İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/554 E. 2026/58 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/554
- Karar No
- 2026/58
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO:
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, iş bu ticari iş nedeniyle davacıya gönderilen mallara ilişkin 09.02.2024 tarihli e- fatura düzenlendiğini, bu faturanın davalıya tebliğ edildiğini, defter ve kayıtlarına işlendiğini, malların teslim edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle Konya .İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket yetkiye, borca,faturaya, faize, faiz oranına, borcun tüm ferilerine itiraz ettiğini, davalının itirazı, haksız ve mesnetsiz olup yapılan itirazın iptalinin gerektiğini, Davacı şirket tarafından, davalı şirket yetkilisi ... ve davalı şube yetkilisi ... iletişime geçildiğini, müşterilerden hortumlarla ilgili şikayetler geldiğini ve bu nedenle sattığı makinelerin iade edildiğini; hortumların kullanılamaz durumda olduğunun iletildiğini, tarafların bu hususun görüşüldüğü, haberdar edildiği ve bir karara varıldığı taraflar arasındaki mesaj ( "abi konultuğumuz gibi..") ile sabit olduğunun belirtildiği, davalı tarafla yapılan görüşmelerde malların Konya şubesine iade edilebilmesinin kabul edildiğini ve bedelinin geri ödeneceğinin davacıya söylendiğini, bu amaçla, 09.02.2024 tarihli 425.792,93 TL'lik faturası tanzim etmiş, e-fatura davalıya aynı gün tebliğ edildiğini, davalı tarafın, süresinde itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ettiğini, dosyaya ibraz ettikleri mesaj ile fatura konusu mallarla ilgili olarak daha önce görüşme yapıldığı ve teslimin kabul edildiğinin açıkça anlaşıldığını, teslim anında çekilen fotoğrafların delil olarak dosyaya eklediklerini, bu nedenlerle davalırının kabulü ile ilgili icra dosyasındaki itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının haksız ve kötüniyetle yaptığı itirazı nedeniylealacağın %20 sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı tarafından söz konusu icra takibine yetki itirazında bulunulduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 50. Maddesi yetki ve yetkiye itirazları düzenlemekte, Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki yetki hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı hükmünü içerdiğini, davalı şirketin adresinin, icra takibinde ve dava dilekçesinde de gösterildiği üzere ... Mah. ... Cad. ... Sitesi .BLok No:... Başiskele/ KOCAELİ olduğunu, bu nedenle söz konusu icra takibinde yetkili icra dairesi Kocaeli İcra Daireleri ve bu takibe ilişkin itirazın iptali davalarında yetkili mahkeme Kocaeli Mahkemelerinin olduğunu, iade faturasına konu mallar davalı tarafından davacıya 04.04.2022, 15.11.2022 ve 14.12.2022 tarihli faturalarla üç farklı sipariş ile teslim edildiğini, ürünlerin tesliminden yaklaşık iki yıl sonra davalı tarafından ayıplı ürün iadesi açıklamalı 09.02.2024 tarihli fatura kesildiğini, davacı her ne kadar düzenlemiş olduğu faturaya karşı 8 günlük itiraz süresinin geçtiğini dayanak gösterse de usule aykırı dayanaksız bir faturanın geçerliliği hiçbir şekilde mümkün olmayacağını, bu nedenlerle Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi dosyasına karşı bulunmuş oldukları itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine kararı verilmesi talebi ile iş bu davayı açtıklarını, ancak, davacının ileri sürmüş olduğu sebepler hukuki mesnetten yoksun olup işbu davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davacı tarafından haksız ve mesnetsiz açılmış davanın zamanaşımı yönünden ve esastan reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı şirkete yükletilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın Konya . İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasında itirazın iptali, icra takibinin devamı ve %20 icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu görülmüştür. Mahkememizin 31/12/2024 tarihli duruşması ile dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Davacı defterleri incelenerek Mahkememize sunulan 20/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın 2024 yılı Ticari defterleri TTK.'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, 2024 yılında E-DEFTER uygulamasına geçilmiş olması sebebiyle Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin noter tasdik şerhlerinin bulunmadığı, e-Defter Beratlarının Elektronik Defter Genel Tebliğinde yer alan usül ve esaslar çerçevesinde oluşturulduğu, özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen, davaya ve takibe konu faturanın davacı tarafın 2024 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların tacir olduğu(TTK m.12) davaya konu edilen faturanın münderecatında belirtilen mal satışından kaynaklanan bir ticari ilişkiden dolayı cari hesap ilişkisinin var olduğu, davacı arafın 2024 yılı ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde davaya konu edilen faturanın bedelinin kısmen veya tamamen ödenmesine ilişkin ticari defterlerde herhangi bir muhasebe/yevmiye kaydının bulunmadığı, ticari defter kayıtlarına göre; dava konusu fatura ve cari hesaj iden kaynaklı dava takip tarihi itibariyle; Davacı ... TİC. A.Ş.' nin Davalı ... TİC. LTD.ŞTİ.” nden düzenlenen fatura ve açılış kaydı sonucunda 2024 yılı sonu itibariyle 429.813,43 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Davalı defterleri incelenerek Mahkememize sunulan 12/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı tarafın 2024 yılı Ticari defterlerinin TTK.'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, 2024 yılında E-DEFTER uygulamasını kullandığı, e-Defter Beratlarının Elektronik Defter Genel Tebliğinde yer alan usül ve esaslar çerçevesinde oluşturulduğu, davacı Firmanın kesmiş olduğu iade faturasını, davalı firmanın kayıtlarına aldığı, Davalı Firmanın kesmiş olduğu iade faturasını davacı firmanın kayıtlarına almadığı, davalı firmanın kesmiş olduğu iade faturasına, davacı firmanın yasal süresinde usulüne uygun itirazda bulunduğu, davalı tarafın 2024 yılı ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde ödemeye defter kayıtlarına göre; dava konusu fatura ve cari hesap kaynaklı dava takip tarihi itibariyle; davalı Firmanın, Davacı Firmaya 4.019,27 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Dava, iddiaya göre faturalara konu ayıplı malların teslim (iade) edilmesine rağmen bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Öncelikle taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu sabit olmakla davalının yetki itirazı BK 89. Maddesi uyarınca yerinde değildir. Davaya konu fatura, 12/02/2024 tarihli 425.792,93 TL tutarlı e-faturadır. Davacı taraf, davalıdan 2022 yılında satın almış olduğu hortumlarla ilgili ayıplı oldukları iddiasıyla bu faturayı düzenlemiş ve ürünleri iade ettiğini bildirmiştir. Uyuşmazlık temelde, ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıp nedeniyle iadenin gerekip gerekmediği ve ürünlerin iade edilip edilmediği noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde ise ticari defterlerin delil olması düzenlenmiş olup; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olduğu, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın, ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği bulunmayacağı gibi, hükme dayanak teşkil edemeyecektir. Tarafların ticari defterleri incelendiğinde davayı ispata elverişli bir kayıt ve bilgi bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Bununla birlikte TBK m.225/1 hükmüne göre ise ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir. TBK m.225/2 düzenlenmesinde ise satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu düzenlenmiştir. Bu hükme göre satıcılığı meslek edinmiş bir kişi, bilmesi gereken ayıpların alıcı tarafından kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri süremez. Ayrıca fıkrada kullanılan "bilmesi gereken" şeklindeki ibare, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin her türlü ihmalini kapsar. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ... E.- ... K. Sayılı kararı). Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Ayıbın öğrenilmesinden itibaren TBK'nın 223/2. Maddesi gereği ayıp ihbarının derhal satıcıya yapılması gerekir. Aksi halde satılan iddia olunan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Görüldüğü üzere alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir. Ancak, satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gerekin ayıplar bakımından ayıp ihbarı aranmaz. Davacı tarafından ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ilk olarak 2024 tarihinde ileri sürülmüştür. Ancak ürünler üzerinde inceleme yapılmadığından ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı olması halinde ayıbın açık veya gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, davalının ayıp ihbar sürelerine riayet edip etmediği, satıcının ağır kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılamamaktadır. Mahkememizce davalıya iade edildiği iddia edilen ürünler üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın süresinde ihbar edilip edilmediği, davacının sözleşme aykırı ifa nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, iade edilen ürünlerin ekonomik değeri bulunup bulunmadığı, uğranılan zararın miktarı tespit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Ne var ki davacı taraf, faturaya konu malların teslim edildiğini bildirmiş olduğu delillerle usulünce ispatlayamamış olup, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olmakla eğer bu delile başvurulacak ise yemin metnini hazırlayıp sunmak ve davalı şirket yetkilisine tebligat çıkartmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde davacı taraf yemin deliline dayanmamıştır. Sonuç olarak malları teslim ettiğini davacı taraf ispatlayamadığından ve malların nerede olduğu bilinemediğinden, ayıp iddiasına ilişkin olarak hiçbir inceleme yapılamadığından ispatlanamayan davanın reddine ve davacının takip başlatmakta kötüniyet olgusu ispatlanamadığından davalının tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf meselenin özünde zararının tazminini talep ettiğinden vekalet ücreti AAÜT 13/4. maddesi uyarınca takdir edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-)Peşin alınan 5.142,52-TL harçtan alınması gereken 732,00 TL 'nin mahsubu ile fazla alınan 4.410,52-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-)Hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-)Davalı tarafından yapılan 60,80- TL vekalet harcı masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4. maddesi uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-)6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin ve davalı şirket yetkilisinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi.29/01/2026
Katip Hakim