İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/655 E. 2025/712 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/655
Karar No
2025/712
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/655 Esas - 2025/712 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/655 Esas KARAR NO : 2025/712

HAKİM : .... KATİP : ....

DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... 2- .....

DAVA : Munzam Zarar Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/05/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan Munzam Zarar Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA Davacı vekili iddiasında özetle; Davalının, davacı şirketten 2014 yılında kiremit satın aldığını, aldığı kiremit bedeli olarak 25.06.2016 tarihinde 25.12.2016 ödeme günlü 116.000,00 TL'lik bono verdiğini, bono vadesinde ödenmemesi sebebi ile Çorum 1. İcra Müdürlüğünün 2019/84577 E. Sayılı dosyasından takibe konulduğunu, sonrasında davalıya mirasen intikal eden gayrimenkullerin ortaklığın giderilmesi yoluyla satışının istendiğini, Çorum İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/485 Esas 2023/515 Karar sayılı izale-i şuyu davası açma yetkisi vermesinin ardından arabuluculuk görüşmesi devam ederken davalının yakını ... .... 28.02.2024 tarihinde icra bedelini haricen davacı şirkete ödediğini, ülkede yaşanan ekonomik gelişmeler yüksek enflasyon TL'nin alım gücünün düşmesi, faizin baskılanması nedeniyle geçerli faiz oranı davacının alacağını karşılamadığından davacı şirketin ağır derecede zarar görmesine neden olduğunu, 2014 yılında davalı tarafa satılan kiremit 150.000 adet olup, 28.12.2024 tarihinde yapılan tahsilat 20.000 adet kiremite karşılık geldiğini, dolayısıyla 130.000 adet kiremit bedelinin karşılıksız kaldığını, davalı adına yapılan ödeme tarihinde kiremit birim fiyatı 9,50 TL olup, karşılıksız kalan 130.000 kiremitin toplam bedelinin 1.235.000 TL olduğunu belirterek davacının uğradığı 1.235.000 TL munzam zararın, en yüksek banka ticari reeskont faizi üzerinden hesap edilecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA Davalı taraf dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, munzam zarar sebebiyle alacak davası olduğu anlaşıldı. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, 3. Aşkın zarar MADDE 122- Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder., hükümlerini haizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2022 tarih 2021/11-938 E. Ve 2022/401. K. Sayılı kararında, 32. Her ne kadar bozma kararında, ülkemizde belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma değerinin önemli derecede azaldığı, böyle bir ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için girişimlerde bulunmasının olayların normal akşına, genel hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçlarının kamu tarafından bilindiği yahut bilinebileceğinden bu durumun mahkemelerin bilgileri dâhilinde olduğu, bu sebeple aşkın (munzam) zararın oluşumundaki zaman diliminin ekonomik koşullarının farklılığı gözetilmeksizin tüm dönem için somut ispat arayan yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesinin hatalı olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür. 33. Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. 34. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. 35. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez. 36. Bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen davanın reddine dair direnme kararı, temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacı tarafından kendi duruma özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle yerindedir. 37. O hâlde, direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekmektedir., şeklinde munzam zarara ilişkin değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 12.03.2024 tarih 2023/1897 E. Ve 2024/1099 K. Sayılı kararında yukarıdaki genel kurul kararına atıf yapılarak munzam zarar talebi reddedilmiştir. Eldeki dava temerrüt faizi ile karşılanamayan tutara yönelik munzam zarar davasıdır. Bu haliyle Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı ve benzer kararlar doğrultusunda somut verilerle ispatlanamayan zararın varsayılan verilerle ispatlanması, borçlunun kusurunun bulunduğunun ispat edilememesi nedenleriyle reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;

1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, 21.090,72 TL peşin harçtan düşümü ile artan 20.475,32 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 1.235.000,00 TL üzerinden takdir edilen 184.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca ... .. bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/10/2025

Katip .... e-imzalı

Hakim .... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/655, K. 2025/712, T. 15.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-655-e-2025-712-k-2a2853d9f2b7