İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/654 E. 2025/406 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/654
Karar No
2025/406
Karar Tarihi

T.C. ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/654 Esas - 2025/406 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/654 Esas KARAR NO : 2025/406

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 19/09/2024 KARAR TARİHİ : 30/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 03/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün 233 sayılı KHK hükümlerine tabi iktisadi Devlet teşekkülü olduğunu, Genel Müdürlüklerinin hizmet personeli alımının 2019 ve 2022 yılları arasında imzalanan sözleşmeler ile davalılar tarafından üstlenilmiş olduğunu, söz konusu yıllarda davalıların işçisi olarak çalışan işçi ... tarafından işçilik alacakları ve ihbar tazminatı talebi ile arabulucuya başvurulmuş yapılan görüşme neticesinde işçinin kıdem tazminatı tahakkuk cetvelinde hesaplanan bedel üzerinden tüm alacak kalemleri noktasında anlaşılmış olduğunu, taraflar arasında mutabık kalınan bedel olan 12.800,00 TL'nin işçi vekili hesabına 06.10.2023 tarihinde ödenmiş olduğunu, dava dışı işçi ...tarafından işçilik alacağı talebi ile arabuluculuğa başvurulmuş ve yapılan görüşme neticesinde işçinin kıdem tazminatı tahakkuk cetvelinde hesaplanan bedel üzerinden tüm alacak kalemleri noktasında anlaşılmış, taraflar arasında mutabık kalınan bedel olan 9.000,00 TL'nin işçi vekili hesabına 25.10.2023 tarihinde ödenmiş olduğunu, ödenen tazminatların bir kısmının dava dışı bir takım firmalardan tahsil edilmiş olup dava dışı işçi ...'e ödenen tutardan bakiye 3.609,60 TL ve dava dışı işçi ...'e ödenen tutardan bakiye 2.972,85 TL olmak üzere İdarelerince tahsil edilemeyen toplam bakiye kalan 6.582,45 TL'nin davalı yüklenici firmalardan rücuen tahsili gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.609,60 TL bakiye tutarın ödeme tarihi olan 06.10.2023 tarihinden itibaren, 2.972,85 TL bakiye tutarın ödeme tarihi olan 25.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte sorumlulukları oranında davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yüklenici şirketler usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemişlerdir. Dava; dava dışı işçiler ... .... .... 'in davacı tarafça ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki sözleşme gereği davalılara edebileceği rücu miktarına ilişkindir. Delillerden, dava dışı işçinin işyeri unvanlı hizmet döküm cetveli dosyaya kazandırılmış, bilirkişi raporu alınmıştır. Taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi ve sözleşme eki ihale dokümanının incelenmesinde; Davacı Teşekkül tarafından, davalı yüklenicilerin oluşturduğu, ... .... .... Ltd. Şti. İş Ortaklığı ile, 01.07.2021-30.06.2022 tarihleri arası dönem bakımından akdedilmiş 2021/206083 İ.K.N.lı hizmet alım sözleşmesi ve sözleşme eki şartnamelerin dava dosyası kapsamına sunulmuş olduğu görülmekte olup, incelenmelerinden: Davalı yükleniciler ile akdedilmiş hizmet alım sözleşmesinin “Ödeme Yeri ve Şartları” başlıklı 6.maddesinin (g) bendinde; “Yüklenici çalıştırdığı işçilerin ücret ve ücret niteliğindeki alacakları ile İş Kanunundan doğan her türlü tazminat ve diğer alacaklarının tam ve eksiksiz ödenmesinden münhasıran sorumlu olup buna, yüklenici işçilerine 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 112.maddesi kapsamında ödenen kıdem tazminatları da dahildir. Bu madde kapsamında, her ne suretle olursa olsun yüklenici işçilerine veya mirasçılarına İdarece yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin tamamı yükleniciye rücu edilir.....” düzenlemesine yer verilmiş olduğu, böylece iş akdinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olacağının ön görülmüş olduğu görülmektedir. Dosya kapsamı bilirkişiye tevdii edilmiş, 18/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Türk Borçlar Kanunu ve içtihat hükümleri gereğince, dava dışı işçilerin asıl işveren işyerinde çalışması ile davacı konumundaki asıl işverence ödenen toplam kıdem tazminatı işçilik alacağı ödemeleri bakımından, hizmet temin eden davalı yüklenicilerin kendi hizmet dönemleri ile sınırlı olarak sorumluluklarının varlığı ile rücuen tahsilinin talep edilebileceği, bu doğrultuda yukarıda yapılan tespit ve hesaplamalar uyarınca; Davalı yükleniciler Elden Hafriyat Ltd. Şti. ve Soylubey Taşımacılık Ltd. Şti. firmalarından müştereken ve müteselsilen rücuen talep edilebilecek alacak miktarının 6.582,45 TL olacağı rapor edilmiştir. İş Kanununda, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı Teşekkül ile davalı yükleniciler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim Borçlar Kanunu'nda müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği hüküm altına alınmış olup, müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarı iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmektedir. Öte yandan, 6552 sayılı Kanunla getirilen hüküm üzerine, kıdem tazminatlarını ödeyen asıl işveren idarelerin ödedikleri işçilik alacaklarının alt yüklenici firmalardan rücuen tahsili istemli olarak açtıkları davalarda, alt yüklenici firmalar tarafından, 25.10.2015 tarihli 29156 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan değişiklik ile Kamu İhale Genel Tebliğinin 78.30 maddesinde kıdem tazminatlarının, 11.09.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere “Sözleşme giderleri ve genel giderler” kapsamından çıkarıldığı, bu nedenle artık bu tarihten sonraki ihaleler kapsamında işçi çalıştırılması halinde ödenen kıdem tazminatı bakımından firmalara rücu edilemeyeceği öne sürülmüş ise de, konuya ilişkin Yüksek Yargı kararları ile; İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümlerinin, yerleşmiş içtihat hükümleri ve yasanın madde gerekçeleri kapsamında, söz konusu düzenlemenin (4857 sayılı Kanun'un 112. maddesine eklenen fıkra hükümleri) işçilerin mağduriyetinin önlenmesi ve yasal haklarına bir an evvel kavuşmaları için bu şekilde asıl işveren-kamu kurumuna yükümlülükler getirildiğinden rücu hakkının kullanılmasına engel olmayacağı kabul edilmiştir. İş bu Yüksek Yargı kararları ile de, 6552 sayılı Kanunun, idarenin rücu hakkına bir engel oluşturmayacağı artık müstekar hale gelmiş bulunmaktadır. Yargıtay 6.Hukuk Dairesi ve 23.Hukuk Dairesi'nin son tarihli güncel kararlarında; “Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir." Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/02/2018 tarih ve 2017/3-993 Esas-2018/202 Karar sayılı kararında “Davalıya Ait Borcu Ödemek Zorunda Kalan Davacının Zararı Ödeme Tarihinde Doğduğundan Ödeme Tarihinden İtibaren Faiz Talep Edebilmesi İçin Karşı Tarafı İhtar ile Temerrüde Düşürmesine Gerek Olmadığını” kabul etmiştir. Söz konusu kararda “ Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rücu hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin malvarlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir.” denilmektedir. Buna göre İşçilik alacaklarının rücu edilmesine dair davalarda davacı alacaklının ödeme tarihi itibari ile borçlunun ödeme miktarı kadar sebepsiz zenginleşeceğinden ,davalı yanın dava tarihinden önceki faiz talebi için davadan önce ayrıca temmerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Bu nedenle, mevcut dosya kapsamı itibariyle, davalı yükleniciler ile akdedilmiş hizmet alım sözleşmesinde, sözleşme kapsamında çalışacak işçilerin iş akitlerinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarından davalı yüklenicilerin sorumlu olacağının ön görülmüş olması ile davalı alt yüklenici firmalar ile akdedilmiş sözleşmede, davacı asıl işveren Teşekkülün işçilerin iş akitlerinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair bir sözleşme hükmünün bulunmaması itibariyle, tarafımdan dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından, davacı Teşekkül ile davalı yüklenicilerin “genel hükümler” uyarınca yarı/yarıya sorumluluğunun bulunmadığı, davacı Teşekkül tarafından ödenen işçilik alacaklarından, davalı yüklenicilerin hizmet dönemlerine tekabül eden tutarların, tamamının rücuen tahsilinin talep edilebileceği anlaşılarak, bilirkişi raporunda tespit edildiği, davacı yanın rücu edebileceği 6.582,45 TL bakiye kıdem tazminatı alacağının 3.609,60 TL'sinin ödeme tarihi olan 06/10/2023 tarihinden itibaren 2.972,85 TL'sinin ödeme tarihi olan 25/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıların iş ortaklıklarının bulunması sebebi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; 2-6.582,45 TL bakiye kıdem tazminatı alacağının 3.609,60 TL'sinin ödeme tarihi olan 06/10/2023 tarihinden itibaren 2.972,85 TL'sinin ödeme tarihi olan 25/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 187,8 TL karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan (kabul edilen miktar da nazara alınarak ) 6.582,45 TL vekalet ücretinindavalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi masrafı, 1.270,00 TL posta masrafı, 427,60 TL başvurma harcı toplamı olan 5.697,6 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, 8-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/05/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/654, K. 2025/406, T. 30.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-654-e-2025-406-k-117d83bde7ee