İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/902 E. 2025/897 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/902
Karar No
2025/897
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/902 Esas - 2025/897 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/902 Esas KARAR NO : 2025/897 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/12/2024

BİRLEŞEN ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2024/903 ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/12/2024

KARAR TARİHİ : 26/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/12/2025 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili 26/12/2024 tarihli asıl davaya verdiği dava dilekçesinde, müvekkili Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ile davalı sigorta şirketi arasında 2023/872943 ihale kayıt numaralı ihale sonucunda 01/01/2024 - 31/12/2024 dönemini kapsayan Elektronik Cihaz Sigortası sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ve eki teknik şartnamenin 9. maddesinde "Eskime tenzili uygulanmayacak olup, sigorta bedelini geçmeyecek kısmi hasarlarda sigortacı onarımı müteakip fatura bedelini eksiksiz öder." hükmünün yer aldığını, müvekkiline bağlı Uşak Havalimanı'nda bulunan Safran Morpha Marka 4DX Patlayıcı İz Dedektörü'nde meydana gelen arızanın davalıya ihbar edildiğini, ancak davalı sigorta şirketinin, hasarın Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları'nın 3/j maddesi uyarınca "belirli sürede değiştirilmesi ve yenilenmesi mutad olan malzemelerde kullanılma neticesinde meydana gelecek ziya ve hasarlar" kapsamında kaldığı gerekçesiyle teminat dışı olduğunu belirterek 20461 numaralı hasar dosyası kapsamındaki KDV dahil 15.673,80 TL'lik tazminat talebini reddettiğini, oysa hasarın poliçe teminatı kapsamında olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.673,80 TL alacağın hasar ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 29/12/2024 tarihli mahkememizin 2024/903 esas sayılı birleşen davasına verdiği dava dilekçesinde, taraflar arasındaki aynı sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından işletilen muhtelif havalimanlarındaki cihaz arızaları nedeniyle davalıya 8 adet hasar bildiriminde bulunulduğunu, davalı şirketin 19658, 20098, 20539, 20702, 20244, 20043, 19316 ve 20430 numaralı hasar dosyalarında eksik sigorta bulunduğunu iddia ederek müvekkilinin toplam alacağından 137.361,79 TL'lik bir kesinti yaptığını ve eksik ödemede bulunduğunu, oysa TTK'nın 1462. maddesinin taraflara eksik sigorta hükümlerinin uygulanmayacağını kararlaştırma imkanı verdiğini, sözleşmeye ekli teknik şartnamenin 9. maddesindeki "sigorta bedelini geçmeyecek kısmi hasarlarda sigortacı onarımı müteakip fatura bedelini eksiksiz öder" hükmünün, davalının eksik sigorta iddiasında bulunamayacağını açıkça düzenlediğini, bu nedenle yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 137.361,79 TL alacağın her bir hasar için sigorta şirketine başvuru tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili asıl ve birleşen davaya verdiği cevap dilekçesinde, TTK'nın 1462. maddesi uyarınca eksik sigorta halinde sigortacının, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre (proporsiyon) tazminat ödeme hakkı ve yükümlülüğü bulunduğunu, taraflar arasındaki teknik şartnamede eksik sigortanın uygulanmayacağına dair aksine açık bir sözleşme hükmü bulunmadığını, davacı tarafın 2025 yılı poliçesi şartnamesine eksik sigortanın uygulanmayacağına dair bir kayıt eklemesinin, 2024 yılı poliçesinde böyle bir hükmün bulunmadığını kabul ettiği anlamına geldiğini, bu nedenle birleşen davaya konu 8 adet hasar dosyasında yapılan eksik sigorta kesintilerinin hukuka uygun olduğunu; asıl davaya konu 20461 numaralı hasar dosyasında ise hasarlanan parçanın Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları'nın 3/j maddesi gereği "belirli sürelerde değiştirilmesi ve yenilenmesi mutad olan malzemelerde" meydana gelen bir hasar olması nedeniyle teminat dışında kaldığını ve ödeme yapılmamasının yerinde olduğunu, ayrıca tüm hasarların genel olarak voltaj dalgalanması gibi elektriksel nedenlerden kaynaklandığını, sigortalının TTK'nın 1448. maddesi uyarınca zararı önleyici tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu durumun kusur indirimi sebebi olması gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 21/12/2023 tarihli "2024 Yılı Elektronik Cihaz Sigortası Hizmet Alımına Ait Sözleşme" ve eki Teknik Şartname, ilgili Elektronik Cihaz Sigorta Poliçeleri, hasar dosyaları, 09/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, elektronik cihaz sigorta sözleşmesinden kaynaklanan, ödenmeyen ve eksik ödenen hasar bedellerinin tazmini istemine ilişkindir. Davacı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ile davalı Arex Sigorta A.Ş. arasında 01/01/2024-31/12/2024 dönemini kapsayan elektronik cihaz sigorta sözleşmesi bulunduğu, sözleşme kapsamında meydana gelen muhtelif hasarlardan asıl davaya konu olan bir adet hasar bedelinin davalı tarafından teminat dışı olduğu gerekçesiyle hiç ödenmediği, birleşen davaya konu sekiz adet hasar bedelinin ise eksik sigorta indirimi uygulanarak eksik ödendiği, davacı vekilinin asıl davadaki hasarın teminat kapsamında olduğunu, birleşen davadaki hasarlarda ise sözleşme ve eki teknik şartname gereği eksik sigorta indirimi yapılamayacağını ileri sürerek ödenmeyen ve eksik ödenen bedellerin faiziyle birlikte tahsili istemiyle bu davaları açtığı, davalı vekilinin ise asıl davadaki hasarın teminat dışı olduğunu, birleşen davadaki eksik sigorta indiriminin ise TTK'nın 1462. maddesi uyarınca hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizin 2024/903 Esas sayılı davasının, aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle HMK'nın 166. maddesi uyarınca 27/12/2024 tarihli kararla bu dava ile birleştirilmesine karar verildiği görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi, "sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme" olarak tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK'nın "Eksik sigorta" başlıklı 1462. maddesinde, "Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, sigorta bedelinin, sigortalanan menfaatin gerçek değerinden düşük olması durumunda, kısmi hasarlarda sigortacının ödeyeceği tazminatın, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre (proporsiyon kuralı) azaltılmasını öngörmektedir. Ancak kanun hükmü emredici nitelikte olmayıp, "aksine sözleşme yoksa" ifadesiyle taraflara bu kuralın uygulanmayacağını kararlaştırma serbestisi tanımıştır. Sigorta sözleşmeleri, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulur. Sözleşmenin içeriğini sigorta poliçesi, poliçeye eklenen özel şartlar ve atıf yapılan genel şartlar ile taraflar arasında imzalanan diğer sözleşme ve protokoller oluşturur. Sözleşme hükümlerinin yorumunda, öncelikle tarafların gerçek ve ortak iradeleri esas alınmalıdır. Sözleşmenin bir hükmü ile kanunun dispositiv (yedek) bir hükmü arasında çelişki bulunması halinde, sözleşmenin özel hükmü uygulama önceliğine sahiptir. Davalı vekili tarafından sunulan 31/01/2025 tarihli uzman mütalaasında, davacı tarafça dayanılan sözleşme hükümlerinin (muafiyet uygulanmayacağı, hasarın yirmi gün içinde ödeneceği gibi) TTK'nın 1462. maddesindeki eksik sigorta kuralını bertaraf eder nitelikte olmadığı, "muafiyet" kavramının "eksik sigorta" kavramından hukuken farklı olduğu, bu nedenle davalının eksik sigorta uygulamasının yerinde olduğu, ayrıca hasarların voltaj dalgalanmasından kaynaklandığı ve davacının gerekli önlemleri almayarak kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir. Ticari uyuşmazlıklarda nitelikli hesap uzmanı bilirkişi Emre Bertan Özaslan ve Elektronik Mühendisi bilirkişi Naim Toygar'dan oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenen 09/10/2025 tarihli raporda, asıl davaya konu 20461 sayılı hasar dosyasında, patlayıcı iz dedektörünün desorber ünitesine ait retrofit kitinde oluşan arızanın periyodik bakımların yapılmaması ve kitin zamanında değiştirilmemesinden kaynaklandığı, hasarın ani ve beklenmedik bir riziko niteliğinde olmayıp, kullanım neticesinde meydana gelen bir yıpranma olduğu, bu durumun Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları'nın "Teminat Dışı Kalan Haller" başlıklı 3. maddesinin (j) bendi kapsamında kaldığı ve hasarın teminat harici olduğu; Birleşen davaya konu hasar dosyaları yönünden ise, davalı sigorta şirketinin eksik sigorta hesaplamalarının matematiksel olarak doğru olduğu, ancak taraflar arasında akdedilen sözleşme eki niteliğindeki Elektronik Cihaz Teknik Şartnamesi'nin 9. maddesinde yer alan "Eskime tenzili uygulanmayacak olup, sigorta bedelini geçmeyecek kısmi hasarlarda sigortacı onarımı müteakip fatura bedelini eksiksiz öder." hükmünün, TTK'nın 1462. maddesindeki genel kurala istisna getiren "aksine bir sözleşme" niteliğinde olduğu, bu özel şart uyarınca davalının eksik sigorta indirimi uygulamaksızın fatura bedellerini tam olarak ödemesi gerektiği, bu doğrultuda davalı tarafından yapılan toplam 99.439,93 TL'lik ödeme düşüldükten sonra davacının bakiye 137.361,79 TL alacağı bulunduğu bildirilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki 21/12/2023 tarihli "2024 Yılı Elektronik Cihaz Sigortası Hizmeti Alımına Ait Sözleşme" ve eki teknik şartname, ilgili elektronik cihaz sigorta poliçesi, asıl ve birleşen davalara konu hasar dosyaları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 09/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

2024/902 esas sayılı asıl dava yönünden yapılan incelemede; davaya konu 20461 numaralı hasar dosyasının, Uşak Havalimanı'nda bulunan patlayıcı iz dedektörünün "Desorber Ünitesi"ndeki arızaya ilişkin olduğu, bilirkişi kurulu raporunda yapılan teknik değerlendirmede, bu parçanın cihazın performansını ve uyumluluğunu artırmak için sunulan bir modernizasyon kiti (retrofit kit) olduğu, kullanım ömrüne bağlı olarak periyodik bakımının ve değişiminin teknik bir zorunluluk arz ettiği, dosya kapsamında periyodik bakım yapıldığına veya parçanın yeni olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu itibarla arızanın kullanım ve bakım eksikliğinden kaynaklandığının tespit edildiği, bu durumun Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları'nın "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı 3. maddesinin (j) bendinde düzenlenen "belirli sürede değiştirilmesi ve yenilenmesi mutad olan malzemelerde kullanılma neticesinde meydana gelecek ziya ve hasarlar" istisnası kapsamında kaldığı, davacı vekilinin itiraz dilekçesinde bu parçanın bakım planında yer almadığını ve sarf malzeme olmadığını belirtmiş ise de, bilirkişi kurulunun teknik tespitinin aksini ispatlar nitelikte somut bir delil sunulamadığı, bu nedenle hasarın poliçe teminatı dışında kaldığı anlaşıldığından asıl davanın reddine karar vermek gerektiği; Birleşen 2024/903 esas sayılı dava yönünden yapılan incelemede; davalının, sekiz adet hasar dosyasında TTK'nın 1462. maddesi uyarınca eksik sigorta indirimi uyguladığı, ancak anılan kanun hükmünün tarafların aksini kararlaştırabileceği emredici olmayan bir düzenleme olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan ve poliçeye de derç edilen teknik şartnamenin 9. maddesinde "Eskime tenzili uygulanmayacak olup, sigorta bedelini geçmeyecek kısmi hasarlarda sigortacı onarımı müteakip fatura bedelini eksiksiz öder." şeklinde açık bir hüküm bulunduğu, bu özel hükmün, tarafların kısmi hasarlarda eksik sigorta veya benzeri bir oransal indirim uygulamayacaklarını, fatura bedelinin tam olarak ödeneceğini kararlaştırdıkları anlamına geldiği, bu suretle TTK'nın 1462. maddesindeki genel kuralın aksinin kararlaştırılmış olduğu, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda da bu hukuki durumun isabetli bir şekilde tespit edildiği, davalının bu özel şart karşısında eksik sigorta indirimi yapmasının sözleşmeye aykırı olduğu, bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere davacının bu dosyalardan kaynaklanan bakiye alacağının 137.361,79 TL olduğu anlaşıldığından birleşen davanın kabulüne karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A) Mahkememizin 2024/902 esas sayılı asıl davasında; A1-Davanın reddine, A2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, 427,60 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, A3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, A4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 15.673,80 TL üzerinden takdir edilen 15.673,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, B) Mahkememizin 2024/903 esas sayılı birleşen davasında; B1-Davanın kabulü ile toplam 137.361,79 TL alacağın, 34.208,48 TL'sine 28/08/2024 tarihinden, 19.485,80 TL'sine 29/08/2024 tarihinden, 5.622,02 TL'sine 26/08/2024 tarihinden, 54.165,16 TL'sine 29/08/2024 tarihinden, 2.188,36 TL'sine 15/08/2024 tarihinden, 16.126,16 TL'sine 14/08/2024 tarihinden, 414,13 TL'sine 15/08/2024 tarihinden, 5.151,68 TL'sine 19/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B2-Kabul edilen 137.361,79 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 9.383,18 TL karar ve ilam harcından 2.345,80 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 7.037,38 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, B3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 2.345,80 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.834,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, B5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 137.361,79 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B6-Davacının asıl ve birleşen davada karşıladığı 156,50 TL yazışma gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.156,50 TL yargılama giderinin, asıl ve birleşen davaların kabul / talep oranına göre hesaplanan 9.116,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 1.040,22 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, C-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, birleşen davada gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, asıl davada dava değeri itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/11/2025

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/902, K. 2025/897, T. 26.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-902-e-2025-897-k-176a1959d72f