İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/799 E. 2026/601 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/799
Karar No
2026/601
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/799 Esas KARAR NO : 2026/601

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili olduğu şirket ile davalı ...Ş. arasında 15.01.2009 tarihli ... Projesi sözleşmesi ve 17.04.2012 tarihli ... Projesi sözleşmesinin imzalandığını, davalı yüklenicinin bu projeleri zamanında tamamlamadığı gibi işçilerin işçilik alacaklarını da ödemediğini, bu nedenle işçiler tarafından 2014 yılından itibaren müvekkili şirket aleyhine davalar açıldığını, bu davalarda müvekkili şirketin asıl işveren kabul edilerek alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulduğunu, kesinleşen kararlar uyarınca müvekkilin işçilik alacaklarını ödemek zorunda kaldığını, ödemeler yapılırken davalı şirketin dosyalara herhangi bir bilgi belge sunmadığını ve sorumluluklarını yerine getirmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin ilgili maddeleri gereği işçilerin tüm hak ve alacaklarından davalı şirketin sorumlu olduğunu, müvekkilin ödediği SGK ödemeleri, geç teslim nedeniyle kira, tazminat, aidat, teknik personel ve sair masrafların da davalının yükümlülüğü olduğunu, bu nedenle .... İcra Dairesi 2023/... E. sayılı takip dosyası üzerinden 8.665.672,82 TL kısmi alacak yönünden rücuen tahsil için icra takibi başlatıldığını, davalının ise haksız ve kötü niyetli şekilde borca ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, oysa davalının işçilik alacakları davalarından haberdar olduğunu ve sorumluluğunu bildiğini, buna rağmen bugüne kadar hiçbir ödeme yapmadığını, itirazının kötüniyetli olduğunu ve alacağın likit olduğunu, bu nedenle İİK 67 uyarınca %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk tutanağının dosyaya sunulduğunu, tüm bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptaliyle takibin devamına, icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının ileri sürdüğü iddiaların haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde davacının ödemelerinden dolayı rücu hakkını düzenleyen herhangi bir açık hüküm bulunmadığını, bu nedenle davacının yaptığı ödemeleri müvekkiline rücu etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın başlattığı icra takibinin bu sebeple dayanaksız olduğunu, müvekkil tarafından yapılan itirazın haklı olduğunu, ayrıca davacının taleplerinin Türk Borçlar Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık ve her halde on yıllık sürenin geçtiğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte bulunması halinde ise esastan reddedilmesinin zorunlu olduğunu, davacının somutlaştırma yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, hangi işçiye hangi tarihte, ne miktarda ve hangi gerekçeyle ödeme yapıldığının ortaya konulmadığını, bu haliyle savunma yapma hakkının kısıtlandığını, davacının işçilerle kendi arasında protokoller imzalayarak ödeme yaptığını, ancak bu protokollerde müvekkilin taraf olmadığını, müzakere ve ödeme şartlarından haberdar edilmediğini, bu protokollerin Yargıtay içtihatlarına göre yalnızca taraflarını bağlayacağını, dolayısıyla müvekkilin bu protokollerden doğan hiçbir borç ve yükümlülük altına giremeyeceğini, ayrıca müvekkilin ihbar olunan davalara cevap vermemiş olmasının davacının iddialarını kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, HMK’nın 128. maddesi uyarınca bunun yalnızca inkâr sonucunu doğurduğunu, davacının iddialarının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ve hakkın kötüye kullanılmasına örnek teşkil ettiğini, davacının kötü niyetle müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, bu nedenle davanın reddine ve davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; eşer sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu çekişmesizdir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar icra takibinde dava dışı kişilere ödenen kira kayıpları ve dava dışı işçiler için ödenen SGK primleri de takip konusu edilmiş ise de dava dilekçesinde ve özellikle cevaba cevap dilekçesinin giriş paragrafında, eldeki davanın işçilere ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsiline yönelik olduğu açıkça ifade edildiğinden, kira bedelleri ile SGK primleri inceleme konusu yapılmamıştır. Davacı iş sahibinin dava dışı işçilere karşı sorumluluğu, iş hukukunun işçileri koruyucu niteliğinden kaynaklı olup, tacir olan tarafların iç ilişkiyi serbestçe düzenlemelerine bir engel bulunmamaktadır. Nitekim, varlığı yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 2009 yılına ait sözleşmenin 1.07.2 maddesi ile 1.41.2 maddesi ve 2012 yılına ait sözleşmenin 1.08.2 maddesi ile 1.56.1 maddesi uyarınca, davalı yüklenici, davacının dava dışı işçilere ödeyeceği bedelden sorumlu kılınmıştır. Davacı tarafından bu kapsamda; işçilerce açılan davalar sebebiyle icra dosyalarına 3.985.033,51 TL ve sulh protokolleriyle de 5.470.457,46 TL olmak üzere toplam 9.455.490,97 TL ödenmiş; buna karşın sigorta şirketinden ve icra dosyalarından toplam 969.228,90 TL tahsil edilmiştir. Hal böyle olunca, 8.486.262,07 TL yönünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Son olarak; alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin; davacının icra takibini kötüniyetli olarak başlattığına dair kanıt bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-Davalının .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında asıl alacağın 8.486.262,07 TL'sine yönelik itirazının iptali ile takibin talepnamedeki koşullarla devamına, fazlaya dair istemin reddine, 2-İcra inkar tazminatı isteminin reddine, 3-Davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, 4-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 579.696,56-TL harçtan peşin alınan 85.920,98-TL'nin mahsubu ile bakiye 493.775,58 -TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin 3.525,00-TL'sinin davalıdan, 75,00-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 427,60 -TL başvurma harcı, 85.920,98-TL peşin harç, 60,80-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 86.409,38-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 461,50-TL davetiye gideri 60.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 60.461,50-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 59.199,93-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 934.313,10-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde davacının gider avansından bakiyesinin iadesine, Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/799, K. 2026/601, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-799-e-2026-601-k-f0f7859f1fad