İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/788 E. 2026/559 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/788
- Karar No
- 2026/559
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/788 Esas - 2026/559 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/788 Esas KARAR NO : 2026/559
.... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/03/2022 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 05/09/2017 tarihli “.... akdedildiğini, davacı şirketin 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden davalı şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10’unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamını davalı şirkete ödediğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDVnin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödemek durumunda kalındığını, 25/2/2021 tarihli ve 5918 ve 6060 sayılı yazılarıyla davalı şirket adına vergi dairesine yatırılan 7.744.178,24 TL ve 1.099.298,24 TL olmak üzere toplam 8.843.476,48 TL’nin davacı şirkete iade edilmesinin davalı taraftan talep edildiğini, ancak davalı şirketin haksız şekilde elinde bulundurduğu söz konusu tutarların iade edilmediğini, bu konuda almış oldukları uzman görüşünü ekte sunduklarını, davalı tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde davalı şirkete KDV’nin tam tevkifat yapılmaksızın tam ve peşin ödenmiş olması sebebiyle davacı üzerinde kaldığını, bu nedenle, davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğini, toplam 8.843.476,48 TL’nin şirketlerine iade edilmesi gerektiğini, fuzulen ve fazladan ödenen tutarların 30 gün içinde iade edilmesinin davalı tarafa ihtar edildiğini bugüne kadar söz konusu alacakları konusunda ödeme yapılmadığını, 9/10 oranındaki KDV’nin hem vergi dairesine hem de davalı şirkete ödendiğini, mükerrer ödeme söz konusu olduğunu, KDV tevkifat tutarını davacıya iade etmesi halinde davalının kendi beyanlarını düzeltmesi ve kendi vergi dairesine ödediği bir vergi varsa bunun iadesini talep edebilmesi mevzuat gereği mümkün olduğunu, buna rağmen gereğini yapmayan davalı tarafın açıkça kötüniyetli olduğunu, bu duruma davalı şirketin düzenlediği faturaların neden olduğunu, KDV Genel Uygulama Tebliğindeki düzenleme ve açıklamalarda belirtildiği şekilde herhangi bir vergi tarhiyatına ve cezaya maruz kalınmamasım teminen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi kapsamında, ilgili dönemlere ilişkin 2 No.lu KDV beyannamelerimizi pişmanlıkla düzeltme beyannamesi vermek suretiyle düzeltme yoluna gidildiğini davalı faturalarındaki KDV tutarının 9/10'luk kısmı da bu beyana dahil edilerek ilgili vergi dairesine ödeme yapıldığını, davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, akdedilen sözleşmeler kapsamında davalı tarafın düzenlediği faturalarda yer alan KDV tutarının 9/10'luk kısmını davacıdn alma ve tahsil etme hakkı bulunmadığını, davalı tarafından faturaların yanlış düzenlenmesinin de etkisiyle borçlu olmadıkları KDV tutarlarına dair meblağların sehven ve fazladan/fuzulen davalı şirkete ödendiğini, 3065 sayılı KDV Kanununun 8. maddesi hükmü ve gerekse 6098 sayılı Kanunun 78. maddesinde yer alan “borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümlerinin saklı olduğu” yönündeki hüküm gereğince, her iki kanun uygulaması bakımından şirketlerine iadesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerde; davalı şirketin mevzuattan kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle davacı tarafından ödenecek olan tutarların kendisine rücu edileceğine dair açık düzenleme bulunduğunu, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak müvekkilinin alacağı doğduğunu, alacağı rehinle temin edilmediğini, vadesi gelmiş/geçmiş bir para borcu bulunduğunu, ihtiyati haciz taleplerinde tam bir ispatın aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, yasada ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yer alan şartlar somut olayda gerçekleşmiş olduğunu, davalı şirketin iyiniyetli olmayıp mal kaçırma hazırlığında olduğunu, taahhütlerinden kurtulmak için mallarım gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığı ve bu maksatla müvekkilinin haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğu kuvvetle muhtemel olduğunu, alacağın yüksek meblağlı oluşu, bir kamu kuruluşu olan davacının getirdiği ve her geçen gün alacağına kavuşamaması sebebiyle artan mali külfet de dikkate alındığında davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkul malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczi gerektiğini belirterek teminatsız olarak, bunun mümkün olmaması halinde ise en alt sınırdan tespit edilecek bir orandaki teminat karşılığında, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davalı şirketin taşınır, taşınmaz, bankadaki mevduatları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, hakkında şimdilik 8.814.566,68-TL'ik ihtiyati haciz kararı verilmesini, 8.814.566,68-TL'nin 17.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini ayrıca müvekkili şirketin adresinin.... olduğunu bu nedenle .... davaya bakmakla yetkili olduğunu ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini,, davacının Katma DeğerVergisi Genel Uygulama Tebliğinin l/c.2.1.3.2.5. bölümü uyarınca müvekkil şirkete yapılan ödemelerde katma değer vergisi üzerinden 9/10 oranında katma değer vergisi tevkifatı yapması gerekirken bunu yapmadığını, 03.11.2020 tarihinde durumu fark ettiklerini ve cezalı tarhiyata muhatap olmamak bakımından Vergi Usul Kanunu 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödeme yaptıklarını ileri sürerek müvekkil adına ödediklerini iddia ettikleri dava konusu tutarı müvekkilden talep ettiğini ,Öncelikle davacı, müvekkilin düzenlemiş olduğu faturalarda yer alan katma değer vergisi üzerinden 9/10 oranında tevkifat yapılması gerektiğini iddia ettiğine göre her bir faturanın ayrı ayrı incelenmesi, tevkifata tabi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken davacının neye göre hesapladığı belli olmayan soyut tutar üzerinden bir değerlendirme yapma olanağının bulunmadığı gibi sözleşme konusu işleri nedeniyle kesinen faturaların KDV tevkifatına tabi olmadığını , müvekkili şirketin davacının talimatlarına uygun davranmış olması sebebiyle kusurlandırılamayacağını, emsal yargı kararından da görüleceği üzere davacının halihazırda yapmış olduğu tevkifat uygulamasının hukuki olup olmadığı tartışmalı olduğunu ve davacı da bu konuda tereddüt etmiş olduğundan dava konusu dönemde tevkifat uygulanmayacağını müvekkile açıkça bildirdiğini, tevkifatla ilgili uygulamanın taşeron hizmet sözleşmeleri ile ilgili olduğunu, kamu kurum ve kuruluşlarında taşerondan hizmet alma uygulaması, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 127 nci maddesiyle 375 sayılı KHK ile sonlandırılarak, talepte bulunan tüm personel özlük haklarıyla kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edildiğini, dava konusu hizmette çalıştırılan kişiler bu kapsam dahilinde olmadığını, Anayasamızın 73. maddesi gereğince vergi ve benzeri mali yükümlülükler ancak kanunla konulur, değiştirilebilir ve kaldırıldığını ve müvekkil şirketin , davacıya düzenlemiş olduğu faturalarda hesapladığı katma değer vergisinin tamamını vergi dairesine beyan etmiş ve nakden veya mahsuben tamamını ödediğini, davacının kendisinin tevkifat yapmak zorunda olduğu halde yapılan ödemelerden kesinti yapmamış olması nedeniyle düzeltme beyannamesi verme hakkı ve yetkisinin bulunmadığını bildirerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili bilahare verdiği dilekçeleri ile sözleşmeler gereğince teslim edilen hizmetin tevkifata tabi olmadığından işlemin iptali için konusu .... esas sayılı dosyasında dava açtıklarını bildirmiştir. DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava; davacı tarafından sözleşmeler gereği davalının hak edişlerinden kesilmeden vergi dairesine ödenen 9/10 oranındaki KDV tevkifatının sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan rücuen tahsili istemiyle açılan alacak davası niteliğindedir. Mahkememizin dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verdiği 16/05/2024 tarihli karar davacı vekilinin istinaf talebi üzerine .... sayılı kararı ile " mahkemeyi davanın konusuz kaldığı hukuki sonucuna götüren neden davada talep edilen bedelin, dava dışı .... Müdürlüğü tarafından.... Esas sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulması kararına istinaden, davadan sonra davacıya iade edilmesi olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince yürütmenin durdurulması kararının sonucunun, diğer bir deyişle .... Mahkemesi kararının neticesinin beklenmesi gerektiği, aksi halde idari yargıda görülen davanın sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmenin "iş gücü temini" sözleşmesi olduğu, dolayısıyla davacının vergi dairesine 9/10'luk KDV tevkifatını ödemesi gerektiği anlaşılır ve davanın reddine karar verilir, ardından da vergi dairesince davalıya iade edilen KDV tevkifatının ve pişmanlık zammı bedelinin vergi dairesine geri ödenmesi gerekirse, sonuçta işbu davada davalı taraftan talep edilen meblağın, davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği anlaşılacağından davanın konusuz kalmayacağı, ayrıca .... Mahkemesinde görülen davada taraflar arasındaki işin niteliğinin "iş gücü temini sözleşmesi" olduğunun, dolayısıyla davacının vergi dairesine ödemesinin haklı bulunduğunun anlaşılması halinde, bu kez de eldeki davada davacının, dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğu sonucu ortaya çıkacak olduğundan vergi mahkemesinin kararı ile eldeki davada ilk derece mahkemesince verilen kararlar arasında çelişki oluşacak, konusu aynı olan iki davada, adli ve idari yargı kararları ile farklı hukuki sonuçlara ulaşılmış olacağı " gereğine değinilerek kaldırılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ; taraflar arasında imzalanan 05/09/2017 tarihli şehirler arası posta taşıması hizmet alımı sözleşmesi ile 21/012/2018 tarihli.... Ayrım-Dağıtım Hizmetlerine dair sözleşme uyarınca davalının hak edişinden 9/10 oranında KDV tevkifatı yapılması gerekip gerekmediği, davacı tarafça hak ediş faturaları üzerinden yapılması ve hak edişlerden kesilmesi gereken 9/10 oranındaki KDV tevkifatının hak edişlerden kesilip kesilmediği, davacının gereksiz yere vergi ödeyip ödemediği, ödediği bu tutarın davalıdan rucüen tahsil edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Dosyada bulunan faturalara göre, davalı tarafından hizmet bedelini KDV'si ile birlikte fatura faturalandırdığı ve KDV'li fatura bedellerinin davacı tarafından davalıya ödendiği konusunda da uyuşmazlık bulunmamaktadır. ...Dairesi tarafından gönderilen davalı ...... Beyannameleri, taraflar arasında akdedilen doğrudan temin yöntemiyle hizmet sözleşmeleri, faturalar dosyamız arasına alınmıştır. ... sayılı dosyası getirtilmiş; ..... tarafından dava dışı .... aleyhine dava konusu 21.12.2018 tarihli ".... ihale kayıt numaralı 05.09.2017 tarihli "Şehirlerarası PostaTaşıttırılmasına Ait Sözleşme " ve ayrıca taraflar arasında bu sözleşmeler dışında imzalanan diğer sözleşmelere ilişkin ....dönemleri boyunca teslim edilen hizmetler karşılığı yapılan hak ediş ödemeleri üzerinden kesilmesi gereken katma değervergisi kesilmediğinden bahisle, söz konusu dönemlere ilişkin .... tarafından sorumlu sıfatıyla verilen 2 no'lu beyannamelerde 3.11.2020 tarihinde yapılan düzeltmelerin iptali ile düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk ettirilen toplam 10.063.920,64-TL katma değer vergisi ve pişmanlık zammının terkini istemiyle .... 28.7.2022 tarihinde yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine, ....'na yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, mahkemece dava konusu sözleşmeler kapsamında davacı tarafından üstlenilen işin niteliği iş gücü temini olduğundan sorumlu sıfatıyla verilen 2 no'lu beyannamelerde 3.11.2020 tarihinde yapılan düzeltme Çizerine tahakkuk ettirilen toplam 10.063.920,64-TL katma değer vergisi ve pişmanlık zammının terkini istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu zımnen ret işleminin iptaline karar verilmiş, hüküm istinaf edilmiş istinaf talebi .... sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Davacının bağlı olduğu .... 21.02.2024 tarihli cevabı yazısında ; .... sayılı kararında 10.063.920,64-TL katma değer vergisi ve pişmanlık zammının iptal edilmesine karar verildiği ve bunun üzerine ....adına uygulanan tevkifat ile ilgil olarak mükellef .... den bilgi istendiği ve 25.01.2023 tarihli cevabi yazı üzerine düzeltme fişi ile toplam 9.945.203,36TL KDV tevkifatı ile 3.572.324,54TL pişmanlık zammının red ve iadesinin .... yapıldığı bildirilmiştir. Dava açıldıktan sonra davacının bağlı olduğu Kızılbey Vergi Dairesince dava konusu sözleşmelerde dahil olmak üzere .... tarafından onanarak kesinleştiği anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer oladığına karar vermek gerekmiştir. HMK 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim , davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine taktir ve hükmedeceğinden; Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5. İşgücü Temin Hizmetleri başlıklı maddesinin 2.1.3.2.5.1. Maddesinde Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı, tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanlar yönünden, (9/10) olarak belirlenmiştir. Tebliğin Kapsam başlıklı 2.1.3.2.5.2. Maddesinde, "Gerçek veya tüzel kişiler, faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü, kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda ya da başka alanlarda faaliyette bulunan diğer kişi, kurum, kuruluş veya organizasyonlardan temin etmektedirler. Bu tür hizmetler, esas itibarıyla, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda tevkifat kapsamına girmektedir. Bu şekilde ortaya çıkan hizmetlerde aşağıdaki şartların varlığı halinde tevkifat uygulanır: - Temin edilen elemanların, hizmeti alana ücretli statüsünde hizmet akdiyle bağlı olmaması gerekmektedir. - Temin edilen elemanların, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gerekmektedir. Elemanların işletmenin mal ve hizmet üretimi safhalarından herhangi birinde çalıştırılması halinde, sevk, idare ve kontrolün hizmeti alan işletmede olduğu kabul edilir. Dolayısıyla işgücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler göz önünde bulundurulur, bu hususların varlığı, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edilir. İşgücü temin hizmeti veren mükellefin, söz konusu hizmeti bir başka mükelleften temin ettiği elemanları kullanarak sunması halinde, sadece kendisine verilen işgücü temin hizmetinde tevkifat uygulanır. ..." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, iş gücü temin hizmetlerinde, hizmet alanın tevkifat sorumlusu olduğu ve bedelin ödenmesinde 9/10 oranında tevkifat yapılması gerektiği kabul edilmiş olup, iş gücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler kabul edilmiş olup, bu hususların varlığının, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edileceği hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde yüklenicinin, sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümler çerçevesinde yükleniciye ait olduğu, ...'nin yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu olmadığı kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından .... Vergi Mahkemesine açılan dava sonucunda da mahkemece "çalıştırılan personele ilişkin sorumlulukların davacı şirkette bulunmasına ve çalıştırılan personelin çalışma düzeninin davacı şirket tarafindan belirlenmesine ve davacı şirket tarafindan kontrolüne ilişkin hükümler dikkate alındığında, davacı şirket tarafindan yüklenilen işin tamamen kendi sorumluluğunda ve kendi elemanları tarafindan sağlandığı, işçilerin sevk ve idaresinin davacı şirkette olduğu sonucuna varıldığından " talebin kabulü ile işlemin iptaline karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davalı şirket tarafından üstlenilen işin iş gücü temin niteliğinde olduğu yapılan 9/10 oranındaki Katma Değer Vergisi Tevkifatında hukuka uygun olmadığı anlaşıldığından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davalı vekili lehine vekalet ücreti taktirine karar verilmiştir. (.... Karar sayılı kararları)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava konusuz kaldığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına, 2-Alınması gereken 427,60TL harçtan dava açılışında peşin yatırılan 150.530,77TL'nin mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 150.103,17TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine , 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı davada kendini vekille temsil ettirmiş olduğundan red edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan Av. Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. Maddesi gereğince taktir edilen 950.728,33TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Dava açılırken alınması gereken 1.560TL arabuluculuk ücretinin davacı tarafından yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansından HMK'nın 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize ....e gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026
....