İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/519 E. 2025/728 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/519
- Karar No
- 2025/728
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/519 Esas KARAR NO : 2025/728
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/05/2024 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı baba müvekkil 23 yaşındaki oğlunun 21 yaşında 28.01.2021 tarihinde keşide etmiş olduğu 20.08.2021 vade 80.000.-USD Amerikan Doları bono sebebiyle alacaklı olduğu iddiası ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından örnek 10 Kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibine başladığını. tüm mal varlığına haciz uyguladığını,Müvekkilin halen öğrenci olup bu güne kadar hiç bir ticari faaliyeti ve 80.000 $ lık alımı harcaması mal varlığı olmadığını, müvekkilin annesi davalı baba ile ayrı olup boşanma protokolünde müvekkil 18 yaşına geldiğinde müvekkil adına daire tescili yapılması gerektiğini davacı bu tescili yapmamak için annesini dolandırdığını ortak evlerini sattırıp kendi adına halen yaşadıkları evi aldığını ve şu anda birlikte yaşadığı ... adına tescil ettirip tahliye kararı aldığını, bu ev bedelini müvekkilden geri alabilmek için iş bu bedelsiz senedi işleme koyduğunu, müvekkilin senetteki imzanın ne şekilde atıldığını uzun süre düşündüğünü ve davalı babasının eski eşi ...’ın hatırlatması sonucu onunda bulunduğu ve birlikte yaşayıp evlendiğini, 2016 yılı Temmuz ayında 16 yaşındayken sigortadan para almak için evrak hazırladığı beyanı ile ...’ında huzurunda bulunduğu ortamda senedi doldurarak aldığını, müvekkilin anne ve babasının ayrı olması ve babasına hayranlığı özlemi sebebiyle ne söylediyse güvenerek imzalandığını, müvekkilin yargılama giderlerini karşılayacak maddi gücü olmamasından ötürü Mahkeme nezdince gerçekleştirilecek incelemeler sonucu adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama gideri ve teminatların adli yardım yolu ile karşılanmasına takdiren teminatsız olarak , mümkün olmadığı takdirde adli yardımdan karşılanmak üzere teminat mukabili ve müvekkilin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla öncelikle icra takibinin durdurulması için, veya icra veznesine ödenecek miktarın davalıya ödenmemesi için İhtiyati Tedbir taleplerinin kabulüne, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yaparak müvekkilin mağdur eden davalının takip konusu alacağın %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Evrakların Polis veya Jandarma Grafoloji laboratuvarına gönderilerek imzanın atıldığı tarih, senet üzerindeki kalem farklılıklarının tespiti için rapor alınmasıne ve HMK M.202 doğrultusunca delil başlangıcı beyan edildiği için şahit dinlenmek suretiyle davanın kabulü ile davalıya müvekkilin Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespiti, menfi tespit taleplerinin kabulü ile takibin iptaline ve ödemek zorunda kalacakları miktarın istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; borçtan kurtulmak isteyen davacının benzer gerekçelerle ikame etmiş olduğu dava Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... E. ... K. Sayılı kararıyla reddedildiğini, önce imzasını kabul etmeyen davacının imzasının kendisine ait olduğu ve beyanlarının gerçek olmadığı ortaya çıkınca, anılan dava reddedilmiş, davacı bu sefer genel mahkemelerde dava açma yolunu seçtiğini, müvekkil, babalık sorumluluklarını yerine getiren bir baba olarak, davacı oğlunun kendisinden istediği meblağı hiç düşünmeden vermiş ve karşılığında dava konusu senedi aldığını, davacı tarafça ticari bir faaliyetinin bulunmadığı iddia edilse de, davacı taraf o tarihlerde Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde 4B (Bağkur) kaydı açtırmış ve bir süre sonra kapattığını, bu itibarla, davacının ticari faaliyeti bulunmadığına yönelik iddiaların çürüdüğünü, yine davacı tarafça senedin 16 yaşında imzalandığı iddia edilse de, bir kere senedin düzenlendiği yıl olan 2021 yılında davacının reşit bir birey olduğunu, bu tarihte davacı taraf, müvekkil babanın aldığı uçak biletiyle Antalya iline gelmiş ve babasını ziyaret ettiğini, davacı taraf, müvekkilin eski eşi ....'ın hatırlatması ile davaya konu senedi imzaladığını hatırladığını ifade ettiğini, bir başka deyişle davacı taraf, imzasını inkar ederek mahkemeleri meşgul etmiş, onca masrafa yol açmış ardından ise senedi imzaladığını hatırladığını beyanla davanın reddini, müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespiti Menfi tespit talebi ve miktarın istirdadı talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki uyuşmazlığın; keşidecisi ... olan 80.000 USD bedelli bonodan dolayı davacının borçlu olup olmadığı, menfi tespit talebinde haklı olup olmadığından kaynaklandığı, mahkememizce tespit edilmiştir. Mahkememizce delil olarak Bakırköy .... İcra Dairesi'ne , Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi'ne İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi'ne İstanbul ... İcra Dairesi'ne Bakırköy .... Aile Mahkemesi'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, istenen bilgi ve belgelerin gönderildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından takibe konu edilen keşidecisi davacı olan bono yönünden bedelsizlik iddiasına dayalı olarak menfi tespit talebi hakkındadır. Davacı dava dilekçesinde; senedin düzenlendiği tarihte davacının 16 yaşında olduğunu, senede konu 80.000,00-USD gibi bir meblağı davalı babasından almasının söz konusu olmadığını, senedin imzalandığı tarihte davacının reşit olmadığı gibi imzaladığı belgenin senet olduğunu dahi bilmediğini, davacının annesi ve davalı arasında boşanma sürecinden kaynaklanan ihtilaflar bulunduğunu bu sebeple senedin işleme konulduğu iddia edilmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının daha önce imza inkarı ile icra mahkemesinde dava açtığını ve bilirkişi incelemesi neticesinde imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıktığını, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğunu, davacının senede konu parayı davalıdan borç aldığını ve Bağkur kaydı yaptırarak iş kurduğunu vergi açılışının bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak senet incelendiğinde; 6102 sayılı Kanun kapsamında takibe dayanak senedin bono niteliğinde bulunduğu, keşidecisinin davacı olduğu, lehdarının davalı olduğu, emredici düzenlemeler gereğince kambiyo vasıflarını taşıdığı, senedin kenarında davacının imzası ile 80.000,00-USD'yi davalıdan borç olarak nakit aldığının şerh düşüldüğü anlaşılmaktadır. Öncelikle davacı senedin düzenlendiği tarihte 16 yaşında olduğunu, reşit olmadığını iddia etmiş ise de senedin düzenleme tarihi incelendiğinde düzenleme tarihinin 28.01.2021 olduğu, davacının nüfus kaydına göre doğum tarihinin 1999 olduğu bu suretle senedin düzenleme tarihinde reşit olduğu anlaşılmakla davacının aksi yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafından senet metnindeki yazıların mürekkep tarihinin araştırılmasına yönelik inceleme yaptırılması talep edilmiş ise de teknik ve bilimsel olarak mürekkep tarihi tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacının aksi yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafından senedin reşit olmadığı tarihte imzalandığına dair senetle ispat kuralı doğrultusunda iddialarını ispatlayacak nitelikte aynı kuvvette başka bir imzası ikrar edilmiş yazılı belge sunulmadığı anlaşılmakla davacının ispatlanamayan senedin düzenlendiği tarihte reşit olmadığına dair iddiasına itibar edilmemiştir. Davacı senedin boş olduğunu tarih kısmının sonradan doldurulduğunu iddia etmiş olmakla birlikte bilindiği üzere; İmza, metin yazılmadan önce, tamamen veya kısmen boş kâğıda atılmış ise metnin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun bir şekilde yazıldığı karine olarak kabul edilir. Beyaza imza atan taraf aksini iddia ediyorsa, iddiasını yazılı delille ispat ile yükümlüdür. (Reisoğlu, S.: Borçlar Hukuk Genel Hükümler, İstanbul 2000, 14. Bası, s. 68). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.03.1989 tarihli ve 1988/1 E., 1989/2 K. sayılı kararında da bu hususa işaret edilmiş olup ceza davasında dahi imzalı boş belgenin anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğu iddiasının tanık ile ispat edilemeyeceğine değinilmiştir. Yine Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2018 tarihli ve 2017/13-619 E., 2018/919 K. sayılı kararında da aynı ilkeler açıklanmıştır. Bu bağlamda davacının anlaşmaya aykırı olarak senedin düzenlenme tarihinin ileriye yönelik doldurulduğu iddiasını yazılı belge ile ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir. Davacının bir diğer iddiası ise senede konu paranın davalıdan alınmadığı, senedin bedelsiz olduğu iddiasıdır. Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere davalı tarafından takibe dayanak yapılan kambiyo senedi bono niteliğinde olup, davacının bedelsizlik iddiasını da aynı kuvvette imzası ikrar edilmiş yazılı belge ile ispatlaması gerekmektedir. Davacı takibe dayanak kambiyo senedine istinaden davalıdan herhangi bir borç almadığını iddia etmiş ise de senet metnine yazılan ilgili bedelin elden alındığına dair davacının ikrarı ve kambiyo senedi gözetildiğinde davacının herhangi bir delile dayanmayan bedelsizlik iddiasını yazılı belge ile ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce tarafların baba - oğul olduğu gözetilerek delil olarak taraflarca bildirilen tanıklar dinlenmiş ve beyanları alınmış olup; davacı tanıklarının beyanları değerlendirildiğinde davacı tanıklarının davacı ile davalı arasındaki görüşmelerde doğrudan hazır bulunmadığı, davaya konu senede ilişkin olarak davacı tanıklarının doğrudan bilgi ve görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığı, davacı tanıklarının beyanlarının kendi yorum ve kanaatlerine dayalı olduğu anlaşılmakla davacının bedelsizlik iddialarını tanık delili ile de ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim taraflar arasında baba - oğul ilişkisi bulunsa da taraflar arasındaki ilişki senede bağlandığından bedelsizlik iddiasının yalnızca tanıkla ispat edilemeyeceği de açıktır. Bu konuda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Ayrıca taraflar yakın akraba olmakla beraber aralarındaki hukuki ilişki senede bağlandığından artık tanık dinlenmesi mümkün değildir. Sadece senedin keşidesi ile ilgili olarak hile, tehdit veya cebir iddiaları varsa bununla ilgili olarak tanık dinlenmesi mümkün olup..." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Menfi tespit davasında İİK m.72 uyarınca ispat yükü kural olarak davacıda olup paranın sebep davalıya verilmesi lazım gelmediğini ispatlamalıdır. Kıymetli evrak ilişkisinin varlığı halinde ispat yükü açısından değerlendirme yapıldığında: bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Davacı senedin teminat senedi olduğu iddiasında olup, temel olarak bedelsizlik iddiasında bulunmuştur. Davacı ispat yükü altında olup, senet illetten mücerret olduğundan ve senet üzerinde nakden yazılı olduğundan, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmemiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Somut davada, HMK 200. maddesi gereğince senetle ispat zorunludur. HMK 201 maddesi gereğince senede karşı tanıkla ispat yasağı, HMK m.202 delil başlangıcının varlığı halinde tanık dinlenebileceği, HMK m.203 ise senetle ispat zorunluluğunun istisnaları düzenlenmiştir. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Yine eldeki davada olduğu gibi HMK m.203/1-a uyarınca kardeşler arasında görülen davada senede bağlanan alacak mevcut olduğundan senetle ispat kuralı geçerliliğini devam ettirir. Taraflar yakın akraba olmakla beraber aralarındaki hukuki ilişki senede bağlandığından artık tanık dinlenmesinin mümkün görülmediği, sadece senedin keşidesi ile ilgili olarak hile, tehdit veya cebir iddiaları varsa bununla ilgili olarak tanık dinlenebileceği, mahkemenin bu konudaki gerekçesi yerinde olduğu anlaşılmakla bu konudaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir." Davacı tanıkları davalı açısından değerlendirildiğinde ise davacı tanıklarının davalının davacıya 80.000,00-USD verebilecek maddi gücünün bulunduğunu beyan ettiği bu suretle de davalının maddi gücünün davacıya senede konu borcu verebilecek ölçüde olduğunun bizzat davacı tanıkları tarafından beyan ve ikrar edildiği anlaşılmakla bu yönden de davacının iddialarına itibar edilmemiştir. Son olarak davalının iddiaları doğrultusunda davacının kayıtları incelendiğinde senedin düzenlenme tarihinden bir süre sonra davacı adına vergi işletme açılış kaydının bulunduğu, davacının kurye faaliyetine kendi adına vergi işletme açılış kaydı yaptığı, davacının kuryelik için motorbisiklet sahibi olması gerektiği bu yönden de davalının yan deliller ile davacının beyan ve iddialarını çürüttüğü anlaşılmaktadır. Son olarak davacı senet niteliğini bilmeden imzaladığını, başka hususlar için evrakı imzaladığını iddia etmiş olup, bu beyanların 6098 sayılı Kanun hükümleri kapsamında irade sakatlığı içeren hata, yanılma hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Nitekim 6098 sayılı Kanun'un 39. Maddesi ise şu şekildedir: "IV. İrade bozukluğunun giderilmesi MADDE 39- Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; Davaya konu senedin tanzim ve vade tarihinin 2021 yılı olduğu, davaya konu icra takip dosyasında ödeme emrinin ise 10.02.2023 yılında davacıya bizzat tebliğ edildiği, davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 39. Maddesi gereğince öğrenme tarihi olan 1 yıl içinde kambiyo senedine dair Yanılma veya aldatma sebebiyle bağlı olmadığına dair davalıya herhangi bir bildirim veya ihtar yapılmadığı, davacının bu iddialarını öne sürdüğü Mahkememizdeki dava dilekçesinin tarihinin 31.05.2024 tarihi olduğu ve 1 yıllık hak düşürücü süreden çok sonra olduğu anlaşılmakla davacının aksi yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Sonuç olarak yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamındaki mevcut delillere göre davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacı tarafından harç yatırılarak tedbir kararı infaz edilmediğinden davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesise dilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Şartların oluşmaması sebebiyle kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan 1.400,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 223.358,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 26/06/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza