İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/457 E. 2025/342 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/457
- Karar No
- 2025/342
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/457 Esas - 2025/342
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/457 KARAR NO : 2025/342
DAVA : 1-Marka Tecavüzü, Tespit, Önleme, Durdurma, 2-Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 05/11/2024 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 Yazım Tarihi: 10/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin 2002 yılından beri inşaat alanında faaliyet gösterdiği, sistemli bir büyüme ve gelişme gösterdiği, ... sayılı “...” markasının sahibi olduğu, davalı şirketin müvekkili davacı şirketten çok sonra kurulduğu, bu şirketin de inşaat alanında faaliyet gösterdiği, müvekkili tarafından 2008 yılından beri tescil edilip kullanılan “...” markasının “....” hesabında ve “...” internet sitesinde hem alan adı uzantısı olarak hem de site içeriğinden marka ve logo olarak kullandığı, davalının ... sayılı “... ...” markasını da tescil ettirdiği, ayrıca bu markayı internet sitesinde ve reklamlarında kullandığı, davalının aynı iştigal konusundaki bu kullanımının müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğu, ayrıca davalı adına tescilli bulunan ... sayılı markanın müvekkili adına tescilli “...” markasının aynısı olduğu, aynı mal ve hizmetler için tescilli olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, markanın bu tescilinin 6769 s. SMK’nın 5/1(ç) maddesine aykırı olduğu, bu nedenle 6769 s. SMK’nın 25. Maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği, davalının marka kullanımlarının 6769 s. SMK’nın 7/2-b, 7/3-ç-d-e ve 29. madde hükümlerine aykırı olduğu, ayrıca haksız rekabet teşkil ettiği, davalı hakkında ayrıca .... sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığı, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalıya ait ... sayılı markanın davacının soruşturmaya mesnet olan ... sayılı markasıyla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun ve ortalama tüketici nezdinde karışıklığa neden olacağının tespit edildiği, .... E. Sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği belirtilerek: müvekkiline ait "..." markasının izinsiz kullanımının dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, davalı şirketin, müvekkili şirkete ait "..." markasını haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı şirkete ait ... web sitesinin ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesine, ... Şirketi’nin “.. ...” ibareli markasının hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, terkinin mümkün olmaması halinde davalı şirketin markasından "..." ifadesinin çıkarılmasına, "..." ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine, karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkili şirketin uzun yıllardır inşaat sektöründe faaliyet gösteren, saygın ve tanınmış bir firma olduğu, gerek bölgesel gerekse ülke çapında birçok başarılı projenin sahibi olduğu, her zaman özgün ve yenilikçi projeleriyle fark yarattığı, davaya konu markaya da ismini vermiş olan son projesi ".... ..."nın ....'da kurumsal bir yaşam alanı sunmayı amaçlayan özgün ve geniş çaplı bir proje olduğu, "... ..." markasının yayınına itiraz gelmediği ve markanın tescil edildiği, davacının markadan ilan suretiyle haberdar olmasına rağmen hiçbir itirazını sunmadığı, üstelik yıllar içerinde de sessiz kalarak herhangi bir dava ikame etmediği, davacının durumu uzun süredir bilmesine rağmen sessiz kalması ve uzun süre sonra dava açılmamasının TMK md.2 çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacının, müvekkilinin "... ..." şeklindeki marka tescil işlemini bildiği/bilmesi gerektiği halde uzunca müddet sessiz kalarak müvekkil şirketi ve projeyi zarara uğrama tehlikesiyle karşılaştırdığı, davacının makul sürede dava açmış olması halinde, davanın kabulü ihtimalinde, müvekkili şirketin söz konusu projeye yıllar içinde daha fazla masraf yapmayacağı, marka sahibi belirli bir süre içerisinde söz konusu markaya karşı hükümsüzlük davası açmış olsaydı veya kullanımın durdurulması veya önlenmesi davası açmış olsaydı, sonraki tarihli marka sahibi veya kullanıcısının başka türlü davranışlar sergileyerek bu marka için daha fazla masraf etmeyeceği, bu hususun davanın kötü niyetli bir şekilde ikame edildiğinin göstergesi olduğu, markaların benzer olmadığı, davacının marka tescilinin, ... kelimesinin bir daha hiçbir yerde hiç kimse tarafından kullanılamayacağı anlamına gelmeyeceği, markaların kompozisyonuna bakıldığında, müvekkili şirketin bambaşka bir imajla bambaşka bir proje ve marka oluşturduğu, her iki marka arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, davacının "..." kelimesi ile bir tanınırlığının da bulunmadığı, müvekkili şirketin davacının markasından habersiz bir şekilde, tamamen "... Ankara" projesinin ruhuna uygun olması için tercihen bu kelimeyi kullandığı, müvekkilinin burada kötü niyetli bir kastının da bulunmadığı, mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almalarının benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almalarının ise benzer olmadıklarına karine teşkil etmeyeceği, markaların aynı sınıflarda tescil edilmiş olmasının tek başına iktibas ve iltibasın mevcudiyetini göstermeyeceği, davalının ... projesine ait internet sitesinde, projenin açıkça ...'ya ait olduğunun belirtilmiş olduğu, site içerisinde ...'nın internet sitesine aktarma sağlayan bağlantı yerleştirildiği, hem görsel hem yazılı unsurlarla markanın ve projenin tüm haklarının ... San. ve Tic. A.Ş.'ye ait olduğunun tüketiciye gösterildiği, halk nezdinde iki markanın karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, arama motoruna "... inşaat" ibaresi yazılıp aratıldığında çıkan sonuçlarda müvekkili şirkete ait marka ve davacının internet sitesinin alt alta gelecek şekilde sonuçlar çıktığı, bu görüntüden de iki marka arasındaki farkın görüldüğü, ortalama bir tüketici ve internet kullanıcısının bu aramayı yaptığı takdirde alt alta çıkan sonuçlardan her iki markanın farklı şirketlere ait olduğunu ve farklı faaliyetlere ilişkin olduğunu ayırt edebileceği, "..." kelimesinin tek başına ayırt edici bir nitelik taşımadığı, ayırt ediciliği zayıf bu ibarenin kelime olarak tek başına davacının tekelinde sayılamayacağı, davacı şirket faaliyet alanlarının; asfalt ve yol yapım işleri, yer bilimleri ve sondaj işleri, peyzaj ve çevre düzenleme işleri olarak tanıtıldığı, genellikle kamu kurum ve kuruluşlarına, belediyelere asfalt ve üst yapı hizmeti veren davacının müşteri kitlesi itibarıyla büyük oranda kamu kurumlarına hitap etmekte olduğu, davalı müvekkilinin ise söz konusu projesiyle .... ili özelinde inşa ettiği rezidanslarla iş sahiplerine ve yatırımcılara ofis imkanı sunmakta, ayrıca ... ve diğer sosyal alanlarıyla canlı bir yaşam alanı yarattığı, davalının "... " projesiyle; yatırımcılara, iş sahiplerine ve spesifik bir müşteri kitlesine hitap ettiği, markaların ve marka sahiplerinin hitap ettiği hedef kitlenin farklı olduğu, iki markanın ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali veya iltibas yaratmasının mümkün olmadığı, müvekkili şirkete ait ve ismini projeden alan markanın ortalama bir tüketici kitlesine değil fakat spesifik bir kitleye hitap ettiği, çoğunlukla asfalt, peyzaj, onarım ve tadilat yapan davacı firmaya ait marka ile proje kapsamında ....'da rezidans yapan müvekkilinin karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bu sebeple, huzurdaki uyuşmazlığa konu markalar arasında iktibas ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, .... sayılı soruşturma dosyası ve bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun huzurdaki davada delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, zira alınan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediği ve rapordan haberdar olunmadığı, taraflarınca herhangi bir itiraz ve beyan sunulamamış olan raporun bu davada delil olarak kullanılamayacağı belirtilerek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 5/1-ç "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilmez. hükmü; Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....). Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 1-Davacı tarafın ... tescilli marka hakkının davalı taraf kullanımı nedeniyle marka tecavüzü oluşup oluşmadığı; 2-Davalı tarafın ... sayılı markasının davacıya ait ... sayılı marka arasında SMK 5/1-ç maddesine göre aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanı, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasına bağlı SMK 25. Maddesine göre davalı markasının hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, davalı savunmasında geçen davacının kötü niyetli olduğu iddiasının açılan davaya etki edip etmeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacıya ait 21.01.2008 başvuru tarihli,23.01.2009 tescil tarihli ... sayılı 37.nci sınıfta tescilli "... " ibareli markası olduğu; Davalıya ait 31.08.2020 başvuru tarihli, 05.03.2021 tescil tarihli ... sayılı 6,19, 35,36,37.nci sınıfta tescilli "...+ ..." ibareli markası olduğu; Celbedilen ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Davacıya ait davalıdan önce kurulup faaliyete geçen "... Tic.ltd. Şti ". Adı altında; davalının ise "... Şirketi" adı altında ticaret ünvanları mevcuttur. Ön incelemede uyuşmazlık tespitinden sonra tahkikata geçilip bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. 02.07.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE " DAVALININ MARKA KULLANIMLARI Davacı, ... sayılı markasına tecavüz teşkil ettiği iddia olunan davalı kullanımlarını “....” URL hesabında ve “...” internet sitesindeki kullanımlara dayandırmaktadır. Esasen bahse konu her iki hesap da aynı internet sitesindeki kullanımlara ilişkindir. İlgili alan adı ve internet sitesinin incelemesi sonucunda tespit edilen hususlar aşağıda paylaşılmaktadır. Alan Adı Kayıtları (Ek 1) ... kayıtlarında (...) 01.07.2025 tarihinde yapılan incelemede “...” alan adının 26.08.2020 tarihinde davalı ... San. ve Tic. A.Ş. adına tahsis edildiği, tahsisin 26.08.2026 tarihine kadar geçerli olduğu tespit edilmiştir. İnternet Sitesindeki Kullanımlar (Ek 2) Marka hakkına tecavüz gerçekleştiği ileri sürülen .... web sitesinde 01.07.2025 tarihinde yapılan incelemede, web sitesinin ana sayfası ve tüm alt sayfalarının sol-üst köşesinde aşağıda örneği sunulan “... ...” ibarelerinin antet/başlık olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Web sitesinin bölüm başlıklarında ve içeriğinde birçok yerde “... ” ve “... ...” ibareleri sık sık kullanılmıştır. Web sitesinin içeriğinde bulunan bina ve iç mekân görsellerinde de “...” ibaresinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Web sitesinin bazı bölümlerinde ise “...” ve “...” ibareleri birlikte ya da ayrı ayrı kullanılmıştır. Web sitesinde sunulan bilgi, açıklama, haber, video ve görsellerden, “... ” markasının “....” adresinde gerçekleştirilmekte olan, ... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesinin markası olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Web sitesinin başlık ve antet gibi bölümleri ve içeriğinde yer alan çeşitli metinlerin yanı sıra, web sitesinde paylaşılan, reklam ve tanıtımı yapılan proje fotoğraflarında, proje binası, resepsiyon, bina önü, açık ... gibi çeşitli bölülerde “...” markasına yer verildiği görülmektedir. Web sitesinin “İletişim” sayfasında, adres ve satış ofisi olarak “....” adresine, .... telefon numaralarına ve ... e-posta hesabına yer verilmiştir. MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET İDDİALARI YÖNÜNDEN İNCELEME İşaretin Kullanım Şekli, Kapsam ve Niteliği Yönünden İnceleme “...”, “... ” ve “... ...” ibarelerinin “....” web sitesindeki kullanımları yukarıda detaylı şekilde incelenmiştir. Web sitesinin yukarıda açıklanan içeriği ve sunulan ürün video ve görsellerine web sitesinde Ankara’da gerçekleştirilmekte, ... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesinin reklam ve tanıtımı yapılmaktadır. Web sitesinin başlık ve antet gibi bölümleri ve içeriğinde yer alan çeşitli metinlerin yanı sıra, web sitesinde paylaşılan, reklam ve tanıtımı yapılan proje fotoğraflarında, proje binası, resepsiyon, bina önü, açık ... gibi çeşitli bölümlerde “...” ibaresi tek başına, “...” ibareleriyle ya da “... ”, “... ...” şekilde kullanılmaktadır. Bu kullanımların tamamında, gerek web sitesinin başlık, antet ya da metin içeriklerinde, gerekse web sitesinde paylaşılan bina, ... ya da ofis fotoğraflarında “...” ibaresi tek başına ya da “....”, “...” gibi ibarelerle birlikte, ortalama tüketiciler nezdinde fonksiyon icra edecek şekilde kullanılmıştır. Bu kullanımlarda “...” ibaresi, “.... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesi”nin markası olarak kullanılmıştır. İşaretlerin (Markaların) Benzerliği Yönünden İnceleme Bu tespitten sonra, “....” web sitesinde, “... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesi” için marka olarak kullanılan işaret ile davacı adına tescilli bulunan ... sayılı ... markasının karıştırılacak derecede benzer olup olmadığının incelenmesi gerekmiştir. Davacı adına tescilli olan ... sayılı marka, kırmızı renkte, özgün bir yazı karakterine sahip olan “...” ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu olan "...." web sitesindeki aşağıda örneği sunulan kullanımlarda ise “...” ibaresi tek başına ya da “”, “...” gibi ibarelerle birlikte marka olarak kullanılmaktadır. Bu durumda, davacı adına tescilli olan ... sayılı marka münhasıran “...” ibaresinden oluşurken aynı “...” ibaresi davalı kullanımlarında münhasır ya da baskın markasal unsur olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle, davacı adına tescilli marka ile davalının marka kullanımları aynı ya da aynıya yakın düzeyde benzer olup aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde marka olarak kullanılması halinde ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Mal ve Hizmetlerin Benzerliği Yönünden İnceleme Davacı adına tescilli bulunan ... sayılı “...” markası yukarıda tam listesi sunulan 37. sınıfta bulunan “inşaat hizmetleri”ni de kapsayacak şekilde tescil edilmiştir. Dava konusu olan “....” web sitesindeki kullanımların ise “.... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesi” için gerçekleştiği raporun önceki bölümlerinde belirtilmiştir. Davalı tarafından “...”, “... ”, “... ...” markaları altında yürütülen bu faaliyetler esas itibariyle bir inşaat ve gayrimenkul projesi olup bu proje kapsamında yürütülen faaliyetler davacı markasının tescil kapsamında bulunan “inşaat hizmetleri” ile aynı ya da benzer türdeki faaliyetlerdendir. Bu nedenle, davalı tarafından yürütülen bu faaliyetlerin davacıya ait ... sayılı “...” markasının tescil kapsamında bulunan “inşaat hizmetleri” ile aynı ya da benzer türde hizmetlerden olduğu kanaatine varılmıştır. Karıştırılma İhtimali Değerlendirmesi Bu tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, davalıya ait “www....” web sitesinde markasal nitelikte kullanılan ve her birinin asli unsuru “...” olan “...”, “... ”, “... ...” markalarının dava konusu kullanımlarının davacı adına tescilli bulunan ... sayılı “...” markası ile karıştırılma ihtimali bulunan faaliyetlerden olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davalı tarafından, "..." kelimesinin tek başına ayırt edici bir nitelik taşımadığı, ... projesine ait internet sitesinde, projenin açıkça ...'ya ait olduğunun belirtilmiş olduğu, site içerisinde ...'nın internet sitesine aktarma sağlayan bağlantı yerleştirildiği, hem görsel hem yazılı unsurlarla markanın ve projenin tüm haklarının ... San. ve Tic. A.Ş.'ye ait olduğunun tüketiciye gösterildiği ifade edilmiştir. “...” ibaresi .... kökenli olmakla birlikte Türkçe’ye de geçmiş olan, Türkçe’de “mecaz, eğretileme” anlamlarına gelen, bir durumu, sorunu, vakayı başka bir şekilde ifade etmek için Türkçe’de yaygın şekilde kullanılan bir kelimedir. Kelimenin bu anlamları ve ortalama tüketici üzerinde bıraktığı algı ve izlenim itibariyle, huzurdaki uyuşmazlığın konusu olan “....” sektöründe tanımlayıcı bir anlamı bulunmadığı, bu nedenle gerek davacı markasının tescil kapsamında bulunan “inşaat hizmetleri” gerekse de davalı kullanımlarının gerçekleştiği “... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesi” yönünden markasal ayırt ediciliğe sahip olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca davalı web sitesinde sunulan ve “.../... ” markasının kullanıldığı projenin ...'ya ait olduğunu gösteren bilgi ve açıklamaların markalar arasında ilişkilendirilme ve bu suretle karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmayacağı kanaatine varılmıştır. Davalının Sessiz Kalma ve Kötü Niyet İddiaları Yönünden İnceleme Somut uyuşmazlıkta, dava konusu “.../... ” markasının davalı tarafından kullanımlarının tam olarak hangi tarihte başladığına ilişkin kesin bir tarih belirtilmemekte ve somut bir delil sunulmamaktadır. Buna rağmen, davalıya ait “...” alan adının 26.08.2020 tarihinde tahsis edildiği yukarıda belirtilmiştir. Davalıya ait ... sayılı “... ...” markası için 31.08.2020 tarihinde başvuru yapılmış, marka 05.03.2021 tarihinde tescil edilmiştir. Huzurdaki dava ise 05.11.2024 tarihinde açılmıştır. Bu durumda, davalı kullanımlarının “...” alan adının tahsis tarihi olan 26.08.2020 tarihi itibariyle başlamış olması halinde, bu tarihle dava tarihi arasında yaklaşık 4 yıl 2,5 ay geçmiştir. Davalıya ait ... sayılı markanın tescil tarihi olan 05.03.2021 tarihi ile dava tarihi arasında ise 3 yıl 8 ay geçmiştir. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, davacının davalı kullanımlarına karşı uzun süre sessiz kaldığı ve huzurdaki davanın kötü niyetli olduğu iddialarına ilişkin takdir Sayın Mahkemeye aittir. MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ YÖNÜNDEN İNCELEME İhtilaf konusu markalar bu kapsamda incelendiğinde, ... sayılı davalı markası; kırmızı renkte, özgün bir yazı karakterine sahip olan “...” ibaresinden oluşurken, hükümsüzlüğü istenen ... sayılı davalı markası; ön planda ve baskın unsur şeklindeki “... ” ibareleri, bu ibarelerin altında küçük yazı karakterlerindeki “...” ibareleri ve geometrik çizgilerden oluşan şekli bir unsur ihtiva etmektedir. Davalı markası ihtiva ettiği baskın ve tali unsurları ve şekli unsurlar yönünden bir bütün olarak değerlendirildiğinde, “...” ibarelerinin çok küçük boyutlarda yazılarak geri planda konumlandırılması, “....” ibaresinin ise markanın faaliyet gösterdiği şehre işaret eden tanımlayıcı bir unsur olması nedeniyle, ortalama tüketici nezdinde markasal algıya sahip olan asli ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. Davacı markasının da tek başına “...” ibaresinden oluştuğu dikkate alındığında, markaların karıştırılacak düzeyde benzer olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Diğer taraftan, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı markanın tescil kapsamında bulunan “19 ve 37. sınıflardaki mal ve hizmetlerin tamamı” ile “Sınıf 36:… gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri…”nin davacıya ait ... sayılı markanın tescil kapsamında bulunan 37. sınıftaki hizmetlerle aynı ya da benzer olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, markalar arasındaki güçlü benzerliğin yanı sıra, davalı markasının tescil kapsamındaki belirtilen hizmetlerin de davacıya ait markanın tescil kapsamındaki hizmetlerle aynı ya da benzer olduğu dikkate alındığında, ilgili hizmetlerden yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine ulaşılmıştır. SONUÇ; - Davalıya ait “....” web sitesinin başlık ve içeriğinde, “.... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesi”nin reklam ve tanıtımı amacıyla markasal nitelikte kullanılan “...”, “... ”, “... ...” ibarelerinin davacı adına tescilli bulunan ... sayılı “...” markası ile aynı/benzer olduğu, web sitesinde reklam ve tanıtımı yapılan bahse konu hizmetlerin de davacı markasının tescil kapsamında bulunan hizmetlerle aynı ya da benzer olduğu, bu nedenle davalı kullanımları ile davacı adına tescilli marka arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu; - Davalı adına tescilli olan ve hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı “... ” markasının, davacı adına tescilli olan ... sayılı “...” markası ile karıştırılacak kadar benzer olduğu, davalı markasının tescil kapsamında bulunan “Sınıf 19: Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve ... almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. Akvaryum kumları. Sınıf 36: Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Sınıf 37: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.”nin davacı markasının tescil kapsamında bulunan hizmetlerle aynı ve benzer türden olduğu, bu mal ve hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu; - Davacının davalı kullanımlarına karşı uzun süre sessiz kaldığı ve huzurdaki davanın kötü niyetli olduğu iddialarına ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; " şeklinde ifade edilmiştir. Davalı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: (Marka Tecavüzü açısından) Davacı taraf vekili ... tescilli marka hakkının davalı taraf kullanımı nedeniyle marka tecavüzü oluştuğunu ileri sürmektedir. Davacının 23.01.2009 tescil tarihli ... sayılı 37.nci sınıfta tescilli "... " ibareli markası olduğu; dava tarihinde koruma altında olduğu ... kayıtları ile tespit edildiği; Yine Davacıya ait davalıdan önce kurulup faaliyete geçen "... San Ve Tic.ltd. Şti ". adı altında tescilli ticaret ünvanı bulunmaktadır. Davalı firmanın işyerinde ve internet ortamında benimsenen bilirkişi heyet raporunda geçtiği şekilde "“...”, “... ” ve “... ...” “....”" şeklinde markasal kullanımının ... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesinin markası olarak kullanıldığı , bu kullanımlarının asıl unsurunun ... olduğu görüldüğü; (Bilirkişi heyet raporunda " Web sitesinin yukarıda açıklanan içeriği ve sunulan ürün video ve görsellerine web sitesinde ....’da gerçekleştirilmekte, ... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesinin reklam ve tanıtımı yapılmaktadır. Web sitesinin başlık ve antet gibi bölümleri ve içeriğinde yer alan çeşitli metinlerin yanı sıra, web sitesinde paylaşılan, reklam ve tanıtımı yapılan proje fotoğraflarında, proje binası, resepsiyon, bina önü, açık ... gibi çeşitli bölümlerde “...” ibaresi tek başına, “...” ibareleriyle ya da “... ”, “... ...” şekilde kullanılmaktadır. Bu kullanımların tamamında, gerek web sitesinin başlık, antet ya da metin içeriklerinde, gerekse web sitesinde paylaşılan bina, ... ya da ofis fotoğraflarında “...” ibaresi tek başına ya da “....”, “...” gibi ibarelerle birlikte, ortalama tüketiciler nezdinde fonksiyon icra edecek şekilde kullanılmıştır. Bu kullanımlarda “...” ibaresi, “... bölümlerinden oluşan bir gayrimenkul ve inşaat projesi”nin markası olarak kullanılmıştır. " şeklinde geçtiği üzere ... şeklinde markasal kullanımları olduğu ; Davalının "... " ibareli markasal kullanımları ile davacının ... sayılı 37.nci sınıfta tescilli "... " ibareli tescilli markası arasında görsel , sesçil ve anlamsal şekilde ortalama (hedef) tüketicileri iltibasa düşürecek benzerlik oluştuğu; Diğer yönden davalının " ... " şeklinde gayrimenkul ve inşaat hizmetlerindeki kullanımlar ile davacının ... sayılı ... ibareli 37.nci sınıftaki inşaat hizmetlerinin aynı / benzer hizmetler olduğundan emtia benzerliği şartı da gerçekleştiği (nitekim benimsenen bilirkişi heyet raporunda bu husus " Davalı tarafından “...”, “... ”, “... ...” markaları altında yürütülen bu faaliyetler esas itibariyle bir inşaat ve gayrimenkul projesi olup bu proje kapsamında yürütülen faaliyetler davacı markasının tescil kapsamında bulunan “inşaat hizmetleri” ile aynı ya da benzer türdeki faaliyetlerdendir. " şeklinde de izah edildiği) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, her iki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı (hedef) kitlesinin, yargılama konusu hizmetlerde davalının “...”, “... ”, “... ...” markalarını gördüğünde bunun davacıya ait ... sayılı "... " ibareli tescilli kapsamında olan bir hizmet olarak algı yaşayabileceği , yani yanılabileceği , her iki markalı hizmetin işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği yani markalar arasında karıştırılma ihtimalini yaşayabileceği kanaatiyle taraf markaları arasında SMK anlamında iltibas oluştuğundan davalı eyleminin SMK 7 ve 29.ncu madde kapsamında marka tecavüzü, oluşturduğu kanaatine varılarak dava kabul edilerek marka ihlalinin tespitine, her türlü internet ortamı dahil davalı tarafın bu tür eylemlerinin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Marka ihlali oluşturan her türlü ürüne el konulmasına, el konulan ürünlerden ... ibaresinin çıkarılmasına, bu mümkün değil ise imhasına karar verilmiştir. (Hükümsüzlük davasında); Davacı taraf vekili müvekkiline ait ... sayılı markası ile davalının ... sayılı markası arasında SMK 5/1-ç maddesine göre aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğu, SMK 6/1 maddesine göre iltibas oluştuğu , SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanına bağlı ve davalı markasının SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığından SMK 25. Maddesine göre hükümsüzlüğü gerektiğini ileri sürdüğü , davalı ise davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürmektedir. Taraflara ait markalar ile davacının ticaret ünvanına yukarıda değinilmiştir. SMK 5-1ç maddesi yönünden; Davalının markasının "...+ ..." şeklinde, davacının mesnet markasının ise "... " görselini içermesi karşısında esasen benzerlik oluşmakla beraber bu benzerliğin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilmemesi gerektiği, zira SMK 4.ncü maddede markanın tanımını " Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. " şeklinde belirttiğinden davalı markasındaki "... ve ANKARA wiev yaş " ibareleri mesnet markada yer almadığından davalı ve davacı markasının aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu söylenemeyeceği sonucuna varılarak SMK 5-1-ç maddesi koşulları oluşmadığı; SMK 6/1, 6/6 ,6/9 maddesi açısından; Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının ... sayılı "... " ibareli markası ile davalı firmanın "...+ ..." ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ; Her iki markada ... ibaresinin baskın olduğu, davalı markasındaki .... ibaresi coğrafi yöre adı (başkent ve il merkezi) olduğundan markada asli unsur olarak değerlendirilmediği; Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 3-8 deki karşılaştırma tablosunda ... sayılı markanın kapsamında yer alan 19. Sınıftaki tüm emtialar , 35. Sınıfta yer alan 19. Sınıfa ait malların satış hizmetleri, 36. Sınıftaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" ile 37. Sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden emtia benzerliği oluştuğu ; Bunun dışında kalan davalı markası kapsamı açısından ise taraf markaları arasında emtia benzerliği oluşmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 19. Sınıftaki tüm emtialar, 35. Sınıfta yer alan 19. Sınıfa ait malların satış hizmetleri, 36. Sınıftaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" ile 37. Sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "...+ ..." ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... sayılı "... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , iltibas ve benzerlik nedeniyle her iki taraf markası arasında yanılgı yaşayabileceği, hedef kitle açısından bu mallar ve hizmetlerde iltibas ve benzerlik nedeniyle davalı taraf markası ile davacı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında bu mallarda/hizmetlerde 6769 sayılı SMK 6/1 iltibas koşulu ve SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu da kısmen oluştuğu; Bunun dışında kalan emtialarda ise iltibas ve hükümsüzlük koşulu oluşmadığı; Diğer yönden; "...+ ..." ibareli davalı markası üzerinde davacının ticaret ünvanında davalı markasındakiler olan "... ve ... " ibareleri yer almadığından SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu "...+ ..." ibareli marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda sayılan kısmi iltibası da ortadan kaldırmadığından neticeden hükümsüzlük davası kısmen kabul edilmiştir. Davalının "Sessiz Kalma ve Kötü Niyet "iddiası açısından ; Bilirkişi heyet raporunda " davalı kullanımlarının “...” alan adının tahsis tarihi olan 26.08.2020 tarihi itibariyle başlamış olması halinde, bu tarihle dava tarihi arasında yaklaşık 4 yıl 2,5 ay geçmiştir. Davalıya ait ... sayılı markanın tescil tarihi olan 05.03.2021 tarihi ile dava tarihi arasında ise 3 yıl 8 ay geçmiştir." şeklindeki tespite bağlı hükümsüzlük davası 5 yıllık süre içinde açıldığından sessiz kalınmadığı ve ayrıca davacının kötüniyetli olduğu da ispat olunamadığı ; Sonucuna varılmıştır. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Marka tecavüzü talepli açılan davanın KABULÜ ile davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, internet ortamı dahil davalı tarafın bu tür eylemlerinin ÖNLENMESİNE, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 2-Marka ihlali oluşturan her türlü ürüne el konulmasına, el konulan ürünlerden ... ibaresinin çıkarılmasına, bu mümkün değil ise imhasına, 3-Marka hükümsüzlüğü talepli açılan davanın KISMEN KABULÜNE, 4-Davalı tarafa ait ... sayılı markanın kapsamında yer alan " 19. Sınıftaki tüm emtialar , 35. Sınıfta yer alan 19. Sınıfa ait malların satış hizmetleri, 36. Sınıftaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" ile 37. Sınıfta yer alan tüm hizmetler " yönünden markanın KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, bu emtialar yönünden kısmen sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına, 5-Hükümsüzlük talepli açılan davanın diğer kısımlar yönünden REDDİNE, 6-Hem marka tecavüzü, hem de hükümsüzlük talepli açılan dava ile ilgili verilen kararın Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere 1 kez İLANINA, 7-Marka Tecavüzlü Talepli açılan dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 8-Marka Hükümsüzlüğü talepli açılan dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 9-Marka Tecavüzü talepli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 10-Marka Hükümsüzlüğü talepli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 11-Marka Hükümsüzlüğü talepli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 12-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 357,50 TL tebligat ücreti, 427,60x2=855,20 TL harç masrafı olmak üzere toplam 16.212,70 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren 2/3'ü olan 10.808,46 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, geri kalan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 13-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı firma vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 17/09/2025
Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır