıllık % 51,75 avans faizi, ihtar gideri için de yasal faiz talep edildiğini, davalının borçlu olmadığını iddia ederek takibi durdurduğunu, davalının itirazının haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu soğutucunun müvekkilinin "..." tabela ünvanlı iş yerinde bulunduğunu, davacı şirketin soğutucunun davalıda bulunmadığı yönündeki iddialarının müvekkilinden soğutucunun bedelini tahsil etmeye yönelik kötü niyetli olduğnu, davacı tarafın intarnamesinin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, her ne kadar ihtara ilişkin haber kağıdının kapıya yapıştırıldığı bildirilmiş ise de, bu yönde herhangi bir haber kağıdı bırakılmadığını, ihtarın tebliğ edilememesi nedeniyle müvekkili şirketin dolabın iadesi konusunda da yardımcı olamadığını, müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davacının müvekkilinin elektronik tebligat adresi bulunmasına rağmen bu şekilde tebligat gönderilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa dolabı iade etmeye hazır olduğunun bildirilmesine rağmen dolabı teslim almaktan imtina edildiğini, davacı tarafın hem dolabı almayıp hemde dolabın iade edilmediği bahsi ile bedelini tahsil etme yoluna gitmelerinin kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin veişlemiş faiz talebi ile talep ettiği yıllık % 51,75 avans faiz talebi yerinde olmayıp reddinin gerektiğini beyan etmekle, davanın reddine, haksız ve kötü niyetle yapılan takip nedeniyle %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, 3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 5-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları, 6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları, 7-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, davacı şirketin satış ve dağıtımını yaptığı meşrubatların muhafazası, soğutulması ve teşhirleri amacıyla taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan Geçici Kullanım İzin Belgesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak 02/08/2022 tarihinde teslim edilen 1 adet...seri numaralı soğutucu dolabın, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği üzere davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığı, bu durumun Geçici Kullanım İzin Belgesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin yazılı onayı olmadan yeri değiştirilen dolabın iadesi amacıyla yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığından bahisle, soğutucu ürününün bedelinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının... Satış ve Dağıtım Anonim Şirketi, borçlunun ... Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 23.795,56-TL asıl alacak, 100,00-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 23.895,56-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 22/04/2025 tarihli duruşmanın 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. 22/04/2025 tarihli duruşmanın 7 numaralı ara kararında ise davalı ... Ticaret Anonim Şirketi adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı ... Ticaret Anonim Şirketi'nin ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı gibi, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmemiştir. Her ne kadar taraflara ait ticari defter ve belgelerin sunulması veya bulundukları yerin bildirilmesi amacıyla taraflara süre verilmiş ise de, davaya konu alacağa dayanak 1 adet...seri numaralı soğutucu dolabın davalı şirketin uhdesinde bulunduğu hususunun her iki tarafın kabulünde olduğu, bu kapsamda ticari defter ve belgeler üzerinde yaptırılması muhtemel bilirkişi incelemesinin yargılamaya herhangi bir katkısı olmayacağı anlaşılmakla, ticari defter ve belgelerin incelenmesine yer ve gerek olmadığına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. Dava konusu olan, Geçici Kullanım İzin Belgesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak 02/08/2022 tarihinde teslim edilen 1 adet...seri numaralı soğutucu dolabın, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği üzere davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığı, bu durumun Geçici Kullanım İzin Belgesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin yazılı onayı olmadan yeri değiştirilen dolabın iadesi amacıyla yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı iddiaları açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu izahtan varestedir. Dava dilekçesinde davacı şirketin satış ve dağıtımını yaptığı meşrubatların muhafazası, soğutulması ve teşhirleri amacıyla taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan Geçici Kullanım İzin Belgesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak 02/08/2022 tarihinde teslim edilen 1 adet...seri numaralı soğutucu dolabın, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği üzere davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığı, bu durumun Geçici Kullanım İzin Belgesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin yazılı onayı olmadan yeri değiştirilen dolabın iadesi amacıyla yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı iddia edilmiş ise de, cevap dilekçesinde iddiaların kabul edilmediği,...seri numaralı soğutucu dolabın davalı şirketin işletmesi olan... isimli işyerinde bulunduğunun belirtildiği, kaldı ki...seri numaralı soğutucu dolabın davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığının tespiti açısından herhangi bir yazılı delil bulunmadığı, bu durumun davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği iddiasının soyut beyandan ibaret olduğu, mevcut delil durumu ve dava dilekçesinde yer alan iddiaların davalı tarafça reddedilmesi kapsamında davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. maddesinde; ''Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 226. maddesinde ise; ''Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz: a)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, b)Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller, c)Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 227. maddesinde de; ''Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.'' şeklinde hüküm bulunmaktadır. Yemine davet hususu ise, Kanunun 228. maddesinde; ''Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 229. maddesinde; ''Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.'' düzenlemesi ile yemin etmemenin sonuçlarına yer verilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, 24/06/2025 tarihli duruşmada davacı vekiline dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış oldukları hatırlatılarak, yemin deliline başvurup başvurmayacakları hususunda sorulmakla, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan etmiştir. Tüm dosya sapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacı şirketin satış ve dağıtımını yaptığı meşrubatların muhafazası, soğutulması ve teşhirleri amacıyla taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan Geçici Kullanım İzin Belgesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak 02/08/2022 tarihinde teslim edilen 1 adet...seri numaralı soğutucu dolabın, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği üzere davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığı, bu durumun Geçici Kullanım İzin Belgesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin yazılı onayı olmadan yeri değiştirilen dolabın iadesi amacıyla yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığından bahisle, soğutucu ürününün bedelinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 23.795,56-TL asıl alacak, 100,00-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 23.895,56-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, Geçici Kullanım İzin Belgesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak 02/08/2022 tarihinde teslim edilen 1 adet...seri numaralı soğutucu dolabın, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği üzere davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığı, bu durumun Geçici Kullanım İzin Belgesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin yazılı onayı olmadan yeri değiştirilen dolabın iadesi amacıyla yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı iddiaları açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu, dava dilekçesinde davacı şirketin satış ve dağıtımını yaptığı meşrubatların muhafazası, soğutulması ve teşhirleri amacıyla taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan Geçici Kullanım İzin Belgesi çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete ariyet olarak 02/08/2022 tarihinde teslim edilen 1 adet...seri numaralı soğutucu dolabın, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği üzere davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığı, bu durumun Geçici Kullanım İzin Belgesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin yazılı onayı olmadan yeri değiştirilen dolabın iadesi amacıyla yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı iddia edilmiş ise de, cevap dilekçesinde iddiaların kabul edilmediği, ... seri numaralı soğutucu dolabın davalı şirketin işletmesi olan ... isimli işyerinde bulunduğunun belirtildiği, kaldı ki... seri numaralı soğutucu dolabın davalı şirkete ait... isimli işletmesinde bulunmadığının tespiti açısından herhangi bir yazılı delil bulunmadığı, bu durumun davacı şirket tarafından gerçekleştirilen rutin müşteri ziyaretleri sırasında tespit edildiği iddiasının soyut beyandan ibaret olduğu, mevcut delil durumu ve dava dilekçesinde yer alan iddiaların davalı tarafça reddedilmesi kapsamında davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, 24/06/2025 tarihli duruşmada davacı vekiline dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış oldukları hatırlatılarak, yemin deliline başvurup başvurmayacakları hususunda sorulmakla, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan ettiği, bu kapsamda davacı tarafın yemin delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmekle, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine, davacı tarafın kötü niyetinin de ispatlanamaması çerçevesinde kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin, alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı şirketten alınarak davalı şirkete verilmesi talebinin REDDİNE, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 187,80-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 23.895,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/06/2025
Katip... e-imzalıdır
Hakim... e-imzalıdır