İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/595 E. 2024/785 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/595
Karar No
2024/785
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/595 Esas KARAR NO : 2024/785

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/10/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkili şirket görevlilerince yapılan kontrollerde davalının kullanımındaki dava konusu tesisatta kaçak elektrik kullandığının tespit edildiği, buna dair kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, haksız fiilden kaynaklı davalarda tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibariyle muaccel hale geldiği dikkate alındığında kanunen aranan ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin alacağının temini bakımından haricen edilen bilgilere öre borçlunun birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3 kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini, ... 29. İcra Dairesi... esas sayılı dosyasına yapıla itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı yanın %20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkilinin davalı şirketin ... abone nolu müşterisi olduğunu, arıza nedeni ile tüketim tespiti yapılamadığından bahisle haksız olarak müvekkiline toplamda 578.673,58 TL borç tahakkuk ettirildiğini, müvekkilin belirtildiği kadar elektrik tüketmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin bu nedenle ... 11. Tüketici Mahkemesi ... E. Sayılı dosyadan bu davadan evvel menfi tespit istemli dava açtığını, bu davada görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, dosyanın iş bu dava önce açılmış olan menfi tespit dava dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, bu nedenle haksız davanın reddine, mahkemenin görevsizliği ile dosyaların ilk açılmış olan menfi tespit dava dosyasında birleştirilmesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, vergi dairesi kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce verilen 03/12/2024 tarihli ihtiyati haciz kararı yönünden yapılan incelemede; Mahkememizin 03/07/2024 tarihli ara kararı ile "1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabul kısmen reddine; Dosya içerisinde mevcut fotoğraf ve tutanaklar, İİK madde 258 anlamında kaçak kullanımı ve alacağın varlığı ile istenilebilir olduğu hususunda kanaat uyandırıcı delil olmaları ve faturaların süresinde ödenmemiş olması ile, hakaniyet ve ölçülülük ilkesi uyarına ihtiyati haciz talebinin davalı ...yönünden alacağın yarısı 300.273,72 TL TL yönünden %20'ine tekabül eden 60.054,74 TL teminat karşılığında İİK'nın 257/1 maddesi gereğince borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde İHTİYATEN HACZİNE" karar verilmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. İİK madde 257 de ihtiyati haciz şartı olarak düzenlenen "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı" şartları sağlanmıştır. İİK madde 257 de para borcundan bahsedilmiş ancak miktarın kesin olarak ortaya konulmasına ilişkin bir şarta yer verilmemiştir. Kaçak kullanımı ile birlikte talep edenin karşı tarafta bir miktar alacağı bulunduğu yaklaşık ispat ölçüsünde kabul edildiği yukarıda açıklanmıştır. Mahkememizce benzer dosyalarda yapılan yargılamalar ve itiraz eden tarafından sunulan emsallere göre kaçak/usulsüz elektrik kullanımından dolayı düzenlenen faturalarda zaman zaman hesaplama hataları bulunmaktadır. Bu husus ve karşı tarafın elektrik kullanımına devam ettiği hususu gözetilerek mevcut dosya kapsamında bu aşamada futaralardan dolayı alacağın miktarına ilişkin itirazlar bakımından yarı oranında indirim yapılmasının hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olacağı kabul edilmiştir. Haczin tümden kaldırılması halinde ise talep edenin varlığı yaklaşık ispat ölçüsünde kabul edilen muhtemel alacağını tahsil etmesi imkansız hale gelecektir. (Aynı şekilde Yargıtay 17. HD 2016/265-2016/501) Dosya içerisinde mevcut fotoğraf ve tutanaklar nazara alındığında haksız fiilin varlığının yaklaşık ispat ölçüsünde kabul edilmiş olması, haksız fiilden kaynaklı talep edenin zararının bulunması, zarar miktarını tam olarak belirlenmesini beklemenin hakkaniyete uygun olmaması, karşı tarafın elektrik kullanımına devam ediyor olması nedeni ile de ihtiyati haciz kararının taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine uygun olması, zararın hesaplanandan bir miktar düşük olma olasığına binaen Mahkememizce uygulanan makul indirim oranına göre itirazın reddine karar verilmiştir. Bununla birlikte her ne kadar eldeki davanın ön inceleme duruşması için 04/03/2025 tarihi belirlenmiş ise de dosya kapsamına giren bilgi ve belgelerden mahkememizin görevsiz olduğunun tespit edildiği, görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından usul ekonomisi ilkesi gereğince yargılamanın sürümcemede kalmaması amacıyla hazır olan her iki taraf vekilinin katılımıyla ön inceleme duruşmasının yapılmasına karar verilmiştir. Mahkememizin görevine ilişkin yapılan incelemede; Dava, kaçak elektrik kullanıma dayalı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 14/10/2024 tarihli müzekkere cevabında davalı ...'ün gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlara göre hali hazır ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 19/12/2024 tarihli müzekkere cevabında, davalı...'ün işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve ... E. ... K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır. Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas ... karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı taraf tacir ise de ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabından davalının ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği, yazı ekindeki beyannamelerden davalının faaliyetlerinin VUK'nun 177. maddesindeki esnaf faaliyeti sınırını aşmadığının anlaşıldığı, buna göre eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, Mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda tüketici sıfatını da haiz olmayan davalı ile davacı arasındaki uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak davanın 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve Mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Davanın HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Harç, vekalet ücreti, arabuluculuk ve yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı taktirde harç ve yargılama gideri konusunda ek karar yazılmasına, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı.24/12/2024 Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/595, K. 2024/785, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-595-e-2024-785-k-1e5143a7d30c