İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/634 E. 2026/286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/634
- Karar No
- 2026/286
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/634 Esas KARAR NO : 2026/286
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2024 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalının 16.03.2023 tarihli proformada yer alan makinenin müvekkili şirkete satılması için 6.500,00-Euro üzerinden anlaştıklarını, müvekkili şirket tarafından bu tutarın tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, davalının ürün teklif formunda ürünün 2 yıl boyunca garanti kapsamında olduğunu taahhüt ettiğini, ancak ürünün müvekkili şirkette kurulumunun yapıldığı 25.04.2023 tarihinden bu yana, ürünün devamlı arızalanması nedeniyle müvekkili şirket tarafından söz konusu üründen verim alınamadığını, davalıdan birçok kez destek istenmişse de bu istekler ya çözümsüz bırakıldığını ya da gerektiği şekilde çözüme kavuşturulmadığını, müvekkili şirket tarafından pek çok kez üründeki sorunun çözümü için davalıdan çeşitli şekillerde talepte bulunulduğunu, buna rağmen davalı tarafın teknik servis hizmetini 05.10.2023 yani davaya konu ürünün satın alındığı tarihten 6 ay sonra gerçekleştirildiğini, yapılan teknik servis hizmetinde ürünün arızalı olmadığı öne sürülmekle beraber önemli aksamları da değiştirilmiş ve fan motorunun bozulduğu söylenerek bir daha arıza vermesi durumunda haber verilmesi talimatı verildiğini, teknik ekibin hizmet verip müvekkili şirketten ayrıldığı gün tekrardan üründen arıza kaydı alındığını, bunun üzerine davalı şirket yetkililerinden ...'un uzaktan bağlantı ile kontrol gerçekleştirdiğini, verilen talimatların uygulanmasına rağmen üründeki sorunun yazılımsal olduğunun anlaşılarak müvekkili şirkete tekrardan talimat verildiğini, bu talimatın uygulanmasına rağmen üründeki problemi sona erdirecek bir çözüm bulunamadığını, bununla beraber müvekkili şirket tarafından defalarca kez arıza talep kaydı oluşturulmasına rağmen davalı tarafından herhangi bir şekilde destek servisi verilmediğini, ürünün piyasa emsalerine göre en yüksek fiyatlardan biri ile satın alındığını, ayıplı ifa nedeniyle kurulumundan bu yana 1.5 yıl geçtiği göz önünde bulundurularak artık üründen beklenen faydanın sağlanamadığını ve davalı tarafından satıcının sorumluluklarından kaçıldığını, Türk Borçlar Kanunu m.227 alıcıya ürünün satıcıdan kaynaklı nedenlerle ayıplı olarak teslim edilmesi nedeniyle 4 seçimlik hak tanındığını, bu haklardan birisinin de tazminat hakkı saklı tutulmak kaydı ile ''satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... 56. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, taraflar arasındaki güvenin geri dönülemez şekilde zedelendiğini, edimlerin yerine getirilmesi için herhangi bir çaba sarf edilmediğini, taraflarınca sözleşmeden dönüldüğünü, ihtarnamenin davalıya tebliğinden itibaren 5 iş günü içerisinde masrafların davalıya ait olmak üzere konu ürünün müvekkili şirketten teslim alınmasını, davalıya ödenmiş olan 6.500,00-Euro ürün bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 iş günü içerisinde müvekkili şirketin ıbanına iade edilmesinin talep edildiğini, bu ihtarnamenin ardından davalının ne ürünün iade alınması ne de ilgili tutarın iadesi için herhangi bir eylemde bulunmadığını, davalının müvekkili şirket tarafından kendisine ödenen tutarı haksız ve hukuka aykırı olarak uhdesinde barındırdığını, müvekkili şirketin zararının giderek arttığını ve iyi niyetle yapılmış her işlemlerine rağmen davalının kötü niyetli olarak bu tutarı iade etmediğini, taraflarınca ... 23. İcra Dairesi ...Esas takip dosyası ile takip başlatıldıysa da, davalı tarafça 11.08.2024 haksız ve hukuka aykırı olarak ilgili icra takibine itiraz edildiğini, bu itiraz neticesinde taraflarınca 28.08.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, 13.09.2024 tarihinde yapılan toplantının anlaşmama ile sonuçlandığını, arabulucu tarafından son tutanağın 30.09.2024 tarihinde UYAP sistemine yüklendiğini, davalının kendisine yapılan ödemeyi haksız ve hukuka aykırı olarak hala uhdesinde bulundurduğunu, bu noktada, ödemenin kendilerine yapıldığı Mart 2023 döneminden bu güne Euro kurundaki artışın ne derece olduğunu da göz önünde bulundurulmasını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak ürün bedelini iade etmemesi karşısında kendisinin aktiflerinin adeta artarken müvekkili şirketin ise pasifi arttığını, bir diğer ifade ile davalı tarafın kendi kusuruyla ortaya çıkan bu olumsuz durumdan da yararlanmaya devam etmekte olduğunu, davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, başta dürüstlük kuralı olmak üzere Türk hukukunda kabul edilen hiçbir ilkenin, bu duruma cevaz vermeyeceğini, davalarının kabulü ile ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafça yapılmış haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, davalı tarafça ilgili icra dosyasına yapılan itirazın haksız olduğu ve alacağın likit olduğu dikkate alınarak davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın çalışanına makinenin kullanımı ile ilgili gerekli eğitimler verildiğini, makinenin test edildiğini ve davacıya sorunsuz, çalışır şekilde teslim edildiğini, davacının iddiasının aksine, hatalı kullanımdan kaynaklanmakla birlikte davacının tüm teknik servis ve destek taleplerine yanıt verildiğini, her türlü hizmetin sağlandığını, ancak davacı çalışanlarının verilen hizmete uygun işlem yapmadığını, üzerine düşen işleri yapmayan, makineyi verilen eğitime uygun kullanmayan davacı çalışanının makine operatörü, teknik servis desteğinden bir süre sonra teknik servis hatlarını arayarak personellerine yönelik tehdit ve kişisel hakaretlerde bulunulduğunu, davacı operatörünün makineyi başından beri amacına uygun ve olması gerektiği gibi kullanmadığını, üstelik teknik servisten gönderilen ve destekle kurulması gerektiği belirtilen parçaların talimatlara aykırı şekilde destek alınmadan kurulduğu ve makineye zarar verildiğini, müvekkilinin yine de sorunu gidermek istediğini ancak operatörün işlemi yapmak için vakti olmadığını belirterek işlemi yapmadığını, her ne kadar davacı yanın alacağın likit olduğunu ve bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, huzurdaki dava açısından öncelikle tespiti gereken hususun davacının iddia ettiği şekilde üründe bir ayıp bulunup bulunmadığının tespit edilmesi olduğunu, üründe ayıp söz konusu olmadığını, kullanıcısı hatasının mevcut olduğunu, yargılamayı gerektiren bir hususun bulunduğunu, alacağın likit olduğundan bahsedilemeyeceğini ve bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile ... 23. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin iptaline, davacının talebinin haksız olması ve alacak talebinin yargıyı gerektirmesi nedeni ile likit olmadığı aşikar olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 23. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, Bilirkişi ...ve bilirkişi ... tarafından hazırlanan 20.05.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat yazısı doğrultusunda bilirkişi ... tarafından hazırlanan 29.01.2026 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, ayıp iddiasına dayalı sözleşmeden dönme hakkının kullanılması sebebiyle ödenen bedelin iadesi amacıyla yürütülen ... 23.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 23.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 18.07.2024 tarihinde, 154.550,00-TL iade edilmesi gereken yazıcı bedeli ve 10.225,71-TL işlemiş faiz toplamı olan 164.775,71-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının "iade edilmesi gereken coremax 600 pro 2 boyutlu yazıcı" şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 06.08.2024 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 08.08.2024 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 16.10.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı taraf, davalıdan satın aldığı üç boyutlu yazıcıyı, teslim aldıktan sonraki süreçte sürekli arıza vermesi sebebiyle ürünün ayıplı ürün olduğunu ve gerekli servis hizmeti alamaması sebebiyle de üründen yararlanmanın mümkün olmadığının sabit olduğunu gerekçe göstererek iade girişiminde bulunduğu ve ödenen bedelin iadesini talep istemiyle icra takibi başlattığı, davalı taraf ise gereken tüm teknik hizmetlerin eksiksiz verildiğini, üründen yararlanamama halinin davacı tarafın kusuru sebebiyle ortaya çıktığını belirterek iade talebine olumsuz yanıt verdiği, icra takibine itirazın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı görülmüştür. Dosyanın elektrik mühendisi ile sözleşmeler hukuku alanında uzman akademisyen hukukçu bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile, dosya kapsamındaki satışa konu olan ... boyutlu yazıcının hangi tarihte davacı tarafa teslim edildiği, teslim edildikten sonra arıza meydana gelip gelmediği, arıza söz konusu ise bunun üretim hatasından yahut kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve ne sıklıkla olduğu, ayıp mevcut ise ayıpların mahiyeti ve davacının kullanmasına engel teşkil edip etmediği, satıştan elde edebileceği menfaatin önemli ölçüde zedelenip zedelenmediği, gizli ayıp olup olmadığı, keşide edilen ihtarname içeriği ve tebliğ evrakına göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, taraflar arasındaki satış uyarınca ayıptan ve hasardan davalının sorumlu olup olmadığı, davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi taleplerinin ölçülü olup olmadığı, ölçülü olmaması halinde diğer taleplerin hangisi olabileceği, davalının teknik servisten yardım alınmadığına ve güç kesintisi sebebiyle davacının kusurlu olduğuna ilişkin savunmasının yerinde olup olmadığı, davalı tarafından gerekli ısıtıcı kalibrasyonları hususunda bilgilendirme yapılıp yapılmadığı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verildiği, düzenlenen heyet raporu ile, dava konusu ürünün ... marka ve model üç boyutlu yazıcı olduğu, ürünün kabin ısıtma ve ... ek opsiyonlarıyla birlikte satın alındığı, tarafların ürün fiyatı olarak 6,500€ + KDV bedel karşılığında anlaştığı, ürün faturasının 16.03.2023 tarihli olarak, KDV dahil 154.550,50-TL bedelle tanzim edildiği, ürün bedelinin eksiksiz olarak davacı tarafından ödendiği, ürünün 25.04.2023 tarihinde davacıya teslim edildiği, kurulduğu, çalıştırıldığı, iade sürecinin ilk adımı olan ihtarnamenin 28.11.2023 tarihinde davalı tarafa gönderildiği, ilamsız icra takibinin 19.07.2024 tarihinde başlatıldığı, bir kısım evrakın taraflarca sunulması gerektiği kanaatinin bildirildiği, bunun üzerine Mahkememizce talimat yazılarak üç boyutlu yazıcılar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması amacıyla dosyanın elektrik elektronik mühendisi bilirkişisine tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, ürünün teslim edildiği 25.04.2023 tarihinden 28.11.2023 tarihine dek ara ara arızalandığı, nitekim durumun temmuz ayındaki yazışma içeriklerinden anlaşılabildiği, NTC sıcaklık detektörlerinin yetkili servis ile değiştirilmesi ve sonrasındaki kalibrasyon ayarlarının servis ile birlikte yapılması gerektiği bilgisi ile cihazın güç kısmının kendini kapatabileceği bilgisinin aktarılıp aktarılmadığı hususunda yeterli bilgi bulunmadığı, davalı tarafın ürettiği cihazın basit bir cihaz olmayıp temizlik ve bakım süreçlerinin çok önemli olduğu, bu bakım süreçleri ile ilgili dosya içeriğinde bir bilgi belge kaydı bulunmadığı, ancak yerinde inceleme sırasında çalışanlardan edinilen bilgiye göre temizliğin davacı şirket tarafından yapıldığı, cihazın kalibrasyonu ve kullanılan malzemenin kalitesine bağlı olarak arıza sıklığını artıracak bir cihaz olduğu, bu nedenle cihaz üretiminden kaynaklı hata olması halinde teslim alındıktan sonra cihazın kullanılmasının hiç mümkün olamayacağı, yazıcıların fiziken incelenemediği, mevcut durumun ürünlerin davacı tarafından kullanılmasına engel teşkil ettiği, sorunlar tespit edilemediğinden ayıp mevcutsa dahi mahiyetinin belirlenemediği, davalı tarafından ... sensörleri ile ilgili yeterli bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı hususunda yeterli bilgi ve belgenin olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporların dosya kapsamında sunulan deliller ile uyumlu olup denetime elverişli olduğu değerlendirilmiştir. Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. 6098 sayılı TBK'nın 219.maddesinde sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir. Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda ise, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü .maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011) Satım sözleşmesine konu radyatörlerin ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve... E.,... K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, tanzim edilen bilirkişi raporlarına, yerinde inceleme kayıtlarına göre, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü üzerinde olan davacı alıcı tarafından ayıbın varlığının ve mahiyetinin, ürünün teslim anında da ayıplı olduğunun, ayıp mevcut ise süresinde ayıp ihbarı yapıldığının elverişli deliller ile ispat edilemediği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olduğu, nitekim davacının iddialarının denetlenemediği hususunun raporlar ile de sabit hale geldiği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine "itirazın iptaline" ve "takibin devamına" yönelik açılan davanın sübut bulmadığından reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş ve takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine "itirazın iptaline" ve "takibin devamına" yönelik açılan davanın sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Dava reddolunduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta peşin alınan 1.990,08-TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 1.258,08-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 575,00-TL posta ve tebligat masrafı ile 28.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 28.575,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır