İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/809 E. 2025/589 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/809
- Karar No
- 2025/589
- Karar Tarihi
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/809 Esas - 2025/589 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/809 Esas KARAR NO : 2025/589
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 19/11/2024 KARAR TARİHİ : 16/07/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı ... .... .... .... .... .... .... Restorasyonu Uygulama İşi"ne ait sözleşmeye istinaden .../Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından davacı Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi'ne gönderilen vergi/ceza ihbarnamesinin iptali talebiyle ... Vergi Dairesi Başkanlığı aleyhine, ... 3.Vergi Mahkemesinde dava sonucu davanın vergi ziyaı cezası yönünden kabulüne ve vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına, damga vergisi tarhiyatına ilişkin kısmı bakımından ise davanın reddine dair verilen 15.09.2023 tarihli ve E.2023/163, K.2023/1465 sayılı karar hakkında davanın reddi kısmına ilişkin davacının istinaf başvurusu yapması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesinin 01.10.2024 tarihli ve E. 2023/3327, K. 2024/2904 sayılı kararı ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, bahsi geçen ihaleye ilişkin sözleşmede "Sözleşme Bedeline Dahil Olan Giderler" başlıklı 7' nci geçen maddesinde "Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin her türlü vergi, resim, harç, yapı kullanımizin belgesi vb. giderler ile ulaşım, sözleşme kapsamındaki her türlü sigorta giderleri sözleşme bedeline hükmü ile dahil olacaktır." denilmekte olduğunu, sözleşmenin "Diğer Hususlar" başlıklı 34.42'nci maddesinde"Sözleşme aşamasında veya sözleşme imzalandıktan sonra ilgili kanunlar gereği sözleşmenin imzalanmasına ilişkin oluşan her türlü vergi, resim ve harçlar ile diğer sözleşme giderleri yükleniciye hükmü ve aittir." denilmekte olduğunu, sözleşme eki idari şartnamenin "Teklif Fiyata Dahil Olan Masraflar" başlıklı 26.1' nci yer alan maddesinde "İsteklilerin sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğinceödeyeceği her türlü vergi, resim, harç vb. giderler ile ulaşım, nakliye ve her türlü sigorta hükmüne göre söz konusu ihaleden doğacak herhangi bir verginin giderleri teklif fiyata dahildir.'' maddesiyle isteklilerce teklif fiyata dahil edileceği açık bir şekilde karara bağlanmış ve taraflarca imza altına alınmış olmasına rağmen yaşanan süreç sonunda sözleşme hükümlerine aykırı olarak 73.847,67 TL vergi aslı ve 95.558,89 TL gecikme faizi olmak üzere Şirketimiz tarafından toplam 169.742,56 TL'nin (336,00 TL karar harcı ile birlikte bu toplam meblağa ulaşılmaktadır) Gelir İdaresi Başkanlığına ödendiğini, davacı tarafından tarafından ödenen ancak sözleşme ve eki idare şartname hükümleri gereği yüklenici Karacan Grup İnş. Mak. Müh. İth. İhr. Ltd. Şti tarafından ödenmesi gereken 73.847,67TL vergi aslı ve 95.558,89 TL gecikme faizi, 336,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 169.742,56 TLtutarındaki karar pulu damga vergisi alacağımızın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak işlemiş avans faizi ile birlikte tahsilini teminen ticari dava şartı arabuluculuk yoluna gidildiğini, ... Arabuluculuk Bürosunun 2024/143833 Büro Dosya no.lu yapılan görüşmelerde alacağın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak işlemiş avans faizi ile birlikte tahsilini teminen ticari dava şartı arabuluculuk yoluna gidildiğini, ... Arabuluculuk Bürosunun 2024/143833 Büro Dosya no.lu yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığından dava yoluna gidilmesi zorunluluğu doğduğunu, konu ile ilgili bilgi, belge ve karar örneklerin sunulduğu ve davalı şirket ile yapılan sözleşmeler, şartname ile ekte sunulduğu ve Arabuluculuk Tutanağı, Ödeme dekontu, dava konusuna ilişkin emsal karar örneği ve diğer bilgilerin yazı ekinde gönderildiğini, konuyla ilgili tüm bilgi ve belgelerle hukuki gerekçeleri de gözetildiğinde davacının davalılardan olan alacağının işlemiş avans faiziyle birlikte yasal yoldan tahsili gerekmekte olduğunu, davalıların iyi niyetli olmaması ve alacak meblağının yüksek oluşu göz önünde bulundurulduğunda bir Kamu Kuruluşu olan davacının biran evvel alacağına kavuşmasını teminen ivedilikle İhtiyati Haciz talep edildiğinden, ihtiyati haczin şartları bakımından izah edildiğinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş/geçmiş bir para borcu bulunmaktadır. İhtiyati haciz taleplerinde tam bir ispatın aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, yasada ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yer alan şartlar somut olayda gerçekleşmiş olup vadesi gelmiş ifa edilebilir bir alacak bulunmaktadır. Bilahare sözleşmelerden kaynaklı bir alacak söz konusu olup, davalıların gerçekleştirdiği ihlal üzerine tarafımızca borç ödenmiş olduğundan alacaklı sıfatımız muaccel hale gelmiş durumdadır." denilmekte olduğunu, davalıların, akdedilmiş sözleşmelerden kaynaklı olarak yerine getirilmesi gereken edimi bugüne kadar yerine getirilmediğini, davacı tarafından ödenen ve borcun kaynağı olan para talep edilmiş olmasına rağmen geri ödenmemiş olduğunu, söz konusu alacağımızın meblağı, bir Kamu Kuruluşu olan müvekkili için getirdiğini ve her geçen gün alacağına kavuşamaması sebebiyle artan mali külfet de dikkate alındığında davalı şirketlerin ait menkul ve gayrimenkul malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczi gerekmekte olduğunu, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 385 inci maddesi ile kurulmuş olup sermayesinin tamamı Varlık Fonuna ait olan davacı, Anayasa Mahkemesinin E.2013/84, K.2014/183 sayılı ve 13.03.2015 tarihli kararında da irdelenerek izah edildiği üzere, gördüğü hizmetler ve yürüttüğü faaliyetler bakımından kamu niteliği ağır basan bir Anonim Şirket olarak söz konusu alacağın kamu alacağı niteliği taşıdığından, alacak miktarının yüksek oluşu, Kamu Kuruluşu olarak davacı bakımından getirdiği ve her geçen gün alacağına kavuşamaması sebebiyle artan mali külfet de gözetildiğinde, yürütmekle mükellef olduğu hizmetlerin finansmanında kullanılacak olan alacağına kavuşmasını teminen teminatsız olarak, bunun mümkün olmaması halinde ise kamu kuruluşu olmamızdan kaynaklı olarak en alt sınırdan tespit edilecek bir orandaki teminat karşılığında davacı lehine olmak üzere davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek fazlaya dair talep hakkının saklı kalmak kaydıyla davalı hakkında dava değeri olan 169.742,56 TL üzerinden taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesine, 73.847,67 TL vergi aslı ve 95.558,89 TL gecikme faizi, 336,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 169.742,56 TL tutarındaki karar pulu damga vergisi alacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalı yandan tahsil edilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Uyuşmazlık konusu alacağın dayanağını teşkil eden damga vergisinin mükellefi ve sorumlusu davacı taraf olduğunu, İhale kararını alan davacı tarafın, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli I ve II sayılı cetvellerde genel ve özel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında sayılmadığı gibi, bu kurumun damga vergisi yönünden resmi daire sayılacağı ya da muaf olduğu yönünde bir başka Kanun ya da Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlemenin bulunmadığını, bu halde, davacı tarafın 488 sayılı Kanunun 8. maddesinde belirtilen resmi daire sıfatına haiz olmadığı ve damga vergisinden muaf tutulamayacağının açık olduğunu, bahsi geçen damga vergisinin sorumlusu davacı taraf olduğunu, Damga Vergisi Beyannamesi vermeyip yükümlü olduğu vergiyi zamanında ödemeyen davacı tarafın kusurlu fiillerinin sorumluluğu davalı şirkete yüklenemeyceğini, Uyuşmazlık Konusu Damga Vergisinin Konusu Taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olması nedeniyle damga vergisinden muaf olduğunu, davacı tarafça Vergi Mahkemesinde açılan dava 2577 sayılı İYUK'nun 31.maddesi ile atıfta bulunulan HMK ilgili maddeleri gereğince taraflarına ihbar edilseydi kültür varlıklarına tanınan muafiyet ileri sürülerek bu nedenle davanın kabulü mümkün olabileceğini, Uyuşmazlığın dayanağını oluşturan damga vergisinin konusunu oluşturan taşınmazın "korunması gerekli kültür varlığı" olduğundan bahisle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 21.maddesi uyarınca vergi muafiyetinin bulunması nedeniyle Vergi Usul Kanununun 120.maddesi çerçevesinde düzeltme başvurumuzun Cumhuriyet Vergi Dairesince reddi üzerine, Vergi Usul Kanununun 124.maddesi gereği Gelir İdaresi Başkanlığına yapmış oldukları şikayet başvurusunun kabul edildiğini ancak, Gelir İdaresi Başkanlığınca şikayet başvurusunun 2863 sayılı Yasanın 21.maddesinde yer alan muafiyet nedeniyle değil PTT Genel Müdürlüğünün resmi daire sıfatının bulunmaması nedeniyle verginin sorumlusunun PTT olması nedeniyle kabul edildiğini ve söz konusu damga vergisi aslı olan 73.847,67-TL davalıya iade edildiğini, damga vergisinin konusunu oluşturan taşınmazın "korunması gerekli kültür varlığı" olduğundan bahisle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 21.maddesi uyarınca vergi muafiyetinin bulunması gerekçesiyle açmış oldukları davaların Vergi Mahkemelerince kabul edilmekte ve bu kararlar Danıştay 9. Dairesince onanmakta (EK-1) olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirkete rücu edeceği vergi borcundan kaynaklı açmış olduğu vergi davasını davalıya ihbar edilmiş olsaydı davaya müdahil olarak işin esası yönünden Damga vergisinin konusunu oluşturan taşınmazın "korunması gerekli kültür varlığı" olduğundan bahisle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 21.maddesi uyarınca vergi muafiyetinin bulunduğu hususu taraflarınca ileri sürülerek davanın (Danıştay 9.Dairesinin .......... Kararı doğrultusunda) PTT Genel Müdürlüğü lehine kabul edilmesi mümkün olabileceğini, basiretli bir tacir gibi davranmayıp açmış olduğu davayı davalıya ihbar etmeyen davacının taraf sorumluluğu davalı şirkete yükleyemeyeceğini, davalı şirketten arabuluculuk görüşmesine kadar talep edilmeyen damga vergisinin davalıdan faiz istenilemeyeceğini, davalı şirkete Vergi Dairesince damga vergisi aslı olan 73.847,67-TL taraflarınca Cumhuriyet Vergi Dairesince 07/02/2023 tarihinde düzenlenen Düzeltme Fişi üzerine 20/02/2023 tarihinde iade edildiğini, davacı tarafında vergi sorumluluğunun başlangıcı 13/09/2017 tarihi Vergi Dairesince kabul edilmekle, bu tarihten itibaren 95.558,89 TL gecikme faizi hesaplaması yapıldığını, gecikme faizinin alınmasının sebebi bizzat davacı tarafın kusurlu eylemi olduğunu, zamanında vergi beyannamesinin verilmeyerek vergi ödemesini yapmayan davacı tarafın gecikme cezası uygulanmasının tek müsebbibi olup, bu sorumluluğu davalıya yüklemeye çalışması kabul edilemeyeceğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davalı faiz sorumluluğunun bulunduğu kabul edilse dahi, davalı şirketin faiz sorumluluğu ancak uyuşmazlık konusu damga vergisini iade aldığı 20/02/2023 tarihinden sonrasıyla sınırlı olacağını, davacı tarafın ödeme yaptığı tarihte ödeme tutarını müvekkili şirketten talep etmediğini davalının bu konuda temerrüte düşürmediğini ödeme yaptığı tarihten itibaren ticari avans faizi talep etmesinin yersiz ve mesnetsiz olduğundan davanın reddine, Borçlar Kanunu, HMK, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Vergi Usul Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Vergi İdarelerine yapılan başvurular ve ödemeler delilleri ile haksız ve yersiz açılan davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi raporunda: Davacı tarafından tarafından ödenen ancak sözleşme ve eki idare şartname hükümleri gereği yüklenici Karacan Grup İnş. Mak. Müh. İth. İhr. Ltd. Şti tarafından ödenmesi gereken 73.847,67TL vergi aslı ve 95.558,89 TL gecikme faizi, 336,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 169.742,56 TLtutarındaki karar pulu damga vergisi davacının alacağı 03.10.2023 ödeme tarihi ile 19.11.2024 dava tarihi Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının Avans İşlemlerinde Uygulanan Faiz Oranı ile yapılan hesaplamada 169.742,56 asıl alacak, 60.980,60 TL işlemiş avans faizi tutarı ile 230.723,16 TL toplam davalının davacıya damga vergisi borcu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dava, ihale hazırlık damga vergisi (karar pulu)'nun rücuen tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.maddesi; “Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin vergi(KDV hariç), resim, harç, ve benzeri giderler ve diğer her türlü masrafların sözleşme bedeline dâhildir,” hükmü düzenlenmiştir. Kamu İhale Genel Tebliğinin 78/30 fıkrası gereğince ihale ve sözleşmeye ilişkin damga vergilerinin teklif veren firmaya ait olduğu düzenlenmiştir. Hizmet Alımları Tip İdari Şartnamenin 25. Maddesi; “İsteklilerin sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince ödeyeceği her türlü vergi, resim, harç ve benzeri giderler ile ulaşım, nakliye ve her türlü sigorta giderleri teklif fiyata dahildir,” şeklinde düzenlendiği, iş bu sözleşme hükümleri doğrultusunda, ihale karar pulu bedelinden davalı yüklenicinin sorumlu olduğu, bu vergiden davacının vergisel olarak yükümlü olmasının davalının sözleşmesel sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı,ödenenen verginin miktarında da ihtilaf bulunmadığı bu itibarla davalının ihale hazırlık damga vergisinden (karar pulu) sorumlu olduğu ve davacının bu yöndeki isteminin yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile, 169.742,56 TL'nin 13/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilince her ne kadar söz konusu yerin yapım işinin vergi muafiyeti kapsamında kaldığı belirtilmiş ise de; tapu kaydının incelenmesinde "eski eser" şerhinin bulunduğu, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 12/05/2025 tarihli cevabi yazısında "Diğer taraftan, 2863 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 1710 sayılı Eski Eser Kanunu uyarınca tapu kayıtlarına "eski eser” olarak kaydedilen gayrimenkuller nedeniyle düzenelen kağıtlara 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yer alan istisna hükmünün uygulanabilmesi, ancak anılan hükümde öngörül üzere, bahsedilen taşınmazların tapu kayıtlarına korunması gerekli kültür varlıklarından olduklarına ilişkin şerh konulması durumunda mümkün bulunmaktadır." şeklinde belirtildiği, bu haliyle söz konusu taşınmazın yapım işinin vergi muafiyeti kapsamında kalmadığı anlaşılarak, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, 169.742,56 TL'nin 13/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 11.595,11 TL harçtan peşin alınan 2.898,78 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8.696,33 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.898,78 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 695,50 TL posta masrafı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti toplamı olan 5.123,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan, Uyap'a eklenen arabuluculuk dosyasında sarf kararı bulunmadığından tarifeye göre en düşük ücret olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2025