İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1556 E. 2026/425 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1556
Karar No
2026/425
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ :

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan alacak (ticari satımdan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili .....Şirketinin, satmış olduğu mal (.....kart) karşılığında davalı .....İnşaat Nakliyat Taahhüt ve Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde 5.000.000,00.-TL tutarlı fatura tanzim edildiğini, faturanın, davalı şirkete tanzim edildiği .....tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın TTK m.21/2'de öngörülen 8 günlük yasal süre içinde faturaya veya içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını, faturayı kabul ettiğini, fatura bedelinin davalı tarafça müvekkili şirkete ödenmediğini, fatura bedelinin tahsili için Bakırköy .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, ödeme emrinin davalıya .....tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafça .....tarihinde icra takibine haksız yere itiraz edilerek takibin durdurulduğunu beyanla; Bakırköy .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı tarafça iddia edilen 5.000.000,00.-TL'lik .....kart Satış Sözleşmesinin müvekkili ile davacı arasında hiçbir zaman kurulmadığını, davacı tarafın, müvekkili ile .....tarihinden itibaren kira ilişkisi olan bir firma olduğunu, müvekkilinin .....tarihinde 100 adet .....art'ı davacıdan birim fiyatı 1.000,00.-TL olmak üzere 100.000,00.-TL bedelle satın aldığını ve bedelini aynı gün ödediğini, davacı taraf ile müvekkili arasında kira ilişkisinden kaynaklı aylık düzenli faturaların gelmesi nedeniyle müvekkili muhasebecisi tarafından, davacı tarafın düzenlemiş olduğu fatura içeriği kontrol edilmeksizin sehven faturanın kayıtlara işlendiğini, davacı tarafın iddia ettiği alacağın tek taraflı hazırlanmış bir faturadan ibaret olup soyut bir belge olduğunu, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını beyanla; davanın reddine, davacının haksız ve hukuka aykırı icra takibi ve işbu davayı ikame etmiş olduğu dikkate alınarak dava tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan açık yargılama sırasında taraflarca gösterilen ve toplanan delillerden, davacı vekilinin dava dilekçesi ve sözlü beyanlarına, davalı vekilinin cevap dilekçesi ve sözlü beyanlarına, bilirkişi raporu, müzekkere yanıtları, Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....sayılı icra dosyası, Bakırköy .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı icra dosyasıve tüm dosya kapsamına göre; Dava, faturadan kaynaklı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkememizce taraf delilleri toplanmıştır. Bakırköy .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan incelemede; davacı alacaklı tarafından davalı aleyhine 5.000.000,00.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağının .....tarihli 5.000.000,00.-TL bedelli fatura olduğu, ödeme emrinin borçlulara tebliği üzerine davalı borçlu vekilinin süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine Bakırköy İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin .....tarihli celse .....nolu ara kararı gereğince; davalıya ait 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak takip konusu alacağın kayıtlı olup olmadığının ve ödenip ödenmediğinin ve ödenmeyen borç miktarının tespitinin istenmesine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan .....tarihli raporda sonuç olarak; "davalı defter incelemesinde; davacı tarafından düzenlenmiş olan .....tarih ve .....numaralı 5.000.000,00.-TL tutarındaki faturaya ilgili dönem yevmiye kayıtlarında rastlanılmadığı, davalının 2023-2024 dönemlerine ilişkin yevmiye kayıtlarından takip konusu alacağın kayıtlı olmadığı, takip konusu alacağa ilişkin ödeme yapılmadığı ve davacının ödenmeyen alacağına rastlanılmadığı" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Mahkememizin .....tarihli celse .....nolu ara kararı gereğince; davacıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak, davacının ticari defterlerinde takip ve dava konusu edilen alacağın kayıtlı olup olmadığının, karşılığında herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının, davalı şirkete bir mal veya hizmet sağlanıp sağlanmadığının, netice olarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının, varsa miktarının belirlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan .....tarihli raporda sonuç olarak; "davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, gerekli açılış ve kapanış tasdiklerine sahip olduğu, davacının fatura içeriği ve ürünlerin tesliminin netleşmesi açısından davalının itirazlarında belirtiği “.....tarih ve .....form numaralı formun aslını “.....Kart Teslim Formu” nun mahkeme sunulması, bu iddiaların aydınlatılması için yerinde olacağı, davacının asıl alacak talebi, asıl alacak yönünden haklı olduğu değerlendirilecek ise; davacı tarafın dava tarihi itibari ile 5.000.000,00.-TL alacaklı olduğu, davacı lehine dava tarihi itibari ile 220.273,97.-TL temerrüt faizi hesaplandığı, davacının dava tarihi itibari 1.044.054,79.-TL inkar tazminatı hesaplandığı, davacının dava tarihi itibari ile Anapara + Faiz+ İnkar Tazminatı olmak üzere toplamda 6.264.328,76 TL alacaklı olduğu, davalının haklı bulunması durumunda inkar tazminatının davalı lehine 1.000.000,00.-L olarak hesaplandığı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Mahkememizin .....tarihli celse 1 nolu ara kararı gereğince; dosyanın daha önce dosyada rapor düzenleyen bilirkişi .....tevdi edilerek; davalının ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporu, davacının ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin kendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu, taraf vekillerinin her iki bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları değerlendirilerek, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının, her iki rapor arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığının ayrıntılı ve denetime elverişli olarak belirlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan .....tarihli raporda sonuç olarak; "kök raporda belirtiğimiz hususlarda bir değişiklik olmamakla beraber, defter dönemine ilişkin maddi hatanın giderildiği, bunun dışında; davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, gerekli açılış ve kapanış tasdiklerine sahip olduğu, davacının fatura içeriği ve ürünlerin tesliminin netleşmesi açısından davalının itirazlarında belirtiği “.....tarih ve .....form numaralı formun aslını “.....Kart Teslim Formu”nun mahkemeye sunulması, bu iddiaların aydınlatılması için yerinde olacağı, bilirkişi raporlarına ilişkin olarak iki rapor arasında 5.000.000,00.-TL'lik .....Kart alımına ilişkin fark olduğu, başkaca bir fark olmadığı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Mahkememizin .....tarihli celse 1 nolu ara kararı gereğince; dosyanın daha önce rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişi .....tevdi edilerek; dava konusu fatura için verilen BA formunun davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin, e-fatura kapsamında sistem tarafından otomatik olarak kaydedilip kaydedilmediğinin; ayrıca davalı şirketin ticari defter ve kayıtları yeniden incelenerek, davalının ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir düzeltme kaydı bulunup bulunmadığının belirlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan .....tarihli raporda sonuç olarak; "Davalı şirketin ticari defter ve kayıtları yeniden incelenerek davalının ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir düzeltme yapılmadığı, ticari defter ve kayıtların usulüne uygun e beratların açılış ve kapanış kayıtlarının zamanında yapıldığının tespit edildiği, dava konusu fatura için verilen BA formunun davalı tarafından düzenlenmediği, beyanlarda düzeltme yapılmadığı, ticari defterlerde herhangi bir düzeltmeye rastlanılmadığı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir. 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir. 7251 sayılı Kanununun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur."(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı) İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. Mahkememizce, tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelettirilmiş olup, defterler HMK'nun 222.maddesinde belirtilen usule uygun olarak tutulduğundan tarafların lehine delil olacaktır. Davalı tarafın ticari defterinde alacağa konu edilen faturanın kaydedilmemiş olması nedeniyle, faturada yer alan mal ve hizmetin usulüne uygun olarak davalıya teslim edildiği ispatlanamamıştır. Davacı sadece fatura ve ticari defterlere dayanmış, fatura içeriği malların teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunmamıştır. Gökalp Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta, dava konusu olan ve davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen faturanın e-belge olduğu, davalının vergi dairesi kayıtlarında ilgili belgeye ilişkin iptal/itiraz işlemi bulunmadığı, KDV düzeltme beyannamesi olmadığı bildirilmiştir. Gökalp Vergi Dairesi yazı cevabı ve dosyada alınan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından e-fatura olarak düzenlenen dava konusu faturanın davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı, bu fatura için iptal veya düzeltme işlemi yapılmadığı anlaşılmıştır. Yasal düzenlemeler gereğince e-fatura yalnızca kayıtlı mükelleflere kesilir. Dosya kapsamına göre davacı, kayıtlı mükellef olan davalıya e-fatura düzenlemiştir. E-faturaya itiraz sistem üzerinden yapılmaktadır. Ancak vergi dairesi yazısına göre iptal ve düzeltme yapılmadığı, bilirkişi raporlarına göre faturanın davalının ticari defter ve kayıtlarına girmediği belirlenmiştir. Davacının, faturayı davalıya tebliğ ettiğine ilişkin herhangi bir belge yoktur. Davacı sadece, faturanın ödenmesini ihtar eden bir ihtarname göndermiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, Bakırköy .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası, Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı icra dosyası, bilirkişi kök ve ek raporları ve müzekkere cevapları ile yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan Kanun hükümleri ve Yüksek Mahkeme kararları hep birlikte değerlendirildiğinde; Bakırköy .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı borçlu aleyhine 5.000.000,00.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlu davalıya tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekilinin süresinde itirazın iptali davası açtığı; Mahkememizce dosyada alınan bilirkişi raporlarına göre, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, takip konusu edilen faturanın davalı kayıtlarına işlenmediği, davacı kayıtlarına işlendiği, dava ve takip konusu faturaya konu ürünlerin teslim edildiğinin ispat yükünün davacı satıcıda olduğu, takibe ve davaya konu edilen ürünlerin davalı tarafından sipariş verildiğinin ve ürünlerin davalıya teslim edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, netice olarak davalının davacıya borçlu olmadığı anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için İİK m. 67/2 hükmü uyarınca alacaklının takibe girişmesinde haksız olması yanında kötüniyetli olması da aranmaktadır. Davacı ile davalı arasında daha önce 100 adet ve 3 adet ".....CELL" kart alım satımı yapıldığı, 100.000,00.-TL ve 3.000,00.-TL tutarlı toplam 103 adet ".....CELL" kart için ".....Kart Teslim Formu" düzenlendiği, formlarda teslim alan ve teslim eden imzalarının bulunduğu, ancak dava konusu olan ve 5.000.000,00.-TL tutarlı faturada miktar kısmının "1" olarak yazıldığı, aynı dönemde satışı yapıldığı için 5.000.000,00.-TL karşılığı 5.000 adet olan ".....CELL" kartlar için sevk irsaliyesi ve ".....Kart Teslim Formu"nun dosyaya sunulmadığı; sevk irsaliyesi veya teslim formu düzenlendiğinin iddia dahi edilmediği, bu haliyle davacının kendi genel uygulaması dışında sadece e-fatura düzenleyerek takip yapmakta kötü niyetli olduğu sonucuna varılmakla; davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. 6325 sayılı Kanun 18/A-14. bendinin 2. yarı cümlesi ve Yönetmeliğin 26/2. maddesi hükmü uyarınca, arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre hak sahibi çıkan taraftan tahsilinin gerekmesi, ileride arabuluculuk ücretinin hak sahibi tarafından tahsil edileceğinin kesin olması, bu hususun kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Açıklanan tüm nedenlerle, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından; takip ve dava konusu edilen 5.000.000,00.-TL'nin %20'si olan 1.000.000,00.-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın, peşin alınan 85.387,50.-TL harçtan mahsubu ile artan 84.655,50.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına, 5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan delil avansından harcanan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 6-Yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 664.000,00.-TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben Mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/1556, K. 2026/425, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1556-e-2026-425-k-3e03b30d0f09