İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/571 E. 2024/554 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/571
- Karar No
- 2024/554
- Karar Tarihi
T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/571 Esas - 2024/554 T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/571 Esas KARAR NO : 2024/554 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 16/08/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/11/2024 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkili nezdinde 17/02/2016 tarihinden, iş akdini sağlık nedenleri ile feshettiği 26/09/2023 tarihine kadar teknisyen olarak çalıştığını, müvekkilinin davalının iş akdini feshetmesini kabul ettiğini, bunun üzerine 26/09/2023 tarihinde taraflar arasında ikale sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme de rekabet yasağı konulduğunu, buna göre iş akdinin sona ermesinden itibaren iki yıl içerisinde.... .... .... müvekkili şirket ile doğrudan veya dolaylı olarak rekabet halinde olan hiç bir firmada çalışmayacağını ve şirket kurmayacağını taahhüt ettiğini, ihlali halinde sözleşme kapsamında kendisine yapılan ödemeleri cezai şart olarak geri ödeyeceğini kabul ettiğini, davalının faaliyet konusu müvekkili ile aynı olan bir firmaya %50 ortak olduğunu öğrendiklerini, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini, alacaklarını İstanbul 19. İcra Dairesi 2024/8187 esas sayılı takip dosyası üzerinden takip ettiklerini, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek davalı borçlunun itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. CEVAP : Davalıya tebligat yapılamadığından davaya karşı herhangi bir cevap vermemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı,.... .... .... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil gazetesi örnekleri, hizmet sözleşmesi, genel iş sözleşmesi, ücret bordrosu, ödeme belgeleri, dava dosyasında bulunan diğer deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı alacaklının cezai şart alacağının tahsili amacı ile başlattığı... .... ... esas sayılı ilamsız icra takibine davalı borçlunun yaptığı itirazın iptali ve tazminata hükmedilmesi istemine ilişkindir. İİK'nun ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır. Bu hükümler çerçevesinde dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı alacaklının 239.196,58 TL asıl alacağın tahsili amacı ile İstanbul 19. İcra Dairesi'nin 2024/8187 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 22/03/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun İİK'nun 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 27/03/2024 tarihinde icra dairesine başvurarak, takipte ...İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan işçi aleyhine tek taraflı cezai şartın geçersiz olduğunu, fesihten işçinin sorumlu olmadığını beyanla icra takibine itiraz ettiği, İİK'nun 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nun 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 16/08/2024 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" başlıklı 114/1. maddesinin (c) bendinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı Kanun'un 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler". Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir", 115/2. maddesinde de "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" düzenlemelerine yer verilmiştir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1. maddesinin (a) bendi uyarınca iş mahkemeleri, "4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına" ilişkin dava ve işlere bakar. Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan 26/09/2023 tarihli ikale sözleşmesinde kararlaştırıldığı halde davalının rekabet yasağına aykırı davrandığını belirterek cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir. ...Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 07/10/2022 tarih ve 2022/ 1233 esas, 2022/1155 karar sayılı kararında belirtildiği gibi gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda, Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5.maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b)İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir. Benzer bir durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 76. maddesinde 03.03.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanunun 30. maddesi ile yapılan değişikliğin sonucu olarak kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri için söz konusudur. Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari dava sayılmasına rağmen 5846 sayılı Kanun uyarınca kurulan Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemenin Türk Ticaret Kanununun 5.maddesinde belirtilen aksine hükmü karşıladığı kabul edilmektedir. Aksi halde tüm fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir. İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunundaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Bu açıklamala çerçevesinde uyuşmazlığın iş kanunu hükümlerine göre İş Mahkemesi tarafından çözülmesi gerekir. HMK'nun 1/1. maddesi gereğince görev kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca bu dava şartı noksanlığının giderilmesinin de mümkün olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın HMK 114/1-c maddesi gereğince görevsizlik nedeni ile HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca taraflardan birinin, karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ...İş Mahkemesine gönderilmesine, talep etmemesi halinde aynı madde uyarınca mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-HMK.nun 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır